<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368</id><updated>2011-12-30T18:46:34.291-08:00</updated><category term='nez'/><category term='Gülben Ergen'/><category term='İlker Kızmaz'/><category term='City’s'/><category term='Tan Sağtürk'/><category term='Curtis Jackson'/><category term='falokrat'/><category term='dekorasyon'/><category term='poker'/><category term='estetik cerrah'/><category term='Bergüzar Korel'/><category term='Okan Bayülgen'/><category term='TUNCER ÖZTARHAN'/><category term='eskişehir'/><category term='bebek'/><category term='Oğlak'/><category term='kurtlar vadisi pusu bitti'/><category term='izmir'/><category term='BENGÜ'/><category term='Nursel Ergin'/><category term='Jennifer Lopez'/><category term='Aşk-ı Memnu'/><category term='tarkan beyaza çıksın'/><category term='Seren Serengil'/><category term='güvenlik'/><category term='atv'/><category term='Koza Güreli'/><category term='Kanaltürk'/><category term='50 Cent'/><category term='Tolga Çevik'/><category term='Şehrazat'/><category term='Davut Güloğlu'/><category term='Müjde Ar'/><category term='ikizler'/><category term='çocuk'/><category term='link ekle'/><category term='Sortie'/><category term='pana film'/><category term='plastik estetik cerrahi'/><category term='Binbir Gece'/><category term='şov'/><category term='doğum'/><category term='Sacit'/><category term='Muhsin Ertuğrul'/><category term='Özge Uzun'/><category term='Damas Mücevher Evi'/><category term='magazin'/><category term='Röportaj'/><category term='Komedi Dükkanı'/><category term='Deniz Seki'/><category term='evlilik'/><category term='dizi'/><category term='Özlem Işık'/><category term='komedyen'/><category term='sanatcı'/><category term='Ziynet Sali'/><category term='reklam'/><category term='flört'/><category term='Avrupa Yakası'/><category term='Doğa Rutkay'/><category term='dans'/><category term='Ajitasyon'/><category term='sanatçı'/><category term='romantizm'/><category term='tiyatro'/><category term='Şahan Gökbakar'/><category term='Tuba Ünsal'/><category term='Kanal D'/><category term='sezen aksu'/><category term='Reyhan Karaca'/><category term='Serdar Ortaç'/><category term='romantik dakikalar'/><category term='tarkan'/><category term='link dizini'/><category term='Titanic'/><category term='fotoğraf'/><category term='Body of Lies'/><category term='Leonardo DiCaprio'/><category term='boşanma'/><category term='fotoğraf sergisi'/><category term='Curling sporu'/><category term='Ali Ağaoğlu'/><category term='diziler'/><category term='Gökhan Özen'/><category term='estetik'/><category term='Mehtap Ar'/><category term='iki melek'/><category term='Aysel Gürel'/><category term='sağlık'/><category term='burçlar'/><category term='Yemin dizisi'/><category term='taç mahal'/><category term='beyaz'/><category term='ECE ERKEN'/><category term='Bayülgen'/><category term='Yalanlar Üstüne'/><category term='Binbir Gece dizisi'/><category term='vasiyet'/><category term='aşk'/><category term='kadın'/><category term='Deniz Akkaya'/><category term='sinema'/><category term='romantik'/><category term='2010'/><category term='Fox'/><category term='Beren Saat'/><category term='Mahsun Kırmızıgül'/><category term='çelik kasa'/><category term='Mert Fırat'/><category term='Hayal Kahvesi'/><category term='Curling'/><category term='Star TV'/><category term='albüm'/><category term='Saadet Işıl Aksoy'/><category term='beyazıt öztürk'/><category term='güzellik'/><category term='Var mısın Yok musun'/><title type='text'>Editorya</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>75</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5924581803120069321</id><published>2011-01-05T02:17:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T02:17:06.858-08:00</updated><title type='text'>Atkı Düğümü Video</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.annekaz.com/2009/12/erkekler-icin-atk-dugumu-video.html?spref=bl"&gt;Anne Kaz: Erkekler için atkı düğümü Video&lt;/a&gt;: &amp;quot;Aslında erkeği kadını yok şık bir düğüm lakin gösteren erkek olunca...  :) Peki neden 2.0 çünkü ilk videoda o kadar hızlı yapmıştıki t...&amp;quot;&lt;br /&gt;Atkı Bağlama Şekilleri&lt;br /&gt;Atkı Bağlama Teknikleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5924581803120069321?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.annekaz.com/2009/12/erkekler-icin-atk-dugumu-video.html?spref=bl' title='Atkı Düğümü Video'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5924581803120069321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2011/01/atk-dugumu-video.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5924581803120069321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5924581803120069321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2011/01/atk-dugumu-video.html' title='Atkı Düğümü Video'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-1943779326894398721</id><published>2009-12-29T17:02:00.000-08:00</published><updated>2009-12-29T17:13:29.291-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikizler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burçlar'/><title type='text'>2010 yılında burçlarınız</title><content type='html'>2010 yılında meydana gelecek güneş tutulmaları burcunuzu nasıl etkiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında ocak ve temmuz aylarında meydana gelecek güneş tutulmalarının burçlarınız üzerindeki etkilerine dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAşAK&lt;br /&gt;15 Ocak’ta, çocuklar, aşk hayatı ve yaratıcılık gerektiren işler açısından hızlı gelişmeler yaşayabileceğiniz günlerde olacaksınız. Yeni aşklar veya mevcut ilişkilerde ciddi kararlar gündeme gelebilir.&lt;br /&gt;11 Temmuz’da, arkadaşlık ilişkilerinizi, sosyal çevrenizi ve grup aktivitelerinizi ilgilendiren konularda gergin durumlar yaşanabilir, ancak aynı konularda yeni başlangıçlar yapma şansını da bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;TERAZı&lt;br /&gt;15 Ocak’ta, yaşadığınız yer ve ailenizle ilgili ani konular gündeme gelebilir. Aileniz ve işiniz arasında denge kurmakta zorlanabilirsiniz. ış hayatında zorlanmalar meydana gelebilir.&lt;br /&gt;11 Temmuz’da, iş hayatınız veya kariyerinizle ilgili stresli durumlar veya ani gelişmeler meydana gelebilir. Aynı süreçte, ciddi ilişkileriniz veya eşinizle diyaloglarınız da testten geçebilir.&lt;br /&gt;AKREP&lt;br /&gt;15 Ocak’ta, yakın çevrenizle ilişkilerinizi, kardeşlerinizi veya eğitim hayatınızı ilgilendiren hızlı gelişmeler yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;11 Temmuz’da, medya, eğitim, bilişim, yabancılarla ilişkiler veya seyahat konularında ani gelişmeler yaşanabilir. Planlarda aksaklıklar meydana gelebilir. Aynı süreçte, ev ve aileyle ilgili konularda da daha esnek düşünmeniz gerekecek sanırım.&lt;br /&gt;Zor geçen yıllardan sonra, bu yıl rekabet devam etse de başarılı sonuçlar ve büyük kazançlar sizi bekliyor. Geçtiğimiz yıl başlayan ilişkiniz bu yıl kalıcılık kazanabilir. Sosyal hayat ve yeni çevreler bu yıla damgasını vuracak. Yeni bir ev almak istiyorsanız ya da evinizi satmak istiyor ve bir türlü satamıyorsanız, bu isteğiniz bu yıl gerçek olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkizler bilinci, genel geçer değerlere, ön kabullere ve ileri gelenlerin kurallarına alternatif açıdan bakabilecek: kuşkucu ve özgür bir bilinçtir. Bu bilinç, oğlağın gelenekçi değerlerini devrimcilikle karşılar, karşıt burcu aslanın asalet ve üstünlük değerlerini reddeder. İkizler üstünlük diye sunulan bir şeyi kuşkuyla eleştirir, değer sistemlerini isyanla alt-üst eder. Aslında onun bu kabiliyeti, üstün körü kabul edilmiş değerleri sınama ve eleme imkanı sağlayan dahice bir kavrayıştan kaynaklanmaktadır. İkizler karakteri yapıcı, idealler kurucu bir bilinç değil, ideal kabul edilen şeylerin aslında öyle olmadığını gören bir bilinçtir. Bu bilincin isyankar yapısı; gerçek ideallere ulaşmanın önündeki engelleri yıkma aşamasını teşkil eder.&lt;br /&gt;İkizler, haksızlık ve ayrımcılığa karşıdır. İnsanların eşitliğine ve temel değerin insan özgürlüğü olduğuna inanır. Bu zihniyeti sebebiyle birçok yerleşik düşüncelerle arası iyi değildir. Değerlerin ve mutlak hakikat diye sarıldığımız gerçeklerin özgür akılla denetlenmesi gerektiğine inanır. O zaman inanca ve değerlere, riyakarca ve alışkanlıktan kaynaklanan bağlılıkla değil, samimiyetle ve isteyerek yönelir. Duygularıyla ve çıkar bağlarıyla değil, üstün bir akılla gereğine inandığı için itaat eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılını siz İkizler için Mars gezegeninin Ocak 2010 yılına kadar sürecek enerjisiyle başlamak isteriz. Bu enerjinin sizler için anlamı, içsel dünyanızla alakalı konularda arındırarak geçmişin tüm tozlarını üzerinizden silmek adına disiplin edici bir enerjiyle saracaktır. Bu dönemin olumlu ve dikkat edilmezse olumsuz yönleri olabilir. Şimdi bu etkileri birlikte inceleyelim. Mars gezegeni Oğlak burcunda astrolojik açıdan baktığımızda zorlu bir enerjidir. Zorluğunun altında yatan en önemli sebep, genişleme ve özgürlüğün temsilcisi olmasına rağmen, İkizler burcunda tam tersine enerjilerini arzu ettiği gibi sunamamasıdır. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır.Böyle bir konumdaki Neptün Yay burcunda olduğu gibi kişiye kolay yoldan şans dağıtmak yerine ne kadar özverili çalışırsan, sorumluluklarına sahip çıkarsan, kendini geleceğe hazırlamak adına ne kadar çok zahmete katlanırsan ben de sana o kadar olanak tanırım, yüceltirim zenginleştiririm der. Siz İkizler bu süreçte, öğrenme kapasitenizi arttırmak adına geri plana çekilerek oldukça hırslı bir şeklide çalışabilir ve mesleki açıdan üst konuma çıkabilmek adına projeleriniz için araştırmalarda bulunabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;Mesleki açıdan elinizde olmayan ve müdahalede bulunmanızın mümkün olmadığı gizli düşmanlıklarla karşılaşabilir fakat bütün bunlarla baş etmenin yolunun başarılı olmaktan geçtiğini anlayabilirsiniz. İşte bu hırs size daha fazla emek sarfederek kendinizi geliştirme fırsatı verir. Yine bu dönemde kendi kendinizi gayet disiplinli bir şekilde çalışmak adına istekli hissedebilirsiniz. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Ruhsal yönden bugüne dek olan eksiklerinizin, yanlışlarınızın farkına varır ve arındırmaya, temizlenmeye çalışabilirsiniz. Korkularınızın kaynağına ulaşarak bilinçaltınızdaki her sırrı çözebilirsiniz. Bütün bunları yaparken kafanızın içinde dış dünyada başarılı olmak isteği ön planda yer alabilir. Felsefi ve derin düşünmenin, sessizlik içinde huzur bulmanın, kendinizle barışarak mutluluğu yakalamanın keyfini çıkarırsınız. Gizli saklı gerçeklere ulaşma isteğiniz yoğundur ve toplum içinde kendinizi ifade etmek adına en önemli olgulardan birinin sağlıklı yaşamak ve huzurlu olmaktan geçtiğine karar verebilirsiniz. Spiritüel açıdan ilginç kişilerle karşılaşabilir veya bu kişilerle birebir irtibatta bulunabilirsiniz.&lt;br /&gt;İkinci yöneticiniz olan Venüs gezegeninin eğitici disiplin verici enerjisi altında, hayat şartlarınız değişime uğrayabilir ve aşırı isteklerinizi, saplantılarınızı terk etmek durumunda kalabilirsiniz. Bunların tümüyle baş etmenin sırrı ise, sıkı sıkıya sarıldığınız değerlerinizin sizin için ne kadar önemli olduğu ve nelerden vazgeçebileceğiniz, neler olmazsa yine ayakta kalabileceksiniz olgusuyla sıkı sıkıya bağlıdır. Yani siz bağımlılıklarınızdan taviz vermezseniz yaşadığınız deneyimler sizi onlardan uzaklaştıracaktır. Eğer eşinizin parasına güvendiğiniz bir yaşam sürüyorsanız, bu parayı elde etmeniz güçleşecek, ailenizin desteğiyle ayakta duruyorsanız bundan eskisi gibi yararlanmanız mümkün olmayacak, çalışmadan etmeden birilerine sığınarak yaşıyorsanız artık bu durum sona erecek ve hırsla çalışmak zorunda kalacaksınız. Ek gelir kaynaklarınız elinizden çıkabilecek ve siz iki kat kazanmak zorunda kalacaksınız. Cinselliğinize aşırı düşkün bir yaşam sürüyorsanız buna bir son vermek ve belirli bir düzende yaşamak zorunda kalacaksınız. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Finansal borçlarınız olduğu halde aşırı harcama yapıyorsanız, bankalarla sorunlarınız nedeniyle tutumlu olmayı öğreneceksiniz. Krediler alarak hayatınızı geçindiriyor ve işinizi ayakta tutmaya çalıştığınız halde, gelir düzeyiniz tam tersi bir yaşam sürüyorsanız, eskisi gibi bu kredileri temin edemediğiniz için, daha fazla emek sarfederek işinizi ayakta tutmaya özen göstereceksiniz. Kısaca neye güvenip bel bağladıysanız fakat karşılığında bir şey yapmadan tembel oturuyorsanız bilin ki, Satürn bir gölge gibi tepenizde olacaktır.&lt;br /&gt;Sevgili İkizler yukarıdaki süreç size her ne kadar zorlu gelse de, çalışan, çalıştığı emeğin karşılığında düzgün yaşam süren, her türlü gelirine karşı mütevazi olmasını bilen, içgüdüsel arzularını iradesine yenilmeden dengede tutabilen, yan gelip yatmadan kimseye güvenmeden çabalayan, hakkı olmayana el uzatmayan, hiç kimse mars gezegeninin yaratacağı etkilerden ürkmemeli, yaşamını aynen sürdürmeli ve ödüllerini beklemelidir. Doğru düzgün yaşayan hiç kimse bu enerjilerden kötü bir şekilde nasibini almayacaktır. Jüpiter öğretmendir ve dersini alan kişiye ise sağlam temelli ödüller sunar ve Mars gezegeninin ödülü geçici değil kalıcıdır. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Umarım sizin için bu birbuçuk yıl oldukça mutlu huzurlu ve sağlam deneyimler şeklinde yaşanır ve biter.&lt;br /&gt;Yönetici gezegeniniz Venüs ise 2005 yılından beri para evinizde konumunu sürdürmeye devam etmektedir. 2010 yılında da, orjinal ve yaratıcı yollardan kazanmanıza destek olacaktır. Para, mal ve maddi kazançlar beklenmedik yollardan aniden gelebilir yada aniden elinizden çıkabilir. Maddi durumunuzda anormal ve karmaşık durumlar görülebilir. İçsel kabiliyetlerinizi sürdürmek için özgürlüğe gerek duyar ve bunu da paranın sağlayacağını bu dönemde düşünebilirsiniz. Parasal sorunların zararından kurtulmak için kabiliyetleriniz vardır. Bu süreçte maddi bağımsızlık duygunuz güçlü hale gelir ve siz para kazanma, harcama konularında olağandışı yollar izleyebilirsiniz. Banka hesabınız önemli ölçüde dalgalanabilir. Yeni alanlar keşfetmek ve denemek cesaretini de yine bu süreçte deneyebilirsiniz.&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler&lt;br /&gt;23 Aralık 2009- 13 Ocak 2010 sosyal aktiviteler ve arkadaşlık ilişkileri, yeni insanlarla tanışmak açısından son derece olumlu bir dönem.&lt;br /&gt;07 Şubat- 21 Mart ilişkiler kurma konusunda veya sürdürmek açısından olumlu bir süreç. Fiziksel görünümünüzde canlılık. Dostluk ilişkilerine önem verme. Dış dünyada dikkatleri üzerinize toplama.&lt;br /&gt;15 Nisan-29 Nisan yakın çevrenizle olan ilişkinizde hareketlilik, ilişkilerde daha hızlı ve ateşli davranışlar. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Özgürlük meylinin yükselmesi. Evinizle alakalı gelişmeler. Partnerinizle yapılan kısa yolculuklar. Olumlu bir süreç fakat yine de ilişkinizde duygularınızı biraz daha denetim altında tutmanız ve dikkatli hareket etmeniz gerekebilir. ayrıca iletişim yoluyla yeni tanışmalar ve çabuk bitecek kısa ilişkiler yaşama.&lt;br /&gt;17 Mayıs- 24 Haziran aynı anda iki ilişkiyi birden sürdürme, kararsızlıklar, aşkta şanslı bir dönem. Çift kısmetlilik, yüzeysel ilişkilere yatkınlık, iletişim ve haberleşme yoluyla tanışmalar, meraklılık, aşk hayatınızla ilgili yapılacak yolculuklar. Çocuklarınızla ilgili aktiviteler.&lt;br /&gt;08 Temmuz- 16 Ağustos ilişkilerde gerginlik, her iki tarafında kendi görüşünde diretmesi, partnerin kendini ön plana alan davranışları ile sizin beklentileriniz arasındaki uyumsuzluk. Dikkat edilmesi halinde sorunlar konuşularak halledilebilir.&lt;br /&gt;Olumlu İlişkiler: Koç, Kova, Yay&lt;br /&gt;Zorlu ilişkiler: Aslan, Boğa, Akrep&lt;br /&gt;Parasal Konular&lt;br /&gt;08 Mart- 17 Nisan parasal konularda kayıtsızlık. Gelirlerinizle ilgili mevzularda hakkınızı korumak yerine gelene razı olma hali. Parasal kazanımlarınız açısından mücadele vermekten kaçınma. Hayali bir takım düşüncelerle hareket etmeye çalışmak, cömertlik ve eli açıklık. Dikkatli olunması gereken zaman. Elinize geçebilecek paraları belirli alanlara yönlendirmeli ve dikkatli harcamalarda bulunmanız gerekebilir. eviniz, eğitiminiz, yolculuklar veya maceralar nedeniyle parasal harcamalar.&lt;br /&gt;16 Ağustos- 13 Ağustos kendi kazanımlarınız dışındaki kaynaklardan elde edilen paralar konusunda pratik düşünmek, düzenli ve planlı davranılması gereken zaman dilimi. Genelde gelirler gündelik yapılan işler ve sağlık, hizmet konularından elde edilebilir.&lt;br /&gt;Parasal Konularda 2006 yılından beri etkili olan Satürn gezegenidir. 2011 yılına kadar bu enerjinin etkisi kimi aylarda oldukça etkili konuma gelecektir. Özellikle 07 Haziran- 19 Haziran döneminde son derece dikkatli hareket etmeniz harcamalarınız ve girişimleriniz konusunda mantıklı ve sakin davranmaya çalışmanız önemlidir. İlişkiler veya ortaklıklar yoluyla parasal sorunlar yaşanabilir.&lt;br /&gt;İş ve Kariyer&lt;br /&gt;18 Eylül- 16 Ekim mesleki konularda otoritelerle olan ilişkinizde sorunlar oluşmaması için ılımlı ve hoşgörülü bir tarzda hareket etmeniz gerekebilir. İşinizle alakalı konulardaki gelişmeleri takip etmeniz ve gelişiminiz adına değerlendirmeniz halinde sorunlar oluşmayabilir.&lt;br /&gt;29 Ekim- 11 Aralık sosyal aktiviteler aracılığıyla kendinizi tanıtım ve girişimler. Yabancılarla yapılan ortak işler kanalıyla kendinizi güçlendirmeler. Dostluk ve arkadaşlarınız aracılığıyla liderlik yapabileceğiniz ve kafanızın içindeki işleri hayata geçirme konusunda destek göreceğiniz dönem. Özgürlük ve kendi başınıza hareket etmek istediğiniz bu dönemde bir çok insanla tanışabilir, yolculuklar yapabilir ve tanıtım, organize işler ve mesleki yönden her türlü gelişim konusunda ilerleme şansı elde edebilirsiniz.&lt;br /&gt;Sağlık&lt;br /&gt;02 Mart- 19 Mayıs tarihleri arasında Uranüs gezegeninin sağlık evinizdeki transiti nedeniyle sağlık konusunda etkili bir dönem geçirebilirsiniz. Venüs ikizlerde düşük enerjili olduğundan eski duygusal problemlerin veya eski rutin rahatsızlıklar, geçmişle alakalı bazı problemlerin sizi oldukça hassaslaştırabileceği bir süreç geçirebilirsiniz. Bu yorum bakterim.com sitesinde yayınlanmaktadır. Kendinize dikkat etmeniz ve sağlık kontrollerinizi ihmal etmemeniz, bir sorun olmasa bile beslenme düzeninizle alakalı konularda özen göstermeniz faydalı olacaktır. özellikle üzüntü, depresyon gibi durumlardan uzak durmak için pozitif düşünce gücünüzü her zaman ön planda tutmanız faydalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılının Siz İkizler için, yüreğinizin içindeki tüm arzuların gerçekleşmesini diler, güven dolu, huzurlu, mutlu ve sağlıklı günler temenni ederiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski güzel günlerinizin geri gelmesi sizi memnun edecek. Bu yıl vereceğiniz kararlar, önümüzde ki 5-10 yıla damgasını vuracak. Ve en güzel tarafı bunların çoğu güzel şeyler olacak. Bu yıl büyük bir aşk kapınızda! İş hayatınızda büyük değişiklikler olacak ama hepsi de sizin için olumlu değişiklikler olabilir. Yıl eğlence ve sosyal aktivitelerle geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlak Burcu 2010' a girerken genel durumu ve yeni yorumları :&lt;br /&gt;Oğlak burcu, Koç burcunun aksine en barışsever, en sakin ve kararlı karakteri temsil eder.&lt;br /&gt;Bütün insanlarda mal biriktirip, güzel ve sağlam ev, eşya sahibi olup, iyi giyinip güzel görünerek dünyevi bir kalıcılık ve refah elde etme arzusu vardır. Ancak Oğlağın benliği için bu arzu, varolmanın temel tadıdır. Varolmayı bir çaba ve süreven sayan koç burcu'nun aksine, Oğlak burcu var olmayı bir tat ve huzur hali kabul eder. Korunması gereken dinginlik ve kalıcılık, tadına varılması gereken hoşluk ve güvenlik olarak görür. Oysa hayat Koç' un kavgasından ibaret olmadığı gibi Oğlağın sükunundan da ibaret değildir. Her burç hayatın bir yönünü bilinçlerine aksettirirken, diğer yönlerini diğer yönlerini ihmal ettirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılı siz Oğlaklar için, yüksek eğitim, yabancı ülkelerle alakalı tüm bağlantılar, hukuk,din, politika, yayımcılık, yabancı dil öğrenme, akademik kariyer elde etme ve meslek sahibi olmak ve iyi bir pozisyon elde edebilmek isteği kendinizi en fazla zengin, değerli ve etkileyici olarak görmek isteğiniz alanlar olacaktır. Bu konularda güçlü olmak arzunuz son derece yükselecek ve dışarıya karşı yine bu konularda güçsüz görünmekten özellikle sakınacaksınız. Uranüs gezegeninin olumlu ve bereketli enerjisi sayesinde çalışarak, emek sarfederek, dişinizle tırnağınızla kazanacağınız zaferler için şimdiden kendinizi hazırlamanız yerinde olabilir.Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında, kafanızın içindeki tüm sorulara cevap bulabilir ve arzularınızın gerçekleşmesi sonucunda, dünyaya daha huzurlu, kendinizden emin bir ruh hali içinde bakabilirsiniz. Aşk hayatınız, flörtleriniz, yaratıcılık gerektiren her türlü faaliyetiniz, çocuklarınız veya çocuk sahibi olmak adına düşünceleriniz, yaşamın keyifli yanlarının tadına varmak adına olan tüm eylemlerinizde ise belirli bir sınırlanmış, çekingenlik olsa da, bu konularda yaklaşık birbuçuk yıl içinde gelişmek ve büyümek açısından fırsatlarla karşılaşabileceksiniz.&lt;br /&gt;Bağımsızlık duygunuzu ve bugüne dek olan bakış açınızı yenileyerek değişime uğraşacağınız alan ise, ileriye yönelik hedefleriniz, grup faaliyetleriniz, sosyal hayatınız ve dostluk ilişkilerinizde olacaktır. Özgürleşmek adına içinizde en derin duyguları taşıyacağınız konuların başında da mesleğiniz ve kariyeriniz gelecektir.&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler&lt;br /&gt;Aşk konusunda etkili tarihlerin başında, 08 Mart- 17 Nisan arası arkadaşlık ilişkileri, sosyal faaliyetler ve güçlü duygular içinde arkadaşlık merkezli beraberlikler kendinizi keyifli hissetmenizi sağlayıcı bir dönem olarak yer almakta.&lt;br /&gt;23 Nisan- 29 Mayıs tarihleri yönetici gezegeninizin konumu dolayısıyla aşk konusunda şanslı bir dönem. Bu süreçte karşı cins tarafından oldukça çekici hale gelmenizi sağladığı gibi, yakın beraberlikler açısından da daha dikkatli ve özenli davranışlar sergileyeceğiniz bir süreç anlamı taşımakta.&lt;br /&gt;11 Temmuz- 26 Ağustos dönemi Aşk açısından olumlu bir süreç. Sabit fikirlilikten uzak kalmanız halinde mutlu bir ilişki yaşayabilirsiniz. Aşk konusunda seçicilik ve her detayın üzerinde durmak ve mükemmeli arzulamak gibi etkiler yaratabilir.&lt;br /&gt;19 Eylül- 30 Kasım tarihleri arası ise, özellikle ciddi ilişkiniz, evliliğiniz konularında dikkatli hareket etmeniz ve gerekli dengeyi kurmanız halinde beraberliğinizde çekim gücünün yükseleceği bir zaman olabilir. Çatışmak yerine uzlaşı içinde olmaya çalışmak, farklılıklarınız konusunda ortak bir nokta oluşturmak adına ılımlı davranmak faydalı olabilir. Ayrıca cinsel paylaşımlar açısından da senenin sonları gayet etkili dönem olarak gözükmekte.&lt;br /&gt;Olumlu ilişkileriniz: Başak-terazi-yengeç burçlarıyla&lt;br /&gt;Zorlu ilişkiler : Kova-Aslan&lt;br /&gt;İş ve Kariyer&lt;br /&gt;Mesleki kariyeriniz ve genel olarak iş hayatınızla ilgili etkili olabilecek en önemli tarihlerin başında 10 Ocak- 23 Mart dönemi ilk başta yer almakta. Bu devrede özgür düşüncelerinizi hayata geçirmenizi sağlayan iş fırsatları yakalayabilir veya şu anki pozisyonunuzla ilgili bir karara varmak gereği duyabilirsiniz. Mars gezegenin geri hareketinin devam etmesi nedeniyle karar vermeden önce düşünmeniz iyi olabilir. Sabit fikirlilikten uzak kalmanız halinde orijinal ve sıradışı gelişmeler yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Nisan- 18 Mayıs döneminizde girişimler açısından güçlü bir ifade kazanabilir, daha cesur bir şekilde isteklerinizin peşinden gidebilirsiniz. Bu durum mesleki açıdan size oldukça yeni fırsatlar getirebilir.&lt;br /&gt;22 Ağustos- 12 Ekim döneminde gündelik iş temponuz açısından ilişkilerinizi güçlü tutmaya çalışmalısınız. Mesleki açıdan bir ortaklık veya eşiniz vasıtasıyla gelişmeler yaşayabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken konu, paylaşmaya ve işbirliğine açık olmak, pasif tepkiler yerine girişimci davranmak olmalıdır. Tam tersi bir durum içsel olarak gerilimlere ve hareketsizliğe neden olarak dönemin olumlu gelişmelerinde yararlanmanız önünde engel oluşturabilir.&lt;br /&gt;08 Kasım- 28 Aralık dönemi yurtdışı bağlantılı işleriniz, mesleki açıdan akademik kariyeriniz ve eğitim konularında gayet olumlu gelişmeler yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Parasal Konular&lt;br /&gt;Finans hayatınız ve maddi kazanımlar açısından etkili olacak tarihlerin başında, 21 Aralık 2009- 17 Mart 2010 arası dönemde iletişim yoğunluğu içinde oluşunuz aynı anda birden fazla işle uğraşmanız, ek gelirler sağlayacağı gibi, yapacağınız görüşmelerde durumunuzu düzeltebilecek girişimlerde de bulunabilirsiniz. Sizler genel olarak tutumlu kişiler olduğunuzdan bu dönemde harcamalar konusunda dikkatli olun uyarısından ziyade, daha esnek düşünmeye çalışmalı ve fırsatları değerlendirmelisiniz demek daha doğru olacaktır. Gayet aktif bir dönem olabilir.&lt;br /&gt;23 Mayıs - 14 Haziran dönemi, parasal konularda ilişkiler ağınızı genişletmeniz ve gerekli kişilerle bağlantıya geçme açısından girişimlerde bulunmanız gayet faydalı olabilir. haberleşme trafiğiniz yoğun ve yolculuklar aracılığıyla parasal kazançlar açısından verimli gözükmekte.&lt;br /&gt;13 Ekim- 11 Kasım arası kendi kazanımlarınız dışında yerlerden gelebilecek gelirler açısından etkilidir. Yabancı ülkelerle bağlantılar faydalı olabilir. Eşinizle alakalı gelişmeler maddi açıdan sizi rahatlatabilir. Bu dönemde her zamanki gibi yatırımlarınızı değerlendirmek konusunda dikkatli olmalı, paranızı nerelerde değerlendirmeniz gerektiği konusunda planlar yapmalısınız. Gayet aktif, hızlı bir tempo içinde maddi konularla meşgul olacağınız bir dönem.Ortaklık konularında da etkili olacak bu zaman diliminde hukuk davalarınız, sigorta gelirleriniz, miras, kredi gibi konular aracılığıyla maddi gelirler söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;Sağlık&lt;br /&gt;26 Ağustos- 24 Ekim döneminde yoğun temponun getirdiği yorgunluklar, keyifsizlik durumu görülebilir. Birebir iş ilişkisinde bulunduğunuz kişiler veya eşiniz kaynaklı sağlık problemleriyle uğraşmak durumunda kalabilirsiniz. Boğaz rahatsızlıkları, bel ağrıları ve psikolojik yönden alınganlık hali gibi durumlar oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılının Siz Oğlaklar için, yüreğinizin içindeki tüm arzularınızı gerçekleştirmenizi sağlayan olanaklarla dolu geçmesini diler, huzurlu, mutlu, sağlıklı günler temenni ederiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş ve aşk hayatınızın çok önemli bir noktasında bulunuyorsunuz. Hiç kuşkusuz çok çalışmanız ve mücadele etmeniz gereken bir yılı tamamladınız. Ancak hiç üzülmeyin! Bu etki geçtiğinde tüm çalışmalarınızın birbirinden lezzetli meyvelerini topluyor olacaksınız. Ev sahibi olma isteğiniz de bu yıl artıyor. İşin en güzel tarafı, 2010 bu düşünüzü gerçekleştirecek konumda olabilecek. Özel hayatınızda ki insanla ciddi bir ilişki düşünüyorsanız Mayıs ayı girişimde bulunmak için en güzel ay olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koç bilinci, varlık bilincine karşıdan bakabilen, kendinin varlığı konusunda daha ılımlı bir çizgide olmanın bilincidir.&lt;br /&gt;Koç bilinci: tıpkı liderliğin gücü gibi kararlarının arkasında durmaktadır. "yapsam mı, yapmasam mı ?" veya "söylesem mi, söylemesem mi ?" gibi bocalamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir düşünce ağır basar, hemen arkasından diğer düşünceler, böylece Koç kararsızlık içinde olmaz. Çok hassas bir denge ile sağlanacak mükemmel kararlar verebilirler. Çünkü Koçlar, ahengin; kusursuzca güzelliğin temeli olduğunun bilincidir.&lt;br /&gt;Aslan' ın üstün nitelikler peşinde koşması, başağın kusursuzluğu en ince ayrıntılarda aramasından sonra Koç bir şey keşfetmiştir. Kusursuz bir şey yoktur, ancak her şey uyumlu olduğu kadar güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılı Siz Koçlar için, Şans, bereket ve genişleme imkanı getiren ve kişiyi inancı açısından besleyen kuvvetlendiren Uranüs gezegeni, 15 Şubat 2010 tarihine kadar sürecek bu dönemin siz Koçlara olan etkisi, içsel huzur ve güvenlik aradığınız en önemli yaşam alanının eviniz, aile yaşantınız, aileniz ve geçmişinizle alakalı konularda olacağını görmekteyiz. Uranüs oğlak burcunda sorumluluk, güvenilirlik, görevlerini yerine getirme hissi vereceği gibi, sınırlamalar getirerek bunları gönüllü olarak kabul etmeniz açısından da size etkileyecektir. Ne kadar modern düşünürseniz düşünün bu süreçte geleneksel kurallar önünüze gelebilir ve sizi belirli bir çerçeve içinde hareket etmek adına teşvik edici olabilir. Dürüstlük, ciddiyet, sadelik, disiplin içinde yaşamanız için içsel olarak size enerji sunar. Ailenizle alakalı konularda sorumluluk almaya ve ruhsal olarak kendinizi güvende hissetmek adına eylemlerde bulunmaya çalışabilirsiniz. Tedbirli bir şekilde yaşamak gerektiğini anlar ve daha dikkatli adımlar atmak için özen gösterebilirsiniz.&lt;br /&gt;Venüs gezegenin Başak burcundaki seyri ise sizler için, içsel korkularınızla yüzleşmek, mesleki konularda gelişim için sıkı çalışmak, kendinize olan güveninizi geliştirmek amaçlı deneyimlerle karşılaşmak demektir. Sonunda, kendinizi yeniden keşfederek, olgunlaşmış, sorumluluklarınızın kesinlikle bilincinde olarak yeni bir yaşama adım atarak, bütün öğrendiklerinizi uygulamak isteğiyle dolu olabilirsiniz. Bu etki altında, içsel olarak yalnızlığa yatkın olmanıza rağmen, kimi zamanlarda oldukça neşeli, fazlasıyla çalışan fakat hayatın eğlenceli yanlarını yaşamaktan hoşlanan biri gibi davranabilirsiniz, bunun altında yatan sebep ise, içinizdeki korkuları bastırmak ve etrafınıza ne kadar güvende ve mutlu olduğunuzu hissettirmektir. Bu bir yerde iyi bir davranış olabilir ama sorunlarınızı paylaşmak istemediğiniz ve bilinmesi durumunda aciz gözükeceğinizi düşünmeniz en büyük yanlışlardan biri olacağı için, yüreğinizdeki tutsaklık daha fazla yükselecek ve sonunda iyice yalnız kalabilirsiniz. Onun yerine, sevdiğiniz güvendiğiniz insanlara ruhunuzu paylaşıma açık tutmak, onların desteğini almak ve sorunlarınızı bölüşmek hem sizi boşluktan kurtaracak hem de içsel olarak huzur verecektir.&lt;br /&gt;2010 yılında gündelik iş temponuzla alakalı konularda bakış açınızı değiştirmenizi sağlayacak gelişmeler yaşanabilir. Mesleki kariyerinizi yükseltmek için usta çırak ilişkisi tarzında, gündelik temponun yoğun olarak yaşandığı işler gündemde olabilir. sağlığınıza özellikle dikkat etmeli, rutin kontrollerinizi yaptırmalı ve stres yaratabilecek ortamlarda çalışıyorsanız elinizden geldiğince sakin kalmaya özen göstermelisiniz. İşinizle ilgili beklenmedik değişimler de yine bu sürecin etkileridir.&lt;br /&gt;Satürn gezegeni ise 2010 yılında aşk hayatınız, çocuklarınızla ilişkileriniz, hayatın keyifli yanlarını hissetmenizle alakalı mevzularda bağımlılık yaratabilecek ilişkilere sebep olabilir. ilişki kurduğunuz insanlar ve diğer konularda hayalkırıklığı yaşamamak için tedbirli olmanız, sorunlara pembe gözlüklerle bakmamanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Ocak 2010- 17 Şubat 2010 arası yakın çevreyle ilişkiler ve yolculuklar açısından etkili görünmekte. Değişik insanlarla tanışmak, haberleşmek yoğun bir şekilde görülebilir. Bağımlılık yaratabilecek ilişkilerden kaçınabilirsiniz.&lt;br /&gt;02 Mart- 22 Nisan dönemi aşkta şanslı bir dönem. İlginç ve sıradışı ilişkiler yaşanabilir. Özgürlük konusunda oldukça dikkatlisinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mayıs- 15 Haziran arası ciddi ilişkinizle alakalı konularda çatışmalar ve anlaşmazlıklar meydana gelebilir. Partnerinizin size karşı olan davranışlarında sertlikler ve bencillikler nedeniyle tartışmalar yaşanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Temmuz- 30 Ağustos ilişkiler açısından oldukça şanslı bir dönem. Kendinizi pozitif bir şekilde ifade edeceğiniz güçlü bir dönem. Fiziki açıdan güzellik, çekicilik ve kendinize olan güven duygunuzun yükselişi size aşk konusunda keyifli günler yaşatabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05 Eylül-15 Aralık yakın çevrenizle güçlü ilişkiler, yolculuklar ve etkili girişimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu İlişkiler : Terazi, İkizler, yay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorlu ilişkiler : oğlak, Arslan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş ve Kariyer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Şubat - 19 Nisan mesleki konularda aşırı hassasiyet içinde olacağınız bir dönem. Otoritelerle sorunlar yaşanabilir ve işinizle alakalı konularda kendinizi gergin hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mayıs- 18 Haziran döneminde mesleki açıdan ve otorite konumundaki kişilerle olan ilişkilerinizi dikkatli bir şekilde sürdürmeli. Güvenliğinizle alakalı mevzularda aşırı kırılganlıklar yerine daha güçlü bir şekilde kendinizi ifade etmeye çalışmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Haziran - 16 Ağustos dönemi hedeflerinizle alakalı konularda sosyal ilişkileri ve ekip halinde çalışmalar, tanıtımlar ve liderlik özelliklerinizi gösterebileceğiniz faaliyetler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Eylül - 09 Kasım kendinizi ifade konularında etkili süreç olarak gözüküyor. Girişimlerde bulunmaya gönüllü olmalısınız.&lt;br /&gt;Parasal Konular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Mart- 03 Mayıs arası yönetici gezegeniniz Jüpiter evlilik, ortaklık, miras ve diğer yollardan finansal açıdan gelirleri göstermekte.&lt;br /&gt;08 Ağustos - 29 Eylül arası tutumluluk ve para elde etme konusunda yaşanacak bazı olumsuzluklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ekim - 22 Kasım dönemi parasal konularda dikkatli adımlar atılmalı, ödemelerinizle ilgili sorunlar yaşanmaması için harcamalarınız konusunda da temkinli davranmanız gereken bir zaman dilimi. Başkalarından destek görmeye ihtiyacınız olabilir.&lt;br /&gt;Sağlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Şubat- 26 Mayıs beslenme düzeninize dikkat etmeli, kilo sorununuzla ilgili belirli bir diyet programına dahil olmalısınız. İlişkilerinize özen göstermeli, psikolojik yönden beklentilerinize uymayan durumların yaratacağı gerginlikler karşısında içinizdeki sevgi birliğini denge içinde tutmaya özen göstermelisiniz. Kilo sorunları ve lezzetli yiyeceklere düşkünlük konusunda perhiz yapmayı ihmal etmemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Haziran- 16 Temmuz yoğun çalışmanın veya iş problemleri nedeniyle oluşan stresler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Temmuz-30 Ağustos herşeyi detaylamaya çalışmanız ve içsel olarak mükemmellik arayışınızın getirdiği stresler yaşanabilir. Bu dönemde evliliğiniz veya ilişkinizle alakalı konularda yaşadığınız sıkıntılar sonucu doğal olarak kendinizi keyifsiz hissedebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılının Siz Koçlar için, yüreğinizin içindeki tüm arzuların gerçekleşmesini diler, güven dolu, huzurlu, mutlu ve sağlıklı günler temenni ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl, yeni bilgiler edinme, eğitim alma ve yabancı ülkelere gitme arzunuz artacak. Çevrenizi genişletme imkanı bulacaksınız. Kendinizle barışık olduğunuz bu yıl da yaşanabilecek en büyük talihsizlik, bir türlü karar verememeniz ve belirsiz ortamlardan kurtulamamanızdan kaynaklanabilir! Aşk da çok şanslı görünmüyorsunuz ama bu şanssız olduğunuz anlamına da gelmiyor. Sadece renksiz ama dolu bir yıl olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başak bilinci, dünya hayatının insan zihnine sunduğu açıklamalardan aradığını bulamamış, başka alemlerden medet bekleyen bir bilinçtir. Aslında o, bilinen cevapların peşinde değil, akılca sınırları çizilemeyecek, enginlere uzanan derin cevaplar peşindedir. Başak aradığını gerçek dünyada bulamayacağını sezmiş, başkalarının çocukluk yıllarında bıraktığı hayal dünyasından kopmamaya karar vermiştir. Diğer burçlara göre, başak burcunun empatisi ve hisleri son derece kuvvetlidir.&lt;br /&gt;Kendini birilerine adaması, benliğin basit arzuları içinde sıkışmaktan son kaçışıdır. Kendini vakfederek ölümsüzleştirir, ben olarak yaşayıp bir hiç olarak ölmekten kurtulur. Çünkü başkaları için yaşayanlar, egoları için yaşanlar gibi bir tek ömür yaşayıp tüketmezler; aksine kendilerini dağıttıkları her bir hayatla varolur, sınırsızca ve sonsuzca varoluş kazanırlar. Başak burcu böyle duygusal bir idealizmi; olumlu ve faydalı bir biçimde hayata geçirir, ya da boş bir iddia olarak sürdürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılı Siz Başaklar için İkinci yöneticiniz mars gezegeninin Ocak 2010 yılına kadar sürecek etkisinden söz ederek başlamak istiyoruz. Bu dönemde gelecekle alakalı umutlar ön plana gelmeye başlayacaktır. İdeallerinizi belirli bir noktaya odaklamanız için her şeyden önce disiplinli bir şekilde çalışmak ve mesleki açıdan kendinizi geliştirmeniz gerekmektedir. Kariyer sahibi olmak adına yeniden iş hayatının içinde yer almanızı veya hali hazırdaki işinizle ilgili değişimlerde bulunarak ileriye yönelik hedeflerinizi gerçekleştirmenizi sağlayıcı tedbirleri mutlak almalısınız. Bu yorum bakterim.com sitesinde yayınlanmaktadır. Değişkenliklerden uzak durarak, hassasiyet içinde olmak, alınganlıklar göstermek, en ufak bir şeyi kafanıza takarak kendi iç dünyanızda ikilemler yaşamaktan uzak durmalısınız. Yaşamın sizin için hazırlayacağı nimetlere kavuşmak için disiplin, sorumluluk ve kendinize güven olgusu son derece önemli olacaktır. Dostluk ilişkilerinizi sağlamlaştırmalı, kendinizi başkalarıyla uyumlu çalışacak şekilde ayarlamalısınız. Sosyal organizasyonlar, iş veya farklı amaçlar için yapılan seyahatler, iş hayatıyla birebir ilgisi olan kişilerle temaslar, mesleki kariyeri olan kişilerle tanışmalar ve bu tanışmalar sayesinde ileriye yönelik işlerde birlikte görev almalar gibi etkiler de yine bu sürecin faydalı yönleri arasında yer alacaktır.&lt;br /&gt;Devir artık, durmak, aynı noktada ısrar etmek, sırf alışkanlık diye değişimlerde bulunmamak veya sürekli fikir değiştirmek zamanı değildir. Sizler son derece hassas yapıya sahip kişiler olduğunuz için dış dünyanın karmaşalarında kendi iç alanıza çekilerek kolayca moral düşüklüğü yaşayabilen kişilersinizdir. Bu yorum bakterim.com sitesinde yayınlanmaktadır. Fakat Uranüsün bu konumu sizi yüreklendirecektir ve siz ne kadar çaba gösterirseniz misliyle size karşılığını verecektir. Biz ikinci Yöneticiniz merkür ve Oğlak burcu seyrinin sizlere Satürnün ilişki konusunda yaşatacağı dersler konusunda yardımcı olacağını düşünüyoruz. İki alanda da disiplinli bir şekilde ve her şeyden önemlisi sabırlı bir şekilde mücadele vermeniz halinde ve kesinlikle yılmadan özgüven duygunuzla ayakta kalmayı başardığınız zaman hem mesleki anlamda hem de ilişkinizle alakalı her tersliğin altından kalkabilecek, böylece bir taşla iki kuş vurmuş gibi arzu duyduğunuz her şeye kavuşabileceksiniz.&lt;br /&gt;2010 yılında etkili olacak bir başka enerji ise Satürn gezegeninin evlilik, ciddi ilişkilerle ilgili yaşam alanınızdaki seyridir. Sizler bu etki altında, öncelikle sürecin başlamasıyla beraber, bugüne dek yaşadığınız ilişkilerden farklı bir sorumluluk anlayışı sizi sarmaya başlayacaktır. İlişkisi olanlar bu süreçte birlikte oldukları kişiye karşı daha fazla bağlılık gösterdikleri gibi beraber oldukları kişi de aynı şekilde davranmaya başlayabilir. İlişkisi olmayanlar ise, karşılarına çıkan kişinin yaşça deneyimli, olgun ve hoşgörülü tarzda olmasına dikkat edecektir. Genelde kendinizden küçük veya oldukça büyük kişiler (yaş farkı) dikkatinizi çekmeye başlar. Bu durum yaş olarak görüleceği gibi, kişinin düşünce yapısının yaşıtlarına oranla farklılığı olarak ta ele alınabilir.&lt;br /&gt;Genel anlamda hayatınıza giren kişi, öncelikle sizin ilişki konusuna eskisinden daha fazla ciddi olarak bakmanızı sağlayacak derecededir. O güne dek sadece kendi isteklerinizle yaşayan biri iseniz, biliniz ki bu kişi sayesinde biz olmayı daha fazla öğrenmeye başlayacaksınız. Ayrıca artık yaşadığınız ilişki aşk oyunu ve flört deneyimlerden oldukça farklı, tamamen ciddiyete dönük hatta bir yaşam kurmaya kadar varacak boyutta olan beraberliktir.&lt;br /&gt;Satürn gezegeni bu süreçte Terazi burcunda ilerlediği için ve sizin güneşinizle uygun açıda olması dolayısıyla ilişkiler, genel anlamda beraber aynı gündelik iş temposunu paylaştığınız kişiler olabileceği gibi, çeşitli hizmetler yoluyla tanışacağınız bir kişi de olabilir. Mükemmellik anlayışınız bu dönemde yüksektir, karşınızdaki insana eskisi gibi iyimser gözlerle bakmak yerine, daha seçici ve detaylarına kadar dikkat edecek şekilde bakabilirsiniz. Bugüne dek beraberliklerde yaşadığınız zorlu günlerin biraz da sebebi iyi niyetinizin haddinden fazla oluşu ve inceleme gereği bile duymadan sadece aşık olduğunuz bir kişiyi tercih etmenizdi. Oysaki bu süreçte karşınıza çıkacak kişi sizi, siz de onu yakından tanımak için oldukça çaba sarfedecek, her şeyini öğrenmek isteyecek ve ilişkinin uzun ömürlü olması için temelinin sağlam olmasına çalışacaksınız. Bu süreçte öğreneceğiniz en büyük ders, yaşadığınız ilişkiyi her ne olursa olsun abartmamanız, karşınızdaki insanı kendiniz gibi görme yerine, onu bir birey olarak kimliğini net olarak saptamanızdır. Bu yorum bakterim.com sitesinde yayınlanmaktadır. Unutmamalısınız ki, onu ne kadar gerçekçi bir şekilde düşünürseniz yanılma payınız o denli düşük olacaktır. Bu evli olanlar için de geçerli bir durumdur. Eşiniz nasıl biridir, ilişkinizde aksayan yönler nelerdir, huzursuzluk ve mutsuzluğunuzun sebebi nedir ve bunların düzeltilmesi yolunda kim kendi payına ne yapmaktadır gibi soruların cevaplarını tam olarak vermelisiniz. Bütün bunların kafanızda oturma süreci birbuçuk yıllık zaman dilimidir. Bu dönemin sonunda hakikatler yerine oturacak, temeli kuvvetli olan evlilikler sürecek, yıllardır kanayan yara gibi devam eden ve kangren halini alan kimi evlilikler de bitecektir. O nedenle o güzelim iyi niyetinizi sınırda tutmayı, kendinizi ve onu gerçekçi bir şekilde değerlendirmeyi ve yaşamınız adına yeni bir yön çizmeyi asla ihmal etmeyiniz. Kısaca eğer yaşadığınız beraberlik sizin içsel huzurunuz ve güvenliğinizi tam olarak sağlamıyorsa ve evlilik, ilişki bağınız kuvvetli değilse, bir sürü zorlukla baş etmenizi sağlamıyorsa ve garip bir şekilde güven oluşturmuyorsa sonuç olumsuz demektir.&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler&lt;br /&gt;18 Aralık 2009- 29 Ocak 2010 dönemi, Mars gezegeninin geri hareketi sebebiyle aşk konusunda eski ilişkinizle alakalı gelişmeler, tekrar iletişime geçme, aktif, olumlu bir süreç. Yeni aşklar ve gelişmelerin çoğunluğunda iletişim konusu ön plandadır. Aynı anda iki kişi arasında kararsızlık duyma, aşkta hareketlilik, sözel ifadenin gücü ve isteklerinizi elde etmenizi sağlayacak canlılık.&lt;br /&gt;11 Mart- 14 Nisan dönemli duygusal ilişkilerde pozitif düşünmeye açık. Fiziksel açıdan dikkat çekme. Güçlü ilişkiler yaşama veya ilişkinizle alakalı sorunların çözüme kavuşması.&lt;br /&gt;28 Nisan- 19 Mayıs ailenizle olan ilişkilere dikkat etmeli, karşılıklı inatlaşmalardan uzak durmalı. Bunun dışında gayet olumlu geçebilecek ve sorunları konuşabileceğiniz bir dönem olabilir. Yuvanızla ilgilenebileceğiniz, sosyal yönden evinizin şenlikli bir yer haline gelmesi. Değerlerinize aşırı sahip çıkışınız fakat bütün bunların yanısıra ılımlı ve hoşgörülü olmanız gereken bir dönem.&lt;br /&gt;03 Mayıs- 4 Temmuz arası ise ciddi ilişki ve evliliklerde karşılıklı atışmalar, partnerin ve sizin kendi isteklerinizi birbirinize dayatmaya çalışacağınız gergin bir dönem. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Eğer karşılıklı uzlaşı içinde olabilirseniz birbirinize karşı son derece büyük bir tutku ve aşk hissedebilirsiniz. Partneriniz bu dönemde kendi egosunu size daha fazla hissettirmeye çalışabilir.&lt;br /&gt;10 Haziran- 12 Temmuz aşk konusunda şanslı bir dönem. Sezgilerinizin yükselişe geçmesi. Değerlerinize olan düşkünlüğünüz ve yaşadığınız ilişkiye duyduğunuz bağımlılık, sahiplenici tavırlar ve duygusal yaklaşımlar. İlişkinizin evliliğe dönüşmesi adına umutlanmaya başladığınız bir süreç. Annelerin çocuklarıyla ilgili konularda daha hassas olmaları ve anaç tavırlarını yoğun bir şekilde göstermeleri. Hamilelik veya çocuk sahibi olmayı düşünme.&lt;br /&gt;5 Ağustos- 27 Ağustos partnerinizle aranızda oluşabilecek gerilimler ve size karşı olan eleştirilerin yarattığı gerginlikler. Hassasiyetinizin yüksek oluşu veya eşinizin iş yoğunluğu nedeniyle yaşanan sıkıntılar. Karşılıklı olarak anlayışlı olunması gereken zaman dilimi.&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler konusunda yorumunuzun en başında bilgilendirmeye çalıştığım mars gezegeninin etkisi en önemli süreç olup, karşılıklı dengelerin korunması ve sağlıklı bir ilişki kurulması adına o bölümü tekrar gözden geçirmeniz faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;Olumlu İlişkiler: Akrep, Boğa, Oğlak&lt;br /&gt;Zorlu ilişkiler: İkizler, Yay, Aslan&lt;br /&gt;Parasal Konular&lt;br /&gt;3 Nisan- 26 Nisan parasal kazanımlar konusunda aktif, girişimci ve kazanmaya yönelik ilişkiler ağı kurmanızı sağlayan enerjiler. Yalnız bu dönemde iş yaptığınız kişilerle ve iş bağlantılarınızda agresif tutum içinde olmamanız size pek çok fayda sağlayabilir. Paranıza dikkat etmeli, ani ve fevri kararlar vermemeli, paranıza sahip çıkmalısınız.&lt;br /&gt;15 Ağustos-20 Eylül başkaları vasıtasıyla elde edilen gelirler. İş ortaklığı veya eş kaynaklı gelirler konusunda etkili bir dönem. Eşiniz veya sevgilinizle olan ilişkinizin size sağlayacağı maddi faydalar.&lt;br /&gt;15 Kasım- 30 Aralık mesleki açıdan karşınıza birçok seçeneklerin çıkması, girişim konusunda öncülük etmeye çalışma, kimsenin sizin üzerinizde hakimiyet kurmasına izin vermeyecek kadar özgürlüğünüze sahip çıkma. Gereksiz yerlerde ani tepkilerde bulanabilme. Maceraya açık oluşunuz nedeniyle çok fazla sorumluluk almaktan çekinme. Mesleki açıdan yapılan yolculuklar, ticari faaliyetler.&lt;br /&gt;İş ve Kariyer&lt;br /&gt;21 Aralık 2009- 29 Ocak 2010 mesleki konularda eğitim görme, ekip halinde çalışmalara gönüllülük her şeye iyi tarafından bakıldığı için bazı detayları görmekte zorlanma. Yurtdışı bağlantılı işler, abartılı girişimlerden uzak durulması gerekir.&lt;br /&gt;8 Ekim - 26 Kasım mesleki konularda yeni girişimlere istekli olacağınız, gücünüzü ve kontrol isteğinizi dizginlemekte zorlanacağınız bir süreç. Bu dönemde otoritelerle olan ilişkinizde dikkatli olmaya çalışmalısınız. Orijinal sıradışı fikirlerinizi hayata geçirebileceğiniz işlerle alakalı araştırmalar yapmaya ve girişimci olmaya çalışmalısınız.Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Agresif tavırlardan ve sabit fikirlilikten uzak durmaya çalışmanız size faydalar olarak geri dönebilir.&lt;br /&gt;13 Ekim- 16 Kasım mesleki konularda ilişkilerin ön plana gelmesi, iş seçeneklerinin artışı ve bu artışla alakalı konularda dağılmalara yol açabilecek bir zaman. Seçeneklerinizi değerlendirirken kendi yeteneklerinizi ön planda tutmaya çalışmak faydalı olacaktır. çevrenizdeki kişilerle sıkı ilişkileri sürdürürken herkesle iyi olmak zorunluluğu hissedebilirsiniz. Bu durumun karşılığını alamadığınızda zorluklar yaşanabilir. Belirli bir sınırı muhafaza etmek mantıklı olabilir. Bunun dışında yolculuklar, bilgi sahibi olmak, gelişmek açısından otorite konumundaki kişilerle olan irtibatlarınızın faydası olabilir.&lt;br /&gt;Sağlık&lt;br /&gt;07 Şubat -23 Mart psikolojik yönden gizli saklı yaşanan ilişkiler nedeniyle kendinizi eşit şartlarda hissetmemenin getirdiği gerilimler. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır. Duygularınızı gizlemek. İlişkide kayıtsızlıklar nedeniyle gerilime açık bir zaman. Partnerinizle aranızda oluşabilecek mesafe duygusunun getirdiği sıkıntılar. Yapmanız gereken daha özgür düşünmek, bağımlılıklarınız konusunda daha dikkatli hareket etmeye çalışmak olmalıdır.&lt;br /&gt;13 Temmuz- 16 Ağustos Duygusal açıdan hassas bir dönem. Bazı eski rahatsızların çok can sıkıcı olmasa da ilgilenmeniz gereken bir etki yaratması. Kendinizi oldukça sevmeniz ve hayatı pozitif yönden görmeniz gerekli olan bir dönem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılının Siz Başaklar için, yüreğinizin içindeki tüm arzuların gerçekleşmesini diler, güven dolu, huzurlu, mutlu ve sağlıklı günler temenni ederiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konumuzda 2010 burç yorumları, 2010 burç falları bulunmaktadır. 2010 Yılının tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Terazi Burcu Yorumu (23 Eylül-23 Ekim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Terazi, bu sene bol bol seyahat edebilirsiniz. Aşk hayatınız geçen yıllara kıyasla sönük geçse de, iş hayatı bunun tam tersi nitelikte olabilir. Büyük kazançlar ve başarılar bu yıl peşinizi bırakmayacak gibi görünüyor. Bu konuyla ilgili en verimli ve şanslı aylar İlkbahar ayları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terazi burcu insanı, venüs'ün en romantik ve en aşk dolu burçta bulunduğu dönemde doğmuştur. Terazi Burcu' nun temsil ettiği ruh hali, eskiden beri "dengeleyici ve karakterli" bir ruh hali olarak kabul edilir. Aslında terazi karakterinin temel vasfı, varlığını, benliğini ve haklarını anlatma bilincidir. Öyle ki, haklarını müdafaa ederlerken dengeleyici yollarda ilerlerler.&lt;br /&gt;İnsan ruhu sonsuzluğu istediği için kısıtlı bir zamana sığmak istemez, ölümü büyük bir düşman olarak görür. Ancak ölüm çaresizce varacağımız mutlak sonumuzdur. O halde bu düşmana karşı savunmamız, bilinen kaçma ve savaşma yöntemlerinden farklı olacaktır. Terazi burçları , hayat sermayesini gerçek hedefin elde edilmesine kullanmayı , böylece hayat serüveninin amacını gerçekleştirmeyi tercih eder.&lt;br /&gt;Terazi'nin temsil ettiği karakter: dünya' da bulunmanın büyük bir güzellik olduğunun farkındadır. Var olma bilinciyle dopdolu olan bu kişilik, bu varlığa ne gibi bir hedef belirlemişse onu gerçekleştirmek için büyük çabalar harcayabilir, büyük fedakarlıklar yapabilir.&lt;br /&gt;Yeter ki hayat amaçlarını doğru seçmiş olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında siz Teraziler, meslek hayatınız ve gündelik iş temponuzla alakalı konularda sistemli bir şekilde çalışmanız ve sorumluluklar almaya gönüllü olmanız halinde, Uranüs gezegeninin olumlu desteğini üzerinizde hissedeceğiniz bir yıl olarak geçebilir. Bu dönemde ustalaşmak adına mesleki konularda bilgi sahibi olmaya çalışacak, üst pozisyonda bulunan kişilerle güçlü ilişkiler kurabilecek ve toplum içindeki yerinizi net bir şekilde belirleyebileceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılı İş hayatında kendinizi göstermek hevesiyle dolu olacağınız bir yıl olarak gözükürken, gelişim fırsatlarını değerlendirmek adına her türlü zorluklarla baş etmeye hazır bir ruh hali içinde, geçmişte yaşadıklarınızın sizde bıraktığı izleri ve bundan sonra yaşanacak her türlü sorunu çözmek adına gerektiğinde her türlü değişimi uygulayabilecek kadar cesur davranabilirsiniz. Sosyal aktiviteler içinde yer almaktan hoşlanabilir, bu konularda paylaşımcılığınızı, birleştiriciliğinizi özgürce sergilemekten mutluluk duyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca 2010 yılı sizler için, gerek hayata yaklaşım tarzınız açısından gerekse toplum içinde statünüzü belirlemek adına, mesleki açıdan güçlü olmak isteğiniz çerçevesinde gelişebilir ve bu istek sizi, en derin deneyimlerden geçseniz bile sonunda inanılmaz başarılara ulaşmanız adına destekleyici olabilir. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır.&lt;br /&gt;Yeter ki bunu isteyin ve bunun için her türlü sorumluluğun altına girmeye hazır olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk ve İlişkiler&lt;br /&gt;2010 yılında aşk ve ilişkiler konusunda şanslı ve dikkatli olunması gereken dönemleri tarih aralıkları şekliyle size sunmayı düşünüyoruz. Böylelikle ajandanıza bunları kaydedebilir ve astrolojik olarak yararlanabilirsiniz. İlişkiler ve aşk konusunda en etkin enerji şüphesiz ki neptün gezegeninin burcunuzla oluşturacağı görünümlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mart-29 Mart arası hayata yaklaşım tarzınız genel olarak, isteklerinizi kabul ettirme konusunda daha inatçı olmanıza rağmen bu durumunuzun dışarıdan bakıldığında ilgi çekici bulunmanızı sağlayıcı bir faktör olarak görünmekte. Kendinizi özel ve önemli olarak gördüğünüz için, karşı cins üzerinde etkinizin yükselmesi söz konusu olabilir. yalnız çok fazla bencil davranmak itici bir durum da oluşturabilir. Dikkatli olmakta fayda var.&lt;br /&gt;10 Nisan-21 Mayıs arası aşk ve flört ilişkilerinde tutkulu yaklaşımlar ve erotizm gücünüzün yükselmesi ve kendinizi aşk konusunda gayet rahat ifade ettiğiniz, girişimlerde bulunduğunuz aktif bir dönem olarak gözükmekte. Beğenilmek, beraberlik konusunda isteklilik, bonkör yaklaşımların yanısıra bir o kadar da egonuzun yükselişe geçeceği bir dönem olarak görülmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Haziran- 4 Temmuz arası dönem aşk ilişkinizle alakalı konularda kendinizi ön plana almaktan hoşlanacağınız, beğenilmek ve sevilmek içgüdüsü içinde hareket edeceğiniz bir süreç olarak gözükmekte. İlişkisi olmayanlar için bu dönem oldukça şanslı gözükmekte. Yeni aşklar gündeme gelebilir ve keyifli bir dönem geçirebilirsiniz. Kalıcı olmaktan ziyade belirli bir süreye dayanan aşk ilişkileri ağırlıklı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Temmuz- 5 Eylül arası ise ciddi ilişkiler açısından en şanslı olduğunuz dönem olarak gözükmekte. Bu dönemde karşınıza çıkabilecek yeni kişiler olduğu gibi, beraberliğinizde de gayet olumlu bir süreç geçirebilirsiniz.&lt;br /&gt;Dikkatli olunması gereken tarih aralığı ise 11 Ağustos- 15 Ekim arası yönetici gezegeniniz Venüs ilişkilerinizde karşılıklı uyum ve dengenin devamı için çatışmalardan kaçınmanız gerektiğini gösterdiği gibi, sorunlarınızı görmezden gelmenizin de problemlerin daha fazla büyümesine yol açabileceğinin göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu ilişkileriniz: Oğlak-İkizler-Koç-Kova ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorlu ilişkiler : Balık ve Aslanla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş ve Kariyer&lt;br /&gt;Venüs ve Satürn gezegenlerinin etkisi bu yeni yılda çok yoğun. Sizler için en fazla yoğunluğun ve gelişimin görüleceği konuların başında kariyer ve saygı gelmektedir. Bunların dışında kendinizi en olumlu şekilde ifade etmeniz ve girişim, gelişme açısından aktif olacağınız dönemler ise sırasıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ocak-28 Şubat arası mesleki konularda otoritelerle iyi ilişkiler ağınızı sürdürmeye çalışmalı, sorumluluk bilinci içinde hareket etmeye özen göstermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart-17 Mayıs güneşin burcunuzda seyredeceği dönemdir. Her ne kadar Satürn geri hareketi devam ediyor olsa da, kararlarınızı yeniden gözden geçirerek belirli bir plan çerçevesi içinde uygulamaya hazır olabilmeniz için etkili bir zaman dilimi olarak gözükmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Haziran-29 Temmuz arası gündelik iş temponuzda kendinizi ortaya koymak açısından temkinli davranabilir, titiz ve detaylı çalışmaya önem vermeniz gerekebilir. Planlı ve programlı olmanız halinde her işin üstesinden gelebilir, eksiklerinizi tamamlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ağustos - 18 Ekim arasında otoriterle olan ilişkilerinizi güçlü tutmalı, çatışmak yerine uzlaşı içinde olmalısınız. bu devrede kurulacak iyi bir diyalog size iş yaşamınız açısından olumlu katkılar getirebilir. Bu yorum bakterim.com sitemizde yayınlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parasal Konular&lt;br /&gt;Finansal açıdan etkili dönemler sırasıyla, 14 Mart-29 Nisan yeteneklerinizi hayata geçirmenizi sağlayıcı ve bu yolla para kazanmanızı sağlayıcı gelişmelerle karşılaşabilirsiniz. Bu süreçte paranızı dikkatle harcamaya özen göstermeli ve belirli alanlarda değerlendirmek adına girişimlerde bulunabilirsiniz. Yılın finansal açıdan oldukça aktif bir dönemi olarak gözükmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos-27 Eylül kendi kazanımlarınız dışındaki gelirler açısından dikkatli hareket etmeye çalışmalı, riskli işlerden uzak durmalı, parasal ilişkilerinizi güçlü tutmaya çalışmalısınız. Kuşkulu ve kuruntulu davranışlar göstermeniz, parasal yönden güvencede olmak adına başkalarını zorlamanız veya güç uygulamaya kalkmanız yanlış olabilir. Kredi ödemeleriniz konusunda düzenli hareket etmeli, başvurularınızda ise bütçenize göre hareket etmeye özen göstermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık&lt;br /&gt;25 Şubat - 16 Mart arası dönem kendi içinizdeki sevgi birliğini oluşturmak adına etkili bir dönem olabilir. İç dünyanızı bu gözden geçirme sürecinde yaşamınızla ilgili her konuda yeni adımlar atmak ve ilişkiler kurmak açısından psikolojik olarak güçlü bir süreç yaşayabilirsiniz. Kendinizle barışık oluşunuz doğal olarak size sağlık açısından faydalar getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Haziran - 13 Temmuz döneminde sağlığınıza özellikle dikkat etmeli, hijyen ve temizlik kurallarına gerek eviniz gerekse iş yerinizde özen göstermeli, fazla detaylı çalışmanın getirdiği yorgunluklar konusunda dinlenmeyi ihmal etmemelisiniz. Diyet konusunda kendinizce planlar yapabilir ve uygulamaya hazır olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılının Siz Terazilere, yüreğinizin içindeki tüm arzularınızı gerçekleştirme gücü vermesini diler, huzur, başarı ve sağlık dolu günler temenni ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-1943779326894398721?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/1943779326894398721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/2010-ylnda-burclarnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1943779326894398721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1943779326894398721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/2010-ylnda-burclarnz.html' title='2010 yılında burçlarınız'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-671112421707356897</id><published>2009-12-29T16:54:00.000-08:00</published><updated>2009-12-29T17:01:28.049-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özge Uzun'/><title type='text'>Özge Uzun</title><content type='html'>'Güne Merhaba'nın güzel yüzü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet YILMAZ 9 Aralık 2009&lt;br /&gt;'Güne Merhaba'nın güzel yüzü&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_kByldrSWYjM/SzqlRSS-8tI/AAAAAAAAAWw/qwHUgdWR8R0/s1600-h/%C3%96zge+Uzun.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 190px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kByldrSWYjM/SzqlRSS-8tI/AAAAAAAAAWw/qwHUgdWR8R0/s320/%C3%96zge+Uzun.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420826817881633490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;CNN Türk’ün yeni transferi Özge Uzun, “Güne Merhaba” programıyla sabah kuşağında izleyici karşısına çıkmaya başladı. Sunuculuğu çok küçük yaşlarda aklına koyduğunu, bu azimle hedeflerine ulaştığını söyleyen Uzun, “Annem hâlâ, küçükken üzerine kendi radyo programımı kaydettiğim Fedon kasetinin hesabını sorar” diyor.&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Artık CNN Türk ailesinin bir üyesisiniz. Bu gelişme size ne kattı?            &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burada haberciliği, gazeteciliği bilen, sahadan gelmiş bir ekip var. Haberciliğe onlarla devam edecek olmam da beni çok     heyecanlandırıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aileniz mühendis olmanızı beklerken siz sunuculuğu seçmişsiniz... Çocuklar normalde şarkıcı olmak ister, bu sunuculuk hayali nasıl doğdu?    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha küçük bir çocukken oturup metinler yazar, annemin kendisi için doldurttuğu karışık kasetlerin üzerine bunları kaydederdim. Bir nevi radyoculuk yapıyor, günün anlam ve önemini belirtecek konular hakkında konuşuyordum. Annem hâlâ o kasetlerin hesabını sorar bana... Hatta bir Fedon kaseti vardı, onu bozdum diye çok kızmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Peki bu yolculukta aileniz sizi destekledi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başlarda gelip geçici heves gözüyle bakıyorlardı. Fakat ben kafasının dikine giden bir çocuktum. ıki, üç ay sonra baktılar ben vazgeçmiyorum, desteklemeye başladılar. Babaannem ve büyükbabam otururdu radyonun başına, ben onlara kendi programımdan Frank Sinatra’lar, Louis Armstrong’lar armağan ederdim. Söylediklerine göre onlar da dans ederlermiş. Sonradan en büyük destekçim de babaannem oldu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİYE KADAR HİÇ ZAYIF OLMAMIŞTIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Radyodan televizyona geçişte bocalamadınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zor oldu diyemem ama çok yoğun bir dönemdi. O zamanlar ben iletişim mezunu değildim, bu işi yeni öğreniyordum ve yaşım daha çok küçüktü. NTV’de çalışmaya başladığımda 20 yaşıma yeni girmiştim. Hatalar yapıyordum ama o kadar çok çalışıyordum ki bu hatalarımı tolere ediyorlardı. Bir de ben, bilmediğim bir şey oldu mu mutlaka sorarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* TRT’nin resmi bir dili vardır. Radyoda çalışırken bu dili kullanmak size garip gelmiyor muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gelmiyordu çünkü ben bu jargonların olduğu bir ailede büyüdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Nasıl yani, anneniz sizinle “Özge yemek vakti”, “Uslu dur Özge yoksa seni dövmek zorunda kalacağım” gibi mi konuşurdu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tam öyle değil de... Eski tarzda, adab-ı muaşeret kurallarına bağlı kalarak büyütüldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Nerede büyüdünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ankara’da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Anne ve babanız ne iş yapıyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annem hemşireydi. Bu arada annem ve babam ayrıydı, ben babaannemle büyüdüm. Baba tarafım, Safranbolulu bir aile olarak lokum ve şeker üretimi yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Lokumcu bir babanın kızı olarak çok kilo almamışsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Olur mu öyle şey. Ben şu zamana kadar hiç zayıf olmamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Peki nasıl zayıfladınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Doğumdan sonra 40 kilo verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OĞLUMDAN ZORUNLU OLARAK AYRIYIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hamileliğiniz boyunca da ekranlardan kopmadınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet, çünkü sadece kocaman bir göbeğim vardı, yüzüm şişmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “Ya yayında sancılanırsam” endişesine de mi kapılmadınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Korktum tabii. Hatta temmuz seçimlerinde 7 aylık hamileydim ve uzun süre ayakta kaldım. Reklam arasında hemen sandalye getiri-&lt;br /&gt;yorlardı. Sonra Dağhan doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Neden bu ismi  koydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok sevdiğim bir isimdi, uygun gördük. Dağhan şu anda Ankara’da anneanne ve dede ile beraber. Çok özlüyorum onu. Hafta sonları gidebiliyorum ya da onun okulu tatil olduğunda görüşebiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Neden orada Dağhan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bazı anomalilerle doğdu. şu anda Ankara’daki bir merkezde terapi görüyor. ınşallah yaz sonuna kadar yürürse İstanbul’a dönecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜN BENİM İÇİN 03.00'TE BAŞLIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* CNN Türk’te “Güne Merhaba”yı sunuyorsunuz. Nasıl bir program bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gündemi gülümseyen bir yüzle aktaran, olumlu haberlerin de olduğu bir program. Bir de interaktif bir yayın yapmayı hedefliyoruz. Twitter ve Facebook’tan da bize ulaşabilecek seyirciler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Saat kaçta uyanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Saat 03.00’te kalkıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kendinize nasıl vakit ayırıyorsunuz, zor olmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Günü iyi programlıyorum. Bir de zaten çok uyuyan biri değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GELECEKTE HABER MERKEZİ YÖNETEBİLİRİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük destekçiniz kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annem ve babaannem. Bir de çok sevdiğim bir arkadaşım var Dilge adında. En zor günlerimde yanımdaydılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geleceğe yönelik ne gibi planlarınız var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir kitap yazmayı düşünüyorum. Bunun dışında da gazetede yazılar yazmayı isterim. Kendimi geliştirdikten sonra neden bir haber merkezini yönetmeyeyim?&lt;br /&gt;Mini etekle haber sundu olay oldu!&lt;br /&gt;Haber sunarken giydiği etek nedeniyle eleştirilen Özge Uzun sonunda isyan etti! Fox TV’de 17:30 haberlerini sunan Özge Uzun, CNNTURK’te ‘Nası Yani?’ programının konuğu oldu. Bir süre önce, haber sunarken, kameranın farklı bir açıdan görüntülediği Özge Uzun, etek boyu nedeniyle bazı kesimlerce eleştirilmiş ve görüntüleri çeşitli internet sitelerinde yayınlanmıştı. Televizyon Gazetesi’nde yer alan haberde; Özge Uzun, konuyu köşelerine taşıyarak kendisine destek olan Serdar Turgut ve Sina Koloğlu’na teşekkür ederek kendisine yakıştırılan ’seksi’ sıfatından hoşlanmadığını anlattı ve duygularını ekran başındakilerle paylaştı. Görüntülerinin internette dolaştığı ilk günlerde çok üzüldüğünü ve “Allahım ne yaptım, ben birşey yaptım” dediğini ifade eden Uzun, “Çünkü hakikaten beni bilen arkadaşlarım bilir, buraya gelmek için çok çalıştım. Bir anda, tepeden inme, mini etekli bir haber spikeri olmadım” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FRİKİĞİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLAR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haddini bilen bir insan olduğunun altını çizen özge Uzun, “Bacaklarımda frikik aranıyor, bir anda genç kızlara kötü örnek oldum ve namussuzluğuma kadar yazıldı. Çok acayip. Ben bunu yazan kişilerin frikiğin neanlamına geldiğini bilmediğini düşünüyorum. Orada sadece bacak bacak üstüne atmış, etek giymiş ve gayet üsturubuyla oturan bir kadın görüyorum” şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özge Uzun gafıyla 'balatayı sıyırdı'&lt;br /&gt;23 Ekim 2009 Cuma 11:30&lt;br /&gt;Özge Uzun yaptığı "balata" gafı ile dillere düştü... Habertürk'den şoke eden haberi aldı...&lt;br /&gt;Özge Uzun'un yaptığı "balata" gafını sanırız duymayan kalmamıştır...&lt;br /&gt;Güzel bacakları ile iş yapan Uzun, bu çam devirme sonrası Habertürk&lt;br /&gt;yönetiminden şoke eden bir haber aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada üç gün ekrana gelen programı makas yedi...&lt;br /&gt;Program sayısı bir geceye indirildi.&lt;br /&gt;Özge Uzun ile "uzun bacaklar"...&lt;br /&gt;Pardon... Pardon...&lt;br /&gt;"Özge Uzun ile uzun geceler" bundan sonra haftada sadece bir gün&lt;br /&gt;ekranda olacak...&lt;br /&gt;Program perşembe geceleri ile sınırlı olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAF YAPMAYACAĞIM DEDİ DİLİ DOLANDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özge Uzun dün akşamki programını "bundan sonra yeni format&lt;br /&gt;ve yeni içeriklerle karşınızda olacağız" diyerek açtı.&lt;br /&gt;"Balata" gafı ile dillere düşen Uzun, bir küçük özür dilemeye niyet etti;&lt;br /&gt;-"Bu arada söz veriyorum "tam" yapmayacağım... Pardon "gaf" yapmayacağım" derken dili&lt;br /&gt;dolanınca "gaf" sözünü "tam" yapıverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REYTİNGLER YAKTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel sunucu "bacakları" ile yakaladığı şöhreti pek uzun süre elinde&lt;br /&gt;tutabilecek gibi görünmüyor. Zira reytingleri onu yakıyor...&lt;br /&gt;Programı sıralamalarda istenen başarıyı gösteremeyince&lt;br /&gt;Habertürk yönetimi programa sınırlama getirdi.&lt;br /&gt;Programın yayından kalkabileceği dahi konuşuluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜN "BALATA" İLE MEDYANIN DİLİNE DÜŞTÜ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi olmayanlara Uzun'un balata gafını da bir daha hatırlatalım...&lt;br /&gt;Gününüz neşelensin istiyorsanız buyrun bir izleyin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;askılı elbise değil etek giydim&lt;br /&gt;fox tv'de sunduğu 'beşbuçuk' adlı haber bülteninde giydiği mini etekle olay yaratan ve günlerdir adından söz ettiren spiker özge uzun akşam'a konuştu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fox tv'de 'beşbuçuk' adlı haber bültenini sunan özge uzun, ekrana mini etek giyerek çıkınca bir anda gündeme oturdu. haber geçişlerinde açılan kamera ve onun 'mini eteğiyle bacak bacak üstüne atmış hali' internette tık rekoru kırdı. görüntüleri fazlasıyla 'seksi' bulunan uzun, kendisine yapılan yakıştırmalardan oldukça rahatsız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekrana mini etekle çıktınız, olay yarattınız. o eteğin bu kadar ses getireceğini düşünmüş müydünüz?&lt;br /&gt;5 saniyelik görüntü için haftalardır konuşuluyorum. o görüntü bizim haber bültenimizdeki kamera açısıydı. internete konu olan görüntüler birbirine montajlanmış, sanki tüm haberi o şekilde sunuyormuşum gibi gösterilmiş. biz farklı kamera açıları kullanarak, haberleri daha hareketli bir hale getiriyoruz. türkiye'de alışılagelmiş haber formatındaki bir tabuyu yıkıyoruz sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o tabuyu biraz açabilir miyiz?&lt;br /&gt;haber spikerleri bugüne kadar hep 'yüz'den ibaretti. oysa fox, haber sunan insanların sadece yüzden ibaret olmadığını gösterdi. biz bütün gündemi aktarmaya çalışırken, vücut hareketlerimiz, görüntümüz ve kılık-kıyafetimizle izleyiciyle pozitif bir ilişki kurmaya çalışıyoruz. bu görüntüler bunun en büyük adımıdır. türkiye'de bir haber spikerinin sadece yüzden ibaret olmadığını göstermek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hadi sizin bacaklarınız güzel, güzel olmayanlar ne yapacak?&lt;br /&gt;bilmiyorum. şu anda türkiye'de ekrana çıkan tüm kadınlar çok güzel. benim tek farkım benim biraz daha uzun boylu olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görüntü başta rahatsiz etti, evliyim ve anneyim&lt;br /&gt;sizce bu şekilde haber sunmak doğru bir şey mi?&lt;br /&gt;kötü bir şekilde haber sunmuyorum ki... gömlek ve etek giyiyorum. tuvaletle çıkmadım ki ekrana. askılı bir elbise de giymedim! insanların gözüne kötü gelecek ya da 'çok abartmış' diyebilecekleri de bir şey yapmadım. gayet normal, gömlek üzerine ceket giyip, çıktım. sponsorum bana ne dikiyorsa onu giyiyorum. bu bende fark ediliyorsa ne mutlu bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki durumun reytinge bir faydası oldu mu?&lt;br /&gt;bizim hiç öyle bir reyting telaşımız olmadı. allah'a şükür geçen ay, üçüncü kanal olduk. haberdeki reytinglerimiz de çok iyi. fox beşbuçuk haber bülteni, bu görüntülerden önce de çok iyi reyting alıyordu. aynı başarıyla yolumuza devam ediyoruz. ne mutlu bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görüntüleriniz internette dolaşmaya, haber konusu olmaya başlayınca ne hissettiniz?&lt;br /&gt;internetteki görüntüler ilk başta çok rahatsız etti. çünkü evli bir kadınım, üstelik anneyim. ama sonra düşündüğümde yaptığımın kötü bir şey olmadığına karar verdim. sadece bazı insanların bakış açısından rahatsız oldum. yine de aralarında köşe yazarlarının da olduğu pek çok insandan olumlu eleştiriler aldım. bazıları kıymet biliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizde 'haber' kadınlara emanet&lt;br /&gt;tv maceranız nasıl başladı?&lt;br /&gt;televizyon dünyasına ntv'de adım attım. daha önce radyoculuk yapıyordum. turizm otelcilik mezunuyum. 20'li yaşlarda girdim ntv'ye. haber mutfağında ustalarım tarafından güzel bir şekilde eğitildim. orada rüştümü ispat ettim. yüzlerini kara çıkarmadım. yaşamış olduğum tecrübe beni fox'a sürükledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;medyada erkek egemenliği söz konusu. fox tv'de ise haber kadınlara emanet. bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;br /&gt;bunun çok iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum. mehmet ali birand, uğur dündar ve ali kırca gibi isimlerin hepsi birer duayen. ama 'bir kadın da çok iyi bir haber sunucusu olabilir' iddiasını fox ortaya attı. ana haberde nazlı tolga, beşbuçuk'ta ben, öğle haberinde ise gözde kirişçioğlu var ve hepimizin kendimizi ispat ettiğine inanıyorum. ustaların arkasından emin adımlarla ilerliyoruz. 'biz kralız' şeklinde bir iddiamız yok. her gün kendimizi eğitmeye ve yeni şeyler öğrenmeye çalışıyoruz. 29 yaşında biri olarak daha yolun başındayım. bir gün en az onlar kadar iyi ve güvenilir bir haberci olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşim kıskanç ama kızmadı&lt;br /&gt;size yakıştırılan 'seksi sunucu' sıfatı için ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;'seksi sunucu' sıfatını uygun görmüyorum. ama kendime baktığımda hoş bir resim görüyorum. en büyük destekçim de eşim. kıskanç olduğunu da ekleyeyim. eşimle konuştum. o, görüntülerde abartı olmadığını çok şık ve güzel bir kadını haber sunarken gördüğünü söyledi.&lt;br /&gt;----- alinti -----&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-671112421707356897?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/671112421707356897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/ozge-uzun.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/671112421707356897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/671112421707356897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/ozge-uzun.html' title='Özge Uzun'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kByldrSWYjM/SzqlRSS-8tI/AAAAAAAAAWw/qwHUgdWR8R0/s72-c/%C3%96zge+Uzun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5856893210598599741</id><published>2009-12-16T03:20:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T03:30:04.936-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Curling sporu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Curling'/><title type='text'>Curling</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9561/9409561.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9561/9409561.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kız uğruna buz sporu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Sinem VURAL  9 Aralık 2009&lt;br /&gt;Kız uğruna buz sporu&lt;br /&gt;Hürriyet Özel Röportaj&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Curling sporu Türk insanına yabancı... Ama bu spor son dönemde çekilen bir Türk filminin ana teması oldu. 18 Aralık’ta vizyona girecek olan “Süpürrr!” sevdiği kız uğruna buz sporu curling’i öğrenmeye çalışan Oğuz adlı gencin komik öyküsünü beyazperdeye taşıyacak. Filmin kamera arkasında yaşananları, detaylarını başrol oyuncuları Cem Kılıç ve Başak Parlak’a sorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Filmin konusundan bahseder misiniz?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Filmin türü için “sportif komedi” diyoruz. Sporu konu alan bir komedi filmi. Bir aşk uğruna neleri göze alırsın ya da bir insan isterse yapamayacağı şey yok gibi mesajları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “Milli olmak” deyimini ilk kez gerçek anlamıyla kullanan komedi filmi aynı zamanda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Evet, bu kendi aramızda da espri konusu oldu açıkçası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Karakterleriniz hakkında neler söyleyeceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Oğuz, Naz’a sırılsıklam aşık, onu kaybetme korkusu taşıyan, hırslı bir genç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başak Parlak: Naz, Oğuz ile büyük bir aşk yaşıyor. Evlenme noktasına geliyorlar. Ama Naz’ın babası, yani Sümer Tilmaç, “Ben milli sporcu olamadım, bari damadım olsun” diye tutturuyor. O andan sonra da Oğuz ve arkadaşlarının milli olma mücadeleleri başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cityturkey.com/"&gt;TÜRKİYE&lt;/a&gt;’NİN İLK CURLING’CİLERİYİZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Neden spor olarak Türkiye’nin hiç de aşina olmadığı curling seçildi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Hikaye gereği 3-5 ay içinde milli olunacak bir spor gerekiyordu. Diğer dallar zaten fethedildiği için çok bilinmeyen bu spor tercih edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Curling’i daha önce biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- B.P: Ben izliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Ben izlerdim de adını bilmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Neye benziyormuş yakından bakınca?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Dart, bilardo ve bowling arasında bir spor bence... Çünkü ortada bir hedef var, o yönüyle dartı andırıyor. Taşları düz bir zeminde hedefe doğru kaydırmanız gerekiyor, bu da biraz bilardo ve bowlinge benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Curling hakkında her şeyi öğrendiğinizi söyleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Evet, neredeyse... ıskoçya’ya ait bir spor bu. Her yaştan insanın yapabileceği, kolay öğrenilen bir spor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sizden önce de yapan birileri var mıydı bu sporu Türkiye’de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Türkiye’de bu sporu yapan kimse yoktu. İlk curling pistinde biz kapıştık. ılk curling’ciler biziz. Neredeyse milli takım oluyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gerçekten milli takım olacak mıydınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Bu gerçek-leşiyordu. Herhalde federasyon gerekli adımları atmadı. Yoksa sadece Türkiye için değil dünya basınında da haber değeri olan bir iş çıkacaktı. Düşünsenize, aktörlerden kurulu bir milli takım. Yunanistan’ı bile yenebilirdik gerçekten. ıyi atışlar yapıyorduk. Çekimlerden arta kalan zamanlarda baklavasına curling maçı yapıyorduk kendi aramızda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖPÜŞME SAHNESİNDE BIYIK DEZAVANTAJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Öpüşme sahnesini nasıl çektiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- C.K: Hep bu konuşuluyor, ama biz çekerken zorlanmadık. Belki Başak bıyıklı bir erkekle öpüşmekte zorlanmıştır gerçi... Benimki Chevrolet tamponu gibi. ınsanlarla arama mesafe koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- B.P: Evet, biraz zor geldi ama çok fazla sorun yaratmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Filmdeki en komik sahne hangisi size göre?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- B.P: Beni en çok Jess Molho’nun sahneleri güldürdü diyebilirim. ılk kez kötü adamı oynuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEM KILIÇ: MÜZİK VE OYUNCULUK BİRLİKTE GİDECEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mask adlı mekanda sahne almaya devam ediyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet, Beyoğlu’ndaki Mask’ta sahne alıyorum. Ama sahnem hakkında bir bilgi vermiyorum. Gelenler izlesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yeni projeler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir sinema filmi yazdım. Yaz başında aynı teknik kadro ile bu filmi çekmeyi planlıyoruz. Müzik çalışmaları da devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞAK PARLAK: BÜYÜELÇİ BİLE OLABİLİRİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul nasıl gidiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uluslararası ilişkiler okuyorum, ikinci sınıftayım. Konservatuvar dışında bir eğitim daha almayı, farklı bir mesleğimin daha olmasını istiyordum. Dolayısıyla halimden çok memnunum. Çok zevkli bir bölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ne olacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aldığım eğitim kaymakam, ataşe, büyükelçi olmaya kadar gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Oyunculuk devam edecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yeni yıldan sonra bir gençlik dizisi projesi var. Daha cast belli değil. Bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Körling&lt;/b&gt; (&lt;i&gt;İng.Curling&lt;/i&gt;), 42 metre boyu, 4,3 metre eni olan buzdan bir pist (&lt;i&gt;rink&lt;/i&gt;) üzerinde oynanan bir &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Olimpiyat" title="Olimpiyat" class="mw-redirect"&gt;olimpik&lt;/a&gt; takım oyunudur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Buz üzerine disk şeklinde iç içe çizilmiş üç halka hedefi, &lt;i&gt;ev&lt;/i&gt;i oluşturur. Pistin iki ucunda olan 3,66 m çapındaki &lt;i&gt;ev&lt;/i&gt;in; oyun hattı, &lt;i&gt;hog&lt;/i&gt;dan uzaklığı 6,4 m, birbirlerinde uzaklığı 34,7 m.'dir. Puan, ev'in merkezine karşı takımdan daha yakına taş atarak kazanılır.&lt;br /&gt;Hassaslık seviyesi ve kazanmak için ortaya konan stratejik düşüncenin karmaşık yapısı sayesinde curling "buz üzerinde &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Satran%C3%A7" title="Satranç"&gt;satranç&lt;/a&gt;" olarak değerlendirilir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;h2&gt; &lt;span class="mw-headline" id="Oyun_Pisti_-_Rink"&gt;Oyun Pisti - Rink&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;div class="thumb tright"&gt; &lt;div class="thumbinner" style="width: 282px;"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curling_rink.PNG" class="image"&gt;&lt;img alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/85/Curling_rink.PNG/280px-Curling_rink.PNG" class="thumbimage" height="524" width="280" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="thumbcaption"&gt; &lt;div class="magnify"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curling_rink.PNG" class="internal" title="Büyüt"&gt;&lt;img src="http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png" alt="" height="11" width="15" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; Rink'in ebatları&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p&gt;Rink, iki ucunda (iç içe çizilip boyanmış üç halkanın oluşturduğu hedefin,) evlerin bulunduğu buz pistidir. 3,66 m çapındaki evlerin önünde, 6,4 m mesafede oyun hattı, hog bulunur. Rinkin ve evlerin ortasından boylu boyunca &lt;i&gt;tee hattı&lt;/i&gt; (ingilizce: tee line) uzanır. Evlerin ortasından geçen rinki enine kesen &lt;i&gt;merkezi çizgi&lt;/i&gt;ler (ingilizce:center lines) ile tee hattı evleri dört eşit dilime ayırır ve evlerin ortasındaki &lt;i&gt;düğme&lt;/i&gt;yi (ingilizce:button) oluştururlar. İç içe geçen çizgiler taşların merkeze yakınlığına karar verilmesinde rol oynarlar. En dıştaki çemberin dışında kalan taşlar evde değildir, skor üretmezler. Düğmeden 3,66 m ilerde merkezi çizgiye paralel (çentik) çizgi(si)nin ortasında &lt;i&gt;çentik&lt;/i&gt; (ingilizce:hack) bulunur. Çentikler atış için itiş desteği olurlar. Atıcılar genelde ayaklarıyla çentikten destek alarak atışlarını gerçekleştirirler. Kapalı rinklerin iki ucunda kenarları 7,6 cm'i geçmeyen iki adet sabit kauçuk çentik bulunur. Hareketli çentikler de kullanılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Pistin hazırlanması sırasında buzun üzerine su damlalarının püskürtülmesiyle (pebble) &lt;i&gt;çakıl&lt;/i&gt; denilen yüzey oluşturulur. Çakıl ile taşın sürtünmesinden taş dışa doğru yahut içe doğru dönerek ilerler, bu da güzergahın kıvrılmasına (ingilizce:curl) yol açar. Bu çakıl katmanının oyun süresince aşınması ile bu kıvrılma da oyun boyunca değişir. Ayrıca rinkin oyun süresince aynı sıcaklıkta, -6 °C'de kalması da sağlanmalıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Rink'te en uygun koşulları sağlamak tam bir bilimsel çaba gerektirir. Pek çok körling salonunda işi sadece buzun durumuyla ilgilenmek ve sahayı hazırlamak olan kişiler görevlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bazen buz kristalleri taşın altına yapışır, bunun sonucunda taşın güzergahında sürtünmeyi arttırır ve taşın güzergahını değiştirir. Çakıl azaldıkça ve eğer pisti oluşturan suyun içindeki minerallari ayrıştırıcı özel işlem uygulanmamışsa taşın altına yapışmalar ve sürtünme artar.&lt;/p&gt; &lt;h2&gt; &lt;span class="mw-headline" id="Oyun_malzemeleri"&gt;Oyun malzemeleri&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;h3&gt; &lt;span class="mw-headline" id="Ayakkab.C4.B1lar"&gt;Ayakkabılar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt; &lt;div class="thumb tright"&gt; &lt;div class="thumbinner" style="width: 202px;"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curlingshoes.jpg" class="image"&gt;&lt;img alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/7e/Curlingshoes.jpg/200px-Curlingshoes.jpg" class="thumbimage" height="150" width="200" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="thumbcaption"&gt; &lt;div class="magnify"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curlingshoes.jpg" class="internal" title="Büyüt"&gt;&lt;img src="http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png" alt="" height="11" width="15" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; Körling ayakkabıları&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p&gt;Körling için oyuncular özel ayakkabılar giymek zorundadırlar. Ayakkabının tekinin tabanında &lt;i&gt;kaydırıcı&lt;/i&gt; (slider) denen &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Teflon" title="Teflon"&gt;teflondan&lt;/a&gt; ya da benzer malzemeden pürüzsüz bir hat bulunur. Kaydırıcı haricen başka bir ayakkabının altına da yapıştırılabilir bir malzemedir. Kaydırıcı sayesinde oyuncu çentikten ayrılıp atışını yaparken kayabilir. Solak oyuncuların sağ teklerinde, sağ elini kullanan oyuncuların sol teklerinde kaydırıcı bulunur. Diğer tekin altında ise çekişi artırmaya yarayan kauçuk bir hat bulunur.&lt;/p&gt; &lt;div class="thumb tleft"&gt; &lt;div class="thumbinner" style="width: 92px;"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curlingbroom.jpg" class="image"&gt;&lt;img alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/47/Curlingbroom.jpg/90px-Curlingbroom.jpg" class="thumbimage" height="494" width="90" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="thumbcaption"&gt; &lt;div class="magnify"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curlingbroom.jpg" class="internal" title="Büyüt"&gt;&lt;img src="http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png" alt="" height="11" width="15" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;b&gt;curling süpürgesi&lt;/b&gt; kayanın önünde buzu süpürüp güzergahını kaybetmemesi için kullanılır.&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;h3&gt; &lt;span class="mw-headline" id="S.C3.BCp.C3.BCrge_.28veya_F.C4.B1r.C3.A7a.29"&gt;&lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/supurge/"&gt;Süpürge&lt;/a&gt; (veya Fırça)&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt; &lt;p&gt;Körling süpürgesi kayanın önündeki buz yüzeyini süpürmek için kulanılır. Hızlı bir süpürme ile yüzeydeki buzu eritecek, azalan sürtünme sayesinde taş ivmesini koruyacaktır. Bu da taşın doğrultusunu kaybetmemesini sağlar. Beyhude gibi görünmesine rağmen, süpürge pist üzerindeki buz artıkların kaldırılması için de kullanılır. &lt;i&gt;Skip&lt;/i&gt; rink'in diğer ucunda atıcıya kayayı fırlatması gereken doğrultuyu göstermek için de süpürgeyi kullanır. Bazı atıcılar da taşı fırlatırken süpürgelerini dengelerini sağlamada kullanırlar.&lt;br /&gt;Önceleri &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r" title="Mısır"&gt;mısır&lt;/a&gt; püsküllerinden yapılma süpürgeler kullanılmış. Zamanla fırçalar mısır süpürgelerinin yerini almış. Günümüzde bu spora has özel fırçalar kullanılmaktadır. Ama hala süpürge olarak adlandırlmaktadırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Körling taşı, veya kaya, 19,96 kg dır ve üzerinde, fırlatıldığında dönmesini de sağlayan, taşıma sapı bulunur. Eğer sap taşın boyunca döndürülmüş ise (sağ elli atıcılar için saat yönünde, solak atıcılar için saat yönünün tersine doğru) atış "in turn" kabul edilir ve eğer sap, taştan uzağa doğru döndürülmüşse (sağ elli atıcılar için saatin ters yönünde, solak atıcılar için saat yönüne doğru), "out turn" denir. Sap renkleri takımların taşlarını birbirlerinden ayrılmasına yarar (genellikle bir takım sarı diğeri kırmızı saplı taş kullanırlar). Sapta hog çizgisi ihlallerini tespit için bir algılayıcı da bulunabilir&lt;sup id="cite_ref-article_0-0" class="reference"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6rling#cite_note-article-0"&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Taşın altı düz değil &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Konkav&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Konkav (sayfa mevcut değil)"&gt;konkavdır&lt;/a&gt;. Bu sayede buzla temas halindeki ("çalışan yüzey") konkav tabanın altında sadece 6 - 12 mm genişliğindeki hat olur. Bu dar çalışma yüzeyi sayesinde buzun üstünde bulunan çakıl tabakasının taşın hareketine katkısı olur. Düzgün şekilde hazırlanmış buzda, kayanın güzergahı kayanın döndüğü yöne doğru bel verip (kavis alıp) hedefine ilerleyecektir. Bu kavisin derecesi, buzun hazırlanması ve oyun sırasında güzergahın deformasyonuna bağlıdır. Kayanın iyi kavis aldığı buz kaygan nitelendirilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İskoçlar kaliteli taşların &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ayrshire&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Ayrshire (sayfa mevcut değil)"&gt;Ayrshire&lt;/a&gt; sahilindeki &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ailsa_Craig&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Ailsa Craig (sayfa mevcut değil)"&gt;Ailsa Craig&lt;/a&gt;'de bulunan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ailsite&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Ailsite (sayfa mevcut değil)"&gt;Ailsite&lt;/a&gt; adı verilen belirli bir granitten olması gerektiğine inanmaktadırlar. İskoç Curling Taşı Şirketi'ne göre; Ailsite su emme kapasitesi az olduğundan, donma ve erimenin yol açtığı aşınmayı önler&lt;sup id="cite_ref-ICComp_1-0" class="reference"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6rling#cite_note-ICComp-1"&gt;[2]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt;. Eskiden bütün curling taşları bu granitten yapılırdı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Lakin, ada şimdilerde doğal hayatı korumak için korunmakta ve artık madencilikte kullanılmamaktadır. Ailsite'ın az bulunmasından dolayı, Olimpik seviyede kayaların fiyatları 1500 &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dolar" title="Dolar"&gt;$&lt;/a&gt;'a erişebilmektedir. Bir çok curling klübünde ailsite'a başka granit taşlar yapıştırılarak çalışan yüzey oluşturulmuştur. Bazı düşük bütçeli kulüplerde betondan yapılma curling taşları da kullanılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;div class="thumb tright"&gt; &lt;div class="thumbinner" style="width: 302px;"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curling_Torino_2006_Pinerolo_Palaghiaccio_scena2.jpg" class="image"&gt;&lt;img alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/ed/Curling_Torino_2006_Pinerolo_Palaghiaccio_scena2.jpg/300px-Curling_Torino_2006_Pinerolo_Palaghiaccio_scena2.jpg" class="thumbimage" height="225" width="300" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="thumbcaption"&gt; &lt;div class="magnify"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Curling_Torino_2006_Pinerolo_Palaghiaccio_scena2.jpg" class="internal" title="Büyüt"&gt;&lt;img src="http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png" alt="" height="11" width="15" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;a href="http://www.vik2.com/wiki/amerika/amerika-birlesik-devletleri-amerika/guzel-sanatlar-a-b-d/"&gt;ABD&lt;/a&gt; Milli Takımı oyuncuları 2006 Kış &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/olimpiyat/"&gt;Olimpiyat&lt;/a&gt;ları'nda&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p&gt;Turin &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=2006_K%C4%B1%C5%9F_Olimpiyat%C4%B1&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="2006 Kış Olimpiyatı (sayfa mevcut değil)"&gt;2006 Kış Olimpiyatı&lt;/a&gt;'nda kullanılan curling taşları, İskoçya'nın Kuzey batısında bulunan Llyn Yarımadasındaki &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Yr_Eifl&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Yr Eifl (sayfa mevcut değil)"&gt;Yr Eifl&lt;/a&gt; dağındaki madenlerden çıkarılan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Garn_For&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Garn For (sayfa mevcut değil)"&gt;Garn For&lt;/a&gt; granitindendi.&lt;/p&gt; &lt;h3&gt; &lt;span class="mw-headline" id=".C3.96zel_ekipmanlar"&gt;Özel ekipmanlar&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt; &lt;p&gt;Kaya için "&lt;a href="http://www.eyeonthehog.com/" class="external text" rel="nofollow"&gt;Eye On The Hog&lt;/a&gt;" adı verilen özel bir sap geliştirilmiştir. Bir entegre &lt;a href="http://www.aprido.com/"&gt;elektronik&lt;/a&gt; devre kayanın hog çizgisini geçmesinden evvel elden çıkmasına yardım sağlar. Sap metal boya ile kaplanmıştır; bir devre fırlatanın elinin hala temas halinde olup olmadığını ölçer ve bir hog hattındaki bir başka devre hattı geçişini kontrol eder. Sapın altında yer alan lamba vasıtası ile hog çizgisini geçtikten sonra temas olup olmadığı anlaşılır. Bu sayede kontroller insan hatasından arındığı gibi, hog çizgisi görevlilerine duyulan gereksinimi de ortadan kaldırır. Negatif tarafı bu ekipmanın tanesinin 650 $ olmasıdır (bir turnuvaya katılan takımlardaki tüm kayalarda kullanılması gerektiğinden maliyet oldukça yüksek olacaktır). Bu yüzden olimpiyatlar gibi üst düzey ulusal ve uluslararası yarışmalarda kullanılırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kayalar oyuncular tarafından kayarken sapları vasıtası ile fırlatılmak için dizayn edilmiş olsalar da kayaların fırlatılmasına yardımcı olmak amacı ile "dağıtım sopaları" da geliştirilmiştir. Bu sopaların dizaynları sapa takılmalarını sağlar ve böylece atışı gerçekleştirecek oyuncu elini kayadan çekmek için eğik olarak kaymak zorunda kalmaz. Bu sopalar sayesinde engellilerin ve sağlık problemlerinden dolayı eğilemeyenlerinde bu sporu yapması sağlanmıştır. Kanada Curling Birliği Curling Kuralları'na göre "Dağıtım sopaları yardımıyla oyuncuların kayaya ellerini sürmeden atış yapmaları kabul edilebilirdir (kurallar dahilindedir)."&lt;/p&gt; &lt;h2&gt; &lt;span class="mw-headline" id="Oynan.C4.B1.C5.9F.C4.B1"&gt;Oynanışı&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;Bir maç on (oyun) son(un)dan ibarettir. Eğlence için genelde 8 veya 6 sonla oynanır. Bir (oyun) son(u) her iki takımın tüm oyuncularının iki atış hakkını, toplam 16 kayayı kullanmasıdır. Eğer 10 (oyun) son(u) bittiğinde eşitlik varsa bir son daha tie break (uzatma) eli olarak oynanır. Bu uzatma eli de beraberliği bozamamış ise beraberlik bozulana kadar son oynanmaya devam edilir. Kazanan tüm sonlar bittiğinde en fazla puana sahip olan takımdır (Bakınız &lt;b&gt;Skor&lt;/b&gt; başlığı)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Herhangi bir seviyedeki karşılaşmada tüm sonlar bitmeden kaybeden takımın kazanma şansı kalmasa bile maçı terketmesi uygun değildir. En çekişmeli turnuvalarda 8 son tamama ermeden kaybeden takımın terketmesine izin verilmez. Çekişmeli turnuvalarda kaybeden takımın "taşlarının bitmesi" ile maç sona erer; bu da sonuncu sonda kaybeden takımın elindeki taşların beraberliğe yetecek olandan az kalmasına verilen addır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Uluslararası yarışmalarda her taraf kendine verilen 73 dakikada tüm atışlarını tamamlamalıdır. Ayrıca her takımın her 10 sonda iki adet 60 saniye mola hakkı vardır.&lt;/p&gt; &lt;h3&gt; &lt;span class="mw-headline" id="At.C4.B1.C5.9F"&gt;Atış&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt; &lt;p&gt;Kayayı fırlatırken hog çizgisini geçmeden elinden çıkarmanız gerekmektedir (oyuncular ellerinden kayayı çıkarırken genellikle kayarlar).&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İlk üç oyuncu kayalarını fırlatırken, skip oyuncuları yönlendirmek için pistin diğer ucunda beklemektedir. Skip atış yaparken yerine "üçüncü" skip'in yerini alır. Böylece her kaya fırlatıldığında bir oyuncu kayanın başında fırlatmak için bir diğeri pistin diğer ucunda yönlendirmek için bulunur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Geriye kalan iki oyuncu, ellerindeki süpürgeler vasıtasıyla, kayayı takip eder ve önündeki buz tabakasını süpürerek güzergahta ilerlemesine yardımcı olurlar. Süpürme kayanın dönmesini yavaşlatırken katettiği mesafeyi arttırır. Süpüren oyuncular skipten ve/veya atıcıdan aldıkları yön direktifleri ile kendi değerlendirmelerini kullanarak, uygun zamanlamayla, kayanın uygun pozisyona gelmesini gelmesini sağlarlar. Direktif verirken genellikle, atıcı veya skip "HARD" (Sert) diye bağırır. Bahsettikleri süpürücülerin buz yüzeyine uyguladıkları basıncın miktarıdır. Atışlar arasında takımlar oplanıp birbirlerine bir sonraki kayanın konumu konusunda danışırlar&lt;/p&gt; &lt;h4&gt; &lt;span class="mw-headline" id="Kayan.C4.B1n_yollanmas.C4.B1"&gt;Kayanın yollanması&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: normal; float: none; margin-left: 0px;font-size:x-small;" class="editsection" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt; &lt;p&gt;Kayanın fırlatılması işlemi "yollama" (İngilizce:the delivery)diye adlandırılır. Zorunlu olmamasına rağmen tüm curling oyuncuları kayayı hack'den kayarak yollarlar. Kaymaya oyuncu bir ayağı (altında kaymaz bant olan teki) ile hacklerin birinden (ki bu konuma "hackde olmak"(İngilizce:in the hacks) denir) başlar. Sağ elli oyuncu için soldaki hackden, solak oyuncu için ise tam tersi hackden.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kayayı yollarken hatırlanması gereken, kayanın ilerlemesi için gereken momentumun kaymak için kaç adım birlikte kayılacağıdır. Gerekli olmadıkça kolla kayanın itilmesi akıllıca olmaz. Hackde iken oyuncunun eğilmesi ve pistin diğer yanındaki skip ve skip'in süpürgesi ile aynı hatta olması gerekir. Hackde süpürge dengeye yarar. Farklı oyuncular süpürgelerini değişik şekillerde tutarlar. Süpürge kayanın diğer tarafındaki elde ve süpürmeye yaramayan tarafı buza doğru tutularak taşınır. Bu da süpürgenin yumuşak yüzünün buza sürtünmesini engellemeye yarar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Herhangi bir yollamadan evvel kayanın çalışan yüzeyinin ve atıcının çevresinin temiz olması önemlidir. Bu da kayanın çalışan yüzeyinin elle yahut süpürge ile temizlenmesi ile çevrenin de yine süprge ile süpürülmesi ile sağlanır. Zira güzergahta veya çalışan yüzeydeki herhangi bir kir güzergahtan sapmaya ve atışın kaçırılmasına yol açar. Bu sapmanın gerçekleşmesine "pick" (Türkçe okunuşu "pik") adı verilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kaya temizlendikten sonra ikinci adım kayanın dönüş yönünü saptamaktır. Skip atıcıya genelde bunu söyler. Atıcı böylece kayanın sapını saat iki yönünde ya da saat on yönünde tutacaktır. Atıcı kayayı fırlatırken sapı bu iki pozisyondan saat oniki pozisyonuna çevirerek elinden çıkaracaktır. Sapı saat on pozisyonunda olan kaya saat yönünde, sapı saat iki pozisyonunda olan kaya saatin tersi yönde dönecektir. Genellikle istenen dönüş sayısı durmadan önce kendi ekseni etrafında iki buçuk dönüşün tamamlanmasıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="articleheading"&gt;Seyrederek anlaşılamayan spor: Curling&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;&lt;img alt="Seyrederek anlaşılamayan bir spor: Curling" src="http://213.161.144.108/content/images/spor/curling_1.jpg" align="right" border="0" height="156" hspace="5" vspace="5" width="264" /&gt;Her ne kadar Türkçe’ye “falsolama” diye çevrilebilecek olsa da, curling çoğumuz için “Eurosport’daki süpürgeli adamların buz üstünde oynadığı o anlaşılmaz oyun” olarak kalmaya devam etti yıllar boyunca. Ara sıra birkaç dakikalığına merakla izleyip “ohho civanım o taşı atmakta iş mi?” gibi yorumlar getirdiysek de, curling çözülmesi imkansız bir gizem, sayıların nasıl alındığının anlaşılmadığı kapalı bir kutu olarak kaldı genellikle. Bir kısmımız taşların birbirine çarpmasını iyiye işaret olarak yorumlasa da, tam da o anda asılan suratlar ve yorumcunun “çok kötü oldu bu, geçmiş olsun” yönünde İngilizce serzenişleri pişman etti bizi. Çözülemeyen bu sır çoğu zaman içimizde bir sızı olarak kaldı, moralimizi bozdu. Biz de bu soruna bir çözüm bulma zamanının gelip de geçtiğini düşünerek curling dosyasını açıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;&lt;strong&gt;O taşlar ne, hadi taşı bıraktım süpürgeler ne işe yarıyor, bir de nasıl öyle kayıyorlar?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;&lt;img alt="O taşlar ne, hadi taşı bıraktım süpürgeler ne işe yarıyor, bir de nasıl öyle kayıyorlar?" src="http://213.161.144.108/content/images/spor/curling_2.jpg" align="left" border="0" height="181" hspace="5" vspace="5" width="224" /&gt;Güzel sorular gerçekten. Tabii bunları anlatmaya başlamadan önce curling tarihiyle ilgili biraz bilgi vermek lazım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;Oyun 16. yüzyılda İskoçya’da ortaya çıkmış. Aşırı soğuk geçen kışlardan ve yapacak pek bir şey olmamasından bunalan birkaç İskoç, buz tutmuş bir gölün üstünde “bak şimdi bu taşı şöyle bir savurayım da gör” diyerek günümüz curling’inin temelini atmış. Önce taşları savurarak başlamışlar işe, taşın buz üstünde kayması zaten hoş bir görüntüymüş ama aralarından rekabeti seven biri “Güzel kayıyor taş ama buna bir de puanlama sistemi bulalım, baklavasına maç yaparız” deyince hepsine mantıklı gelmiş. İşte bundan sonra da dünyada çok az insanın ilk görüşte anlayabileceği o basit puanlama sistemini bulmuşlar, oyun da gitgide gelişmiş, en sonunda günümüzün olimpik curling’i haline gelmiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;&lt;strong&gt;Genel Bilgi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;Günümüz olimpik curling takımları dört kişiden oluşuyor. Bunlar bir oyuncu ve üç süpürücü olarak ayrılıyor. Oyun sırasında üçüncü süpürücünün görevi genelde hedefi işaretlemek ve atıcıyla beraber diğer iki süpürücüye komut vermek olsa da, zaman zaman süpürme işlemine de katılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;Gelelim taşlara. Sap takılmış cilalı mermer gibi durduklarına bakmayın, o taşlardan her biri yirmi kilo çekiyor. Bir tanesini hafif sanıp yerinden hızla kaldırmaya çalışın, bravo omzunuzu çıkarmayı başardınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;Süpürgelerse bildiğimiz süpürgelerden biraz farklı, hem yeri süpürmeye hem de atıcının taşla beraber ilerlerken dengeyi tutturmasına yarıyor. Ayrıca hedef mahallini işaretlemekte de kullanılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="articletext"&gt;Oyuncuların buz üstünde kaymasını sağlayan ayakkabılarsa başka bir soru işareti tabii. Ayakkabılardan biri kaymayı sağlamak için buz üstünde sürtünmeyi azaltan bir maddeden, diğeriyse bir önceki kadar kaymayan başka bir maddeden yapılıyor. Amaç süpürücülerin dengeyi sağlayabilmesi ve atıcının kendine rahatça yön verebilmesi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5856893210598599741?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5856893210598599741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/curling.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5856893210598599741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5856893210598599741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/12/curling.html' title='Curling'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-4467766942258168625</id><published>2009-09-25T04:45:00.000-07:00</published><updated>2009-09-25T05:03:38.249-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayal Kahvesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Damas Mücevher Evi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sortie'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şov'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plastik estetik cerrahi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koza Güreli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aysel Gürel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ali Ağaoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='albüm'/><title type='text'>Havadan Sudan</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sortie’den yaza veda&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul yaz gecelerinin en popüler mekanlarından biri olan ve sezonu Beyoğlu konseptiyle geçiren Sortie, bugün ve yarın gece yapılacak iki partiyle yaza veda ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz kış Uludağ, ıstanbul, Bursa ve Eskişehir’de birçok ses getiren partiye imza atan New Generation Entertainment tarafından bu gece düzenlenen “şahane Yıllar” adlı partide DJ Zafer Köseoğlu müzik yapacak. Köseoğlu, 90’lı ve 2000’li yılların en hit yerli-yabancı pop şarkılarıyla konuklara keyifli bir gece yaşatacak. Yarın geceki final partisinde ise ünlü DJ Suat Ateşdağlı performans sergileyecek. Partide ayrıca Ateşdağlı’nın ilk klibi de ilk kez gösterilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru anahtarı bul mücevheri kazan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçka’daki bulunan Damas Mücevher Evi, aynı cadde üzerinde 20 metre yukarıya taşındı. Yeni mağazalarına Damas 53 adını veren patron Dilek Ertek, yeni adreslerinde 9 Ekim günü bir davet vereceklerini söyledi. Ertek, davet gününde konuklarına bir de sürpriz hazırladıklarını söyledi. Ertek sürprizlerini ise şöyle anlattı: “Davetlilere o gün 1’er adet anahtar verilecek. Bu anahtarlardan sadece üç tanesi içinde mücevher olan üç ayrı kasayı açıyor olacak. Anahtarı kasayı açan kişiler ise içindeki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilmener Hayal Kahvesi’nde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naim Dilmener, bu gece Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde sahne alacak. Dilmener, pop’tan rock’a, 60’lardan 2000’lere, Ajda Pekkan’dan şebnem Ferah’a, Erkin Koray’dan Duman’a, Sezen Aksu’dan Aylin Aslım’a, Mavi Işıklar’dan Mirkelam’a kadar uzanan geniş repertuvarıyla dinleyicilerine müzik ziyafeti yaşatacak. Yeşilçam filmleri eşliğinde eğlenceli vakit geçirmek isterseniz yerinizi ayırtın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakat Nobre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaşlı forvet Mert Nobre eşi ile birlikte önceki gün istinye Park &lt;a href="http://alisverismerkezleri.blogcuzade.com/"&gt;alışveriş merkezi&lt;/a&gt;ne  geldi. ınönü’de Kayserispor ile oynadıkları maçta sakatlanan eski &lt;a href="http://fenerbahce.blogcuzade.com/"&gt;fenerbahçeli futbolcu&lt;/a&gt;, kollukla dolaşıyordu. Kolunun her geçen gün iyileştiğini belirten Nobre haftaya bandajı çıkartacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram sonrası kontrol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit-Cem Boyner çifti önceki gün ıstinye Park’taki Beymen mağazasını dolaştı. Ardından patron Boyner, son günlerde popüler olan Bej Cafe’nin çalışanlarını tebrik etti ve başarılarının devamını diledi. Çift, Cem Bey’in kullandığı Range Rover marka cipleriyle alışveriş merkezini terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koza büyüdü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/marmara/"&gt;Marmara&lt;/a&gt; Otelleri’nin sahibi Bike Gürsel’in Ali Güreli ile yaptığı evlilikten olan kızı Koza büyüdü. Koza Güreli, annesi Bike Hanım ile geçtiğimiz hafta bir davete katıldı. Koza Güreli’yi görenler zarafeti ve ağırbaşlılığı ile yaşıtlarından çok daha olgun olduğu görüşüne vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaoğlu ıstinye Park’ta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Ağaoğlu da önceki gün ıstinye Park’taydı. Ali Bey’e hukuk müşaviri Adnan Kılıç eşlik etti. Kılıç ve Ağaoğlu birlikte gittikleri bir görüşmeden sonra karınlarını doyurmak için alışveriş merkezini tercih etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Manastır gezmelerindeyim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur BAŞTÜRK  obasturk@hurriyet.com.tr&lt;br /&gt;En alt katında yüzlerce yıl önce ölen 12 bin rahibin mezarının bulunduğu, ünlü grafik artist Escher’in labirentimsi işlerinde olduğu gibi merdivenlerle/kapılarla/avlularla birbirine bağlanan dünyanın en büyük üçüncü manastırında bir gece kalmak ister miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben isterdim. Hayır tabii ki tek başıma değil, arkadaşlarımla!&lt;br /&gt;Ama onlar istemezse pekala kalabilirdim de...&lt;br /&gt;Çünkü Midyat’a 20 kilometre uzaklıktaki Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Mor Gabriel Manastırı insana, “kapan buraya çocuğum, huzur bul” duygusunu yüklüyor.&lt;br /&gt;Tamam, bende en fazla bir gecelik, bilemedin iki gecelik için böyle bir istek uyandırdı. Ama ötesini de anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;Yani burada uzun süre yaşayanları; din görevlilerini, gönüllüleri (70 kişi yaşıyormuş).&lt;br /&gt;Bir manastır daha var. Buradan daha küçük ve Mardin’e daha yakın: Deyrulzafaran. O da heybetli ve günbatımında renkten renge giren dümdüz Mezopotamya diyarına bakıyor.&lt;br /&gt;Ama ben en çok Mor Gabriel’den etkilendim. Orası bir başka.&lt;br /&gt;Eğer Mardin gezisi yapacaksanız yakın/uzak zamanda, sakın es geçmeyin.&lt;br /&gt;Peki gerçekten kalınabiliyor mu bu manastırlarda?&lt;br /&gt;Mor Gabriel Manastırı’nda Süryani değilseniz eğer- bu pek mümkün değil gibi. Ama Deyrulzafaran’da mümkün. Eğer bağış yaparsanız konaklamanıza izin veriyorlar. Tabii ki otel hizmeti filan beklemeyeceksiniz. Burası bir manastır sonuçta.&lt;br /&gt;Amaç, “Gülün Adı” filmindekine benzer bir atmosferi koklamak, sonra da normal yaşamına geri dönmek...&lt;br /&gt;* “NEREDEN (ZIP)ÇIKTI BU MANASTIR MEVZUSU?” DİYENE:&lt;br /&gt;İki gündür Mardin-Midyat hattında gezinmekteyim. şahane bir grupla beraber, ki onları aşağıda teker teker tanıtacağım.&lt;br /&gt;Bir sürü yer gezdim kısıtlı zamanda. Ama beni en çok manastırlar etkiledi. Hani o bildik, Mardin’den baktığında “deniz gibi görünen” ova bile o kadar değil...&lt;br /&gt;O yüzden konuya oradan -balıklama- daldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Mardin-Midyat hattı grubu’nda kim kimdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FEBYO TAŞEL... Bu gezinin baş kahramanı olan müzisyen.&lt;br /&gt;Babası Midyat Süryanilerinden. Eşi Funda Arar’a yaptığı bestelerden ismine zaten aşinasınız (En güncel olanı, “Yak Gel”i söylesem)...&lt;br /&gt;Febyo uzun zamandır üzerinde uğraştığı enstrümantal albümünü çok yakında piyasaya sürecek. ışte bu ilk albümde yer alacak fotoğrafları için de Mardin’i, baba memleketini tercih etmiş.&lt;br /&gt;Herkesi sürükleyen o yani.&lt;br /&gt;FUNDA ARAR... Kendisini uzun uzun tanıtmaya gerek var mı?&lt;br /&gt;Çok iyi biliyor buraları, dört-beş kez gezmiş tüm manastırları, medreseleri...&lt;br /&gt;EMRE AKSU... Febyo’nun albümünün süpervizörü, eli kolu, ayağı ve midesi ağrıyanı (yemeklerden mi acaba?)...&lt;br /&gt;ESRA BAŞIBÜYÜK VE EKİBİ... Moda editörü Esra Başıbüyük eğitimini gördüğü işe, yani fotoğrafçılığa dönmüş. Haberim yoktu. Febyo’nun &lt;a href="http://www.editorya.com/fotograf-zevki.html"&gt;fotoğraf&lt;/a&gt;larını o çekiyor. Daha doğrusu çekecek. Hem de çıplak! “Nasıl yani?” dedim dedim, ama açık vermedi. Çekim yapmak için benim Mardin sınırları dışına çıkmamı bekliyorlar herhalde!&lt;br /&gt;VE BENDENİZ... Son dakikada dahil oldum gruba. Zar zor yer buldum THY uçağında (bu ne talep yahu! &lt;a href="http://www.editorya.com/tatlicadica.html"&gt;Bodrum uçağı&lt;/a&gt; gibi pahalı üstelik).&lt;br /&gt;Mardin’i böyle şen bir grupla görmek hoş olur diye düşündüm.&lt;br /&gt;İyi etmişim, çok eğleniyorum! Ama bir yandan da manastıra kapanmak istiyorum. Bu ne yaman çelişki anne?&lt;br /&gt;NOT: &lt;a href="http://www.vik2.com/bilgi/mardin/"&gt;Mardin&lt;/a&gt; macerasının devamı yarın. Çünkü hem güneş hem de Süryani şarabı çarptı, yoruldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;35 yaş yolculuğu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşları 30’ların ortasına vardı mı, &lt;a href="http://www.vik2.com/phoinissai-fenikeli-kadinlar/"&gt;kadınlar&lt;/a&gt;da tatlı bir telaş başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul bitirme, işe girme ve çoluk çocuk sahibi olma gibi sorunların çoğu çözülmüş, sıra “kendine bakma”ya gelmiştir. Haklılar! Eğer bu farkındalık doğru ve iyi yönetilebilirse, mükemmel bir hayatı yakalamak daha kolay hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 yaş yolculuğuna çıkan kadınların aklına gelen ilk sorulardan biri şu: Daha iyi, zinde ve güzel görünmek ve hissetmek için ne yiyip içmeli, hangi besin desteklerini kullanmalı, hangi kremleri sürmeliyim?&lt;br /&gt;Bu sorulardan ilkine yani yeme-içme faslına bugün değineceğiz. Haplar ve kremler kısmı ise arkadan gelecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE YİYELİM NE İÇELİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30’lu yaşlar sonunda yapacağınız &lt;a href="http://www.vik2.com/rejim/"&gt;beslenme&lt;/a&gt; değişikliklerinin başında, şekeri bir kenara bırakmak ve şekerli yiyeceklerden uzaklaşmak geliyor. Bütün araştırmalar, aşırı şeker tüketiminin bedende yaşlandırıcı birçok süreci tetiklediğini, cildimizden damarlarımıza, eklemlerimizden kaslarımıza dokularımızın çoğunu katılaştırıp sertleştirdiğini ve zamanla görev yapamaz hale getirdiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“şekerden uzaklaşma” kararını yalnızca çaya, kahveye şeker koymamak, baklava, kurabiye, kadayıf, keşkülü azaltmak gibi de düşünmeyin. Kullandığınız her şeye şu veya bu şekilde, açık ya da gizli şeker katılıyor. ışte bu nedenle en azından doğrudan şeker eklenen yiyeceklerden kesinlikle uzak durmak, hatta biraz da “rafine şekere sigara muamelesi yapmak” gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESKİ TAVSİYELER HÂLÂ GEÇERLİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neleri daha sık yemeliyiz?” sorusunun yanıtına gelince... Bu sorunun yanıtı çok uzun. Ama ben size özel bir liste hazırladım. Bu listeyi sayfamızda bulacaksınız. Listeye dikkatle bakarsanız, değişen pek bir şey olmadığını göreceksiniz. Eski tavsiyeler hâlâ geçerli. Yeni önermelerin başında bizim ülkemizde yetişmeyen açai meyvesi geliyor ama siz hiç dert etmeyin. Açainin marifetlerini bizim nar ve üzüm ikilisi fazlasıyla tamamlıyor. Kan portakalı ise bu ikilinin başarısına zirve yaptırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanacağınız besin desteklerine gelince... Bunlar için yuvarlak bir liste vermek pek doğru değil. Yaşa, kişisel sağlık geçmişine, genetik mirasa ve yaşam tarzına uygun seçimler yapmak gerekiyor. Bununla birlikte “alfa lipoik asit+CoQ10” ikilisi bu yılın da favorileri. ıkili neredeyse her “genç kalma formülünde” ilk sıraları işgal etmeye devam ediyor. Daha detaylı formüller de var, size aktaracağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kremleri kullanacağınız konusunu ise yarına sakladık. şaşırtıcı ve hızlı sonuç veren birçok bilgiler var, bekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar için süper besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açai: Açai meyvesinde tıka basa antioksidan var. Ayrıca kaliteli yağ asitlerinden ve aminoasitlerden de çok zengin. Yağ asidi yapısı zeytinyağına benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nar: Bu yılın da favorisi. Özellikle antioksidanlardan ve elagik asitten güçlü yapısı bu yıl da çok konuşulacak. Nara portakal, üzüm, havuç, elma ve kavunu da ekleyin. Kavunun yıldızı parlıyor, bir kenara not edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık: Somon şart değil. Hamsi ve lüfer de işe yarıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahıl grubu: Bulgur, kahvaltılık gevrekler, köy ekmeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baklagiller: Tahıl grubu yiyecekler, özellikle kırmızı fasulye ve mercimek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çay: Günde 2-3 bardak. Siyah çay da etkili!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı biber: Kaliteli, iyi kurutulmuş kırmızıbiber de olur, taze acı biber de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceviz, badem ve fındık: Listeye yer fıstığını da ekleyin. Miktara dikkat edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Probiyotikten zengin yoğurt ve kefir: Yoğurdun yarım yağlısını tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal otlar: Fesleğen, kekik, maydanoz, nane, tarhun, dereotu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açai meyvesi yaşlanmaya çare mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika’da son yıllarda tam bir “açai çılgınlığı” yaşanıyor. Açai, Amazonlar’da yetişen bir tür palmiyeden elde edilen yüksek enerjili bir meyve. Çoğu zaman meyveden ziyade suyu tüketiliyor. Tıpkı üzüm gibi açaide de mor rengini oluşturan muhteşem antioksidanlar var. Antioksidan gücünün mükemmel olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;Açai ürünlerinin kilo verme konusunda da yardımcı olabileceği ileri sürülüyorsa da bu konuda herhangi bir bilimsel kanıt yok. ışin bu yanı biraz ticari gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, açai gerçekten güçlü bir antioksidan besin ama bana sorarsanız gücü biraz şişiriliyor. Aynı faydaları nardan, üzümden kazanmak da mümkün gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kefir güzelleştiriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kefir, bizim mutfağımızın zenginliklerinden biridir. Probiyotik içeceklerin en güçlüsü ve etkilisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, yalnız bağırsak sağlığını değil, genel sağlığı da iyi yönde etkilediğini gösteriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği, midede helikobakter mikrobunun üremesini azaltabildiği, hatta damar yaşını düşürdüğünü gösteren bulgular var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilt yaşlanmasıyla uğraşan uzmanların çoğu kefirin cilt kırışması ve sarkmasını da azaltabileceğini ileri sürüyor. Ayrıca tıpkı yoğurt gibi kefir de kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Özetle kefir konusunda biraz daha araştırma yapmamız, bu doğal zenginlikten daha çok faydalanmanın yollarını bulmamız şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarçın: Her şeye iyi geliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan şekerini dengelemede neredeyse ilaçlar kadar işe yaradığının anlaşılması, onu son yılların favori yiyeceklerinden biri haline getirdi. Belki de “tarçın hak ettiği üne kavuştu” demek daha doğru olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kan şekerini dengelemede (şeker hastalarına özellikle tavsiye ediliyor), insülin reseptörlerini uyarıp şekerin hücrelere girmesini kolaylaştırmada ve “iltihaplanma” diye tanımlanan “yaşlandırıcı yangısal süreçleri” yavaşlatmada da müthiş işler başarıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği, mikrop üremesini zorlaştırdığı, belleği desteklediği yönünde de bulgular var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktardan alacağınız doğal tarçını kahve gibi öğütüp yiyeceklere günde bir yemek kaşığı kadar eklemeye gayret edin. Tarçını sütlü tatlılarınıza, çayınıza, yoğurdunuza tatlı bir lezzet unsuru olarak ekleyebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yunuslar için sesin çıksın dünya!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzin Abla  guzinabla@hurriyet.com.tr&lt;br /&gt;Dünyanın öylece bakakaldığı bir cinayet, bir katliam... Her yıl eylül ayında, Japonya’da etleri için avlanan yunusların ölümüne sessizce tanıklık eden dünyanın artık sesi çıkmalı! Biri bu avcılığa dur demeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya’da her sonbahar mevsiminde olduğu gibi bu sonbaharda da kanlı yunus avı başladı. Ülkenin güneyindeki balıkçı köyü Taiji’de yapılan katliamı bütün dünya sessizce seyrediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan denizdeki kirlilikten en çok zarar gören yunus ve balinaların etinde kabul edilebilir düzeyin 4 ila 36 katı arasında değişen cıva saptandığı belirtilirken, Japon hükümeti yunus etinin yenmesinde bir sakınca olmadığını savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvan hakları koruyucuları, eti için avlanan yunusların insanları zehirleme ihtimalleri bulunduğunu belirtirken, her yıl Japonya’da 2 bine yakın yunus ‘eti’ için avlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül ayı başında başlayan yunus katliamını önlemek isteyen sivil örgütün yöneticisi Ruc O’Bray, bütün dünyanın bu vahşete seyirci kalmasından şikayetçi.&lt;br /&gt;Rumuz: Sevgi S.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansever gruplarımız arasında dolaşan Sevgi S.’nin bu uyarısını köşeme alıyorum. Çünkü tamamen aynı düşüncedeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en sevgi dolu hayvanları olan, beyin kapasitelerinin bilim adamları tarafından insana en yakın olduğu belirlenen, yetenekli ve dünya sevimlisi, herkesin ve özellikle de çocukların sevgilisi yunuslara uygulanan bu vahşet, bildiğiniz gibi yalnızca Japonya’da değil, ıskandinav ülkelerinde de inanılmaz bir şekilde sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünya ülkelerinin, hayvansever grupların bu katliama göz yummaması gerekiyor. Herkes kendi çapında uluslararası sitelere girip tepkisini göstermeli.&lt;br /&gt;Yoksa kökleri kurutulan pek çok hayvan gibi, bu sevgili dostlarımız da yok olup gidecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazlıkçılar dört ayaklı dostlarını geride bırakıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda pek çok terk edilmiş hayvana rastlıyoruz. Tüm sahil kasabalarında tatilciler, arkalarında o dört ayaklı dostlarımızı da bırakıp gidiyorlar. Yaz boyunca baktıkları ya da şehirden getirdikleri hayvancıkları, hiç yürekleri sızlamadan arkalarında bırakıp, çekip gidiyorlar. Tıpkı bir eşya gibi...&lt;br /&gt;Onu Dikili’de sahil yolunda bulduk. Oradaki tezgahlarda takı satanlar, ona ‘Efe’ adını koymuşlar. Sahibi varmış ama tatilden dönerken bırakıp gitmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimli bir terrier. “Dur, gel, otur, elini ver” komutlarının hepsini biliyor. Bir erkek. Tuvalet terbiyesi de var.&lt;br /&gt;Tahmine göre, 1,5 numara. Dikili’deki veterinere götürüldü. Boynundaki ufak yara iyileşecek, ayağının hafif sekmesi de öyle... Ama bir vicdansızın tekme attığı tek gözünde ortaya çıkan sorun önemli. şimdi tedavi ediliyor. Diğer gözü sağlam şükürler olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışı sokakta geçiremez. Ev ortamına, insana alışık. Tüyleri de tıraşlı, daha çok az uzamış. şimdiden yıpranmış ama toparlanmaya başladı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha siz hayvanseverleri ilgiye ve bu mesajımızı duyurmaya çağırıyorum. Siz ailesi olamayacaksanız dahi yeni ailesine sizin oluşturabileceğiniz bir zincir sayesinde kavuşabilir. Bize bu mail adreslerinden ulaşabilirsiniz: dko.1981@yahoo.com.tr, sessizliginSesi@yahoogroups.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımızın dediği gibi, tüm sahillerde, yazlıklarda insanlar yaz boyu kedilerle, köpeklerle ilgileniyor. Hatta bizim çevremizde de yeni doğum yapan kedilerin yavrularını özenle besleyip, bakıyorlar. Ama evlerine dönme zamanı gelince, belki üzülerek ama bir şekilde onları terk edip Allah’a emanet diyerek gidiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bu çok korkunç bir durum. Hep önlerine gelen mamaları yemeye alışan hayvancıklar, kış koşullarında sokaklarda telef oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada evlerinden kedi veya köpeklerini getirip, yaz boyu birlikte yaşadıktan sonra, burada ne olurlarsa olsunlar deyip, terk edenler de var. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Çünkü bir yıl sonra döndüklerinde, o hayvanları bulamayacakları kesin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ayın burcu Terazi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niobe   niobe@hurriyet.com.tr&lt;br /&gt;Terazi, Zodyak’ın yedinci burcu olarak, insani evrimin de yedinci aşamasını sembolize eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terazi, birey ve toplum arasındaki dengeden sorumludur. Terazi’nin temel ihtiyacı ihtiras ve akıl arasındaki denge unsurunu bulabilmektir. Bu arayışında kendisine yardımcı olan en önemli karakteristiği, yargılama mekanizmasının objektivitesidir. Terazi kimi zaman, mesafeli, soğuk ve duygusuz gibi gözükse de aslında bu görünüm kaynağını objektif olma isteğinden alır.&lt;br /&gt;Öncü nitelikte bir burç olan Terazi, eyleme geçmekten korkmaz. Diğer insanlar tarafından sevilmeye ve onaylanmaya şiddetle ihtiyaç duymasına rağmen, kuvvetli bir iradeyle amacına ulaşmaya çalışır. Genellikle cazibesini ve çekiciliğini amaçlarına ulaşmakta kullanmaktan da çekinmez.&lt;br /&gt;Sembolü terazi gibi, bu burç insanları da sürekli ölçmeye, tartmaya, denge oluşturmaya çalışırlar. ınsan ilişkilerinde de bu dengenin oluşması için oldukça adil davranmak isteğindedirler.&lt;br /&gt;Terazi’nin hayatında ikili ilişkiler, kendi yansımalarını görebileceği, kendi eksiklerini tamamladığı bir eş arayışı doğumdan ölümüne kadar devam eder. Paylaşım temel dürtüsüdür. Deneyimlerini öncelikle entelektüel olarak algılayan Terazi, daha sonra pratik değerine, duygusal etkilerine ve fiziksel gereksinimlerine bakar.&lt;br /&gt;Sosyal yeterlilik ve güzellik gezegeni Venüs’ün kontrolündeki Terazi, her türlü güzellikten duygusal, fiziksel ve psikolojik tatmin elde eder. Kitaplar, müzik, güzel kıyafetler, mücevherler, çiçekler, sanat objeleri değer verdiği şeylerdir.&lt;br /&gt;Terazi’nin yaşadığı çevre estetik olarak yeterli değilse, mutsuzluk kaynağı haline gelebilir. Sosyal ortamlarda çok büyük bir çaba sarf etmeden, grubun merkezini doldurur. Aranan, sevilen ve sayılan bir insan haline gelir. Huzur ve uyum yaşamında eksik olduğu zaman gerek fiziksel, gerekse ruhsal sağlığında ciddi problemler doğabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-4467766942258168625?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/4467766942258168625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/09/havadan-sudan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4467766942258168625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4467766942258168625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/09/havadan-sudan.html' title='Havadan Sudan'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-6853693728316382826</id><published>2009-08-13T19:38:00.000-07:00</published><updated>2009-08-13T19:44:52.527-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Star TV'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanatcı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izmir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanatçı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlker Kızmaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Binbir Gece'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk-ı Memnu'/><title type='text'>İlişkilerde erkekler ne söylese boş</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"İlişkilerde erkekler ne söylese boş!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Melike BİRGÖLGE / mbirgolge@hurriyet.com.tr  29 Haziran 2009&lt;br /&gt;İlişkilerde erkekler ne söylese boş!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5C%C4%B0LKER-KIZMAZ..jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 315px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5C%C4%B0LKER-KIZMAZ..jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;En çok izlenen dizilerin başında gelen Aşk-ı Memnu’daki canlandırdığı ‘Nihat’ karakteriyle dikkatleri çeken İlker Kızmaz’la yaptığımız keyifli röportaj…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca izleyici sizi Aşk-ı Memnu dizisindeki Nihat karakteriyle tanıdı. Kimdir Nihat’a hayat veren İlker Kızmaz?&lt;br /&gt;1975 yılında İzmir'de doğdum. Okul hayatım İzmir'de geçti. Liseden mezun olduğum Cuma gününün ertesi günü çalışmaya başladım. Bir daha da durmadım. Çalışırken aynı zamanda yüksek öğrenimimi tamamladım. Bir çok değişik iş yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi işlerde…&lt;br /&gt;Torna tesviye, nakliye, döşemelik kumaş satışı, tezgahtarlık… Bunların arasında beden gücü gerektiren zor işler de vardı. İnsanlarla uğraşmamı gerektiren, onları sevk ve idare etmem gereken işler de vardı. Ama ilkokuldan beri tiyatrodan hiç kopmadım. Bir şekilde hep içinde oldum. Son beş yıldır da İstanbul’da yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Aşk-ı Memnu’ya dahil olmadan önce neler yapıyordunuz?&lt;br /&gt;Diziden önce Levent Semerci'nin yönettiği İlker Altınay ve Hakan Evrensel'in senaryosunu yazdığı ‘Nefes’ isimli bir sinema filminde rol aldım. Filmin çekimi için bir buçuk yıl kadar Antalya'daydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İZMİR’İ TERKETMEK BÜYÜK CESARET!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan önce de ‘Candan Öte, Duvar’ gibi birkaç d&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5CA%C5%9EK-I-MEMNU-15.-B%C3%96L%C3%9CM-%2829%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 470px; height: 426px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5CA%C5%9EK-I-MEMNU-15.-B%C3%96L%C3%9CM-%2829%29.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;izi projesinde yer aldınız. Peki, 2004 yılında İzmir’den İstanbul’a yerleşmeniz hangi vesileyle…&lt;br /&gt;Hep istiyordum zaten. Ömrümün geri kalanını oyunculuk yaparak İstanbul'da geçirmeyi... Ama bunun doğru zamanının gelip gelmediğini kestiremiyordum. İzmir'de yaşayanlar da bilirler, oradan çıkıp başka bir şehre yerleşmek için çok büyük sebeplerinizin ya da çok büyük hedeflerinizin olması lazım. Yani İzmir gibi bir şehri terk ediyorsanız hedeflerinize giden yolun yarısını kat ettiniz demektir. Büyük cesaret… (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alaylı oyunculardansınız. Nasıl başladınız oyunculuğa?&lt;br /&gt;Ben daha ilkokul birinci sınıftayken 23 Nisan günü törene çıkacak üst sınıflardan bir çocuk hastalanınca çok sevdiğim öğretmenim Asiye Menteş bir saat içinde bana bir tekerleme ezberletip beni sahneye itip kaçtı. (Gülüyor) Yanımda Fikri diye arkadaşım daha vardı aynı kaderi paylaşan… O günden sonra Fikri ile beraber törenden törene koşup durduk. O saatten sonra nerede şiir, şarkı ya da müsamere varsa "İlker, Fikri gelin oğlum bu yapılacak. Hadi koçlarım, göreyim sizi" deyip liseye kadar bizi her türlü organizasyonda görevlendirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“REKLAM DEYİP GEÇMEMEK LAZIM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizilerden önce reklamlarda da rol almışsınız. Neler kaldı size reklam çekimlerinden?&lt;br /&gt;Çok fazla reklam çekmedim. Taş çatlasın dört beş tane reklamım oldu. Ne kaldı geriye derseniz zor zamanları geçirmek için biraz para bir sonraki iş için biraz tecrübe… Çekim esnasında tanıştığım ve büyük ihtimalle ileride bir şekilde yollarımızın tekrar kesişeceği çok önemli insanlar… Hatta Formula1 tanıtım filminde beraber çalıştığımız Şenol Altun'la daha sonra ‘Nefes’ filminin setinde de karşılaştık. Bir buçuk senemiz beraber geçti. Kendisinin ilk başından sonuna kadar çok yardımı dokunmuştur bana. Çevrede güvendiğin tanıdık birinin olması güzel bir duygu. Reklam deyip geçmemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlandırdığınız Nihat karakteri size geldiğinde neydi bu rolü kabul etmeniz konusunda sizi cezbeden? Hangi özellikleri…&lt;br /&gt;‘Nihat' karakterinden önce yapımcımız Kerem Çatay'ın ve yönetmenimiz Hilal Saral'ın tutumu, yaklaşımı, samimiyeti cezbetti beni. Bana ‘Süleyman Efendi'yi oyna’ deselerdi ona da ‘Hayır’ diyemezdim herhalde. (Gülüyor) Biz diziye başlarken bir takım kodlar verildi Nihat ile ilgili bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakteri aklınızda analiz edebilmeniz için…&lt;br /&gt;Aynen… Üzerinde düşünmem gereken ipuçları… Peyker'i seven… Ki o zaman karısı değildi. Onun için birçok şeyi feda edebilecek saf bir aşkı olan ama dışardan sürekli müdahaleye uğrayan baba merkezli bir adamdı Nihat. Ama zaman içinde çok iyi bir eş, çok iyi bir baba profili çıktı. Bu yönü de hayli keyifli oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK ÇEKİMDE ŞAŞKINLIKTAN NE YAPACAĞIMI BİLEMEDİM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin ilk çekiminde zorlanmışsınız. Neden?&lt;br /&gt;Aslında zorlanmak denemez ama ilk gün olması nedeniyle hepimizde bir heyecan, bir telaş vardı. Çünkü dizinin ilk sahnesi, ilk planı çekilecekti ve o plan benim tek başıma olduğum bir plan idi. Kayıt deyip başladık. Sahne çekildi ve Hilal Hanım ‘Kes’ der demez  iyi mi oldu kötü mü oldu diye etrafa bakarken birden bir alkış kıyamet koptu. Ben daha ilk sahnenin şaşkınlığını atamadan ortalık yıkılıyordu. Öylesine şaşırdım ki ne yapacağımı bilemedim. Sonradan anladım ki ilk plan çekildikten sonra adettenmiş alkışlanıp tebrik edilirmiş. (Gülüyor) İlk defa böyle bir an yaşadım ama hayatım boyunca unutamam sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AİLEM VE ARKADAŞLARIM MÜTEVAZI YAŞAYAN, KALENDER İNSANLAR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihat karısına aşık ama onun ve kendi ailesinin çekişmelerinin arasında sıkışmış biri. Ki toplumumuzda bu çekişme arasında kalan çok kişi var. Siz kendi hayatınızda böyle bir durumla karşılaşsanız nasıl tepki verirsiniz?&lt;br /&gt;Hayat çok acayip! Her gün başka bir şey için şaşırıyoruz. Bu benim başıma gelmez dediğimiz her şeyde bizim ya da yakınlarımızın başına geliyor bir şekilde. Nihat'ın da başına gelmeyen kalmadı. Tabi bu arada daha da iyi günleri bunlar. Ama benim başıma bunlar gelse ne yapardım bilmiyorum. Çünkü şartlar değişik. Benim ailem ve arkadaşlarım mütevazı yaşayan, kalender insanlar. İşler bu kadar ayyuka çıkmadan her şey tatlıya bağlanır bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“FİRDEVS'ÇİLER BİHTER’İ ELEŞTİRİYOR, BİHTER'CİLER DE FİRDEVS’İ…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yani izleyicilerin, dizinizi futbol takımı tutar gibi izlediklerini ‘Aşk-ı Memnu’ da daha sık görebiliyoruz. Firdevs'çiler Bihter’i eleştiriyor, Bihter'ciler de Firdevs’i… Sevdikleri karakterleri savunmalarını, karşısındaki karakterleri ise eleştirmelerini neye bağlıyorsunuz?&lt;br /&gt;Herhalde kendine yakın gelen karakteri izleyip kendi zaafını onda yakalamak, yapamadığı şeyleri onun yapmasını izlemek ya da kendi giydiği kıyafeti onun üstünde de görmek karakterle arasında duygusal bir bağ kurulmasını sağlıyor. Mesela Firdevs'çiler Bihter’i eleştiriyor, Bihter'ciler de Firdevs’i… Erkekler Alex mi Hagi mi diye tartışırken bayanlarda Adnan mı Behlül mü diye tartışıyorlar. (Kahkahalar…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya seyircilerin, oyuncuları canlandırdıkları karakterle birebir özdeşleştirmeleri konusunda neler söyleyeceksiniz? Günlük hayatınızda gördüklerinde rolünüzdeki kişi gibi davranmalarını neye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar işe kendini kaptıranlar. İnandırıyoruz demek ki! (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BASTIĞIN YERİ HİSSET, BAKTIĞIN YERİ GÖR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuğunuzu nelerle besliyorsunuz?&lt;br /&gt;Beslemek, aç kalmak susuz kalmak gibi ihtiyaçlar olduğunu düşünmüyorum oyunculuk açısından. Dün kötü oynadım; biraz kitap okuyayım, tiyatroya gideyim, bir film izleyeyim besleneyim de bugün toparlanayım, daha iyi oynayayım diye bir şey olmuyordur herhalde. Ama insan olarak beslenmemiz gereken o kadar çok şey var ki... Okumak, izlemek, gezmek, görmek, yaşamak daha milyon tane şey... Bahçeşehir Üniversitesi'nde Hazal Selçuk bizim hocamız idi. Farkındalığımızı arttırmak için hep söylediği ve sürekli tekrarladığı bir şey vardı. ‘Nefes al, nefes ver. Bastığın yeri hisset, baktığın yeri gör'' Farkındalığımızı hep yüksek tuttuğumuz zaman çevremizdeki olayların, insanların, ülkeyi yönetenlerin, yazılan kitapların, çekilen filmlerin, oynanan oyunların, gökyüzünün renginin, arkadaşımızın saçının renginin farkında olduğumuz zaman zaten insan olarak besleniyoruz. Daha bu yolda belki toplu iğne ucu kadar ilerlemiş bir insan olarak ben oyuncunun beslenme çantası da faklı değildir diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ERKEKLER OLMADAN KADINLAR, KADINLAR OLMADAN ERKEKLER YOK!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’in kızlarının, güzelliklerini İzmir’in erkeklerine borçlu olduğunu söylüyorsunuz. Nasıl yani? Niye erkeklere borçlular?&lt;br /&gt;İzmir'de böyle bir alacak verecek durumu olduğunu sanmıyorum. Herkes hesabını kapatmış orada, defterler kapanmış. (Kahkahalar…) ‘Ben daha güzelim sen de fena değilsin’ gibi bir şey yok. Şehir güzel, herkes güzel herkesin yüzü gülüyor. Herkes samimi, şartlar elverdiği ölçüde de mutlu. Erkekler olmadan kadınlar, kadınlar olmadan erkekler yok! Ying yang (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kız meselelerinde acemiyim. Bu konuları çok da konuşamıyorum, utanıyorum.” diyorsunuz. Neden?&lt;br /&gt;Aslında konuşurum tabii, neden konuşmayayım. Ama bunlar insana özel şeyler olduğu için herkesle paylaşmaktan hoşlanmam. Sıkılırım başkasını da sıkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“OKULU AŞIK OLDUĞUM KIZ SAYESİNDE BİTİRDİM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olunca neler değişir İlker Kızmaz’da? Nasıl yaşarsınız aşkı?&lt;br /&gt;Sabah kalkışınız oturuşunuz yürüyüşünüz, nefes alışınız her şeyiniz değişir. İlk yaşadığım aşk kadar olmasa da hayatımın yüzde 80'ini etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşkınız…&lt;br /&gt;İlk defa ilkokulda aşık olmuştum ben. Kızın çantasına hangi akla hizmetse sakız, çikolata koyardım ders aralarında. Gece yatarken sabah kalkınca ilk düşündüğüm şey o olurdu. Okula bile onu görmeye gidiyordum diyebilirim. İlkokulu, ortaokulu bitirdiysem o kız sayesinde. (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“NE KENDİMİN NE DE ARKADAŞLARIMIN GEÇMİŞİNİ ASLA UNUTMAM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılarınızı saklamayı seviyormuşsunuz. İlkokuldaki hatıra defteriniz bile duruyormuş. Birçok insan geçmişi unutmayı tercih eder. Sakladığınız bazı anılar acıtmıyor mu sizi?&lt;br /&gt;Geçmişi unutmamak, belleğimi diri tutmak benim en önemli düsturlarımdandır. Kendim için ailem için arkadaşlarım için yarını bugünden daha iyi hale getirebilmek adına dünü unutmamam gerekiyor diye düşünüyorum. Ne kendimin ne de arkadaşlarımın geçmişini asla unutmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KADINLARIN İLİŞKİ ANLAYIŞI İNANILMAZ DEĞİŞTİ! ERKEKLER ARTIK NE SÖYLESE BOŞ!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Issız Adam çıktı, mertlik bozuldu” diyorsunuz. Neden?&lt;br /&gt;Çünkü son dönemde kadınların ilişki anlayışı inanılmaz değişti. Erkekler artık ne söylese boş. İlişki kötüye gitmiyor olsa dahi yaşanan en ufak tartışmada ‘Issız Adam’ etiketi erkeğe yapıştırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların ilişkiye bakışının inanılmaz değiştiğini söylüyorsunuz. Nasıl yani, ne yönde bu değişiklikler?&lt;br /&gt;Lisedeyken kız arkadaşımın elini tutabilmek yan yana yürümek, Kordon’da bir yere oturamadığımız için bankta oturup sohbet edebilmek bile başlı başına bir ilişki sayılırdı. Ve inanın çok acayip bir zaman gerektiriyordu kızın elini tutabilmek bile! Bir de şimdiki ilişkileri düşünün. Başka bir şey söylemeye gerek bile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim’de gösterime girecek olan ‘Nefes’ adlı film çok önemli sizin için. Biraz bu filmden bahseder misiniz?&lt;br /&gt;Bir reklam görüşmesi için reklam şirketine gitmiştim. Orada yönetmenimiz Levent Semerci ile tanıştım. Deneme çekiminden sonra “Bir film çekeceğim, seni de oynatacağım” dedi. “Beş dakikalık görüntünü getir bana, ne yaparsan yap beş dakika içinde” dedi. Aradan zaman geçti yine bir gün şirketin önünden geçerken yönetmen yardımcımız Hande Türkel kolumdan çekip “Gel bakim sen buraya hani senin beş dakikalık görüntün, çabuk geç stüdyoya beş dakika konuşacaksın kameraya” dedi. Apar topar girdik, o kamerayı açtı ve kaçtı gitti. Aradan iki sene falan geçti sanırım. Bir gün Hande aradı. ‘Biz başlıyoruz projeye ne durumdasın?’ dedi. Uçarak gittim tabi. Toplantılar, deneme çekimi falan derken sekiz on kere bir araya geldik. Sonunda otuz beş kişilik falan bir kadro seçildi. O şanslı insanlardan biri de bendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki filmin hikayesi…&lt;br /&gt;Film Kuzey Irak operasyonu sırasında sınırda bulunan bir role istasyonunu korumak için görevlendirilen 30 komandonun hikayesini anlatıyor. Yönetmenimiz Levent Semerci, yardımcıları Hande Türkel, Barış Kaya senaristleri Hakan Evrensel, İlker Altınay oyuncuları da burada ismini tek tek sayamayacağım on numara insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekimden önce, tüm oyuncular, iki ay boyunca eğitim almışsınız. Nasıl geçti o askeri eğitim süreci?&lt;br /&gt;Normal bir komando eri acemilik dönemimde ne yapıyorsa aynılarını yapmaya çalıştık. Onlar kadar ağır geçmemiştir mutlaka ama yakın olduğuna eminim. Çok iyi askeri danışmanlarımız vardı başımızda. Bildikleri birçok şeyi bizimle paylaştılar, bize öğrettiler. Botları kardan korumayı, yağmurda ateş yakmayı, gece karanlıkta görünmeyen alevi, yaralı taşımayı birbirlerine hayatını emanet ettikleri bir takım olmayı. Hiç birimiz o kışlaya girdiğimiz gibi çıkmadık, olgunlaştık ve büyüdük. Levent Semerci bizi asker yaptı, birbirimize kenetledi bıraktı, sonra da filmimizi çekti. Film esnasında kimse ‘Silahı böyle tut, MG 3 böyle çalışır, şarjör böyle değişir’ demedi. Bize zaten öğretmişlerdi biliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“NEFES FİLMİ HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kariyerinizde dönüm noktası olacak diyebilir misiniz bu film için?&lt;br /&gt;Filmin bana kattığı şeyleri sadece kariyerimde dönüm noktası oldu diye özetlemek benim için çok yetersiz ve film için de büyük haksızlık olurdu herhalde. Hayatımın dönüm noktası oldu diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizil&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5C%C4%B0LKER-3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 417px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5C%C4%B0LKER%20KIZMAZ%5C%C4%B0LKER-3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;erde rol alan çoğu oyuncu, sinema için “Bambaşka bir şey” der. Siz de öyle… Nedir sizce sinemayı bu kadar büyülü yapan?&lt;br /&gt;Bu benim ilk sinema filmim o yüzden bu duyguları ilk defa yaşıyorum. Dizi veya tiyatro bambaşka bir haz kesinlikle. Ama Levent Semerci başta olmak üzere bütün ‘Nefes’ ekibiyle oyuncusundan asistanına arkamızı toparlayan, çayımızı kahvaltımızı hazırlayan kişiye kadar bu ekipteki herkesle her zaman içinde ne olarak yer aldığıma bakmaksızın her işi yapabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binicilikle ilgileniyorsunuz. Bunun yanı sıra uzun yıllar aikido yapmışsınız. Neden aikido… Nerden bu merak…&lt;br /&gt;Yapı olarak asabi veya çok şiddete meyilli biri değilimdir. Ama uzak doğu sporlarına da küçüklükten beri bir ilgim vardı. Araştırdım ve içlerinden bana en yakın ve en uygun olarak Aikido’yu keşfettim. İzmir’de çok da iyi hocalarım vardı. Normalde günlük bir saat olan idmanın dışında üç saat daha ekstradan çalıştım hocalarımla. Sonra onlara ders esnasında ‘Ukemi’lik yaptım. Yani teknik yapılırken dayak yiyen adam. Japonya'daki diğer savaş sanatları gibi Aikido sadece kendini korumak için değil aynı zamanda ruhsal gelişim için de bir öğretidir. Ai: birleşme, uyum - ki; yaşam gücü, ruh - do: yol demektir  bir bütün olarak da anlamı ‘Yaşam Gücü İle Bütünleşme Yolu’dur. Aikido’nun felsefesi insanın kendi yaşam gücünü geliştirmekten ibarettir. Çok teknik terim kullanmadan anlatayım. Aikido’da ilk önce dayak atmadan dayak yememeyi öğrenirsiniz. Daha sonra rakibin kendi gücüyle doğru orantılı olarak ve onun gücünü kullanarak belli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekniklerle onu etkisiz hale getirmeyi öğrenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizide ne kadar kararsız ve arada kalsanız da gerçek hayatınızda ne istediğinizi biliyorsunuz. Yapmak istedikleriniz arasında neler var?&lt;br /&gt;Kalıcı bir şeylere hizmet eden söyleyecek sözleri olan, anlatılacak derdi olan işler yapabilmek. Kendi hayallerimi gerçekleştirirken hayallerini gerçekleştirmek isteyen insanlara da faydalı olabilmek…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-6853693728316382826?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/6853693728316382826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/08/iliskilerde-erkekler-ne-soylese-bos.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6853693728316382826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6853693728316382826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/08/iliskilerde-erkekler-ne-soylese-bos.html' title='İlişkilerde erkekler ne söylese boş'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-2880575857284348400</id><published>2009-08-13T19:14:00.000-07:00</published><updated>2009-08-13T19:32:02.100-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='link dizini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yalanlar Üstüne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çelik kasa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='link ekle'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='falokrat'/><title type='text'>Güvenlik Araştırmaları</title><content type='html'>Çelik Para Kasaları hayatımızda büyük önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;Altın bilezik, küpe, kolye vs gibi takılarınızı, laptop, kamera, dijital fotoğraf makinası gibi değerli elektronik cihazlarınızı, pasaport, tapu, sigorta poliçesi, çek - senet gibi önemli evraklarınızı veya çok özel öneme sahip küçük hacimli manevi miraslarınızı kafanız rahat bir şekilde güvenlik içinde korumak için Eurosafe çelik kasa ürünlerinden faydalanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurosafe &lt;a href="http://www.celikkasa.com/"&gt;çelik kasa&lt;/a&gt; çeşitleri hem evinizde hem de büronuzda içinizi rahat ettiren güvenli köşelerdir. Dünyanın dört bir yanında ilgi gören bu ürünleri türkçe Eurosafe Çelik Kasa websitesinde inceleyebilir, Türkiye Genel Distribütörü Paradok Elektronik şirketinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-2880575857284348400?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/2880575857284348400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/08/guvenlik-arastrmalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2880575857284348400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2880575857284348400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/08/guvenlik-arastrmalar.html' title='Güvenlik Araştırmaları'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-3393563363808514590</id><published>2009-07-06T18:19:00.000-07:00</published><updated>2009-07-06T18:26:38.930-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iki melek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BENGÜ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serdar Ortaç'/><title type='text'>Tek taşımı sevgilim aldı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBENG%C3%9C%20ALB%C3%9CM%202009%5CBengu_12.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 445px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBENG%C3%9C%20ALB%C3%9CM%202009%5CBengu_12.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek taşımı &lt;a style="" href="http://ansiklopedi.iyibilen.com/tr/sevgi"&gt;sevgi&lt;/a&gt;lim aldı&lt;br /&gt;Servet YILMAZ  3 Temmuz 2009 Hürriyet Magazin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“İki Melek” adlı yeni albümünü piyasaya çıkaran Bengü, çok aşık olduğunu, parmağındaki yüzüğü de erkek arkadaşının aldığını söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“1,5 yıldır mutlu bir ilişkim var. Beni hep destekleyen biriyleyim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baksanıza iki kız da ne kadar güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bengü’nün yeni albümü “İki Melek” için ünlü fotoğrafçı Mehmet Turgut’a çektirdiği imaj fotoğrafları çok konuşuldu. Fotoğraflarda kendisiyle öpüşen Bengü ile bu özel çekimden yeni albümüne, çocukluğundan ergenliğine, aşktan evliliğe uzanan, onun tabiriyle ‘&lt;a href="http://ansiklopedi.iyibilen.com/tr/psikoloji"&gt;psikolojik&lt;/a&gt; terapi’ tadında keyifli bir söyleşi yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkış şarkınız “İki Melek”te, “Omzumdaki iki melekten biri aşk için, biri huzur” diyorsunuz. O meleklerden biri iyilikleri, diğeri de kötülükleri yazar ya, huzur iyi bir şey olduğuna göre aşk kötüdür diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;- Serdar Ortaç’ın sözleri bunlar ama bilinenin aksine “İki Melek” şarkımda benim meleklerim hep iyileri yazıyor. Huzur benim hayattaki vazgeçilmezim. “Ne istersin şu hayattan?” deseler, “Huzur” derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya aşk?&lt;br /&gt;- Aşk konusunda karamsar bakan tiplerden değilim. “Aşka inanmam, boş bir şeydir, gelip geçer” diye düşünmüyorum. Bence aşk çok kıymetli ve dopdolu bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖLENE KADAR SERDAR ŞARKISI SÖYLERİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüme dönelim... Diğer albümlerle kıyasladığınızda “İki Melek”in ne gibi farkları var?&lt;br /&gt;- Olgunluk dönemim olarak gördüğüm bir albüm bu. Önceki albümlerimde hep bir eksiklik varmış gibi hissediyordum. Ama bu seferki şarkılarından ekibine kadar her şeyiyle ‘son nokta’ dediğim bir çalışma oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk albümlerinizden beri, Kenan ve Ozan Doğulu kardeşlerden tutun da Serdar Ortaç’a kadar hep Türkiye’nin en iyileriyle çalıştınız. Bunlar sadece şans mıydı, çok mu çabaladınız?&lt;br /&gt;- Hem şans hem de benim çabamla olan şeylerdi. İnsanların yalvarıp da alamadıkları şarkıları ben hediye olarak aldım. Bu albümde Serdar Ortaç dışında Yalın, Sinan Akçıl, Şehrazat ve Volga Tamöz’le çalışma şansım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serdar Ortaç ile çalışmaya başladıktan sonra kariyerinizde oldukça ilerlediniz. Hatta sizin için “dişi Serdar” bile dendi. Nasıl bir uyumunuz var, anlatır mısınız?&lt;br /&gt;- Onunla çalışınca bir ivme oldu kariyerimde ve iki kerede atılacak adımı bir kerede attım. Bizim uyumumuz ilk “Korkma Kalbim”de hissedildi. Serdar tınısı var galiba sesimde. Serdar’ın şarkılarında da hoş bir öpüşme ve uyum söz konusu oluyor bende. Ondan şarkı alacağım zaman bana bir sürü seçenek sunuyor ve içlerinden sesime uygun olanı seçiyorum. Bana hep “Neden Serdar Ortaç şarkılarıyla çıkış yapıyorsun” diyorlar. Onun şarkıları bana uyuyor çünkü ve ölene kadar Serdar’ın şarkılarını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu albümde bestesi size ait olan şarkı var mı?&lt;br /&gt;- Evet, söz ve &lt;a href="http://ansiklopedi.iyibilen.com/tr/muzik"&gt;müziği&lt;/a&gt; bana ait olan iki şarkı var; “Sen Yoksan” ve “Ayrılık Hazırlığı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm fotoğraflarında kendinizle öpüşme fikri nasıl oluştu?&lt;br /&gt;- Albümün adını “İki Melek” koyduktan sonra, Mehmet Turgut fotoğraflarla ilgili düşünmeye başladı. Kısa bir süre sonra da beni arayıp “iki melek, iki Bengü” fikrinden bahsetti. Mehmet Turgut zaten fotoğraf sanatçısı ötesi bir adam. Ondaki uçukluk, özgürlük bana çok yansıdı. Sonuçta da o kareler ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki kendinizi sever misiniz?&lt;br /&gt;- Severim. Kendimle barışık bir insanım. Genelde aynanın karşısında vakit geçiririm. Baksana ne güzel iki kız da! (Kendisiyle öpüştüğü fotoğrafları gösterip, gülüyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBENG%C3%9C%20ALB%C3%9CM%202009%5C01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 468px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBENG%C3%9C%20ALB%C3%9CM%202009%5C01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çocukluğunuza dair hafızanızda yer eden, hatırladığınız ilk kare ne?&lt;br /&gt;- Bir gün sokakta yürürken bir dükkanda kırmızı, plastik bir telefon gördüm. “Ben bundan istiyorum” dedim, annem de “Evde var aynısından” dedi. Ki gerçekten de vardı. Ama ben yolda inat edip kendimi yerlere attım ve morarana kadar ağlayıp o telefonu aldırdım. Bunu hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruyu neden sordum biliyor musunuz? Psikolojide bir yöntemmiş bu ve verilen cevap hayattaki duruşumuzu gösteriyormuş...&lt;br /&gt;- Benimki neyi gösteriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarmak için gerekirse kanınızın son damlasına kadar mücadele edersiniz...&lt;br /&gt;- Çok doğru! Psikolojik terapi gibi bir röportaj oldu bu...  (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LEMAN SAM’A HAYRAN KALDIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük hayaliniz ne?&lt;br /&gt;- Efes Antik Tiyatrosu’nda 100 bin kişiye konser vermek... Ben 4-5 yaşlarındayken orada ilk kez Leman Sam’ı izlemiştim. Beyaz bir elbisesi vardı, kızıl saçları beline kadar geliyordu. En önden izledik, çok etkileyiciydi.&lt;br /&gt;Yıllar sonra Leman Sam’ı görüp bu olayı anlattığımda “Ay sana ne büyük bir kötülük yapmışım” dedi. (Gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile, çocuk yapma gibi istekleriniz yok mu?&lt;br /&gt;- Var tabii ama ilk etaptaki isteklerim bunlar değil. Şimdi sadece “Hep şarkı söyleyeyim, en iyi şarkıları ben söyleyeyim” diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/haber/11991155.asp?gid=227"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-3393563363808514590?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/3393563363808514590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/tek-tasm-sevgilim-ald.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3393563363808514590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3393563363808514590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/tek-tasm-sevgilim-ald.html' title='Tek taşımı sevgilim aldı'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-2057766949412773316</id><published>2009-07-06T18:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-06T18:18:25.010-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TUNCER ÖZTARHAN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ECE ERKEN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlilik'/><title type='text'>Kocamdan özür diliyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CEce%20Erken%5Cece%20erken_11.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 550px; height: 362px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CEce%20Erken%5Cece%20erken_11.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocamdan özür diliyorum&lt;br /&gt;Demirhan HARARLI  3 Temmuz 2009&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yedi yıl ilişki yaşadıktan sonra nikâh masasına oturduğu Tuncer Öztarhan’a şiddet gördüğü gerekçesiyle boşanma davası açan Ece Erken, eşinden özür diledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim evlendiğim insan, son derece iyi, kültürlü ve nazik biriydi. Yakın çevresi de çok iyi bilir ki, onun şakalaşırken bile eli ağırdı. Bu yüzden basında çıkan haberler yanlış tanıtılmasına sebep oldu. Bu konuda kendisinden özür diliyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimden özür dilerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşi Tuncer Öztarhan’a şiddet gördüğü gerekçesiyle boşanma davası açan Ece Erken,  “Onun şakalaşırken bile eli ağırdı. Basında çıkan haberler yanlış tanıtılmasına sebep oldu. Bu  konuda kendisinden özür diliyorum” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğunuza dair hatırladığınız ilk kare nedir?&lt;br /&gt;- Çocukken radyoculuğa meraklıydım, 11 yaşında da radyoda DJ oldum. Bu yüzden aklıma gelen ilk kare, radyoda CD’leri karıştıran ve yapacağı anonsu düşünen minik bir kız çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra televizyon dünyasına adım attınız. Asker bir babanın televizyonda çalışan kızı olmak nasıl bir duyguydu?&lt;br /&gt;- Asker deyince herkesin kafasında çok otoriter, dediğim dedik, sert bir imaj oluşuyor. Oysa benim bu işe girmemi sağlayan babamdır. Beni sonuna kadar destekledi. Emekli bir albayın kızı olmaktan gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızın dönüm noktası neydi?&lt;br /&gt;- “Klip 98” programı, beni daha geniş çevrelerin tanımasına ve sevmesine sebep oldu. O program benim hayatımın dönüm noktasıydı diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOŞANMA DİLEKÇESİNİ GAZETEDE OKUDUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu andaki yaşamınıza sahip olmak için ne gibi fedakârlıklarda bulundunuz?&lt;br /&gt;- Kaderci bir insan olduğumdan hep “Kaderimde varmış ki bunu yaşadım” dedim. Bir de tanınmaya başladığınızda özel hayatınız da ister istemez göz önünde oluyor. Evliliğimin bu kadar haber olmasını istemezdim mesela. En büyük fedakârlığım, bu kadar göz önünde olmak diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar sizi en çok üzen olay neydi?&lt;br /&gt;- Boşanma sürecinde yapılan birtakım abartılı haberler, beni gerçekten çok üzdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle üzücü durumların üstesinden gelebilmek için neler yaparsınız peki?&lt;br /&gt;- Her şeyi zamana bırakmayı tercih ediyorum, önüme bakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınıza dair mutlu haberlere pek rastlamadım. Neden yazılmıyor sizce?&lt;br /&gt;- Çünkü acılı, dramatik şeyleri izlemeyi seviyoruz. Reytinglerde bile bu böyle değil midir? Benim hayatımda öyle travmatik denilebilecek şeyler yaşanmadı, evliliğimin bitişi dışında. Boşanma dilekçesi verildiğini bile herkes gibi gazetede okudum. Zaten birçok şey de abartılı yansıdı basına. Ben sekiz yıl birliktelik yaş&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CEce%20Erken%5Cece_erken_dugun4.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 368px; height: 550px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CEce%20Erken%5Cece_erken_dugun4.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;adığım çok iyi bir insanla evlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendiğiniz için hiç pişmanlık duydunuz mu?&lt;br /&gt;- Hayır, hiç pişman olmadım. Her şey yaşanması gerektiği için yaşandı. Benim evlendiğim insan, son derece iyi, kültürlü, nazik bir insandı. Yakın çevresi de çok iyi bilir ki, onun şakalaşırken bile eli ağırdı. Bu yüzden maalesef basında çıkan haberler yanlış tanıtılmasına sebep oldu. Bu konuda kendisinden özür diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik sizin için ne ifade ediyor?&lt;br /&gt;- Evlilik, aile olmak ve çocuk sahibi olmak demek bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi en çok ne mutlu eder?&lt;br /&gt;- Ben her şeyden mutlu olabilen bir insanım, bu yüzden Allah’ın şanslı kullarındanım. Güzel bir söz, beni mutlu etmeye yeter. Ailemin sağlığı yerinde olsun da, kalan her şey boş benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRÇOK ARKADAŞIMI HAYATIMDAN SİLDİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor faaliyetlerinizin yanı sıra müzikle de hep iç içeydiniz. Hâlâ 20’li yaşlarınızdaki gibi aktif bir şekilde bu hayatı sürdürebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;- Evet... Müzik ve spor hayatımda hep olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara karşı katı kurallarınız var mıdır? Güveninizi sarsan insanları hayatınızdan siler misiniz mesela?&lt;br /&gt;- Beni üzen, kıran, güvenimi sarsan insanları hayatımda tutmuyorum zaten. Birçok arkadaşımı da bu saydığım nedenlerden dolayı sildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YENİ PROGRAMI YARIN BAŞLIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe günü yeni programınız ekrana gelmeye başlıyor. Biraz bahseder misiniz, nasıl bir program bu?&lt;br /&gt;- Bu bir gece programı. Saat 23.00’te, atv’de yayınlanacak. Adı “Cesur ve Güzel”. ‘Kardeşim’ dediğim bir şarkıcı arkadaşımla beraber sunacağım; Yusuf Güney’le. İlk konuklarımız ise Rafet El Roman ve Şafak Sezer olacak. Sürprizlerle dolu bir gece programı yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki “Mavi Şeker” ekrana gelmeye devam edecek mi?&lt;br /&gt;- Evet, o yayınlanmaya devam edecek. Biz bu programla birlikte öğle kuşağında ajitasyon dönemini kapattık. Bizden önce sabah ve öğle kuşağında sadece drama vardı, bizimle birlikte eğlenceye dönüş oldu. Bu yüzden mutluyuz. Hepimizin hayatında yeterince sorun var zaten, bari televizyon karşısında kafamızı dağıtalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sinema filminde rol almak istemez misiniz?&lt;br /&gt;- Şu an en çok yapmak istediğim şeylerden biri oyunculuk. İyi bir proje gelirse, neden olmasın?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-2057766949412773316?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/2057766949412773316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/kocamdan-ozur-diliyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2057766949412773316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2057766949412773316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/kocamdan-ozur-diliyorum.html' title='Kocamdan özür diliyorum'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-1755051155294282083</id><published>2009-07-01T16:13:00.000-07:00</published><updated>2009-07-01T16:21:01.208-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='poker'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa Rutkay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dekorasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şahan Gökbakar'/><title type='text'>Doğa Rutkay 'ın Evi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CDO%C4%9EA%20RUTKAY%20INSTYLE%20HOME%5Ckapak9.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 376px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CDO%C4%9EA%20RUTKAY%20INSTYLE%20HOME%5Ckapak9.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğa'nın dünyası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Doğa Rutkay, Fulya'daki evini InStyle Home dergisine açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört yıl süren ilişkisinin ardından geçtiğimiz günlerde yollarını ayırdığı Şahan Gökbakar'ın hediyesi Beagle cinsi Poker, evdeki en büyük neşe kaynağı. Rutkay'ın kısa sürede sağlıklı şekilde verdiği fazla kilolarda Poker ile yaptığı uzun yürüyüşlerin de etkisi büyük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan “Kaygan Zemin” adlı tiyatro oyununda rol alan, diğer yandan TRT 1’de yayınlanan “Eğlence Pazarı” programını hazırlayıp sunan ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro eğitimi veren Doğa Rutkay, işten arta kalan zamanını Fulya’daki evinde geçiriyor. Rutkay, ‘huzuru bulduğum yer’ dediği evinin kapılarını, InStyle Home dergisine açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa Rutkay, iki sezondur BKM’de “Kaygan Zemin” adlı trajikomik oyunda rol alıyor. Kadın-erkek ilişkileri üzerine kurulu hikâyede, mutsuz evliliği olan bir kadını başarıyla canlandırıyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro eğitimi de veren Rutkay, şu sıralar TRT 1’de “Eğlence Pazarı” adlı programı hazırlayıp sunuyor. Bir yandan mutfağında çayın altını yakarken, diğer yandan programını anlatıyor:&lt;br /&gt;“Engelliler için yapılan bir program bu. Onların başarı hikâyelerine yer veriyoruz. Elde edilen tüm gelir eğitimlerine ayrılıyor.” Sonra da hazırladığı kekleri tabaklara yerleştiriyor özenle. “Bayılırım evime birilerinin gelmesine. Yensin, içilsin... Yemek yapmayı oldum olası sevdim. Aklınıza ne gelirse yaparım” diye gülerek anlatıyor hünerlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTFAKTA HARİKALAR YARATABİLİRİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş dışındaki zamanlarda evde vakit geçirmekten keyif aldığını söylüyor, “Bu ev içeri girdiğim anda bana nasıl huzur veriyor bilemezsiniz” diye de ekliyor. Mutfakta yemekle uğraşırken, televizyonu hep açık oluyormuş.&lt;br /&gt;“Akşama gelecek arkadaşlarıma siparişleri doğrultusunda yemekler hazırlarım. Bu mutfakta harikalar yaratabilirim” diyor kendinden emin bir tavırla. Tıpkı Oscar ödüllü “Ratatuy-Ratatouille” filmindeki minik fare Remy gibi... “En sevdiğim animasyon filmi ve karakteridir o aynı zamanda. Evde Disneyland’daki mağazasından aldığım bir dolu obje var. Küçücük çocuklarla kuyruğa girmiştim sevimli şapkasını alabilmek için” diye gülerek anlatıyor Ratatuy tutkusunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 YAŞINDAN BERİ YALNIZ YAŞIYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salon, iki oda, bir banyo ve açık mutfaktan oluşan 165 m2’lik bu evi, Doğa Rutkay’ın annesi Nuran Duru görüp beğenmiş. Fulya’da geçtiğimiz yıllarda inşa edilen bir rezidansın en üst katında yer alan daire, metrekare olarak da binadaki diğer standart dairelerden daha büyük. Rutkay’ın buraya taşınmasında, binanın yeniliği, sunduğu servis, güvenliği ve otoparkı etkili olmuş. Burası onun kendi başına yaşadığı üçüncü evi aynı zamanda.&lt;br /&gt;17 yaşından beri yalnız yaşıyormuş: “Ama hep anneme yakın olmak kaydıyla. Sevdiğim semt anneme yakın olan semttir.” Rutkay, annesine maksimum beş dakika uzaklıkta olmuş hep: “Her sabah mutlaka karşılıklı kahve içeriz annemle. Bundan önce Serencebey’de çok güzel teraslı, küçük bir evde oturuyordum. Asansörü olmadığı için ne arkadaşlarım gelebiliyordu ne de mutfak alışverişine gönül rahatlığı ile çıkabiliyordum” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZİDANSIN EN BÜYÜK DAİRESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu daireye iki yıl önce taşınmış. “Çeşme’de tatil yaparken, annem aradı ve bana göre bir ev bulduğundan bahsetti. Gelip hemen görmemi istedi. Buranın sahibi iki daireyi birleştirerek ofis olarak tasarlamış. Diğer daireler 90 m2’dir bu binada. Aslında evi ilk gördüğümde burada yaşayabileceğimi düşünmedim. Salonu büyük, banyoyu küçük bulmuştum. Ayrıca açık mutfak çok tercihim değildi” diye hızlı hızlı anlatmaya başlıyor.&lt;br /&gt;Ama bu fikirleri evi satın aldıktan sonra tamamen değişmiş: “Burada yaşayıp, evi kendi zevkimle dekore etmeye başlayınca ısındım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEŞE KAYNAĞIM KÖPEĞİM POKER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CDO%C4%9EA%20RUTKAY%20INSTYLE%20HOME%5C_MG_5632cmyk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 376px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CDO%C4%9EA%20RUTKAY%20INSTYLE%20HOME%5C_MG_5632cmyk.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yurtdışı seyahatlerinden topladığı esprili aksesuvarlar, ünlü yıldızların siyah-beyaz fotoğrafları, tiyatrocu babası Rutkay Aziz’in ona hediye göz bebeği kitaplar salona ilk girildiğinde hemen göze çarpıyor.&lt;br /&gt;Şahan Gökbakar’ın hediyesi Beagle cinsi &lt;a href="http://www.hayvanansiklopedisi.com/Cali-Kopegi.html"&gt;köpeği&lt;/a&gt; Poker, evdeki en büyük neşe kaynağı. Kısa sürede sağlıklı şekilde verdiği fazla kilolarda Poker ile yaptığı uzun yürüyüşlerin de etkisi büyükmüş. Çok sevdiği kedisi Lena ölünce, Gökbakar üzüntüsünü dindirmek için hediye etmiş Poker’i ona. “Her gün evden Topağacı’na yürürüz Poker’le” diyor ve ekliyor: “Yalnız Beagle alırken iki kere düşünün. Hassas bir köpek. Evde yalnız kalmaya pek gelemez.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terasımdaki eğlence kulüpleri aratmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evimin deniz manzarası belki yok. Ama akşamları ön terasımdaki eğlence, &lt;a href="http://www.vik2.com/etiket/istan%C3%82%C2%ADbul/"&gt;İstanbul&lt;/a&gt;’un gece kulüplerini aratmaz. Arkadaşlarım geldiğinde oraya tabure koyup ve tabii müzikle bar ambiyansını çok rahat yakalayabiliyoruz. Ya da salondaki geniş koltuklara yayılıp kız arkadaşlarımla pijama partisi yaparız.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahan’ın hediyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa Rutkay’ın salonunun duvarında, dört yıl süren ilişkisinin ardından geçtiğimiz günlerde yollarını ayırdığı erkek arkadaşı Şahan Gökbakar’ın bir sokak karikatüristine çizdirdiği karikatür asılı. Rutkay karikatür için, “Tam bir sürpriz olmuştu. Kedim Lena ve benim fotoğrafıma bakarak çizildi bu” diyor.&lt;br /&gt;29 Haziran 2009 &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/haber/11960393.asp?gid=227"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-1755051155294282083?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/1755051155294282083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/doga-rutkay-n-evi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1755051155294282083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1755051155294282083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/07/doga-rutkay-n-evi.html' title='Doğa Rutkay &apos;ın Evi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5735024441890946215</id><published>2009-06-12T05:46:00.000-07:00</published><updated>2009-06-12T05:51:40.621-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanatçı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Seren Serengil'/><title type='text'>Seren ne yapsın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5CSEREN%20SERENG%C4%B0L%20VE%20E%C5%9E%C4%B0%5C03.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 423px; height: 284px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5CSEREN%20SERENG%C4%B0L%20VE%20E%C5%9E%C4%B0%5C03.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Seren ne yapsın&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Üç yılda tam üç kez hamile kalan ancak bebeklerini daha doğmadan kaybeden Seren Serengil, "Sizce ben ne yapmalıyım" diye soruyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEREN SERENGİL VE EŞİ (FOTO GALERİ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eğer beş yıl içinde çocuğum olmazsa, eşimin hayatında olmak istemem. Bebeğimi kaybettiğim gün&lt;br /&gt;hastanede Musa'ya, 'ayrılalım' dedim. Çünkü o çok üzüldü. Hıçkıra hıçkıra ağladığına şahit oldum. O babalığı hak ediyor. Bu durumda ne yapmalıyım bilemiyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş yıl içinde çocuğum olmazsa eşimin hayatında olmak istemem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yılda tam üç kez hamile kalan ancak bebeklerini daha doğmadan kaybeden Seren Serengil, yaşadıklarını Kelebek’le paylaştı. Hayatla bağını koparmamaya çalıştığını belirten Serengil, yeni görüntüsüyle ilk kez Zeynel Abidin&lt;br /&gt;Ağgül objektifine poz verirken, çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Hiç çocuğum olmayabilir. Eğer beş yıl içinde olmazsa, eşimin hayatında olmak istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü o, babalığı hak eden biri. Bunu ona yapamam.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında dokuz aylık hamileyken bebeğinizi kaybettiniz. Ardından geçtiğimiz yıl, 1,5 aylıkken düşük yaptınız ve 40 gün önce de 5,5 aylık hamileyken üçüncü bebeğinizi kaybettiniz... Bunların sebebi kan pıhtılaşması mı Seren Hanım?&lt;br /&gt;- İlk hamileliğimde, dokuz aylık hamileyken bebeğim karnımda öldü. Bunun üzerine doktorlar benden genetik test istediler. Bu testte hem benim hem de eşim Musa’nın kromozomlarına bakıldı, tam teşekküllü kan tetkiklerimiz yapıldı vs... Fakat ben ilk bebeğimi kan pıhtılaşması nedeniyle kaybetmedim. O tamamen kordon dolanması yüzünden vefat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan pıhtılaşması rahatsızlığınız, ikinci bebeğinizi kaybettikten sonra mı ortaya çıktı?&lt;br /&gt;- Evet... Ama bu, ileri safhada değildi. Bunun seviyeleri var. Benimkisi dördüncü seviyedeydi. İkinci bebeğimi 1,5 aylıkken düşürünce, nedenlerini araştırmaya başladık. Ve ortaya kan pıhtılaşması çıktı. Bundan sonraki hamileliğimin normal gitmesi için ilaç tedavisine başladık. Dokuz ay boyunca karnımdan kan sulandırıcı iğne olacaktım, çocuk doğduktan sonra da üç ay bu iğneye devam edecektim. Üçüncü kez hamile kalınca hemen iğneye başladık. 5,5 aya kadar her şey çok normaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, tüp bebek yöntemiyle üçüncü kez hamile kaldığınızı duydum. Bu doğru mu?&lt;br /&gt;- Evet, doğru. Üçüncü hamilelikte çok titiz davrandık. Yani kromozomlarda bir şey çıkmasın, her şey sağlam, sağlıklı olsun diye tüp bebek istedim. Bunu yaparken de bana çok hormon verdiler. Hormonlarım değişince birden 75 kiloya çıktım. Dört aylık hamileyken enteresan bir şekilde ellerim, ayaklarım su topladı ve his kaybı yaşamaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni kan pıhtılaşması mı yoksa size verilen hormon mu?&lt;br /&gt;- Gebelik zehirlenmesindenmiş... Ben şiştikçe şiştim ve 90 kiloya çıktım. Çok stresli ve sinirliydim. Normal değildim. Son zamanlarda artık yürüyemiyor, ellerimi kapatamıyordum. Yüzüm, gözüm şişmişti. Fil hastalığına yakalanmış gibiydim. Çocuk doğsaydı, 120 kiloya kadar çıkacaktım. Kontrole gittiğimde çocuğun suyunun azaldığını söylediler. Bende tansiyon da nüksetmeye başladı. 20’lere kadar çıkıyordu. Bunları yaşarken Amerika’daydım. Musa ve ailem ise iş nedeniyle Türkiye’deydi. Son kontrole gittiğimde doktorlar, bebeğin gelişiminin durduğunu ve hayatımın tehlikede olduğunu söyleyince, apar topar İstanbul’a geldim. Bir gün evde otururken fenalaştım ve eşim beni Amerikan Hastanesi’ne götürdü. Tansiyonum 24’e çıktı, beni hemen ameliyata almak istediler. Beyin kanaması geçirme riskim vardı. O an tek düşündüğüm çocuğumdu. Ve hemen sezaryenle doğum yaptım. Bildiğiniz gibi kızım sadece dört gün yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR KEZ DAHA DENEYECEĞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5CSEREN%20SERENG%C4%B0L%20VE%20E%C5%9E%C4%B0%5C_ZAA3493.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 300px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CKelebek%20Haber%20Galerisi%5CSEREN%20SERENG%C4%B0L%20VE%20E%C5%9E%C4%B0%5C_ZAA3493.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hamileliğiniz boyunca kan sulandırıcı iğne oldunuz. Buna rağmen neden erken doğum yaptınız, iğneler yetersiz mi kalmış?&lt;br /&gt;- Evet, yetersiz kalmış. Bunda da hiçbir doktoru suçlayamıyoruz. Çünkü kan sulandırıcı iğnenin ölçüsünü fazla vermeleri de tehlikeli. Bu sefer mide kanaması geçirme riskiniz var. Burada bana düşen sakin olmaktı. Oysa ben çok stres yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden peki, bebeği kaybetme korkusundan mı?&lt;br /&gt;- Evet. Üçüncü hamileliğimi yaşıyordum ve bebeğimi kaybetmekten çok korkuyordum. Gergin, sinirli olmak doğal olarak tansiyonumu tetikledi. Ameliyata giderken söylediğim tek şey şuydu; “Ben öleyim ama bebeğimi yaşatın, küçük doğsa da yaşatın!” Narkozun etkisi geçip, gözümü açtığımda da ilk kızımı sordum. Yaşadığını söylediklerinde o kadar mutlu oldum ki! Onu kuvöz içinde yatarken gördüm. Küçücüktü. Çok güzeldi. Burnu, ağzı, elleri çok güzeldi. “Kuzum” diye sevdim, saatlerce. (Ağlıyor) Orada benim canım yatıyordu. Ve ben onun her türlü şeyine razıydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl her türlü şeyine razıydınız?&lt;br /&gt;- Tam gelişmediği için kör, otistik, zeka geriliği olabilirdi. Felçli olma riski de yüksekti. Doktorlar beyin kanaması geçirme riski olduğunu da söylemişlerdi. Zaten beyin kanaması geçirdi ve öyle kaybettik. Ben onun her haliyle yaşamasını istiyordum. (Ağlıyor) Doğum günümde kızım beyin kanaması geçirdi. Doğduğum gün, kızımı kaybettim. Bunun acısını size anlatamam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra’ya gidip, bu kan pıhtılaşması için birtakım tetkikler yaptırdınız. Sonuçlar geldi mi?&lt;br /&gt;- Geldi. Bende kan pıhtılaşması olduğunu söylediler. Ama bunun önceden bir tedavisi yok. Bu ölümcül boyutta da değil. Ben hamile kalabiliyorum ama çocuğu karnımda taşıyamıyorum. Bir kez daha deneyeceğim. “Baba” olmayı hak eden bir eşim var. Bir kez daha anne olmayı deneyeceğim. Ama bir ya da iki yıl içinde değil. Buna gücüm yok. Şu anda daha loğusayım ve bir kadının çocuksuz loğusa dönemini yaşaması kadar anormal bir şey olamaz. Bu anlamda benim ikinci loğusalığım. Ama ben biliyordum, biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyi biliyordunuz?&lt;br /&gt;- Bebeğimi kaybedeceğimi... 5,5 aya girerken Musa’ya, “Çocuğumuzu kaybedeceğiz, o ölüyor, altımdan bir şeyler geliyor, rüyamda gördüm” dedim. Bu beni strese soktu, stres damarlarımın daha çok büzüşmesine neden oldu, bu tansiyonumu yükseltti. Bir de kan pıhtılaşması eklenince, bebeğimi kaybettim . Bir daha hamile kalırsam artık hayatımda strese yer yok. Ama şunu da kabul ettim, belki benim hiç çocuğum olmayacak! Kahvaltı masasına Musa’yı çağırırken, çocuklarımın isimlerini de sıralamak istiyordum. İşte bu beni çok düşündürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi anlamda düşündürüyor?&lt;br /&gt;- Bebeğimi kaybettiğim gün hastanede Musa’ya, “ayrılalım” dedim. Çünkü o çok üzüldü, yıprandı. Hep teselli eden oydu. Ama onu teselli eden kimse yoktu. Gece yarıları hıçkıra hıçkıra ağladığına şahit oldum kaç kez. O yüzden onun bu kadar yıpranmasına dayanamadım ve bir sabah, “İstersen ayrılalım” dedim. Baba olmak onun en doğal hakkı. Sanırım ben ona bunu yaşatamayacağım. (Ağlıyor) Bir evlilik çocuksuz, ne kadar evlilik sayılabilir ki? Ben boşanalım dedim, o da bana, “Ben çocuksuz yaşayabilirim ama sensiz yaşayamam, zaten sen benim çocuğumsun” dedi. Eğer beş yıl içerisinde çocuğum olmazsa, hakikaten onun hayatında olmak istemem. Ben eşimin bir ömür boyu çocuk olmadan benimle yaşayabileceğine inanıyorum. Ama ben ona bunu yapabilir miyim, bunu bilmiyorum. Allah umarım iyi yazı yazmıştır bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEREYE DEFNEDİLDİĞİNİ BİLMİYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl öğrendiniz, size nasıl söylediler bebeğinizi kaybettiğinizi?&lt;br /&gt;- 6 Nisan sabahı erken uyandım. Direkt çocuğun yanına gitmek istedim, kapıdan sokmadılar. Sonra bir baktım Musa geldi. Bizi bir odaya oturttular. Doktor Musa’yı çağırıp beni çağırmayınca anladım. Sonra Musa dışarı çıktı ve “Seren, kızımızı kaybettik” dedi. Yıkıldım... Kızımın yanına bir daha gidemedim. Eğer gitseydim, şu anda hiç kendime gelemezdim. (Ağlıyor) Musa ile birbirimize sarıldık, ağlaya ağlaya odamıza çıktık. Başka ne yapabilirdik ki... Sonra Musa kızımızı aldı, defnetti. Ama ben nereye defnedildiğini bilmiyorum. Bilirsem, günlerce o mezarlıktan çıkmam. Evde şu an bebek konusu açılmıyor. Zaten bebek görmeye, bebek reklamları izlemeye bile dayanamıyorum. Özellikle şu haziran ayının gelmesini hiç istemiyorum. Çünkü haziranda doğum yapacaktım. Bu benim için çok büyük bir travma. Her gün “Bugün ayın kaçı?” diye soruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEBEK EŞYALARINI SANDIĞA KALDIRMAKTAN YORULDUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızınızı gördünüz, kokladınız, sevdiniz. Tabii ki onun acısı çok daha farklıdır...&lt;br /&gt;- Evet... Kızımı görmüş olmasaydım, ona dokunmasaydım, o annelik hissini hiç bilmemiş olmasaydım, bu kadar yıkılmazdım. Üç yıldır herkes bana hep taziyeye, başın sağ olsun demeye geliyor. Ve ben bir loğusalık dönemi geçiriyorum, evime çocuksuz dönüyorum. O loğusalık döneminde sütüm geliyor, göğüslerim şiş ama ben sütümü veremiyorum. Çünkü kucağımda çocuk yok. (Ağlıyor) Bunun acısını tahmin edemezsiniz, ki ben bunu üç kez yaşayan bir kadınım. Allah sevdiği insanları sınarmış. Ben de böyle düşünüyorum. Acıların karşısında duvar gibi durmayı öğrendim. Allah bana çok iyi bir eş verdi. Sabahları uyandığım zaman bana sarılır ve “seni o kadar seviyorum ki bu kadarı fazla değil mi” der. Banyodan çıkarım, saçımın arkalarını kurutamıyorum, ıslak kalıyor diye, hastalanırım endişesi ile saçımı kurutur. Ayağıma çorabımı giydirir. Böyle bana çok düşkün ve sevgi dolu bir eşim var. Karısına bu kadar şefkatle davranan bir eş, kim bilir ne kadar iyi de bir baba olur. O yüzden Musa çocuğu çok hak ediyor. Çok iyi baba olur. Yani ben, kendini geliştiremeyen bir kadın gibi utanmaya başladım. Psikolojik olarak beni yıprattı. Devamlı bebeklerin eşyalarını kaldırıp, sandığa koymaktan yoruldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11715944.asp?gid=227"&gt;Hürriyet&lt;br /&gt;Sema EREN  26 Mayıs 2009&lt;br /&gt;Seren ne yapsın&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5735024441890946215?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5735024441890946215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/06/seren-ne-yapsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5735024441890946215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5735024441890946215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/06/seren-ne-yapsn.html' title='Seren ne yapsın'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-8264322335334161249</id><published>2009-06-12T05:38:00.000-07:00</published><updated>2009-06-12T05:45:14.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reklam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Var mısın Yok musun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ajitasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nursel Ergin'/><title type='text'>Ajitasyon yapmıyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CNURSEL%20ERG%C4%B0N%202009%5C114.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 319px; height: 400px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CNURSEL%20ERG%C4%B0N%202009%5C114.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ajitasyon yapmıyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Var mısın Yok musun” yarışmasıyla üne kavuşan ve şu sıralar “Cam Kırıkları” dizisinde rol alan Nursel Ergin, bugünlere geçmişini kullanarak gelmediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yuvasında büyüyen Ergin, “Hiçbir zaman ajitasyon yapmadım. Hayat hikayemi anlatıp dimdik ayakta durdum. Yapımcıların ilgisini güzelliğim de çekmedi. Ama ekran beni sevdi. Keşke daha önce keşfedilseymişim” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke daha önce keşfedilseymişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Var mısın Yok musun” yarışmasıyla üne kavuşan Nursel Ergin, hem reklam hem de dizi filminde oynadı. Kendisini ön plana çıkaran şeyin samimiyeti olduğunu söyleyen Ergin, “Hiçbir zaman ajitasyon yapmadım. Hayat hikayemi anlatıp dimdik ayakta durdum. Yapımcıların ilgisini güzelliğim de çekmedi. Benden güzelleri var. Ama ekran beni sevdi. Keşke daha önce keşfedilseymişim” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmadan bu yana hayatınızda neler değişti?&lt;br /&gt;- Yarışmadan bu yana 8 ay geçti. Israrla aynı şeyi söyleyeceğim; bence hiçbir şey değişmedi. Artık çok keyif aldığım bir işim var. Tek değişiklik bu. Çevre olarak da, biraz daha oyuncuları tanımaya başladım. Öyle bir arkadaş çevrem olmaya başladı. Onun dışında evim de, etrafım da aynı şekilde duruyor. Hiç değişmesinler zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyif aldınız mı peki oyunculuktan?&lt;br /&gt;- Çok aldım. Hatta “Keşke daha önce beni keşfetselermiş” diyorum. Oyuncu olmak gerçekten çok zevkli. İnşallah ileride bununla ilgili eğitim aldığımda ve oyunculuğu bilinçli yaptığımda daha çok keyif alacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Var mısın Yok musun” yarışmasında bir çok insan yarıştı. Ama siz ünlü oldunuz. Sizce bunun nedeni nedir?&lt;br /&gt;- Çünkü ben samimiyim. Hakikaten benimle konuştuğunuzda o samimiyeti anlarsınız. Ben asla rol yapmam. Orada da hangi kameradayız diye bakmak yerine, yarışan arkadaşıma konsantre olmayı tercih ettim. Ben de halkın içinden biriyim ve TV seyrederken buna çok önem verirdim. Kimin samimi, kimin sahte olduğunu zaten her akıllı insan anlayabiliyor. Bence bunu fark etti halkımız, onun için beni çok sevdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama size oyunculuk teklifi geldi...&lt;br /&gt;- Oyunculuk konusunda epey direndim çünkü korktum. Oyunculuk eğitimi alanlar bana karşı çıkacaklar diye tahmin ettim ki oluyor. Bununla ilgili endişelerim çok oldu ama beni isteyen TRT olduğu için bir kere çok gurur duydum kendimle. “Onlar istiyorsa bende bir şey var” diye düşündüm. Hiç kimse; “Gözün güzel, güzel ağlıyorsun” diye başrol vermez diye düşünüyorum. Deneme çekimleri sonucunda benim oynamama karar verdiler. Bu da kendime güvenmemi sağladı. Yani oyunculuk öğrenilebiliyor. Çünkü ben bu konuda çok kararlıyım. Eğitimini de alacağım aslanlar gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mücevher markasının yüzüsünüz. Neden bu firma marka yüzü olarak sizi tercih etti?&lt;br /&gt;- Işıltımdan olabilir! Neden olduğunu bilmiyorum ama böyle bir teklif gelince çok gurur duydum. Birçok reklam teklifi aldım ama bu firmayı tercih ettim. Reklam filminde de taktığım takıya çok inandım. O yüzden o kadar güzel oldu. Beni neden tercih ettiklerine gelince... İnsan kendini nasıl yorumlayabilir ki! Herhalde doğru isim olduğumu düşünmüşlerdir. Halk beni çok sevdi. Birisinin birisini sevmesi, kabullenmesi zor bir olay. Türk halkı beni çok bağrına bastı, belki ondandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu insanlar hikayemden dolayı acıyıp beni sevdiler” diye düşündünüz mü hiç?&lt;br /&gt;- Hiç düşünmedim. Çünkü ben hikayemde hiçbir zaman ajitasyon yapmadım. Aksine; “Ben yuvada büyüdüm, aslanlar gibi buradayım, çok da güzel yetiştim. Yuvadan düzgün insanlar çıkabiliyor” diye dimdik durdum. Bence dik duruşum, bu kadar kendime güveniyor olmam, düzgün bir şekilde tek başıma da olsa hayatta kalabilmem insanları etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi güzel buluyor musunuz?&lt;br /&gt;- Aynaya baktığımda güzel birini görüyorum ama; “Memleket gibi kadınım, çok seksiyim” demiyorum. Kendimi sempatik buluyorum. Aynaya bakmayı seviyorum, baktığımda çirkin bir şey görmüyorum. Aynalarla barışığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca yıldır hayat size neler öğretti?&lt;br /&gt;- Her çıkışın bir inişi, her inişin bir çıkışı olduğunu öğretti. Her zaman güçlü olmam gerektiğini öğretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARŞIMA AYAĞIMI YERDEN KESECEK KİMSE ÇIKMADI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar tanınmanızda güzelliğinizin ne kadar etkisi var?&lt;br /&gt;- Ben yapımcıların dikkatini çekecek kadar güzel olduğumu düşünmüyorum. Çünkü çok güzel kızlar var. Güzelliğimle alakası olduğunu düşünmüyorum bence bu elektrikle ilgili bir şey. Ekran beni çok sevdi. Hiç ekran fobim yok. Kamera karşısında hiç elim ayağım titremiyor. Nasılsam öyle oluyorum. Sanırım rahatlığımdan dolayı... Ekran da görsel bir şey. İnsanlar güzel bir şey görmek istiyorlar. Çirkin de değilim herhalde. Elim ayağım da düzgün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çok erken evlendim” diye düşündünüz mü hiç?&lt;br /&gt;- Çok düşündüm hâlâ da çok düşünüyorum. 18 yaşında evlendim. 19 yaşında anne oldum. O sıralar çok üzüldüm ama şu anda hakikaten akıllı kadınmışım diyorum. İyi ki evlenmişim ve iyi ki bir çocuğum var. En büyük kazanç da bu. Boyum kadar kızım var ve ben daha 29 yaşındayım. Çok da küçük gösteriyorum. Görenler inanamıyor. Ben de inanamıyorum. Aynaya baktığımızda; “Gerçekten şaşırdıkları kadar var” diye düşünüyorum. Artık çok aynı olduk. İyi ki yapmışım. İyi ki kız çocuğum olmuş. Arkadaş gibiyiz. “Anne bu ayakkabını sakla ben ileride giyeceğim” diyor. Sürekli ayakkabılarımı deniyor. Çok hoşuma gidiyor. Benim de ayağım 35 numara, geçen gün ona da 35 numara aldık. Hatta ona ayakkabı almaya gittik, çocuk reyonundan ben kendime buldum!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CNURSEL%20ERG%C4%B0N%202009%5C02.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 308px; height: 470px;" src="http://imgkelebek.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CNURSEL%20ERG%C4%B0N%202009%5C02.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir röportajınızda bundan sonra evlenmeyi düşünmediğinizi söylemişsiniz. Hâlâ aynı fikirde misiniz?&lt;br /&gt;- Aynı fikirdeyim ama hayatta çok büyük konuşulmaması gerektiğinin de bilincindeyim. Keşke karşıma beni ve çocuğumu çok sevecek biri çıksa. O zaman neden olmasın? Tek başına olmayı çok seviyorum, galiba izin de vermiyorum hayatıma girilmesine. Ayağımı yerden kesecek kimse çıkmadı karşıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Perinçek’le güzel bir ilişki yaşadığınızı duymuştuk...&lt;br /&gt;- Yok olamadı. Kaldı öyle. O yazıldığı kadar ciddi boyutta bir şey olmadı. Okuyunca ben de şaşırdım. Mehmet Perinçek’i tanıyorum, arkadaşım. Ama bir şey yaşayamadan öyle kaldı. Benim böyle bir arayışım yok ama karşıma aşk çıkarsa da “Hayır” demem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğunuzda yaşadığınız şeylerden dolayı ileride bir çocuğu evlat edinmeyi düşünür müsünüz?&lt;br /&gt;- Kesinlikle çok istiyorum. Koruyucu aile olma ve evlat edinme farklı şeyler. Evlat edindiğin çocuğu tamamen kendi nüfusuna geçiriyorsun. Bunun için çocuğun ailesinden kimsenin olmaması gerekiyor. Çocuğun kimsesiz olması gerekiyor. Kimsesiz çocuk sayısı da az. Dolayısıyla bu zor oluyor. Bizim istediğimiz insanların koruyucu aile olmaları. Yuvalara gidip danışsınlar. Ben de kesinlikle düşünüyorum. Ben yuvalardaki çocuklarla iç içeyim. Ama daha güçlü olduğumda ciddi anlamda bir değil, birçok çocuğu yetiştirmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin ilgisi arttı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir aşıksınız?&lt;br /&gt;- Zorum. Onun için de yalnızım işte. Çünkü erkek gibi, her şeyi tek başına yapmayı seven biriyim. Cıvık ilişkilerden, kıskançlıklardan hoşlanmıyorum. Adam gibi bir adam olması ve kendine çok güvenmesi lazım. Benden daha güçlü ve akıllı olması lazım. Bunların hepsi birden tek insanda yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgiden dolayı sizinle birlikte olmak isteyen erkekler sizi ürkütüyor mu?&lt;br /&gt;- Kesinlikle daha çok ilgi arttı. Ama ben ne istediğini bilen biriyim. Hâlâ küçücük bahçemde kocaman kurallarım var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11722792.asp?gid=227"&gt;Hürriyet&lt;br /&gt;Pınar YILMAZERLER  27 Mayıs 2009&lt;br /&gt;Ajitasyon yapmıyorum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1 id="firstHeading" class="firstHeading"&gt;Ajitasyon&lt;/h1&gt;       &lt;h3 id="siteSub"&gt;Vikipedi, özgür ansiklopedi&lt;!-- start content --&gt;    &lt;/h3&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Psikomotor ajitasyon&lt;/b&gt;,genel olarak kişisel &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruh" title="Ruh"&gt;ruh&lt;/a&gt; bozukluğu nedenlerine, aynı zamanda çevrenin tutum ve davranışına da bağlı olarak davranışsal ve ruhsal heyecanlılık şeklinde beliren az ya da çok tutarsız aşırı davranış. Bazı ajitasyon çeşitleri &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Te%C5%9Fhis&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Teşhis (sayfa mevcut değil)"&gt;teşhis&lt;/a&gt; koymada işe yarar. Bunlar, &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevroz" title="Nevroz"&gt;nevroz&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoz" title="Psikoz"&gt;psikoz&lt;/a&gt; ya da yetersizlik durumlarıyla birlikte bulunmalarına göre gruplandırılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nevrozlu ajitasyon krizleri, kızgınlık davranışları ya da umutsuzluk biçiminde, özellikle çevreye uyum sağlayamayan kişilerde görülür. Bu davranışlar, çoğunlukla, çevrenin engellemelerine verilen tepkisel yanıtlardır. Psikoz süreçlerinde, ajitasyon nöbetleri, heyecan durumlarıyla birlikte bulunmalarına göre az çok bir sisteme bağlanabilirler.&lt;/p&gt; &lt;div class="boilerplate metadata" id="stub"&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Psi2.svg" class="image" title="Psi2.svg"&gt;&lt;img alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6c/Psi2.svg/30px-Psi2.svg.png" border="0" width="30" height="30" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;i&gt;&lt;a href="http://www.vik2.com/etiket/psikoloji/"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;a title="Psikoloji" class="mw-redirect"&gt;Psikoloji&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; ile ilgili bu madde bir &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Taslak" title="Taslak" class="mw-redirect"&gt;taslaktır&lt;/a&gt;. İçeriğini &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ajitasyon&amp;amp;action=edit" class="external text" title="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ajitasyon&amp;amp;action=edit" rel="nofollow"&gt;geliştirerek&lt;/a&gt; Vikiki 'ye katkıda bulunabilirsiniz.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-8264322335334161249?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/8264322335334161249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/06/ajitasyon-yapmyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/8264322335334161249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/8264322335334161249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/06/ajitasyon-yapmyorum.html' title='Ajitasyon yapmıyorum'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-886665832383262518</id><published>2009-05-12T14:51:00.000-07:00</published><updated>2009-05-12T15:00:04.522-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saadet Işıl Aksoy'/><title type='text'>Aşık olunca Leyla olurum Saadet Işıl Aksoy</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CSAADET%20I%C5%9EIL%20AKSOY%20SEVG%C4%B0L%C4%B0S%C4%B0YLE%5CIMG_0250_1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 313px; height: 470px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CSAADET%20I%C5%9EIL%20AKSOY%20SEVG%C4%B0L%C4%B0S%C4%B0YLE%5CIMG_0250_1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olunca Leyla olurum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saadet Işıl Aksoy, All dergisine verdiği röportajda Rıza Kocaoğlu ile ilişkisini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik evlenmeyi düşünmediğini söyleyen genç oyuncu, “Aşık olunca ‘Leyla’ oluyorum, kafam uçup gidiyor. Bir nevi ruhsal hastalık süreci gibi. Tabii ölümcül cinsten değil, tatlı bir hastalık” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dili ve Edebiyatı okuyan Saadet Işıl Aksoy, “Hiçbir zaman ‘bilim insanı’ olmadım. Sosyal alanlarda daha başarılı ve mutluyum” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yumurta”daki performansıyla Altın Portakal kazanan Saadet Işıl Aksoy, All dergisine kariyeri  ve  Rıza Kocaoğlu ile 1.5 yıldır devam eden ilişkisi hakkında konuştu. 25 yaşındaki genç oyuncu, “Aşık olunca ‘leyla’ oluyorum, kafam uçup gidiyor. Bir nevi ruhsal hastalık süreci gibi. Tabii ölümcül cinsten değil tatlı bir hastalık” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuk serüvenin nasıl başladı?&lt;br /&gt;- Sinemaya eskiden beri ilgim vardı. Üniversitede bunun dozu arttı. İçine girdiğim çevrelerin de etkisi var. Boğaziçi Üniversitesi’nde sinema kulübü çok etkilidir. Bir dönem değişim öğrencisi olarak Florida’ya gittim. Altı ay kaldım. İstanbul’a dönünce Pera Güzel Sanatlar’da kamera önü oyunculuk atölyesini buldum. Benim için bir başlangıç oldu. Bu işin derinlerini keşfettikçe kendi derinliğimin de farkına vardım. Ve yeni kapılar açıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitede ne eğitimi aldın peki?&lt;br /&gt;- Boğaziçi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum. Dile karşı yeteneğim olduğunu yaşım büyüyünce fark ettim. İngilizce’yi seviyordum, edebiyatı da. Hiçbir zaman ‘bilim insanı’ olmadım. Sosyal alanlarda daha başarılı ve mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuk master’ı yapıyormuşsun...&lt;br /&gt;- Evet, Kadir Has Üniversitesi’nde, geçtiğimiz yıl başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir sürü ödül aldım, eğitime ne gerek var” diye geçmedi mi hiç içinden?&lt;br /&gt;- Hayır. Bu şımarıklık olur bence. Bu benim işim, çok da severek yapıyorum. Kendimi geliştirmeme faydası olacak her şeyi de denerim. Oyunculuğun akademik yanı, pratikten çok başka, çok daha detaylı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisede defterini kaybettiğin için ağladığını duyduk... İnek bir öğrenci misin?&lt;br /&gt;- Sorumluluk sahibi diyelim... İnek deyince asosyallik de var işin içinde. Hiçbir zaman öyle olmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kate Winslet bu sene Oscar aldığında “Küçükken şampuan şişesiyle çok prova yapmıştım” dedi. Senin de böyle provaların oldu mu?&lt;br /&gt;- Altın Portakal’a gitme hayalim hep vardı. Ödül almayı değil, orada olmayı çok istemiştim. Ödül aldığımda “Bu kadarını hayal etmemiştim” diye düşündüm. O kadar heyecanlandım ki, konuşmam rezaletti. “Herkese iyi festivaller” dedim ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helin Avşar’la bir korku filmi çekecekmişsin?&lt;br /&gt;- Öyle bir projede yokum, çıkan haberleri gördüm. Doğru değil. Ama başka bir film var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl yeni projen nedir peki?&lt;br /&gt;- Şu an Ali Vatansever’in ilk uzun metraj film projesi “El Yazısı” üzerine çalışıyoruz. Altın Portakal’da senaryo geliştirme ödülü almıştı geçtiğimiz yıl. Haziran ortasında başlayacak çekimler. Bir kasaba hikayesi, içinde drama ve komedi var. Farklı nesillerin yaşadığı benzer şeyler üzerine kurulu. İstanbul’dan gelen bir eczacı rolündeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğun projeler çok popüler olmuyor, hayatını nasıl kazanıyorsun?&lt;br /&gt;- Ben de bilmiyorum. Televizyondan, reklamlardan para kazanıyorum. “İşini iyi yap, para gelir” derler ya, öyle oluyor. Hayatımı devam ettirebilecek kadar kazanıyorum. Benim için seyahat edebileceğim, yemek yiyebileceğim kadar paramın olması yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biriktirip mi harcarsın yoksa har vurup harman savurur musun?&lt;br /&gt;- Yatırım yapıyorum. Ailem beni destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli bir ilişkin var. Evlilik planları yapıyormuşsun...&lt;br /&gt;- Öyle bir haber çıktı ben de gazeteden öğrendim. Planımız yok. Bir süredir birlikte olanlara hemen evlilik soruluyor. Olabilir de olmayabilir de, hayat bu... Evlilik soğuk baktığım bir şey değil. Kalabalık bir ailede büyüdüm ben, hâlâ da ailemle beraber yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe panjurlu ev, boy boy çocuk gibi hayallerin var mı?&lt;br /&gt;- (Gülüyor) Yok diyemem, bazı hayaller ortaktır. Tabii ‘pembe panjur’a dek gitmiyor bu. İleride kalabalık bir ailem olsun isterim. Ama bununla ilgili bir plan yapmıyorum. Daha zamanı var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle mutlusun herhalde şimdilik…&lt;br /&gt;- Hayır, yarın ayrılacağım. (gülüyor) Şaka şaka... Beslenebiliyorum, oturup saatlerce konuşabiliyorum. Beni dinleyen, benim de dinlemekten keyif aldığım biri var hayatımda. Aşığım da! Daha ne olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISKANÇLIK YAŞAMIYORUZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır berabersiniz?&lt;br /&gt;- Bir buçuk yıl oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yani? Altı yıldır beraber olduğunuz yazılıyor.&lt;br /&gt;- Öyle olsa kesin evlenmiştik şimdiye dek. (gülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik kadını mısın, aşk kadını mı?&lt;br /&gt;- Ben de bilmiyorum. Aşık olunca ‘leyla’ oluyorum, kafam uçup gidiyor. Bir nevi ruhsal hastalık süreci gibi. Tabii ölümcül cinsten değil, tatlı bir hastalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek arkadaşınızla aynı işi yapıyorsunuz, kıskançlık oluyor mu?&lt;br /&gt;- Bunun avantajlarından faydalanıyoruz. Onu mutlu eden bir şey beni neden engellesin ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsiyetsiz yetiştik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CSAADET%20I%C5%9EIL%20AKSOY%20SEVG%C4%B0L%C4%B0S%C4%B0YLE%5CCopy-of-IMG_0228_1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 376px; height: 470px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CSAADET%20I%C5%9EIL%20AKSOY%20SEVG%C4%B0L%C4%B0S%C4%B0YLE%5CCopy-of-IMG_0228_1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bakımlı mısın?&lt;br /&gt;- Güzel kokmak benim için takıntı. ‘Victoria’s Secret’ın ‘Love Spell’ diye bir parfümü var. Denediğim an “İşte benim kokum bu” demiştim. Manikür pedikür yaptırmaktan falan sıkılırım. Çocukluğumdan beri aynı kuaföre gidiyorum. Evde cilt bakımı yapıyorum, dışarıda yaptırmak lüks benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülit problemin var mı?&lt;br /&gt;- Selülite elverişli bir yapım var. Kola içmiyorum, yağlı yemiyorum. Dikkat ediyorum. Pilates yapıyorum yeni yeni. Vücudumu doğru kullanmak için yapıyorum onu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini seksi buluyor musun?&lt;br /&gt;- Bir programa ayağımda postallarla çıktım. Babaannem anneme “Bu kız niye erkek ayakkabıları giymiş, gitsin kendine kadın gibi ayakkabılar alsın” demiş. O kadar doğru bir yerden bakıyorlar ki . Onlar kadın olduklarının daha farkındalar. Biz cinsiyetsiz yetiştik. Bedenimizi kadın gibi kullanmayı öğrenmedik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-886665832383262518?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/886665832383262518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ask-olunca-leyla-olurum-saadet-isl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/886665832383262518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/886665832383262518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ask-olunca-leyla-olurum-saadet-isl.html' title='Aşık olunca Leyla olurum Saadet Işıl Aksoy'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-3247476349483626831</id><published>2009-05-12T14:47:00.000-07:00</published><updated>2009-05-12T14:50:35.703-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reyhan Karaca'/><title type='text'>Ufolarla dünya turu yaptım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ucankus.com/img/reyhan_karaca.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 397px; height: 595px;" src="http://www.ucankus.com/img/reyhan_karaca.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ufolarla dünya turu yaptım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü şarkıcı Reyhan Karaca uzaylılar hakkında Bugün'’e şok açıklamalarda bulundu: “Uzaylılarla 1999'da tanıştım. Bana kanserin ilacını verdiler ama hazır olmadığımız için geri aldılar. UFO ile birkaç saniyede dünya turu yaptım. Sıcak kanlılar, insana güven veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Karaca'nın akıllara durgunluk veren açıklamaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reyhan, bir süredir erkek kardeşin kemik kanseriyle mücadele ediyor. Durumu şu anda nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör Doktor Harzem Özger, benim için Allah'ın eli... Birçok ülkede yapılmayan çok özel bir ameliyat yaptı, kardeşimin bacağına protez taktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenizde başka kanser vakaları görülmüş müydü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam 61 yaşında kanserden vefat etti. Halamın çocukları kemik kanseriydi. Babamın kuzenleri bağırsak kanseriydi. Babaannem bağırsak kanseriydi. Kanser olmaktan çok korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYAMDA GÖRDÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşinin hasta olacağını önceden hissetmiş miydin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyamda kardeşimin kanser olduğunu gördüm. Babamı da rüyamda görmüştüm. Sonra kanser olduğunu öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ilginç, başka var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sibel Can'ı, annesinin vefat ettiği gün Nişantaşı'nda görmüştüm. Yanına gittim, konuştuk. Dışarıya çıktım. İnanılmaz kötü hissettim. Masmavi gözlü kadının gözleri simsiyahtı. Siyah gözyaşı akıyordu. 2 saat sonra annesi vefat etti. ABD'deki ikiz kulelerin yıkılacağını bir hafta öncesinde görmüştüm. Hülya Avşar'ı da çok gördüm. Sonra annesi hastalanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyum özellikleri var sende o zaman!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım. Uzaylıların varlığına da inanıyorum, çünkü onları gördüm. Bu konularla ilgili Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan ile konuştum. Gördüklerimin gerçek olabileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüklerin rüya mıydı yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne rüya ne de gerçek; arasında bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaylılarla nasıl tanıştın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 depreminden bir hafta önceydi. Uzaylılar beni yatak odamdan alıp götürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni nereye götürdüler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha karşı 04.30 civarıydı. Bir adam geldi, uzun boylu siyahlar giyinmişti. Yatak odama geldi. Kel, burnu büyükçeydi. Aldı beni pencerenin önüne getirdi. Uzay gemisini gördüm. Birden beni ışınladı. Ama o ışınlama değilmiş onlar benim odamı uzay gemisi haline getiriyorlarmış. 5-6 tane aynı görünüşte uzaylı vardı. Düşünce yoluyla haberleştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TENLERİ KARİDES KABUĞU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaylılar neye benziyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenleri karides kabuğu gibi. Kocaman kafaları var. Gözbebeği olmayan siyah gözler. Boyları uzun değil. Cinsel organları yok. Dört uzun parmakları var. Burunlar sadece delik. Ağız küçük, dudak yok. İnanılmaz sıcaklar. insana güven veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ne sordular?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormadılar. Ben onlara kanserin ilacını sordum. Bana verdiler ama sonra, "Hazır değilsin" dediler, aldılar. Sonra saniyelerle bütün dünyayı gezdirdiler bana. Siyahlı adam, "Her şeyi hatırlayacağın zaman olacak ama şimdi değil, uyu" dedi. Geçen yaz Kumburgaz'a gelen UFO'lardan bahsedildi. Onlar benim gördüğüm uzay gemisiyle aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 LİRA BİLE RAHATLATIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşin için geçen ay düzenlenen moral gecesinden ne kadar para toplandı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;150 bin lira falan denildi ama elimize 19 bin lira geçti. 1 lira bile beni rahatlatıyor. Yapılan işin bedeli yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç içerisinde yanında görmek istediğin ama göremediğin sanat camiasından dostların oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hay Allah yanlış anlamışım dediğim insanlar var ama onları da af fediyorum. Gerçekten çok sevdiğim gönül verdiğim sanatçılarla bir kırgınlık yaşadım ama artık onları da affettim. Allah herkese sağlık versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CENAZENiZE KAÇ KiŞi GELECEK ONA BAKIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaf dağında yaşayan, tüm amaçları şöhret ve paralarını korumak olan bazı sanatçılar için ne söylemek istersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye aldanmayacaksın, 'yarın ne olacağım' diyeceksin. O anda toz pembe bulutların arasında kendini star görüyorsun. Ben de yaşadım ama ben hiçbir zaman değişmedim. Bazı arkadaşlarım var, bana değişemezler ama insanlara karşı davranışlarını görüyorum, içimden onları kınıyorum. Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, parana güvenme bir yangın yeter. Mala mülke para yatırmamak lazım. Biraz maneviyata ve insana yatırım yapmak gerekiyor. Çünkü öteki tarafa giderken paranı yanında götüremiyorsun. Cenazene kaç kişi gelmiş, onu soruyorlar. Sen düşün cenazene kaç kişi gelecek? Cenazendeki insanları sayıyorlar. Cenazelerdeki insanlar büyük gözlükler takıp birbirlerini görmeye gidiyorlar. Maneviyat neresinde bunun? Aysel Gürel'in cenaze töreninde gördüm bütün bunları. Vefasızlık var, vefasızlık!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-3247476349483626831?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/3247476349483626831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ufolarla-dunya-turu-yaptm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3247476349483626831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3247476349483626831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ufolarla-dunya-turu-yaptm.html' title='Ufolarla dünya turu yaptım'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7889336293994075102</id><published>2009-05-01T21:24:00.000-07:00</published><updated>2009-05-01T21:29:26.546-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikizler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gülben Ergen'/><title type='text'>İkizlerin biri erkek, Gülben Ergen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN5.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 365px; height: 550px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN5.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İkizlerin biri erkek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İkiz bebek beklediği müjdesiyle havalara uçan Gülben Ergen, bebeklerden birinin cinsiyetini öğrendi ama diğeri sürprizi bozmamaya kararlı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATLAS'A İKİZ KARDEŞ GELİYOR- Foto-galeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Instyle dergisine konu-şan Ergen, “Birinin erkek olduğu kesin, diğeri cinsiyetini göstermiyor. Şimdilik sadece beş kişilik aile ile ilgili hayaller kuruyorum” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülben Ergen’in hayatında üç heyecan bir arada: Karnındaki ikiz bebekleri ve bu ay çıkacak yeni albümü... Instyle dergisine verdiği röportajında hayatının en mutlu dönemlerinden birini yaşadığını söyleyen Ergen, ikizleriyle ilgili “Ne cinsiyet, ne isim... Sadece beş kişilik bir ailenin çok eğlenceli olacağını düşünüyorum” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir ortalarda olmayan ve yeni albümü için çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren Gülben Ergen, önceleri göz ardı ettiği birkaç belirtiyi dikkate alıp doktora gidince varlığını öğrenmiş karnında büyüyen ikizleri. Bu habere kadar tüm günlerini ve gecelerini kaplayan yeni albüm çalışmaları daha bir heyecan kazanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde 2-2.5 yılda bir albüm çıkartan Ergen, bu kez bir önceki albümün üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen bu ay yeni şarkılarla buluşacak sevenleriyle. Bu albümde neler mi var? “Bu albümde olmayanlar daha önemli” diyor Ergen ve devam ediyor, “Bilgisayar katkısı yok, ticari kaygı yok, ‘Bu yaza damgamızı vururuz, bomba gibi geliyoruz’ lafları hiç yok. Kendimi en özgür, en küçük hissettiğim albümdür. Arasına öyle bir karıştım ki sesim söz oldu, melodi oldu. Ben küçülmek istedikçe, tüm enstrümanlar canlı çalınca, albüm akustik oldu. Sesim daha ön plana çıktı.” Hatta albüm kayıtları sırasında, bir şarkısını seslendirdiği Mazhar Alanson’a, “Benim yorumum nasıl oldu da bu denli güçlendi? Nasıl oldu bu iş?” diye sorduğunda Alanson’un yanıtı, “Sen müziği sevdin. Sadece müziği...” olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YENİ ALBÜMDE BÜLENT ORTAÇGİL ŞARKISI VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergen’in albümünü farklı yapacak bestelerden birinin sahibi de Bülent Ortaçgil. “Bülent Ortaçgil ve Mazhar Alanson şarkılarına her zaman hayranlık duyar ve dinlerdim. Ama albüm repertuvarımda yer vermek isteyeceğim benim de aklıma gelmezdi. Konseptin sükunetini, sözlerin önemini repertuvarı oluştururken fark ettim ve aradım Ortaçgil’i. Kendimi tanıtıp buluşmak istediğimi söylediğimde sesinde hissettiğim hem şaşkın hem misafirperver tonla, ‘Buyurun tabii,’ demesi aklımın ucunda. Ve Kanlıca’daki evinde buluverdim kendimi. Bu albümde onun bir şarkısını okumak istediğimi söyleyip uzun bir sohbete daldık. Beni o kadar dikkatli dinledi ki. Birkaç şarkısını dinledik birlikte. Bu Su Hiç Durmaz’ı istedim ben, o da ‘Hayırlı olsun,’ dedi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hafta sonra Ergen’in stüdyosuna misafir olan Ortaçgil, şarkısının aranje edilmiş ve Ergen tarafından okunmuş halini dinlemiş. “Kendimi küçük bir öğrenci gibi hissettim o şarkısını benden dinlerken” diyor Ergen o dakikalara dönünce. Bitene kadar hiç konuşmamış Ortaçgil, sonrasında da, “Çok beğendim, hem de çok içime sindi” deyince Ergen’in yüzünde Japon çizgi filmlerindeki küçük kız çocuklarından alınmış bir gülümseme belirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu albümdeki şarkıların sakinliği, albümün tanıtımında da devam edecek” diyor Gülben Ergen, BKM’nin tiyatro sahnesinde, 25 kişilik orkestrasının yedi kişiye inmiş haliyle şarkılarını söyleyecek.Yeni albümünden birkaç ay sonra, muhtemelen haziran ayında ev istirahatine çekilecek ve bebeklerini bekleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOŞANMA HABERLERİ DEDİKODUDAN İBARET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basında, “Boşanıyorlar,” haberlerinin çıktığı bir dönemde bu dedikoduları çıkartanlara en iyi cevap bu bebekler aslında. Bu haberlerin nereden çıktığı konusunda da bir teorisi var Ergen’in: “Boşanmak benim mesleğimi yapan arkadaşlarımda maalesef kaçınılmaz son ve bu ortadan ikiye yırtılan hüzünlü resim hem halkın, hem de magazinci arkadaşlarımızın algısında yer ediyor. Adettendir, ‘E yakındır boşanmaları,’ diye başlıyorlar deneme atışlarına. Biz de fazla el ele, göz göze görünmeyi tercih eden bir çift olmadığımızdan, ‘Hmm bak ortalarda da yoklar, demek doğru,’ diye devam ediyorlar. Taa ki, avukatımızdan ağır bir tekzip gidene dek...”&lt;br /&gt;Bu arada Ergen’in göbeği yavaş yavaş belli olmaya başlamış. Yüzüne tam bir hamile güzelliği yerleşmiş. Saçları dümdüz... Ayağında yeşil spor ayakkabılar ve üzerinde aynı tonlarda spor bir hırka... Hayatında pek bir şey değişmediğini (yemek düzeni ve aldığı vitaminler dışında), bol bol su içtiğini, daha çok dinlendiğini ve Neslihan Hoca ile yoga derslerine başladığını söylüyor. Bu arada Atlas’la dıgıdık dıgıdık oynarken daha dikkatli davranıyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekim aralarında dinlenirken arada eliyle bebeklerini seviyor. Bebeklerden söz açılınca heyecanlandığı her halinden belli. “Planlı bir hamilelik miydi bu?” sorusuna, “Bu plan lafını pek anlamıyorum, istek diyelim. Evet istiyorduk ama, ‘Atlas üç yaşına gelsin’ diyorduk. Öğrenince şaşırmakla şükretmek birbirine karıştı” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİZLERİM OLACAĞI İÇİN ÇOK ŞANSLIYIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Genelde hamileliklerin ilk üç ayı zordur” derler. Ama bu hamile, Gülben Ergen gibi pozitif bir insan olunca sıkıntılardan söz etmiyor, sadece yaşadıklarına şükrediyor. “Genelde mız mız, ağrılı, sızılı bir tip olmadığım için ve hareketli, neşeli, dinamik olmayı seçtiğim için zorluklar yok denecek kadar azdı” derken de enerjiden gözleri ışıldıyor. Peki ya ikiz annesi olmak? Doktor ultrasondan bakıp, “İkiz,” dediğinde hissettiklerini anlatacak kelime bulmakta zorlanıyor: “Bunun bir lütuf olduğunu, seçilmiş bir kul olduğumu düşündükçe anladım ve hazmettim.” Bebeklerden birinin erkek olduğu kesin, diğer yaramaz ise hâlâ cinsiyetini göstermiyor. Ama, “Terbiyeli bir kız mı geliyor?” sorusu Ergen’in gündeminde yok. Ne cinsiyet, ne de isim düşünüyor... Sadece oluşturacakları beş kişilik aile ile ilgili hayaller kuruyor... İkizler büyümüş, Atlas onlara ağabeylik yapıyor. Sonra hayal aleminden yeryüzüne inip, “Atlas’a ağabey olmak çok yakışacak. Onun ağabeyliğiyle gurur duyacağımı, bana destek olacağını ve asla zorluk çıkartmayacağını çok iyi biliyorum. Kaldı ki müthiş güvendiğim bir pedagogumuz var. Elbette cevabını bilemediğim tüm sorularımı ona danışacağım”  diyor. Gözünüzün önüne getirin, iki bebek kucağında, Atlas yanında evlerinin bahçesinde oyun oynuyorlar. Eşi Mustafa Erdoğan o anı fotoğraflıyor. Fonda yeni albümünden bir parça çalıyor sakin sakin... İşte Gülben Ergen için mutluluğun resmi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çocuksuz hayat güneşsiz bir dünya benim için, anlamsız, soğuk, yavan, mana yoksunu. Mucize bir şey anne olmak, bir çift göze, o mis kokusuna Allah aşkıyla şükretmek” derken gözlerini kapatıp sanki Atlas’ın&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN4.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 365px; height: 550px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN4.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; kokusunu duymak istermişçesine ciğerlerini havayla dolduruyor Ergen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;STİL NOTLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı çıkarken giyeceklerinizi nasıl seçersiniz?&lt;br /&gt;- En rahat ettiğim modelleri giymeyi tercih ederim. Sırf moda diye leopar giymem mesela. Daracık kıyafetler bana göre değil. Daha çok üzerimden dökülen şeyleri severim. Günlük hayatımda Abercrombie’ler harikadır. Prada, içinde kendimi en rahat hissettiğim markadır. Gece dışarı çıkacaksam Dolce&amp;amp;Gabbana tercih ederim. Eğer bir televizyon programına katılacaksam oturacağım koltuğun ve arka fonun rengini sorarım mutlaka. Koltuk açıksa koyu renk, koyu ise açık renk giyinmeye özen gösteririm. Giydiklerim kiloma göre de değişir tabii. Eğer spor yaptığım ve fiziğime güvendiğim bir dönemse açık renkler giyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücevher seçimi nasıl yaparsınız?&lt;br /&gt;- Öyle büyük mücevherler tercih etmiyorum. İncecik iplerin ucuna takılmış tasarımlar ilgimi çekiyor. Midnight Express’te satılan Apriati’de çok güzel örnekleri var. Tek taş küpeler ve alyans...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 365px; height: 550px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CG%C3%9CLBEN%20ATLAS%20BEBEK%5C03HSGULBEN1.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Benim taktıklarım bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabı ve çanta seçimi sizin için hayati midir?&lt;br /&gt;- Ben pek çok kadın gibi ayakkabı tutkunu değilim. Ayakkabı konusunda rahatlık çok önemli benim için. Barbara Bui’nin ayakkabılarıyla rahat hissediyorum kendimi. Bu ara çok rahatsız ayakkabıların moda diye giyildiğini görüyorum. Ama bence ayak sağlığı açısından da hiç uygun değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makyaj ve saç konusunda kimlere güvenirsiniz?&lt;br /&gt;- Saçlarımı Bahçecik’ten Serpil Külekçi ve Arzu Çevre, makyajımı ise Özlem Kutlu yapar. Son birkaç yıldır Oscar törenlerinde kadınların saçları konusunda oldukça sade olduklarını gördüğümden beri saç konusuna çok takılmıyorum. Çok büyük değişikliklere gerek duymuyorum. Gece de gündüz de hemen hemen aynı modelleri tercih ediyorum. Rengi oturdu zaten. Modeli de biraz kısa ya da biraz uzun ama genelde aynı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7889336293994075102?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7889336293994075102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ikizlerin-biri-erkek-gulben-ergen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7889336293994075102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7889336293994075102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/05/ikizlerin-biri-erkek-gulben-ergen.html' title='İkizlerin biri erkek, Gülben Ergen'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-4659737929559083892</id><published>2009-01-21T19:13:00.000-08:00</published><updated>2009-01-21T19:18:58.054-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='link dizini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='link ekle'/><title type='text'>Editorya Link Dizini Link Ekle</title><content type='html'>&lt;small&gt;&lt;strong&gt;Editorya.com Link Dizinine aşağıdaki kategoriler altına bloğunuzun linkini ekleyebilirsiniz. Blog açıklamasını ne kadar uzun ve detaylı yazarsanız o kadar iyidir. İlgili kategoriyi seçip "Link Ekle" 'ye tıklayarak açılan formda bilgilerinizi girebilirsiniz.&lt;br /&gt;Lütfen kategori seçmeden Link Ekle meyiniz. Formdaki bilgileri "hiçbir yere"  kaydetmiş gibi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/kiisel/1"&gt;Kişisel (102)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel yani kendiniz ve aileniz ile ilgili blogları buraya kaydedebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/internet/1"&gt;Internet (23)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Internet ve web teknolojileri ile ilgili blogları bu kategoriye kaydedebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/otomobil/1"&gt;Otomobil (5)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Otomobil alış-satış, tanıtım, resim vs.profesyonel veya amatör araba ile ilgili bloglarınızı bu kategoriye ekleyebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/ekonomi/1"&gt;Ekonomi  (5)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ekonimi, finans, para ve iş dünyası hakkındaki bloglarınızı bu kategoriye ekleyebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/fotoraf/1"&gt;Fotoğraf (7)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Konu başlıkları fotoğrafcılık veya fotoğraf  sanatları hakkında olan blogları bu kategoriye ekleyebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/el-sanatlar/1"&gt; El Sanatları (24)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El Sanatları hakkında bloglar bu bölüme eklenebilir. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/kurumsal/1"&gt;Kurumsal (2)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;şirket veya kuruluşlara ait websitelerini bu kategori altında listeleyiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/kollektif/1"&gt;Kollektif (7)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kollektif veya kolektif olan yani birden çok insanın katılımıyla gerçekleşen blogları buraya listeliyoruz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/sinema/1"&gt;Sinema (4)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema, dvd, sinema sanatcıları haberleri vs. gibi, filmler ve sinema sektörü hakkında konuları bu başlık altında toplayabiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/mzik/1"&gt;Müzik (5)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Olayın içinde düzenli ses çıkaran bir mevzu varsa bu kategori uygundur. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/moda/1"&gt;Moda (9)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sadece üşümeyelim diye giyinmiyoruz. Dolayısıyla ortada çok envarter var. Onları bu kategoriye ekleyebilirsiniz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/magazin/1"&gt;Magazin (3)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magazin ve güncel ünlü insanlar hakkında haberler, yorumlar, resimler içeren siteleri bu kategoriye koyabiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/pazarlama/1"&gt;Pazarlama (1)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ürün tanıtımları gibi, satış ve pazarlama konularını içeren siteleri bu kategoriye ekleyebiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/haber/1"&gt;Haber (11)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Güncel haberler içeren websitelerini bu gruba ekleyebiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/teknoloji/1"&gt;Teknoloji (33)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yerlerde Teknoloji başlığı altında yer alan sitelerimizi burda da aynı başlıkta toplayabiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/kltr-sanat/1"&gt;Kültür-Sanat (38)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Edebiyat ve Sanatlar ile ilgili websitelerini bu kategori altında toplayabiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/dier/1"&gt;Diğer (28)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mevcut kategorilere yerleştirmediğiniz siteleri şimdilik buraya kaydedebilirsiniz. Uygun bir kategori açıldığında kategorisini değiştirebiliriz.. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/genel/1"&gt;Genel (41)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli bir konu olmayıp değişik mevzularda içerik barındıran siteleri bu kategori altına yerleştirebiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/yemek/1"&gt;Yemek (30)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yiyecek-içecek, yemek ve beslenme ile ilgili bloglarımızı bu kategori altında listeleyebiliriz. Yemeyip içmeyip blog yazıyorum diyosanız burası orası değil. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/din/1"&gt;Din (4)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dini konular ve manevi değerlerle ilgili blogları bu kategoriye listeleyebiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/salk/1"&gt;Sağlık (4)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık, temizlik, hijyen, şifa, huzur, sağlıklı yaşam ile ilgili blogları bu kategori altına listeleyebiliriz. |&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.editorya.com/directory/categories/spor/1"&gt;Spor (5)&lt;/a&gt;:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Futbol, basketbol, voleybol vs. üzerine odaklanan içeriklerin yer aldığı bloglar. Hareket varsa burası, sadece sağlık ise diğer kategoriyi seçiniz.&lt;br /&gt;&lt;/small&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-4659737929559083892?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/4659737929559083892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/editorya-link-dizini-link-ekle.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4659737929559083892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4659737929559083892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/editorya-link-dizini-link-ekle.html' title='Editorya Link Dizini Link Ekle'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7657081275463282911</id><published>2009-01-21T18:57:00.000-08:00</published><updated>2009-01-21T19:01:58.390-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ziynet Sali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jennifer Lopez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='albüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sezen aksu'/><title type='text'>Çocuk yapacak adam arıyorum</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuk yapacak adam arıyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Röpörtaj:Sinem VURAL&lt;br /&gt;Çocuk yapacak adam arıyorum Ziynet Sali, aşk hayatından şikayetçi: "Artık çocuk yapacağım adam arıyorum" diyor.&lt;br /&gt;ZİYNET SALİ FOTOĞRAFLARI&lt;br /&gt;Ziynet Sali, iki CD’den oluşan yeni albümü "Herkes Evine"de hem Türkçe hem de Yunanca parçalar seslendiriyor. Albüm için Yunanlı şarkıcı Anna Vissi’nin söz ve beste yazarı Sofi Pappa ile çalışan, Türkiye’den de Sezen Aksu’nun desteğini alan Sali, "Nazar değmesin satışlar çok iyi gidiyor" diyor. Aşk hayatından ise şikayetçi: "Aşık olmayı çok isterim gerçekten ama olmuyor!.. Artık çocuk yapacağım adam arıyorum."&lt;br /&gt;Birçok ilk aynı albümde toplanmış...- Aslında niyet o değildi ama sonuç böyle gelişti. Bu aslında yılardan bu yana devam eden bir projeydi. Tabii ki albümün içinde birçok ilk var. Ben her zaman farklı olanı yapmayı severim. Sıradan, düz, birbirine benzeyen işler yapma gibi bir durumum hiç olmadı. Bu da ister istemez işe yansıyor.&lt;br /&gt;Bu albümün iki dilde oluşturulmasında Kıbrıslı olmanızın bir etkisi var mı?&lt;br /&gt;- Olmaz mı? Kıbrıs’ın zengin kültürünün içinde İngiliz kültürü, Anadolu kültürü ve Bizans kültürü var. Bu&lt;br /&gt;zenginlikleri kendime pozitif anlamda çevirdiğim zaman gerçekten büyük bir enerji çıkıyor ortaya. Ben buyum işte. Bence çoğu insan hissettiği gibi davranmıyor. Özellikle çabalamadan içinden gelen sesi dinlediğin zaman yaptığın işin lezzeti de bir farklı oluyor. Herşeyden önce bu albümde büyük bir sevgi oldu. Sinan Akçıl olsun Erhan Bayrak olsun Mustafa Ceceli olsun... Sofi Papa zaten baş prodüktörümüz. O sevgi o kadar büyüdü ki kocaman bir yürek oldu bu albümde. Raflardan bile in&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CZ%C4%B0YNET%20SAL%C4%B0%5Cziynet2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 352px; height: 470px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CZ%C4%B0YNET%20SAL%C4%B0%5Cziynet2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sanlara yansıyor ben bunu görüyorum.&lt;br /&gt;Albümümüzdeki "Beş Çayı" şarkısı Sezen Aksu’ya ait. Nasıl aldınız o şarkıyı? Çünkü herkese vermez Sezen Aksu şarkılarını...&lt;br /&gt;- Yunanistan projemizi anlatıp Sezen Hanım’ın bestelerini kullanmak için izin istediğimizde, "Seve seve Ziynetciğim her zaman" dedi. "Sezen Hanım’dan sıfır bir beste alabilir miyiz" dediğimizde "Beş Çayı" var dediler. Sezen Hanım’ın albüm hazırlığı, kendi koşturmaları vardı ve o yoğunluğun içinde bana "Beş Çayı"nı hediye etti. Gerçekten güzel bir şarkı.&lt;br /&gt;İlk albümü aldığımda şöyle düşündüm: Sinan Akçıl, İzel’in elinden çalınmış...&lt;br /&gt;- Yok canım ben çalmadım. İzel bu albümü ilk dinleyenlerden ve en çok destek verenlerden. Ben birçok demomu İzel’in sesinden dinleyip aldım. Sinan Akçıl’la gerçekten bu şarkıda herhalde bir sinerji oluştu diyebilirim. Müzikal anlamda güzel bir beraberlik oldu. Umarım böyle devam eder.&lt;br /&gt;Peki "Hop Hop"ta Funky C’nin devreye girmesi nasıl oldu?&lt;br /&gt;- Erhan Bayrak o kadar iyi bir aranjör ki öyle hissetmiş, iyi olacağını düşünmüş biz de tamamen akışına bıraktık. Her şey duyguyla gelişti. Funky C’yi tabiiki dinlemiştim ama birlikte çalışacağımızı düşünmemiştim.&lt;br /&gt;Bugüne kadar çıktığınız yerler, söylediğiniz şarkılar kariyerinizi ne doğrultuda etkiledi?&lt;br /&gt;- Çok pozitif etkiledi. Ben saatlerce şarkı söyleyebilirim çünkü o kadar çok seviyorum ki şarkı söylemeyi ve sahnede olmayı... Sahnede mutlu ettiğim sürece mutlu oluyorum. Benim sahneme gelen yüzde 99.5 insan mutlu olmadan ayrılmaz. Ama maalesef artık İstanbul’da gece hayatında mekan diye bir şey yok. Çok isterim olsun ama beni dinlemeye gelen o kadar kaliteli güzel bir kitle var ki onları ağırlayabilecek bir mekan ve vizyon yok. Çok az işletmeci vizyon sahibi. Hiç kimseyi küçümsemiyorum ama maalesef müzik piyasasının bu hale gelmesine sebep diyebiliriz.&lt;br /&gt;MÜZİKTEN KAZANDIĞIMI MÜZİĞE YATIRIYORUM&lt;br /&gt;Klibe çok para harcamışsınız. Nereden geliyor bu veriminiz?&lt;br /&gt;- Çok çalışıyorum. Müzikten kazandığımı yine müziğe yatırıyorum. Yoksa daha lüks bir hayat yaşayabilirim ama ben müzik yapmak, müziğimle var olmak istiyorum. Çünkü yıllar geçtikten sonra bir Ayten Alpman gibi bana da "Ziynet Sali iyi bir yorumcuymuş" desinler istiyorum.&lt;br /&gt;Çok çalışıyorsunuz ve sağlığınızdan da oluyorsunuz galiba?&lt;br /&gt;- Cilt problemi yaşıyorum. On gün yattım bu yüzden. Tıbben hiç birşey bulunmadı. Stres ve yorgunluğa bağlı birşey oldu. n Bu albümünüzle Anna Vissi’nin tahtını sallarsınız...&lt;br /&gt;- Anna Vissi’nin prodüktörüyle çalıştım zaten, hatta Anna Vissi aramış napıyorsun sen diye kadını. Ama Yunanistan Ziynet Sali’yi biliyor artık.&lt;br /&gt;Yunanistan’da sahne repartuarınıza neler ekleyeceksiniz. Türkçe şarkı mı söyleyeceksiniz?&lt;br /&gt;- Bu yola çıktığım yıllarda onların şarkılarını popüler halde burada söyledim. Bir gün bizim şarkılarımızı da orada söyleyeceğim diye hayalim vardı. Artık bu bir hayal olmaktan çıktı. Klasik Türk Müziği’ni çok seviyorlar. Benim de klasik eğitimim olduğu için onlara bir tane sunacağım. Ben iyi şeyler yapmak için geldim. Dünyaya geliş sebebim bu. Nazar değmesin satışlar çok iyi gidiyor. İkinci klibe hazırlanıyoruz.&lt;br /&gt;Taklitle bir yere gelinmez, biliyorum&lt;br /&gt; Gerçekten Jennifer Lopez’e benziyorsunuz.&lt;br /&gt;- Resimlerde görüp de kendini Jennifer Lopez’e benzetmiş diye ön yargıyla yaklaşan çok kişi oldu. Ama röportaja gelince "Gerçekten de benziyormuş" dediler. Biz toplum olarak önce kendi sanatçımıza güvenmiyoruz. Taklitle bir yere gelinmeyeceğini biliyorum. Ben de kendi çapımda iyi işler yapıyorum.&lt;br /&gt;Peki ya aşk hayatınız?&lt;br /&gt;- Aşık olmayı çok isterim gerçekten ama olmuyor!.. Artık çocuk yapacağım adam arıyorum. En çok tıkandığım noktalardan biri de bu. Birlikte olacağım adam çocuğumun babası olmayacaksa boşa zaman kaybetmek istemem. Artık gelişi güzel ilişkiler istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10590269.asp?gid=227"&gt;Röpörtaj:Sinem VURAL&lt;br /&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7657081275463282911?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7657081275463282911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/ocuk-yapacak-adam-aryorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7657081275463282911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7657081275463282911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/ocuk-yapacak-adam-aryorum.html' title='Çocuk yapacak adam arıyorum'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-6157780583897778908</id><published>2009-01-07T12:18:00.000-08:00</published><updated>2009-01-07T12:55:41.262-08:00</updated><title type='text'>Kavak Yelleri'nden Gönül Hoca</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adımı neden bilmiyorlar&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Röportaj: Sinem VURAL&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Adımı neden bilmiyorlar "Kavak Yelleri"nde canlandırdığı Gönül Hoca karakteriyle tanınan Didem İnselel'den sitem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal D’nin sevilen gençlik dizisi "Kavak Yelleri"nde canlandırdığı Gönül Hoca karakteriyle tanınan Didem İnselelgerçek adının sokakta bilinmemesinin nedenini özel hayatıyla haber olmaktan kaçınmasına bağladı: "Çoğunluk beni Gönül olarak tanıyor. Ben de yazın birtakım plajlarda boy göstersem ya da gece kulüplerinde görüntülensem benim de adımı bilirler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İki sezondur "Kavak Yelleri" dizisinde rol alıyorsunuz. Uzun süren işler oyuncuları bıktırabiliyor. Sizde böyle bir durum söz konusu değil sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, henüz bıkmadım. Her gün işe giderken ilk günkü heyecanı yaşatacak işler fazla yok günümüzde. Ama bizim işimiz çok güzel. Giderken kendimi mutlu hissettiğim, bir iş gibi görmediğim bir ortamımız var. Gün geçtikte hikâye değişiyor. Ben kasabaya tayini çıkmış bir öğretmenken, şimdi ikiz bebeklere hamile bir polis eşiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gönül karakteri, neler kattı size?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül çok farklı bir karakter, o yüzden çok hoşuma gidiyor. Bana sette gerçekten hamileymişim gibi davranıyorlar.&lt;br /&gt;Merdivenlerden çıkarken biri yardım ediyor. Hamilelik genetik olarak kimyamızda olan bir durum olduğu için, benim de tavırlarım değişti. Otururken ayaklarımı uzatıyorum, dikkat ediyorum... Çabuk alışıyor kadın hamilelik rolüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çekimler çok yorucu geçmiyordur o zaman sizin için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiyor. Hamile olduğum için çok fazla iş yaptırmıyorlar. Çok yoğun çalışmadığım için benimki bayağı eğlenceli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Demek ki başka işler yapmaya da zamanınız kalıyor ama siz yapmayı tercih etmiyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında tercih etmeme değil de biraz denk düşmeme meselesi... Birkaç başka iş imkanım oldu. Sinema, tiyatro teklifleri aldım ama şu anki işimle pek uyuşmadı. Hem zamanlar uymadı hem de gelen roller beni tatmin etmedi. Ben zaten 70 bölümdür "Kavak Yelleri"nde bir öğretmeni canlandırıyorum, sinemada bir öğretmen rolü oynamaya da gerek yok diye düşünüyorum. Tiyatro yapmayı çok istiyorum ama bana oyuncu olduğum için gelen bir işin içinde olmalıyım. Beni 'bacak boyu uzun, göğüs dekoltesi kullanılabilir' gözüyle gören bir tiyatronun içinde olmak istemem. O yüzden güzel bir teklif bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sinema da birçok oyuncunun hayalidir ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki benim de hayalim bu ama dediğim gibi ben aynı rolü tekrar etmek istemediğim için gelen teklifi geri çevirdim. Başka bir rol olsun istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Siz sırf kendi rolünüzü tekrarlamamak için gelen teklifleri reddediyorsunuz. Diğer oyuncular yıllardır bu işi nasıl yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok para kazanıyorlar ki, bazı şeyleri sorgulamıyorlar. Zamanında idealist gibi görünen insanların rakamların sıfırları arttıkça ideallerini kaybettiklerini de gördük. Ama iki-üç yıl öncesine bakarsanız en ateşli, en altı çizili cümleleri onlar sarf ediyordu. Üç oyuncu bir araya gelip sektörden konuşmaya başladığı zaman bu insanlardan, onların sektörde sebep olduğu çöküşten söz ediyor. Tamamen iyi niyetli yapımcılar bazı insanları birkaç projenin içine koydu ve çok ilgi gördü diye o insanlar kendilerini o işin tek lokomotifi gibi hissettiler ve rakamlarını katladılar. Bugün indirim istendiğinde de “Hayır, biz çok yoğun çalışıyoruz. Yapamayız indirim” dediler. Bu sefer ne oldu? Sette 300, 500 /_np/8732/6968732.gifmilyona çalışanlardan ya da işin duayeni iyi oyunculara yapıldı bu indirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kriz sizi vurdu mu peki? Diziden aldığınız ücretlerde indirim istendi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz bizi vurmadı, öyle bir indirim konusu da geçmedi. Söylendiği kadar ciddi bir kriz olduğunu da sanmıyorum, sanal bir kriz olduğunu düşünüyorum. Asıl krizi yılbaşından sonra bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İdealistsiniz, peki nasıl geçiniyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para kazanmadığım zaman daha dikkatli harcamalar yapıyorum. Ailemle yaşıyorum, harçlığımı da annemden alıyorum. Bazı insanlar çok çabuk açılıyorlar. Bu işlerle hemen büyük yatırımlara giriyor ve kendilerini zora sokuyorlar. Hayat bu kadar zor değil bence. Daha rahat yaşamak lazım. Bugün var, yarın yok. Hırslar, egolar bu insanları böyle yapıyor. Zaten o hırs, o ego bende olsaydı, bambaşka bir yerde olurdum. Ama bu yolu kendim tercih ettim. Mutlu olduğum işlerde bulunmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dizide hamileyi canlandırıyorsunuz, peki sizin yok mu bebek planlarınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim 'evleneyim, çocuğum olsun, evimin hanımı olayım, düzenli bir hayatım olsun, akşama fasulye yapayım' gibi heveslerim yok. Galiba bu kendi başına olan bir şey değil, birileri bunu hissettiriyor. Bana daha böyle bir şeyi birileri hissettirmedi. Ama bilemem yine de... Eskiden daha katı bakardım. “Asla evlenmeyeceğim, çocuk istemiyorum” derdim. Yaş ilerledikçe yumuşuyorsunuz. Çok hevesim yok ama eskisi kadar da katı değilim. Şimdi dizide bebeklerin doğmasını bekliyorum, o zaman bakacağım. Ya gerçekten “Hayır, bu iş bana göre değilmiş” diyeceğim ya da içimde bir şey uyanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Kavak Yelleri" bu sezon bitecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek sezon da devam eder diye düşünüyorum. Çünkü çok sevilen bir dizi oldu. Dizide beş aylık hamileyim. Dört ay sonra doğum yapacağımı düşünürsek, dizi normal hızında gitse bile bu sezona sığıyor. İkiz bebek dünyaya getireceğim. Bir de biliyorsunuz, kayınvalidem de hamile. Onun da bebeği olunca üç bebekli bir setimiz olacak. Bir&lt;br /&gt;sahnemiz bir gün sürer herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PELİN'LE İBRAHİM'İN AŞKI DİZİYE ZARAR VERİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sokakta herkes sizi Gönül diye mi tanıyor, adınızı bilenler de var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak tefek de olsa iyi izleyiciler, oyunculuğumu takip edenler ismimi biliyor. Ama çoğunluk tabi ki Gönül olarak tanıyor. Magazinsel anlamda işimle aynı orantıda hayatıma devam eden biri olmadığım için beni dizideki adımla tanıyorlar. Ben de yazın birtakım plajlarda boy göstersem ya da gece kulüplerinde görüntülensem benim de adımı bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dizide sevgiliyi oynayan Pelin Karahan ve İbrahim Kendirci’nin gerçek hayatta da birlikte olduklarına dair haberler çıktı. Sizce bu haberler diziye zarar verir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, zarar verir. Çünkü bu işin bu kadar başarılı olmasının en büyük sebeplerinden biri de samimi olmasıdır. Mesela Gönül’ü her gün elinde bira şişesiyle Beyoğlu’nun arka sokaklarında görsem, rolündeki samimiyetine inanmam. Ama bu demek değil ki, bir dizide oynuyorsanız her şeyden uzak olacaksınız. Benim de yazın bir aylık tatilim vardı. Her yeri gezdim, Çeşme’de, Bodrum’da tatilimi yaptım. Gece hayatım da vardı. Haftanın iki-üç gecesi ben de dışarı çıkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yakalayamıyorlar galiba sizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakalanmak değil aslında. Çok gizli bir şey yaşıyorumdur, gazeteciler takip edip yakalamıştır, o ayrı. Ama bunun dışında 'yakalanmak' diye bir şey yok magazinde. Zaten neyin nerede olduğunu bilip ona göre hareket eden insanlar var. Onlar kendilerini 'yakalandık' sanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10556660.asp?gid=227"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-6157780583897778908?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/6157780583897778908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/adm-neden-bilmiyorlar-rportaj-sinem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6157780583897778908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6157780583897778908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/adm-neden-bilmiyorlar-rportaj-sinem.html' title='Kavak Yelleri&apos;nden Gönül Hoca'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-4987291917735808674</id><published>2009-01-05T02:22:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T03:19:14.642-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plastik estetik cerrahi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='estetik cerrah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='estetik'/><title type='text'>Plastik Estetik Cerrahi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Plastik ve Estetik Cerrahi nedir?&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Plastik Cerrahi fiziksel fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesini , kazalar, hastalıklar, doğuştan gelen kusur ve bozuklukların azaltılmasını araştıran bir tıp uzmanlık dalıdır.&lt;br /&gt;Plastik kelimesi eski Yunanca’da şekil verme, biçimlendirme anlamına gelen “plastos kelimesinden türetilmiş. Plastik cerrahi hem estetik hem de rekonstrüktif cerrahiyi kapsar.&lt;br /&gt;Estetik cerrahi yüze ve vücuda ait özellikleri şekillendirmeyi ve kişinin görünüşünü düzelterek güzelleştirmeyi amaçlar. Rekonstrüktif cerrahi ise yüzü yada vücudu yeniden inşa eder , fiziksel fonksiyonları onarır ya da güçlendirir. Bir kaza, hastalık yada doğuştan gelen ikinci derecede deformasyonları en aza indirir. Plastik cerrahinin içinde yer alan estetik cerrahide bir rekonstrüksiyon yani bozulan veya deforme olan dokuları yeniden eski haline döndürmek için yapılan onarma işlemidir.&lt;br /&gt;Estetik Plastik Cerrahinin Tarihçesi..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/plastik_estetik_cerrahi.html"&gt;Plastik ve estetik cerrahi&lt;/a&gt;nin tarihçesi M.Ö. 600 lü yıllara kadar dayanmaktadır. Bu dönemlerden kalan belgelerde  Hindistan da ceza olarak kesilen burun ucunun kesildikten sonra nasıl tamir edildiği anlatılmaktadır. Modern anlamda  plastik cerrahi 19. yy da gelişmeye başlamıştır. Tarihte bilinen ilk meme küçültme ameliyatı 1669 yılında yapılırken gerçek anlamda başarılı ameliyatların başlaması 1900 lü yılları bulmuştur. Plastik cerrahi gerçek gelişmesini yaşanan savaşlarla özellikle 2. dünya savaşı ile göstermiş, bu savaşlarda ortaya çıkan organ kayıplarındaki onarım uygulamaları  ile iyice gelişti. İlk karın germe ameliyatı 1950 ler de liposuction (yağ alma) yöntemi 1960-70 lerden sonra uygulanmaya ve yöntemler gelişmeye başladı. Meme ameliyatlarında silikon protez kullanımı 1963 başlamıştır. Günümüzde oldukça popüler olan estetik ameliyatlarda kullanılan yöntemler hızla gelişmekte ve çeşitlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Güzel olmak neden önemli ve gereklidir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Plastik ve estetik cerrahiye bu kadar ilginin olması insanların güzel olmak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Kadın veya erkek güzel olan insanlar diğerlerinden doğumdan itibaren hayat boyu her zaman daha şanslı ve başarılı olabilmektedir. Güzel bir bebek daha doğar doğmaz bakım odasındaki hemşirelerden daha fazla ilgi görür, ağlayanların içinde herkes ilk onunla ilgilenir. Okul hayatında da, öğretmenleri arkadaşları ona her zaman daha fazla ilgi ve anlayış gösterirler. İş hayatında da bu durum devam eder. İş başvurularında eşit koşullarda her zaman güzel olan aday işi alır. Meksikalı bir plastik cerrahın dediği gibi “Güzellik en iyi referans mektubundan daha etkilidir”. Bu insanların kendilerine güvenleri de fazla olduğu için insan ilişkilerinde daha başarılı olabilirler. Yani kısacası istisnalar dışında güzellik hayattaki başarı için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Plastik ve estetik cerrahinin de amacı kişileri öz güvenlerini kazanmalarına kendileri ve çevreleri ile olan ilişkilerinde daha başarılı ve mutlu olmalarına yardım etmektir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neden ve kimler estetik ameliyat oluyorlar?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dış görünüşünden memnun olan kişi kendisi ile barışık, iş hayatında ve sosyal ilişkilerinde daha başarılı, aşk ve evlilik hayatında daha kolay mutlu olabilmektedir. Dış görünüşünden memnun olmayan, kendilerince kusur olarak gördükleri yerlerinin düzeltilmesi için bize müracaat ediyorlar. Bu kompleks yaptıkları veya kusurlu olduğunu düşündükleri yerlerinin veya işleri gereği ameliyat için bize başvurmaktalar.&lt;br /&gt;Örneğin göğüsleri küçük olan bir bayan hastam ameliyattan 1 ay sonra birisi ile tanıştı ve 4 ay içinde evlendi. Burada etkili olan aslında kızın göğüslerin büyütülmesi değil, kişinin kendine olan öz güveninin artması sonucu insan ilişkilerinde daha başarılı olmasıdır. Diğer bir örnek manken bir hastam meme ve  burun ameliyatından sonra işlerinin çok arttığını iyi para kazandığını ve daha popüler olduğunu  söyledi.&lt;br /&gt;Çizdiği imajdan memnun olan kişinin özgüveni yerindedir. İşinde ve sosyal hayatında başarılıdır. İlişkilerinde rahattır. Aynaya baktığında burnunun yüzüne hiç yakışmadığını , hamilelikten sonra karnının eskisi gibi dümdüz olmadığını ya da yüzünün elastikiyetini kaybedip sarktığını görüp dış görünüşünün kötü olduğunu düşünenler ve çevreleriyle olan ilişkilerinde  tutuk ve uyumsuz davranabilirler&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Estetik Cerrahiye en uygun adaylar kimlerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İstatistiklere göre, her yıl, milyonlarca kişi, görüntülerini daha güzelleştirmek için estetik cerrahiye başvuruyor. Bazıları önemli boyutlarda değişiklikler bazıları ise ufak tefek düzeltmeler arayışındalar.&lt;br /&gt;Uzun süre sadece kadınların kurtarıcısı olarak kabul edilen estetik cerrahi günümüzde iyi sonuçları ve avantajlarını keşfeden bir çok erkeğin de ilgisini çekiyor. Örneğin, erkekler ile kadınlar burun ameliyatı konusunda benzerlik gösteriyorlar. Bazı erkekler ise yağlarından kurtulmak istiyor. Erkeklerde yağlar memeler, bel ve karın bölgelerinde toplanırken kadınlarda bel, kalça, uyluk, diz içi ve bazen de karında birikiyor. Diğer popüler olan yöntemde Lazer epilasyon, erkekler de kadınlar kadar estetik görünümü bozduğunu düşündükleri kıllardan kurtulmak istiyorlar.&lt;br /&gt;Birçok estetik ameliyat tekniği ve ekolü olmasına rağmen ameliyata hazırlık genellikle üç aşamadan oluşuyor. Biri, kendinizi psikolojik olarak ameliyata hazırlamanız. Diğeri ise sağlık durumunuzun ameliyata elverişli olup olmadığının saptanabilmesi için laboratuar tahlilleri ve gerektiğinde röntgen çekimi gibi araştırmaların yapılması. Üçüncüsü ise sizin istediğiniz ameliyatın plastik cerrahi uzmanı doktorunuzla olabilirliğinin ve neler yapılacağının kararlaştırılmasıdır ki bu en önemli aşamadır. Burada hastanın iyi bir plastik cerrah seçimi kadar doktorunda estetik ameliyat için uygun hastayı seçmesi yani her iki tarafında birbirine uyum sağlaması çok önem kazanmaktadır.&lt;br /&gt;Estetik ameliyat için en uygun adaylar düzeltilebilir kusurları nedeniyle moral bozukluğu yaşayanlar. Dış görünüşünden rahatsızlık duyan kişi, estetik kusuru düzeltildikten sonra hayata çok daha zevkle bakmaya başlıyor. Yüzünüzü ya da vücudunuzu “düzeltmek” kendinize olan güveninizi yeniden kazanmanızı sağlar. Fakat her zaman da mutluluğu garanti etmiyor. Bir gün burun ameliyatı yaptığım bayan bir hastam ameliyattan hemen sonra yatağında  “Doktor bey şimdi de birini bulamazsam ben size sorarım” demişti.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yakın çevreye karşı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz bir çok kişi estetik ameliyatından sonra değişmek istiyor. Ne var ki bu değişimin estetik ameliyattan kaynaklandığının anlaşılmasını istemeyenlerin sayısı da oldukça yüksektir.&lt;br /&gt;Ama erkeklerin estetik ameliyat olduklarını gizlemeleri kadınlara oranla daha güç. Çünkü kadınlar ameliyat izlerini makyajın altında rahatça saklayabiliyorlar. Estetik ameliyat olacağımızı yakın çevremize söylemek sizin kararınıza kalmıştır.Bazıları ameliyat olacağına bütün arkadaşlarına anlatırken bazıları da devlet sırrı gibi gizlerler.Ne var ki  çevrenizdekilere estetik ameliyat olduğunuz söylemenin, ameliyat olduğunuzu saklamak için harcayacağınız enerjiden daha kolay olduğunu da unutmayın. Yine de geçiş döneminizi daha az fark edilir kılmanın bazı yolları vardır. En çok önerilen yollardan biri, aynı zamanda tarzınızı da değiştirmektir. Böylece çevrenizdeki kişiler dış görünüşünüzdeki değişikliğin ameliyattan değil, tarzınızdaki değişiklikten kaynaklandığını düşüneceklerdir. Yani, kilo verebilir, saçınızın rengini ya da tarzını değiştirebilir yada gözlük yerine lens takabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kime ameliyat olmalıyım.?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eğer estetik ameliyat olmaya karar verdiyseniz mutlaka bir plastik ve estetik cerrahi uzmanına muayene olmanız gerekmektedir. Bu cerrahın Türk Plastik cerrahi derneğine üye olması  ve plastik cerrahi dalında uzmanlaştığını gösteren diplomaya sahip olması gerekir. Sizi ilgilendiren tüm konuları bu uzmandan ayrıntılı olarak öğrenmeli, uygulanacak ameliyat tekniklerinin çeşitlerini ve sizin uygun olanı cerrahınızla birlikte belirlemeli, oluşabilecek komplikasyon ve riskleri önceden ayrıntılı olarak sormalısınız.&lt;br /&gt;En çok neler yapılıyor.&lt;br /&gt;* Burun şeklini güzelleştirme ve burundaki tıkanıklığı giderme…&lt;br /&gt;* Göğüs büyütme…&lt;br /&gt;* Göğüs küçültme ve dikleştirme…&lt;br /&gt;* Göğüsün alındığı durumlarda yeniden meme yapılması…&lt;br /&gt;* Karın germe…&lt;br /&gt;* Liposuction (karın ,bel, kalça, bacaklar, ayak bileği v.s yağlarının alınması)…&lt;br /&gt;* Uyluktaki yağların alınması…&lt;br /&gt;* Alın germe…&lt;br /&gt;* Kaş kaldırma…&lt;br /&gt;* Göz kapaklarının gerilmesi, torbaların alınması…&lt;br /&gt;* Yüz gençleştirme…&lt;br /&gt;* Boyun germe gıdı alma…&lt;br /&gt;* Botox ile kırışıkların düzeltilmesi…&lt;br /&gt;* Dudak kalınlaştırma…&lt;br /&gt;* Yüzdeki çizgilere yağ veya doku kokteyli enjeksiyonu…&lt;br /&gt;* Yüz “peeling” i (soyma)…&lt;br /&gt;* Lazerle yüzdeki kırışlıkların ve lekelerin tedavisi…&lt;br /&gt;* Saç ekme…&lt;br /&gt;* Lazer Epilasyon…&lt;br /&gt;Kaynak :.&lt;a href="http://www.istanbulplast.com/ana/plastik-estetik-cerrahi-nedir/"&gt;istanbulplast.com&lt;/a&gt;/&lt;br /&gt;------&lt;br /&gt;Plastik Estetik Cerrahi sürekli gelişen, özellikle kadınların giderek daha fazla ilgi gösterdikleri bir konu. Kadınlar sadece güzellik için keyfe keder bir olay olduğunu  düşünüyorlar, ama gerçekte tüm insanların bir gün ihtiyaç duyabilecekleri elzem bir konu. Bir arkadaşımın ricası üzerine bu konu üzerine bir yazı yazmak için haberlerde arama yaparak birşeyler toparladım. Bilimsel veya çok faydalı bilgiler verecek değilim, sadece yazı dolsun arkadaşa link olsun diyerek bu yazıyı yazıyorum. (umarım böyle söyledim diye bana kızmaz ama ne diyeyim gerçek bu...:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm kadarıyla site henüz hazır değil, kısa zamanda hazır olacağını düşünüyorum. Plastik estetik operasyonlar ve sağlık, güzellik, masaj, makyaj, cilt ve yüz bakımı gibi konularda"&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/"&gt;plastik estetik cerrahi&lt;/a&gt;" isimli bu siteyi ziyaret edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Plastik cerrah arttı fiyatlar düştü, varoşlarda estetik ameliyat patladı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mesude ERŞAN&lt;/span&gt;. Hürriyet&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/estetik_ameliyat.html"&gt;Estetik ameliyat&lt;/a&gt; denince film yıldızları, şarkıcılar ya da sosyete akla gelirdi. Ama plastik cerrahi uzmanlarının sayısındaki artış, varoşlarda açılan hastanelerde ameliyatların çok daha ucuza yapılabilmesi bu ameliyatları ‘‘halka indirdi.''&lt;br /&gt;Artık konfeksiyon işçisi, tezgahtar, banka memuru, sekreter, muhasebeci, balıkçı, esnaf, ev kadını burnunu kaldırtma, memesini küçültme veya büyütme, basenlerini şekillendirmeyi lüks olarak görmüyor. İhtiyaçlar erteleniyor, bu ameliyatlara ödemek için para biriktiriliyor. Maksat güzellik olsun.&lt;br /&gt;Varoşlarda estetik ameliyat patlaması yaşanıyor. Sarıgazi'deki Özel İstanbul Dünya Hastanesi plastik cerrahi uzmanı Dr. Gökhan Doğan, hemen her gün bir estetik ameliyat yaptıklarını söylüyor.&lt;br /&gt;İstanbul'un çevre mahallelerinde bu ameliyatları yapan sayısız hastane var. Sadece Gaziosmanpaşa'da 10, Güngören, Bağcılar'da beşer, Zeytinburnu ve Bayrampaşa'da dörder, Esenler, Ümraniye, Kağıthane, Sultanbeyli'de üçer özel hastane ilk elde sayabileceklerimiz.&lt;br /&gt;Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde &lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/estetik_ameliyat.html"&gt;estetik ameliyat&lt;/a&gt; yapan Dr. Baki Çokneşeli, İstanbul'daki özel hastane sayısının 138'e ulaşmasının estetik ameliyatları varoşlara yaydığını düşünüyor. Diğer bir etkenin altını Küçükçekmece'deki Doğan Hastanesi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Zeki Erksun çiziyor: Plastik cerrah sayısındaki artış. Türkiye'deki 400 plastik cerrahın dörtte biri İstanbul'da çalışıyor. Dr. Erksun'a göre durum böyle olunca arz-talep dengesi oluştu ve fiyatlar daha ‘‘ulaşılabilir düzeyler''e indi. Sonuçta estetik ameliyatlar toplumun hemen her kesiminde yapılabilir hale geldi.&lt;br /&gt;Dr. Erksun'a göre, televole kültürü de estetik ameliyatlara özendiriyor. Basında çıkan &lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/estetik_cerrahi.html"&gt;estetik cerrahi&lt;/a&gt; haberleri talebi artırıyor. Ameliyattan memnun kalanların arkadaşlarının arasında ayaklı reklam gibi gezmesi de önemli. Bir de gelişen tekniklerinin ameliyatları daha az korkulur hale getirmesi de etkiler arasında.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;GENÇLER İŞ BULMAK İÇİNBURUN YAPTIRIYORLAR&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Dr. Doğan'ın anlattığına göre estetik ameliyatlara her kesim ve yaş grubundan ilgi var ama özellikle gençler arasında yaygın. Varoşlarda en çok hangi estetik ameliyatlar isteniyor derseniz, Etiler ya da Nişantaşı'ndakilerden farkı yok. İlk sırada &lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/burun_ameliyat.html"&gt;burun ameliyat&lt;/a&gt;ları geliyor. Onu meme küçültme veya büyütme, liposuction (vakumla yağ çekme), karın germe ameliyatları izliyor. Son zamanlarda saç ektirmek isteyenlerin sayısında da artış yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ERKEKLER SAKLIYOR KADINLAR ANLATIYOR&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;18 yaşında memesine silikon taktıran, liposuction yaptıranlar var. Dr. Erksun'a göre özellikle çalışan genç kızlar burun estetiği ve liposuction yaptırmaya çalışıyor. Tezgahtarlık, banka memurluğu yaparken para biriktirerek ameliyat olan çok sayıda genç kız var. Fiziki görünümün iş bulma ve başarıda etkili olduğunu düşünüyorlar.&lt;br /&gt;Dr. Doğan'ın gözlemine göre erkeklerde ameliyatlarını gizleme, kadınlarda ise tam tersine, anlatma eğilimi var. Dr. Erksun, estetik ameliyata yönelik eleştirel bakışın değiştiğine dikkat çekiyor: ‘‘Artık ayıp karşılanmıyor. Hatta yaptıranlar takdir bile ediliyor. Çarşıda, alışverişte burun bandajıyla rahatça dolaşılıyor. Bandajlarıyla kutlama yapanlar bile var. Silikon taktıran gizlemiyor, dekolte giyerek memelerini ön plana çıkarıyorlar.''&lt;br /&gt;Yine de ‘‘sağlık nedeniyle'' yaptırdım diyenler var. Burun ameliyatı mazereti de pek değişmiyor: ‘‘Nefes alamadığım için ameliyat olmuşken düzelttiler.''&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KARIN, BURUN, MEME İÇİN TATİLİNİ FEDA ETTİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aynur Koçulu (45 yaşında), bir firmada muhasebeci olarak çalışıyor. Evli ve bir çocuk annesi: ‘‘ Memelerim çok büyük olduğu için sırt ağrılarım vardı. Sağlık nedeniyle memelerimi küçülttürdüm. Memelerim küçülünce karın yağlarına da müdahale edildi. Yağ aldırdım yani. Burnumu kaldırmayı da doktor önerdi, basit bir şeymiş, yaptırdım. Ameliyat olduğumu gizlemiyorum. Tek sorunum bütün gardırobumu değiştirmem gerekiyor. Ameliyat için tatilimden vazgeçtim, tatil parasını hastane de uygun fiyat verince ameliyata yatırdım. Üst Bostancı'da oturuyorum ama ameliyat için daha uygun fiyat veren, işyerimin olduğu Sarıgazi'deki İstanbul Dünya Hastanesi'ni tercih ettim.''&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KONFEKSİYON İŞÇİSİ YILMAZ BURNUNU DÜZELTTİRDİ&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Erkekler de tıpkı kadınlar gibi en çok burun ameliyatı oluyor. Kepçe kulak ameliyatı isteyen de çok. Erkekler arasındaki yağ aldırma, karın germe ameliyatlarında artış olsa da kadınlar kadar sık değil. 18 yaşındaki konfeksiyon işçisi Yılmaz İpek burnunu düzelttirdi ve şimdi daha mutlu: ‘‘Nihayet oldum. Burnumdaki eğriliği düzelttiler, hemen yanında bir et büyümesi vardı onu da aldılar. Artık her şeyin daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Ameliyat parası için abim destek oldu.''&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KARI-KOCA AMELİYAT OLDULAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Çakıcı (55 yaşında), ev hanımı, iki yetişkin çocuk annesi ve ekonomik durumu kendi deyimiyle orta halli: ‘‘Kendimi daha iyi hissetmek için ameliyat oldum. Fiyatları araştırdım, İçerenköy'deki bir hastanede kaşlarımı ve göz kapaklarımı kaldırttım. Yüzümü biraz gerdirdim. Ameliyat parasını eşim verdi. Çok memnunum. Eşimde de burun eğriliği vardı, düzeltildi. Yakın bir arkadaşım var, ameliyat olması için ikna ettim, refakatçisi ben olacağım.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PAZARLIKLA BİR YERİNE İKİ AMELİYAT&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Birden fazla estetik ameliyat olmak isteyenler de var. Dr. Çokneşeli, ‘‘Bize nasıl, ne kadar zamanda ve ne zorlukla para biriktirdiklerini, daha fazla kenara para koyamayacaklarını söyleyip yardım istiyorlar'' diyor. Dr. Doğan ise, ‘‘700 milyona hem meme, hem burun hem de karın gerdirme ameliyatı yaptığım bir vaka var. Parası olmadığı için onu da ödeyemedi, iki ay vade yaptık. Tabii birden fazla ameliyatın, örneğin meme küçültmeyle karın germenin, aynı anda yapılması daha ucuz'' diyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;OTOMOBİLİNİ SATTI&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Dr. Doğan, ‘‘Sosyo-kültürel düzeyi ne olursa olsun her insanda güzellik arzusu var. Gelirleri gerçekten düşük, evlerinde çok mütevazı koşullarda yaşayan ama ameliyattan vazgeçmeyenler gördüm. Ameliyat parasını denkleştirmek için arabasını satana da rastladım. Sonuçta estetik ameliyat geçirenler kendileriyle daha barışık ve mutlu oluyorlar'' diyor. Ersun'a göre muhafazakar kesimden gelen ve estetik ameliyat olanların sayısı da az değil. ‘‘Bazıları eşleriyle geliyor'' diyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;AMELİYAT İÇİN 1.5 YIL PARA BİRİKTİRDİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Zeynep Yılmaz 30 yaşında. Bir tekstil firmasında ortacı olarak çalışıyor: ‘‘Burnumun büyüklüğünden çok rahatsızdım. 25 yaşımdan beri ameliyat olmayı planlıyordum. 1,5 yıldır kenara bazen 70 milyon lira, bazen 150 milyon lira ameliyat parası koydum. Ameliyatımı gizlemedim. Böyle kendimi daha çok beğeniyorum, adımlarım daha güvenli.'&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Fiyat farkı büyük&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;VAROŞLARDA &lt;/b&gt;(hastane + doktor ücreti)&lt;br /&gt;Burun estetiği: 1 milyar - 1 milyar 850 milyon lira&lt;br /&gt;Meme silikonu: 1.5 milyar - 2.5 milyar lira &lt;br /&gt;Meme küçültme: 1 milyar lira- 3.5 milyar lira&lt;br /&gt;Karın germe: 1 milyar lira - 3.5 milyar lira&lt;br /&gt;Liposuction: 800 milyon- 2 milyar lira.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;BÜYÜK ÖZEL HASTANELERDE &lt;/b&gt;(hastane + doktor ücreti)&lt;br /&gt;Burun estetiği: 2.5 milyar lira    &lt;br /&gt;Meme silikonu: 3.5 milyar lira (artı silikon protez ücreti)&lt;br /&gt;Meme küçültme: 6 milyar lira&lt;br /&gt;Karın germe: 6.5 milyar lira&lt;br /&gt;Liposuction: 3 milyar lira&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ÜNLÜ CERRAH TARİFESİ &lt;/b&gt;(hastane masrafı dışında)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/burun_estetik.html"&gt;Burun estetiği&lt;/a&gt;: 2-4 bin dolar&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/Meme_silikon.html"&gt;Meme silikonu&lt;/a&gt;: 3.5- 5 bin dolar&lt;br /&gt;Meme küçültme: 5 bin dolar&lt;br /&gt;Karın germe: 5 bin dolar&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.plastikestetikcerrahi.com/Liposuction.html"&gt;Liposuction&lt;/a&gt;: 2- 5 bin dolar&lt;br /&gt;&lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=346542"&gt;Yazının Devamı &gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-4987291917735808674?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/4987291917735808674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/plastik-estetik-cerrahi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4987291917735808674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4987291917735808674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/plastik-estetik-cerrahi.html' title='Plastik Estetik Cerrahi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-2255605920123637071</id><published>2009-01-04T07:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-04T07:27:46.404-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yalanlar Üstüne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leonardo DiCaprio'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Titanic'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Body of Lies'/><title type='text'>Leonardo DiCaprio - Titanic’in getirdiği şöhret beni mahvetti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Titanic’in getirdiği şöhret beni mahvetti&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/4e69c835/leonardo-dicaprio-picture-3.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/4e69c835/leonardo-dicaprio-picture-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Röportaj: Reha ERUS&lt;br /&gt;Titanic’in getirdiği şöhret beni mahvetti "Titanic" filmindeki rolüyle şöhreti yakalayan Leonardo DiCaprio, o filmin kendisini mahvettiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Titanic" filmindeki rolüyle şöhreti yakalayan Leonardo DiCaprio, aslında o filmin kendisini mahvettiğini söyledi. Ani gelen şöhret yüzünden şımardığını itiraf eden dünyaca ünlü oyuncu, "Psikolojik travmayı zor atlattım" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöhret beni mahvetti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/06343822/leonardo-dicaprio-wallpaper-800x600.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/06343822/leonardo-dicaprio-wallpaper-800x600.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Leonardo DiCaprio, Kate Winslet'la başrolü paylaştığı 1997 yapımı "Titanic" filminin adını bile anmek istemiyor. Film hakkındaki soruları bugüne kadar hep geçiştiren ünlü oyuncu, bunun nedenini sonunda bir Türk gazeteciye itiraf etti. O filmle gelen büyük şöhreti kaldıramadığını belirten DiCaprio, "Titanic sonrası yakaladığım şöhret beni mahvetti. Gerçekten de altında ezildim. Kendimi bir bok sandım" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönem tam bir pisliktim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar Russel Crowe ile birlikte kamera karşısına geçtiği "Body of Lies" filmi ile gündemde olan Leonardo DiCaprio, "Titanic" konusunu şu şaşırtıcı sözleriyle kapattı: "O filmden sonra şımardım, insanları çok kırdım. Aileme, yakınlarıma posta koydum. Psikolojik travma geçirdim. Küfürbazdım, kavgacıydım, yalancıydım, pisliktim. Çok şükür&lt;br /&gt;o günler geride kaldı. O yüzden Titanic'le barışık değilim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya'da Reha Erus'un sorularını yanıtlayan Leonardo DiCaprio, "Body of Lies"taki İranlı rol arkadaşı Golsfhifteh Farani hakkında "Bir Batı filminde rol aldı ve saçını açtı diye şimdi ülkesine gidemiyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leonardo DiCaprio’yu yeni filmi “Body of Lies”ın İtalya’daki basın&lt;br /&gt;toplantısında yakaladık. Obama’nın başkan seçilmesi nedeniyle son&lt;br /&gt;derece keyifli olan, bu yüzden normalde yanıtlamadığı sorulara bile&lt;br /&gt;yanıt veren oyuncu, şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Kendisine şöhreti&lt;br /&gt;getiren “Titanic” filminden nefret etmesi de işte o itiraflardan&lt;br /&gt;biriydi. Bu filmle gelen şöhretin altında ezildiğini söyleyen&lt;br /&gt;DiCaprio, “Psikolojik travma geçirdim” dedi.&lt;br /&gt;“Hi Buddy” (Selam dost)... Leonardo Di Caprio, sevdiği kişilere genelde böyle hitap ediyor. Türkiye’de 19 Aralık’ta vizyona girecek olan son filmi “Body of Lies”ın (Yalanlar Üstüne) Roma’daki Hassler Oteli’nde yapılan basın toplantısında beni gördüğünde de elini sallayıp aynı şeyi söyledi, ardından “Röportajda görüşecek miyiz? diye&lt;br /&gt;sordu. Bunun İtalyan meslektaşlarımı kıskandırdığını fark etmemem imkansızdı. Hele basın toplantısı sonrası beni annesiyle tanıştırması tam bir ayrıcalıktı.&lt;br /&gt;Bu Leonardo DiCaprio ile üçüncü söyleşimiz. Aynı mekanda ve her zaman olduğu gibi karşılıklı oturarak... Ama bu kez o bir başka heyecanlıydı. Çünkü ABD başkanlık seçimleri bir gün önce yapılmış ve fanatik taraftarı olduğu Obama kazanmıştı. Sabaha kadar televizyondan seçim sonuçlarını izlediği için uyku mahmuruydu... Konuşmaya bu&lt;br /&gt;mahmurluktan dolayı özür dileyerek başladı. Hemen ardından ilk konu  açıldı: Obama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekran başında sabahladınız ve sonunda Obama kazandı. Şimdi ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öncelikle artık başım dik bir Amerikalı olduğum için gurur duyacağım. Sırtımdan bir yük kalktı. Bu tarihi bir gün... 2000 yılında yapılan seçimler sırasında da yine Roma’daydım, “New York Çeteleri”ni çekiyorduk. Maalesef o zaman Bush kazanmıştı. Ama şimdi bizi yanlış yöne sevk eden Bush’a “bay bay” deme zamanı. Hiç bu kadar mutlu&lt;br /&gt;olmamıştım. Yüzümden belli olmuyor mu?  Bush, Beyaz Saray’ı terk edince, 180 derecelik bir değişim yaşanacak. Zor günler kapımızda ve Obama’nın bu zorluklara çözüm bulacağını sanıyorum. Öncelikle Irak savaşına çözüm bulunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obama’ya telefon etmeyi düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok isterdim ama ona biraz nefes aldıralım. Seçim kampanyaları onu bunalttı. Elbette bir gün kendisini arayıp kutlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/bbe60816/leonardo_dicaprio_1.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/bbe60816/leonardo_dicaprio_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son filminiz “Body of Lies” da bölgedeki savaşla ilgili...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet, Bush yönetiminin yarattığı siyasi çıkmazla ilgili bir film... Ben filmde milliyetçi bir ajanı canlandırıyorum. O ajan ülkesinde verilen siyasi kararları her zaman benimsemiş olmayabilir. Düşünün ben aktör olarak benimseyemedim, o ajanlar ise sırf yönetimin yanlış kararları yüzünden hayatlarını riske atıyorlar. Onun için bu film bir ibrettir. Bir siyasi gerilim yapıtıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yönden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burada CIA’in üçlü oyunu var. El Kaide terörist başının yeni bir 11 Eylül gerçekleştirmesini önlemek için yalan istihbaratlarla teröristleri birbirine düşürme planı... Çok riskli. Psikolojik yıpranmada bir hata bile yapılmaması gerekiyor. Çünkü El Kaide tahminlerden çok daha güçlü ve inanılmaz destekçisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoloji demişken... Finaldeki işkence sahnesi psikolojinizi bozmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ridley Scott bu sahnenin filmin can alıcı noktası olduğunu söyledi. “Gerekirse canını alacağım” dedi! Çok stresli günler yaşadım. Çekimden sonra tam üç gün kendime gelemedim, hep istifra ettim, ağlamak istedim. İçim titredi. Geceleri uyuyamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip bir tesadüf ama, genelde yönetmenler sizin sağ elinize işkence etmeye bayılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet “The Departed”da da (Köstebek) Martin Scorsese, Jack Nicholson’a “Acıma, Leo’ya istediğin gibi vur. Sahici olsun” komutu vermişti. Çok canım yanmış, hatta elim çürümüştü. Burada ise gerginlik  sanki beynimi deldi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/397e5801/leonardo-dicaprio-2HOT.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/397e5801/leonardo-dicaprio-2HOT.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sahne için ne kadar çalıştınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İnanmazsınız ama çekimlerin yapıldığı Fas’ta hemen her gece mahzende sürekli denemeler yaptık ve bu denemeler görüntülendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde teröristler İncirlik üssünü havaya uçuruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İncirlik’in Türkiye’de olduğunu biliyorum. Ama aynı havalimanı Fas çölüne kuruldu. Tıpkısının aynısıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlandırdığınız Roger Ferris’i anlatır mısınız biraz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Silahlara ve yakın mesafe dövüşlerine çok yatkın. İnanılmaz akıllı ve aynı zamanda Orta Doğu kültürünü ezbere biliyor. Aşırı milliyetçi, hayatını terörle mücadeleye adamış ve bu nedenle sürekli ölümle burun buruna gelen gözü pek bir ajan. Sadece Arapça değil yörenin şivelerini de çok iyi konuşuyor. Bir sansar gibi insanların arasına sızma&lt;br /&gt;yeteneği var. Ama filmin sonunda Amerikalı olduğu ise tartışılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde epey Arapça konuşuyorsunuz. Gerçekten ders aldınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hayır. Şu anda “Selamünaleyküm” ve “Şükran”dan başka bir kelime gelmiyor aklıma. Sadece ezberdi.&lt;br /&gt;Ya devamlı saç sakal boyamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Arap kökenli birinin kimliğini alınca mecbursunuz, ajanlıkta binbir kalıba girmeniz gerekiyor. İnanın boyalar yüzünden cildimde yaralar çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biraz geriye gidelim mi? “Titanic”e...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aslında o filmle ilgili pek konuşmak istemem, ama Obama kazandı ya bu kez bir ayrıcalık yapalım. “Titanic” sonrası beklenmeyen şöhret beni mahvetti. Altında ezildim. Kendimi bir bok sandım. İnsanları çok kırdım. Aileme, yakınlarıma posta koydum. Psikolojik travma geçirdim. Küfürbazdım, kavgacıydım, yalancıydım, pisliktim. Çok şükür o günler geride kaldı. “Titanic”le barışık değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi 34 yaşındasınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En güzel yaş... Ne yaşınızı küçültmek, ne de büyütmek gibi bir arzunuz var. Kendinizi olgun ve özgür hissediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sizin için hayranlarınız “Hep böyle çocuk yüzlü kalsın”  temennisinde bulunuyor.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=6958936"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 286px;" src="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=6958936" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zaten aileme göre hâlâ 13 yaşında gibiyim. Yani öyle davranıyorlar. Eskiden kızardım, şimdi ise zevk alıyorum beni şımartmalarından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlüsünüz, özellikle karşı cinsiniz tarafından çok seviliyorsunuz.  Peki bir sıkıntınız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailemle güzel bir yaşantım var. Ancak paparazziler kabus gibi  üzerimize çöküyor. Bundan açıkçası hoşlanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıl sonra tekrar Kate Winslet’la birlikte film çevirdiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevişme sahneleri var, üstelik filmin yönetmeni Winslet’ın kocası Sam  Mendes...&lt;br /&gt;- Elbette sevişme sahneleri olacak, çünkü filmde karı-kocayız. Senaryo gereği profesyonelce yapılan roller bunlar... Hele rolü size kocası yaptırıyorsa mesele yok. Biz Kate ile gerçekten çok iyi dostuz. Arada&lt;br /&gt;bir konuşur dertleşiriz. Çok iyi oyuncu ve bence “Revolutionary Road”daki oyunu ile Oscar’ı bile alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya siz? Hep teğet geçiyor size o heykel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Oscar ödülü elbette bir onur. Ancak ben daha çok seyircinin oyunumu beğenmesine ve eleştirisine bakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oscar için bu yıl bir beklentiniz var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kate Winslet için belki, ama kendi açımdan pek sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Teşekkürler dostum... Gelecek sefere... Kendine iyi bak.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/f3bd4813/1leonardo_dicaprio.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/f3bd4813/1leonardo_dicaprio.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Leonardo artık bakir değil&lt;br /&gt;Tam 13 yıl aradan sonra, “Body of Lies”ta Russell Crowe ile  başrolleri paylaştınız. Ve sizin için “Leo’daki tek fark artık içki  içebiliyor ve bakir değil” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- (Gülüyor) İyidir bizim Russell... O yıllar sanki geçmemiş gibi. Ayrıca bu film için Russell, Ridley Scott’ın emri ile tam 25 kilo aldı. Masa başında ajanlık yapıyor ya! Aslında birlikte çok az sahnemiz olduğu için az görüştük. Ama doğru, zaman insanları  değiştiriyor ve olgunlaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rol arkadaşımı aforoz ettiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film çekimlerinden sonra sizi oldukça üzen bir gelişme olmuş.&lt;br /&gt;- Evet, rol arkadaşım İranlı oyuncu Golshifteh Farahani’nin yaşadığı olay beni çok üzdü. Bir Batı filminde rol aldı ve saçını açtı diye şimdi ülkesine gidemiyor, ailesini göremiyor. Aforoz edilmiş.  Haksızlık bu, onun için o kadar üzüyorum ki... İran bu yetenekle gurur duyması gerekirken aksine onu dışlıyor, cezalandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana gerçek İtalyan adım şans getirdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sinema oyuncusu olurken adınızı değiştirmek istemişsiniz. Değiştirmediğinize pişman mısınız?&lt;br /&gt;- Evet ad ve soyadımı etnik buluyordum. İtalyan asıllı... Pacino, Sinatra, Pesci gibi olmak istemiyordum. Ben Lenny Williams adını  sevmiş ve bu takma adı düşünüştüm. Ama babam izin vermedi. Çok kızdı.  İyi ki vermemiş. Bana gerçek İtalyan adım şans getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10544404"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-2255605920123637071?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/2255605920123637071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/leonardo-dicaprio-titanicin-getirdii.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2255605920123637071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2255605920123637071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2009/01/leonardo-dicaprio-titanicin-getirdii.html' title='Leonardo DiCaprio - Titanic’in getirdiği şöhret beni mahvetti'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5265611294471341019</id><published>2008-12-26T16:13:00.000-08:00</published><updated>2008-12-26T16:26:15.962-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deniz Seki'/><title type='text'>Yeni yıl beklentileri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;Yeni yıl beklentileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/c4d111702/deniz_seki4.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/c4d111702/deniz_seki4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Deniz Seki, yeni yılda anne olmak istediğini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Seki, 99.0 KarmaTürk’de Elife’nin konuğu oldu. Yeni yıldan beklentilerini anlatan Seki, 2009 tarihinde olan rakamların toplamının 11 olduğunu, 11 rakamının hayatında hep önemli bir yeri olduğunu ve yeni yılda anne olmak istediğini söyledi.&lt;br /&gt;Yazdığı öykülerden birinin senaryolaşmasını isteyen Seki, Çağan Irmak’ın yönettiği bir filmde oynamanın kendisini mutlu edeceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Yeni yıl beklentileri ve depresyon..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla dair gerçekçi beklentiler yaşam zevkini artırırken hayalperest yaklaşımla yapılan değişiklikler ruhsal sorunların habercisi olabiliyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Erkmen, geleceğe dair planların sağlıklı bir ruh yapısını gösterdiğini belirtti. Psikolog Şebnem Turhan, “Şizoid kişilik bozukluğunda büyüsel ve astrolojik durumlar doğrultusunda beklentileri belirleme gözlenebilir. Mükemmeliyetçi ve depresif kişilikteki bireyler ise gerçekleşmeyen beklentilerini görür” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıl, yaşama dair planların hız kazandığı dönem… Kimisi aldığı piyango biletine güvenerek hayallerinde sınır tanımıyor kimisi ise kişisel ve çevresel koşullarını göz önünde tutarak gerçekçi planlar yapıyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Erkmen Geleceğe dair planların sağlıklı bir ruh yapısını gösterdiğini belirterek “Planların sadece yeni yılın başlamasına bağlanması çok olumlu değildir. Kimileri ise yeni yıl ile birlikte eski yıla ait tüm olumsuzlukların ortadan kalkacağına ve herşeyin çok iyi olacağına inanır. Gerçekçi olmayan bu düşünce biçimi hayal kırıklıklarına ve ruhsal olarak kendini iyi hissetmemeye neden olabilir” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyilik dilemenin ruhsal bir rahatlama sağladığını kaydeden Erkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni bir yıl, sonuçlarını kestiremeyeceğimiz olumlu veya olumsuz, beklenmedik olayları da içinde barındırabilir. Bu bilinmez insanları endişelendirip ruhsal olarak tedirgin ettiği için, iyilik beklentisi ve dileklerle rahatlamaya çalışılır. ”Gençlik yıllarında doğal olarak geleceğe dair beklentilerin daha fazla olduğunu hatırlatan Erkmen, “Yaş ilerledikçe yaşam daha stabil olur. Ayrıca tecrübeler de insanın neleri beklemesi gerektiğine dair bilgilerini artırır. Bilgi de bir ölçüde beklentiyi gerçeğe yaklaştırır ve yersiz beklentilerden kişiyi uzaklaştırır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Şebnem Turhan, gerçekçi olmayan beklentilerin hastalık habercisi olabileceğine dikkat çekti: “Aşırı beklenti içinde olma gerçekle bağlantısı olduğu sürece herhangi bir hastalık ya da sorunun habercisi olarak düşünülmeyebilir. Ancak söz konusu beklentiler gerçeklerden uzaklaşıyorsa, beklentilere göre hayatla ilgili önemli değişiklikler yapılıyorsa hastalıkların habercisi olabilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Şebnem Turhan, yeni yıl beklentilerinin yaşamı nasıl etkilediğini anlattı: Eğer birey aşırı ve gerçekçi olmayan beklentiler içindeyse bunları elde edemediğinde yeni yılın kendisine şanssız geldiğine inanıp hüsrana uğrayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekçi olmayan beklentiler gerçekçi olmayan planlar yapılmasını da doğurabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla girdiği anda ne yapıyorsa tüm yılın da öyle geçeceğine inananlar vardır. Örneğin; hastanede yeni yılı karşıladıysa yılı hastanede geçireceği yönünde olumsuz bir beklenti içine girerler.&lt;br /&gt;Beklentileri belirleme adına bazı bireylerin astrolojiden de yardım aldığı bilinmektedir. Öyle ki bazı kişiler yazılan ve söylenenlere öyle çok kendilerini kaptırırlar ki hayatlarındaki önemli kararları da bu doğrultuda alabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli piyango da yeni yılın vazgeçilmez bir geleneği haline gelmiş durumdadır. Büyük ikramiyenin kendisine vuracağını düşünüp çekiliş öncesi birçok borcun altına girmekte gerçekçi olmayan beklentilerden biri olarak değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyin beklentilere sahip olması hayata daha olumlu ve umutlu baktığını gösterir. Hayattan alınan zevke olumlu bir katkı sağlar.&lt;br /&gt;Depresif kişilik yapısına sahip kişilerse daha çok yeni yılın kendilerine olumsuzluklar getireceğini, geçen yılda yapılamayan ve yarım kalan birçok işin olduğunu düşünür. Gelecekle ilgili umuttan çok geçmişe takılıp kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şizoid kişilik bozukluğunda daha da büyüsel ve astrolojik durumlar doğrultusunda beklentileri belirleme gözlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip kişiler de yine depresif kişilikteki bireyler gibi gerçekleşenden çok gerçekleşmeyen beklentilerini görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01.01.2008&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=10650"&gt;http://www.anneyiz.biz&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5265611294471341019?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5265611294471341019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/yeni-yl-beklentileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5265611294471341019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5265611294471341019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/yeni-yl-beklentileri.html' title='Yeni yıl beklentileri'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5708223934194525905</id><published>2008-12-23T15:15:00.000-08:00</published><updated>2008-12-23T15:19:22.495-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Curtis Jackson'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='50 Cent'/><title type='text'>50 Cent'in solisti Curtis Jackson</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Benim Madonna gibi isteklerim olmaz&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Röportaj: Servet YILMAZ - Hürriyet Magazin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Benim Madonna gibi isteklerim olmaz 50 Cent'in solisti Curtis Jackson, Hürriyet'e konuştu.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://hotmusicbeat.com/wp-content/uploads/2007/07/50-cent.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 445px; height: 557px;" src="http://hotmusicbeat.com/wp-content/uploads/2007/07/50-cent.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Var mısın Yok musun"da yarışmak üzere ülkemize gelen dünyaca ünlü hiphop grubu 50 Cent'in solisti Curtis Jackson, Hürriyet'e konuştu. Türkiye'ye gelirken hiçbir özel istekte bulunmadığını belirten Jackson, geçtiğimiz haziran ayında şarkıcı Ciara ile evlendiği iddialarını da reddetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Var mısın Yok musun"da yarışmak üzere Türkiye'desiniz. Nasıl buldunuz burayı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem! Daha önce de bir kere gelmiştim ve çok güzel zaman geçirmiştim. Geçen geldiğimde verdiğim konser rüzgârdan dolayı yarıda kalmıştı. Türkiye'yi zaten biliyordum ama çok fazla gezme vaktim olmadı. Otelde biraz dinlenebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Türkiye'ye gelip de kebap yememek olmaz, yediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, denemedim ama bu akşam yiyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yarışmanın çekileceği stüdyoya 500 kişi alınacak ama tam 8 bin kişi başvuruda bulundu. Türkiye'de bu kadar çok hayranınız olduğunu biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 bin başvuru mu? Vaovvv! Program çok güzel geçeceğe benziyor! İçeride çok güzel bir atmosfer olacaktır. 5 yıl önce Rock'n Coke'a gelmiştim ve hava koşulları nedeniyle şovumu tamamlayamamıştım. Acun'la görüştüğümüzde, içimde ondan kalan bir eksiklik olduğunu ve Türkiye'ye gelmekten dolayı çok mutlu olacağımı söyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yarışmada çeşitli rakamların olduğu kutular açtıracaksınız. Şanslı numaranız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, şanslı bir numaram yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Programdan sonra ülkeden ayrılıyorsunuz. Neden bu kadar kısa süre kalıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü programım çok yoğun. Önceki günlerde Los Angeles'taydım. Oradan Miami'ye geçtim, sonra da New York'a... Şimdi de Türkiye'deyim./_np/6690/7006690.jpg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu programda daha önce Christina Aguilera da yarıştı ve gelirken birtakım özel istekleri oldu. Sizin buraya gelirken özel bir isteğiniz oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, özel bir isteğim olmadı. Ben o tarz starlardan değilim. Madonna hakkında konuşsaydık daha farklı olabilirdi. Benim öyle özel isteklerim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Türkiye'den tanıdığınız rap müzisyenler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyoda bazı kişileri duydum ama tam olarak bir isim veremem.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://thejournalista.files.wordpress.com/2008/07/50-cent-0698a.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 339px; height: 480px;" src="http://thejournalista.files.wordpress.com/2008/07/50-cent-0698a.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dünya çapındaki starlardan kimi beğeniyorsunuz peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyonce'yi beğeniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bugüne kadar birlikte çalışmaktan en çok keyif aldığınız isimler kimlerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminem'le çalışmak gerçekten çok kolaydı. Benim yerime başka biri olsa onunla zorlanabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu anda çok ünlüsünüz ve çok paranız var. Eski varoş yaşantınızı özlüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, çok özlemiyorum. Bazen gidip oraları ziyaret ediyorum ama tekrar o yaşantıya dönmek istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Oğlunuz müzikle ilgileniyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum daha 12 yaşında. Henüz iş konusunda endişe duyacak ve bir işle ilgilenecek yaşta değil. Ama beyzbol ve futbol ilgisini çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciara ile evlenmedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sinema sektörüne girmeyi ve bir filmde rol almayı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam olarak içinde olduğum bir proje yok ama yapmayı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Son dönemde şarkıcı Ciara ile evlendiğinize dair dedikodular çıktı. Bu konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, evlenmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Buradaki sevenlerinize göndermek istediğiniz bir mesaj var mı?/_np/6697/7006697.jpg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada olmaktan çok mutlu olduğumu söylemek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yeni yıla nasıl girmeyi planlıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde dinleneceğim. Her fırsat bulduğumda evime gider dinlenirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Curtis Jackson, beraber kaydettikleri "Can't Leave Em Alone" isimli şarkının klibinde son derece samimi görüntüler sergilediği Ciara ile evlenmediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10610468.asp?gid=227"&gt;Röportaj: Servet YILMAZ - Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5708223934194525905?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5708223934194525905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/50-centin-solisti-curtis-jackson.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5708223934194525905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5708223934194525905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/50-centin-solisti-curtis-jackson.html' title='50 Cent&apos;in solisti Curtis Jackson'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7875147021181677876</id><published>2008-12-23T15:12:00.000-08:00</published><updated>2008-12-23T15:14:05.118-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pana film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanal D'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Star TV'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kanaltürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fox'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurtlar vadisi pusu bitti'/><title type='text'>Kurtlar Vadisi Krizi</title><content type='html'>Kurtlar Vadisi Pusu İçin Kanallar Sıraya Girdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtlar Vadisi Pusu dizisi yayınına ara verdi. Peki dizi hangi kanallarla görüşüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Show TV ile Pana Film arasına para krizi girdi. Kurtlar Vadisi Pusu dizisi yayınına ara verdi. Peki dizi hanga kanallarla görüşüyor, akibeti ne olacak? İşte yanıtlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet’ten Ali Eyüboğlu, sevilen dizi Kurtlar Vadisi ile ilgili perde arkasında konuşulanları yazdı. Show TV ile Pana Film’in arasına bir kez daha “para” girdi. Üstelik bu kez kriz, eskisinden çok daha derin. Çünkü Pana Film, çektiği “Kurtlar Vadisi Pusu” ile “Eşref Saati” dizilerinin bu sezon ekrana gelen bölümleri için Show TV’den şimdiye kadar bir kuruş ödeme alamadığı gibi, yapım şirketi yayıncı kuruluştan geçen sezondan da alacaklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O nedenle de Pana Film ve Show TV, ilişkilerini dondurma kararı aldı. Show TV, Pana Film’e olan borcunu öderse, taraflar arasındaki sorun bitecek ve “Kurtlar Vadisi Pusu” kanalda yayınlanmaya devam edecek.“Eşref Saati”nin durumu ise tarafların o günkü “eşref saati” belirleyecek. “Kurtlar Vadisi Pusu” kemik bir izleyici kitlesi olan bir dizi.O nedenle de müşterisi çok. Öğrendiğim kadarıyla şu ana kadar “Kurtlar Vadisi Pusu” için Pana Film’e teklif vermeyen majör kanal yok…Kanal D, ATV, Star TV, FOX, Kanaltürk hatta TRT bile talip “Kurtlar Vadisi Pusu”ya… Bir hafta, bilemediniz 10 gün içinde “Kurtlar Vadisi Pusu”nun akıbeti netleşecek.Show TV, Pana Film’e ödemesini yaparsa dizi bu kanalda kalacak, aksi takdirde “Kurtlar Vadisi Pusu” yeni yılda adres değiştirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tags: atv, Fox, Kanal D, Kanaltürk, kurtlar vadisi pusu bitti, kurtlar vadisi pusu kanal değiştiriyor, kurtlar vadisi pusu pana film, kurtlar vadisi pusu yayına ara verdi, kurtlar vadisi pusu yeni kanalı, Star TV&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7875147021181677876?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7875147021181677876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/kurtlar-vadisi-krizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7875147021181677876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7875147021181677876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/kurtlar-vadisi-krizi.html' title='Kurtlar Vadisi Krizi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-646099804902508332</id><published>2008-12-18T20:06:00.000-08:00</published><updated>2008-12-18T20:08:03.166-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mert Fırat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Binbir Gece'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Kadınlara Burak gibi yaklaşamam</title><content type='html'>Kadınlara 'Burak' gibi yaklaşamam&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Melike BİRGÖLGE / mbirgolge@hurriyet.com.tr&lt;br /&gt;Kadınlara 'Burak' gibi yaklaşamam ‘Binbir Gece’ dizisindeki ‘Burak’ ile ilgili merak edilenler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradaki röportaj konuğum Mert Fırat desem, ‘O kim?’ diye düşünür çoğu kişi. Ama ‘Binbir Gece’ dizisi ve ‘Burak’ dersem birçok kişinin ‘Aaaaa! O mu!’ deyip, ilgiyle röportajı okuyacağını tahmin etmem hiç zor değil. Canlandırdığı asi, şımarık karakterin tam tersi mütevazı kişiliğiyle karşınızda Mert Fırat. Nam-ı diğer ‘Binbir Gece’ dizisindeki ‘Zengin Bey Burak’ hayranları bu röportaj sizin için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizideki ‘Sezen’ karakterinin deyimiyle ‘Zengin Bey’ olarak diziye nasıl dahil oldunuz?    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Binbir Gece’ dizisinden önce ‘Yersiz Yurtsuz’ dizisinde rol alıyordum. Beni orda TMC’nin sahibi Erol Avcı görmüş. Bana uygun bir rol olduğunu söylediler. Kabul ettim. Bu şekilde geçtiğimiz sezon diziye dahil oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İSVEÇ’TE AŞÇILIK – GARSONLUK YAPTIM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankaralı olduğunuzu biliyorum. Bunun dışında kimdir Mert Fırat? Sizi tanıyalım biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liseden sonra Rus Dili’ni kazandım Konya’da ama gitmek istemedim. Sonra bir arkadaşımın vasıtasıyla İsveç’e gittim. Orda Radyo – Televizyon – Medya Yönetimi okudum. Ama oradan mezun olmadım. İki yıl okudum, okumaktan çok çalıştım. Bunun nedeni de İsveç’te okumak kolaydı ama ekonomik koşullarım elvermedi.  Yaşam şartları kolay değildi orda. Aşçılık, garsonluk yaptım. Müzikle de uğraştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“OYUNCU OLMAK İSTEDİĞİMDE AİLEM KARŞI ÇIKTI!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro - Oyunculuk Bölümü mezunusunuz. Tiyatroyla tanışmanız nasıl oldu peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokuldan beri vardı ilgim. Şöyle ki; okuduğum o yıllarda bir hocamız vardı, bizi iki gruba ayırmıştı. Her hafta bir oyun ve skeçler yazmamızı istedi, hem de İngilizce olarak... Bu şekilde farkında olmadan adım atmış oldum aslında. Baktım güzel gidiyor ve kendimi geliştirebiliyorum da. Ondan sonra okulun tiyatro çalışmalarına, oyunlarına katılmaya başladım. Ve lise yıllarında ‘Ben oyuncu olmak istiyorum’ dedim. Ama ailem ilk önce karşı çıktı. ‘Önce üniversite oku sonra oyunculuğunu yap’ diyerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç’ten döndükten sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndükten sonra Ankara’da Devlet Tiyatrosu’na girdim sözleşmeli olarak. ‘Suç ve Ceza’ oyununda oynadım. O oyunda rol alırken sınava gidim. Ankara Üniversitesi Tiyatro - Oyunculuk Bölümü’nü kazandım. Bir yandan tiyatro oyunculuğu, diğer yandan okul…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir de, TRT’de ‘Bizim Evin Halleri’nde rol aldınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Suç ve Ceza’ oyununda oynarken, oradan beni bilen Hülya Gülşen Irmak ve Mehmet Atay, o dizi ekibine beni önermiş. O şekilde Bizim Evin Halleri’nde rol aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Ver elini İstanbul’ deyişiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006’da okulum bitmişti. Ve burası yani ‘Oyun Atölyesi’ sınav açmıştı. Sınava girdim, ‘Hırçın Kız’ oyunu için seçildim. Gidip gelmek zor olacaktı, İstanbul’a yerleştim. Yerleştikten üç dört hafta sonra ‘Yersiz Yurtsuz’ dizisinde rol almaya başladım, şimdi de Binbir Gece’ dizisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asi, sorumluluktan kaçan ‘Zengin Bey Burak’, Sezen’in peşinden çok koştu. Gözü kara bir halde… Ne buldu Sezen’de Burak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, çünkü gerçekten aşık oldu. Uğruna her şeyi yaptı, aşkı için mücadele etti. Kek bile yapıp kapısına dayandı. (Gülmeler…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AŞK İÇİN ÇABA HARCANMALI!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki siz gerçek yaşamınızda böyle gözü kara mısınız aşk söz konusu olunca?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, daha beterim hatta. Bazı şeylerin mücadele ile olacağının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bir aşk için çaba harcanmalı, mücadele edilmeli. Ama hani gerçekten değen biriyse, değiyorsa mücadele edilmeli diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten mücadele, aşkta - ilişkide olması gereken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii, kesinlikle… Bir insanın kendisiyle savaşırken, hatta ailesiyle bile savaşması zorken başka birini hayatına dahil etmek, her şeyine ortak olmak, sorunları beraber paylaşabilmek çok önemli. Bu da mücadeleyi gerektiriyor tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜYOR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadele sonrasında kaybetme korkusu aşkı tetikliyor mu sizce, ilişkiyi canlandırma anlamında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen öyle… Kaybetme korkusu ilişkiyi canlı tutuyor. Dolayısıyla evliliğin bu anlamda aşkı öldürdüğüne inanıyorum. Çünkü şöyle bir şey var, yaşanan ilişkide, karşındaki kişinin kapıyı vurup gidecek olmasının verdiği endişe korkutuyor ve bir yerde tutuyor aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezen ve Burak neden gizlice evlenerek ailelerini böyle bir tepkiyle cezalandırdılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes onlara karşı çıkınca içindeki aşk ve güçle bu konuyu aşabileceklerine inandılar ve bunu göstermek istediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AŞIK OLUNCA GÖZÜM HİÇBİR ŞEY GÖRMEZ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim aşka…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok heyecanlanırım aşık olunca. Gözüm başka hiçbir şeyi görmez. Sürprizler yapmayı severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“EVLİLİK BİR NİKÂH DAİRESİ KADAR YAKIN!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıldır süren bir birlikteliğiniz var. Evlilik uzak mı size?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik bir nikah dairesi kadar yakın aslında ama... (Gülüşmeler…) Büyük bir sorumluluk, maddi koşullar da var. Hani evlenince ‘Eyvah, ben şimdi ne yapacağım? Hani beraber olduğum kişiye onun istediği şartları sunabilecek miyim, onu rahat ettirebilecek miyim?’ düşüncesi… Sonrasında dünyaya getireceğiniz çocuk… Onu şartlar en iyi şekilde olduğunda dünyaya getirmelisiniz ki, ‘İyi ki beni dünyaya getirmişsiniz’ diyebilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“SORUMLULUK ALAN BİRİYİM”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlandırdığınız ‘Burak’ karakteri sorumluluklardan kaçan, asi, şımarık biri. Sizde bu tür özellikler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, tam tersi sorumluluklardan kaçmak yerine sorumluluk alan biriyim. Çok asi değilimdir. Ama Burak’ın şu özelliğini seviyorum. Adam başına buyruk yaşıyor, çok rahat. Hiçbir sorumluluğu yok. Derdi yok, tasası yok. Nerde akşam orda sabah… Para sorunu yok. Çok lüks evlerde oturuyor, pahalı arabalar… Bunları görünce diyorsun ki ‘Vay be! Böyle hayatlar da var.’ Belki zor, belki yanlış ama böyle hayatlar da ne yazık ki var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BEN KADINLARA ‘BURAK’ GİBİ YAKLAŞAMAM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten oyunculuğu çekici kılan nedenlerden biri de bu olsa gerek. Yani yapamadıklarınızı roller sayesinde yaşamak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle… Olmadığın birini oynamak… O çok keyifli bir şey. Hayatında yapamadığın şeyleri rolle yapmak başka bir şey. Mesela, Burak’ın kadınlara yaklaşması… Ben öyle yapamam mesela. Hani televizyonda görüyorsun ‘Noluyor yaa… Aaa bu muymuş? Ya da ‘Kadına böyle yaklaşılır mı?’ diyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinde olmayan başka özellikleri canlandırmak insana neler düşündürüyor? Neler katıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorsun… Böyle yaşasam, böyle bir kültürden gelmiş olsam, böyle şımartılsam ben de böyle olabilirim diyorsun. Burak, gerçekten şımartılmış, çok rahat yetişmiş, vs… Gerçek hayatla yüzleşmesi engellenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KOLAY KOLAY KİMSEYİ ALDATMAM”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mert’in Burak’tan ayrılan yönleri neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay kolay hiç kimseyi aldatmam, insanları yarı yolda bırakmam, insanların hayatlarıyla bu kadar oynamam, Burak’ın Melek’e yaptığı gibi. Böyle anlık şeyler yaşamam. Ben anlık değil, gerçekçi ve daha uzun vadeli düşünürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİZ SİZE GICIK OLUYORUZ!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar nasıl tepki veriyorlar sizi gördüklerinde? Ne diyorlar ve niye kızıyorlar daha çok?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek’i bırakmış olmama… Ama geçen gün şöyle ilginç bir şey oldu. Bankaya gitmiştim, üç kızdan bir tanesi ‘Ay biz size gıcık oluyoruz!’ dediler. (Kahkahalar…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde ‘Ailecek sizi seviyoruz’ derler ya, bu kez ilginç bir yorum olmuş gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen… Ama görsen, nasıl sevinerek söylüyorlar. ‘Teşekkür ederim’ dedim ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim rol aldığınız tiyatro oyununa. ‘Testosteron’ Siz, Metin Coşkun, Emre Karayel, Fırat Tanış, İnan Ulaş Torun, Timur Acar ve Tuna Kırlı rol alıyorsunuz.  Nasıl kimlikle karşımıza çıkacaksınız bu kez oyunda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci Tretyn’i canlandırıyorum. Magazin gazetecisi, nerde sansasyon varsa ona yönelen, ‘bir kelimeden başka türlü nasıl anlam çıkarabilirim’ diye düşünen bir gazeteci…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun konusu da kadın – erkek ilişkileri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet… Erkekler arasında kadın konusu… Erkeğin kadına bakışı… Hayatında var olan kadınları nasıl gördüklerini anlatıyor. Aslında kadının, erkeğin hayatındaki yeri… Bir de kadın her yönden ele alınıyor oyunda. Medyatik, biyolojik, toplumsal… Komik bir şekilde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin ipliğini pazara çıkarıyorsunuz diyebilirim. (Kahkahalar…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin dünyası… Erkek olmanın ne kadar zor olduğunu, aslında hatanın nerde başladığını anlatıyoruz. Bir yandan da erkeklerin kadınlara bakışını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ERKEKLER DOĞURAMADIĞI İÇİN KADINLARI CİNSEL OBJE OLARAK GÖRÜYORLAR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler kadınları neden cinsel obje olarak görüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun tam da bunu irdeliyor. Kadınları neden cinsel obje olarak görüyor erkekler? Bunun nedeni çok basit ve çok açık aslında. Erkeklerin doğurganlık özellikleri olmadığı için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun temelinde, yani kadınları cinsel obje olarak görme konusunda ‘erkekliğin doğası’ diye savundukları o olgu mu var? Yoksa başka bir sebep mi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem erkeğin doğasında var hem de şu, bir kadın çocuk dünyaya getirebiliyor. Evet erkekler her şeye sahip olabiliyorlar. Yönetici oluyorlar, fabrikalar kuruyorlar. Başarılar kazanıyorlar, para kazanıyorlar, güç sahibi oluyorlar. Ama doğuramadıkları için de kadınları cinsel obje olarak görmekten vazgeçmiyorlar, vazgeçemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğurganlık özelliği kadında olup erkekte olmayınca… Erkek ne yaparsa yapsın, bu anlamda yani doğurganlık anlamında yoktan var edemiyor. Ama kadında öyle değil. Hatta öyle ki, kadınlar yakın gelecekte erkeğe hiç ihtiyaç duymadan çocuk sahibi de olabilecek. Bu, daha da beter bir kaygı yaşatıyordur birçok erkeğe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oyunculuk bir laboratuvar. Bir yaşam biçimi ve sonsuz bir şey” diyorsunuz Peki ne tür deneyler yapıyorsunuz? Yani oyunculuğunuzu nasıl ve nelerle besliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemle… İnsanları ve olayları gözlemleyerek… Bazen bilinçli bazen de farkında olmadan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaycı bir yapınız var gibi. Detaycı ama sabırsız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet aynen… Çok sabırsızım. Bir şey olacaksa hemen olsun isterim. Neyi istiyorsam onun üstüne giderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“CASUS OLMAK İSTİYORUM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Devlet Tiyatrosu’nda; ‘Suç ve Ceza, Şeyh Bedrettin, Palyaço Prens, Atları da vururlar’ adlı oyunlarda, İstanbul’a geldiğinizde de ‘Hırçın Kız’ oyununda rol aldınız. Geçen yıl ‘Hayattan Korkma’ filminde rol aldınız. Şimdi de ‘Binbir Gece’ dizisiyle ekranlarımızdasınız. Dizi oyunculuğunuzun yanı sıra yeni oyun ‘Testosteron’la tiyatro sahnelerindesiniz. Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema yapmak istiyorum. Sinema, tiyatro… Oyunculuğumu geliştirmek, iyi roller oynamak... Oynamak istediğim çok rol var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir casusu canlandırmayı isterdim mesela. Aksiyon türündeki kurguların olduğu filmlerde rol almak isterdim. Derinliği olan karakterleri canlandırmayı istiyorum. Hem oyunculuğumu geliştireceğini hem de derinliği olan rolleri canlandırmanın keyifli olacağını düşünüyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“SEYİRCİ ROLÜMÜ ANLIYORSA BAŞARI BUDUR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hırçın Kız' oyunundaki ‘Tranio’ rolünüzle 2006 yılında ‘Arda Kanpolat Oyunculuk Ödülü'ne layık görüldünüz. Nedir başarı kıstasınız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarı benim için, karşılık bulmaktır. Yaptığım işin karşı tarafa geçmesi demektir. Yaptığım iş karşı tarafa geçiyor ve seviliyorsa, seyirci anlıyorsa başarı budur benim için. Oynadığınız bir rol ya da yaptığınız bir iş seyirciye geçmiyorsa başarısızlıktır o.&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10573921.asp?gid=222"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-646099804902508332?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/646099804902508332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/kadnlara-burak-gibi-yaklaamam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/646099804902508332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/646099804902508332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/kadnlara-burak-gibi-yaklaamam.html' title='Kadınlara Burak gibi yaklaşamam'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-1380122004901354421</id><published>2008-12-15T12:15:00.000-08:00</published><updated>2008-12-15T12:19:46.054-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beren Saat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mahsun Kırmızıgül'/><title type='text'>Mahsun olmasa ben yoktum</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mahsun olmasa ben yoktum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahsun olmasa ben yoktum Beren Saat, şöhret olmasında Mahsun Kırmızıgül'ün büyük rolü olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBeren%20Saat%5CBeren_19.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 550px; height: 366px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBeren%20Saat%5CBeren_19.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Güz Sancısı" filminin çekimlerine tamamlayan Beren Saat, şöhret olmasında Mahsun Kırmızıgül'ün büyük rolü olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;Ünlü oyuncu Beren Saat, kariyerinde Mahsun Kırmızıgül'ün önemine dikkat çekti. 2005 yılında yayınlanan ilk dizisi "Aşka Sürgün"le şöhreti yakalayan güzel oyuncu, başarısını Mahsun Kırmızıgül'e borçlu olduğunu söyledi. Saat, "Mahsun Kırmızıgül benim gibi tanınmamış biriyle dizi çekerek büyük bir risk aldı. Başkasıyla oynasam, belki dizi başarısız olacak ve kaybolup gidecektim. Mahsun olmasa ben yoktum" dedi.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBeren%20Saat%5CBeren_17.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 385px; height: 528px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CBeren%20Saat%5CBeren_17.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beren Saat, son olarak senaryosunu Etyen Mahçupyan ve Nilgün Öneş'in yazdığı, Tomris Giritlioğlu’nun yönettiği "Güz Sancısı"nda rol aldı. 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olaylarının gölgesinde iki gencin aşk hikâyesinin anlatıldığı filmde, Rum kızı Elena'yı canlandıran Saat, "Daha önce başrol oynadığım 'Hatırla Sevgili' dizisi ülkemizin yakın tarihini anlatmak amacıyla yapılmış bir projeydi, bu da Hatırla Sevgili’nin bir uzantısı. Benim oynadığım Elena, bir Müslüman'a aşık. Film, ülke koşullarının onları nasıl ayrı düşürmeye çalıştığını anlatıyor. Çok güzel bir film oldu" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beren Saat, "Aşka Sürgün"de Mahsun Kırmızıgül'ün eşini canlandırmıştı.&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10561699.asp?gid=222"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/magazin/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-1380122004901354421?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/1380122004901354421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/mahsun-olmasa-ben-yoktum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1380122004901354421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1380122004901354421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/mahsun-olmasa-ben-yoktum.html' title='Mahsun olmasa ben yoktum'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-8403750037828229392</id><published>2008-12-12T14:22:00.000-08:00</published><updated>2008-12-12T14:28:24.533-08:00</updated><title type='text'>Yoğun ilgi rahat uyumamı sağlıyor!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 307px; height: 460px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yoğun ilgi rahat uyumamı sağlıyor!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10281554.asp?gid=227"&gt;Melike BİRGÖLGE / mbirgolge@hurriyet.com.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yoğun ilgi rahat uyumamı sağlıyor! ‘…dan Sonra’ ile yaptığı başarılı çıkışından sonra şimdi de kliplendirdiği ‘Kenar Süsü’ şarkısıyla karşımıza çıkan Sıla’yla keyifli bir sohbet…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir ekranlarda dönen bir klip, radyolarda çalan bir şarkı var. ‘Kenar Süsü’ sözleri ve müziğiyle dikkatimi çekiyor. Ayrılık sonrası yaşadıklarımızı o kadar iyi anlatmış ki... Dilime dolanıyor. Bir bu şarkıyla dolansa iyi. Albümündeki ‘Dön Demeyi Unuttum’ ve ‘Malum’ başta olmak üzere birkaç şarkısı daha dilime düşünce “Ruh hallerini böyle iyi anlatan bu kişiyi bulup, konuşmam gerek!” diyorum. İşte şarkıları, müziği ve hayatıyla Sıla karşımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“MÜZİK DOĞUŞTAN GELEN İÇGÜDÜSEL BİR ŞEY”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Sıla’ adını verdiğiniz albümünüzdeki şarkıların tüm sözleri sizin. Bestelerin birçoğu da size ait. Albümde başka kimlerin imzası var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozan Doğulu prodüktörlüğünde toplam beş aranjörün imzası var. Efe Bahadır, Mustafa Ceceli, Nedim Ruacan, Murat Yeter ve Ozan Doğulu. Efe Bahadır ile ortak bestelerimiz var. Benim yazdığım şarkılar var. Sezen Aksu ile ortak şarkımız var. Bir tane de Ozan Doğulu bestesi var. Ayrıca ‘Ne Desem İnanırsın’ ve ‘Dön Demeyi Unuttum’ da Yalın’la ortak çalışmalarımız içinde. Bu ilk albümde çok kıymetli müzisyenlerle çalışma fırsatı yakaladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümünüzde pop rock da var, Ege ezgileri de... Bunun yanı sıra slow şarkılar ağırlıkta. Konsepti düşünecek olursa siz tarzınızı ne olarak tanımlıyorsunuz peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir tek müzik tarzı üzerine yoğunlaşmış bir albümden çok ‘Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği’ adı altında duymak istediğimiz neredeyse her şeyi bir araya getirmeye çalıştık. Ve mümkün olduğunca bu çeşitlilik devam edecek çünkü bu zenginlik, kulağına Türkçe müzik çalınan her dinleyicinin içinde mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ŞANSA ÇOK İNANIRIM”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk albümünüz ile çoğu kişi sizi tanıdı. “Hesap mı verecem …dan sonra” diyorsunuz çıkış şarkınızda. Tamam hesap vermeyin de… Hangi vesileyle yani neden sonra ‘Müzik mesleğim olmalı’ dediniz? Müzik nasıl girdi kanınıza?&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_9.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 307px; height: 460px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_9.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son derece doğuştan ve içgüdüsel olduğunu düşünüyorum. Zira kanıma nasıl girdiğini hiç hatırlamıyorum. Tabii ki gözümde çocukluk yıllarıma uzanan belli başlı resimler yok değil. Saç fırçası ya da deodorant şişesini mikrofon bellediğim ve onlarla saatler geçirdiğim zamanlar hâlâ hatırımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli’de geçen çocukluk ve okul hayatı… İstanbul’a gelmeniz hangi vesileyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli’de doğdum ve ilkokul bitene kadar Denizli’de yaşadım. Ortaokul ve lise yıllarım ise İzmir’de geçti. İstanbul hikâyem ise İstanbul Üniversitesi’ni kazanmam ile başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız Dili ve Edebiyatını kazanmışsınız. Müzik aşkınız ağır basmış, okulu bırakmışsınız. O zaman o cesareti gösterip, o riski göze almasaydınız bugün farklı bir yerde mi olurdunuz acaba? Yoksa ‘Öyle ya da böyle müzikle buluşurdum’ mu diyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız Dili ve Edebiyatı maceram İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’ne girmem ile son buldu. Kenan Doğulu ile çalışmaya başlama fırsatını yakaladığım dönem de aynı tarihlere denk düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu denk düşüş biraz da şansla alakalı diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet… Şansa çok inanırım; şansım yaver de gitti ama başka meslek yapabileceğim bir okulu da bitirmiş olsaydım döner dolaşır yine şarkı söylerdim yine şarkı söylerdim; yine şarkı söylerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KENAN’A NE ZAMAN ELİMİ UZATSAM TUTACAĞINI BİLİYORUM”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Doğulu’yla tanışıp, ona vokal yapmanız nasıl gerçekleşti. Kim kimi, nasıl buldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Doğulu’nun bayan vokal arayışı ile benim işlerin ucundan tutma isteğim aynı zamana denk geldi. Cem Öcal’dan aldığım bir telefonla bu ekibe dahil oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ondan müzik, sahne, hayat adına öğrendikleriniz neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan müzik ve sahne adına öğrendiklerimi maddelemem tabii ki çok güç. Yaptığımı özetlemem gerekirse Kenan’ın anlattıkları dışında bolca gözlem yaptım. Müzisyenlerin ve solistin her adımını takip ettim, ‘iş’i öğrenmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi yıllık vokalistlik hayatı size neler öğretti, neler kattı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyim, disiplin ve çok çalışmak. “Sahne”nin getirdiklerini ve götürdüklerini; getirebileceklerini ve götürebileceklerini öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan’ın albümünüze ve ilk klibinizde rol alarak destek olması sizi mutlu etmiş olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette. Solo albüm aşamasına gelmeden de Kenan’a bir takım şarkılarımı dinletmiştim. Ve bana inancının gerçek olduğunun farkındaydım. O da bunun hep arkasında durdu zaten. Ne zaman elimi uzatsam tutacağını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YOĞUN İLGİ RAHAT UYUMAMI SAĞLIYOR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci klip şarkınız Kenar Süsü’. Kalplere dokunan, ayrılık sonrası yaşananları en şeffaf haliyle anlatan bir şarkı bu. Sıradaki klip hangi şarkıya gelecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradaki klip “Dön Demeyi Unuttum” şarkısına gelecek. Ekipçe hangi şarkıya klip çekeceğimizi artık şaşırmış durumdayız. Bu yoğun ilgi tabii ki benim daha rahat uyumamı sağlıyor. Uykumu kaçıran yeni albüm şarkılarını saymazsak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında albümüz öncesinden adınıza aşinayız. Sıla dizisinin jenerik şarkısı olan ‘Töre’de sizin imzanız var Sezen Aksu’yla. Bu proje nasıl gerçekleşti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül Oğuz bana ‘Sıla’ dizi projesinden bahsettiğinde ve “Şöyle bir şarkıya ihtiyacım var” dediğinde altından kalkabileceğimi biliyordum. Çünkü hikâye son derece ilgimi çekmişti. Ben “Can Perperişan”ı yazdıktan sonra Sezen Hanım (Aksu) bu şarkıyı dinledi ve “Töre”yi yazdı. İkisi birleşti ve seslendirmek bana nasip oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İÇİMDE ÇOK KİŞİ VAR!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizi için yaptığınız ‘Can Perperişan’ adlı şarkıyı dinleyip, sizi sonradan görenler çok şaşırmış ilk başlarda. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem, neden? Sanırım ‘dan Sonra’yı yazan ile ‘Can Perperişan’ı yazan&lt;br /&gt;aynı kimse olamaz diye düşündüler. Çok kişiyiz içimizde; hepimizin söyleyecek sözü çok. Ben uzaktan bakıyorum resme ve uyuyorum renklere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkının sözlerinde insanların isyanını ve feryadını dile getirdiniz. Töreyi yaşamadığınız halde bu kadar güzel anlatabilmenizi neye bağlıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Empati… O da yoksa etrafınızda olup biten her şeye bir daha ve bir daha dönüp bakmaya ve kayıtsız kalamamaya. Hiçbir şeye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat Göçer, Kenan Doğulu ve Emel’e şarkılar vermişsiniz albümünüz çıkmadan önce. İşin mutfağından da keyif alıyorsunuz sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat Göçer, ‘Yolun Açık Olsun’ albümünde sözleri bana müziği ise Efe Bahadır’la ikimize ait olan ‘Vur Kadehi Ustam’ı söyledi. Kenan Doğulu ise ‘Demedi Deme’ albümünde sözleri bana ait olan ‘Boğaziçi’ isimli şarkıyı seslendirdi. Emel’de ise sözü ve bestesi bana ait olan ‘Ağla’ isimli şarkı hayat buldu. Üretkenliği sadece kendimde kullanmak yerine başkaları ile paylaşmayı kıymetli bulanlardanım. Ne mutlu bize şarkılarımız bu değerli müzisyenlerin elinde daha da değer kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 460px; height: 307px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“BAZI KORKULAR HAYATTA FAYDALI!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Sıla’ya… Değişken bir yapınız varmış. Bu değişken yapınız çılgınlıklar barındırıyor mu içinde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman içinde değişken ruh hallerime yön vermeyi öğrendim ve avantaja çevirdim dezavantajlarımı. Herkes kadar çılgınım. Olmayacak şeyler için kendimi tehlikeye atmam. Risk alırım ama bazı korkuların da hayatta faydalı olduğuna inanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüntüyü ve sevinci uçlarda yaşıyorsunuz. Neler sevindirir sizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük ve düşünceli şeyler... Büyük şeyleri zaten planlıyor ve uygulamaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya neler kızdırır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaletsizlik ve göstermelik, içi boş zaferler… Kötü kalpler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞK DÜŞERKEN CANINIZIN SIKILMADIĞI DİPSİZ BİR KUYU!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk deyince aklınıza ne geliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli ve eğlenceli dipsiz kör bir kuyu. Düşerken canınız sıkılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkı nasıl yaşarsınız? Aşık olunca neler değişir Sıla’da?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka izin veren biriyim. Aşk iyidir hoştur, seslere kokulara duyulara başka anlamlar yüklenir aşk zamanı. Bende de farklı olmuyor. Aşk size ne yapıyorsa bana da aynısını yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıda dediğiniz gibi, ‘kenar süsü’ olduğunuzu hissettiğini aşk ya da aşklar oldu mu? Tepkiniz ne oluyor o zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman ben şarkı yazıyorum. İçinde de neler olup bittiğini anlatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“HER YARA FARKLI SÜREDE KAPANIYOR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılığı ve sonrasında yaşananları, hemen hepimizin yaşadığı şeyleri o kadar iyi anlatmışsınız ki…  ‘Ayrılık sonrası hiçe döndüğümüzü, çürüye çürüye tükendiğimizi, kendimizi rezil etmemizi, ona buna ağlamamızı, gülmeyi unuttuğumuzu…’ Siz ayrılık sonrası kolay toparlanabilenlerden misiniz? Nasıl atlatırsınız ayrılık dönemini?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yaşadığım ayrılık hayırlı ise yani o aşk zaten bana iyi gelmeyecekse, bu düşünceyi yerleştirip aklıma hayatıma devam ediyorum. Ama tahmin edersiniz ki her yara farklı sürede kapanıyor. O yüzden bir genelleme yapabileceğimi zannetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘İçimdeki kadınlar konuştu’ diyorsunuz albümünüzle ilgili olarak. Peki hayatınızda hangi kadın daha ağır basıyor? Nahif, kırılgan, agresif, depresif…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu saydıklarınızın hepsine ben bir yer buldum. Hangisi gerekiyorsa onu çıkartıyorum. Hepsine eşit şans vermekte fayda buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreten biri olarak ruhunuzu nelerle zenginleştiriyorsunuz? Kendinizi nasıl, nelerle besliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreten insanların hayatlarında yoğun trajediler yaşadıkları ve bunlarla beslendikleri fikrini külliyen yalan ve abartılmış buluyorum. Günlük hayat, içinden her şeyi çıkartmaya yetecek kadar sert ve renkli. Büyük mevzuların olması gerekmiyor. Çünkü olan her şey üretmeyenlerden daha fazla bize dokunup geçiyor. Yapı gereği daha hassasız. Zaten hayattan çıkarttıkları ile bir şeyler yaratmaya çalışanın tüm aklı fikri bu doğrultuda işliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 yaşındasınız. 30’lu yaşlarınızı iple çekiyormuşsunuz. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimle ilgili sorularımın cevaplarına o güne kadar ulaşırım diye ümit ediyorum. Yenileri gelir gelmez o benim bileceğim bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_10.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 307px; height: 460px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CS%C4%B1la%5Csila_10.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“VERİLENLE YETİNİRİM!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hiçbir şeye anlam yüklemem ben” diyorsunuz. Yani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeye gereksiz anlam yüklemem. Verilen ile yetinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yani hiçbir şeye anlam yüklememenizin size sağladığı artılar ve eksiler neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım kolaylaşıyor. Zaten anlam yüklemem gereken bir sürü şey varken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sorgular mısınız hayatı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Hepimiz bildiğimiz ve inandığımız yolla yaşamaya çalışıp bize ayrılan süreyi güzel değerlendirmeye gayret göstermeliyiz diye düşünüyorum. Sapmadan, sapıtmadan gelişi muhtemel her arızayı misafirperver karşılayıp deneyimleyerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki dedeniz milletvekilliği yapmış, babanız il başkanlığı yapmış. Peki sizin siyasetle aranız nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim aram hiçbir zaman iyi olmadı. Elbette takipçisiyim ama her vatandaş gibi gazeteden, televizyondan. Her işin erbabı farklıdır. Siyaset işini de erbabının yapması gerektiğine inanıyorum. Ben onlarla büyüsem de hiçbir zaman siyasete yakınlık duyamadım.&lt;br /&gt;Kaynak &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10281554.asp?gid=227"&gt;Hürriyet Magazin &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-8403750037828229392?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/8403750037828229392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/youn-ilgi-rahat-uyumam-salyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/8403750037828229392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/8403750037828229392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/12/youn-ilgi-rahat-uyumam-salyor.html' title='Yoğun ilgi rahat uyumamı sağlıyor!'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7599721252802702286</id><published>2008-11-26T17:11:00.000-08:00</published><updated>2008-11-26T17:17:54.366-08:00</updated><title type='text'>Bond Daniel Craig’le Ropörtaj</title><content type='html'>&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6"&gt;&lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt; &lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Benim favorim kendi sevgilim&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10309293.asp?gid=227"&gt;Röportaj: Ayşegül  EKİNCİ&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;b&gt; Rol aldığı iki  Bond macerasından 26 milyon dolar kazanan İngiliz aktörle Ayşegül Ekinci  görüştü.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Son James Bond Daniel Craig’e, dün vizyo-  na giren serinin son filmi  “Quantum of Solace”ta Ukraynalı Olga Kurylenko eşlik ediyor. Rol aldığı iki Bond  macerasından 26 milyon dolar kazanan İngiliz aktörle Ayşegül Ekinci görüştü.  Craig, “Favori James Bond’unuz Sean Connery, peki favori Bond kızınız kim”  sorusuna şu yanıtı verdi: “Bond kızları birbirinden seksi ve hepsi farklı  karakterler. ‘Quantum of Solace’taki Camille, sanki biraz dişi James Bond  havasında. Ailesi gözlerinin önünde öldürüldüğü için intikam duygusuyla büyümüş  ve çok korkusuz. Ama bütün Bond kızları içinde, benim favorim ise sevgilim.” &lt;br /&gt;Bundan iki yıl önce "Casino Royal" için birbirinden yakışıklı 200 aktör  arasından seçildiğinde, dünya basını Daniel Craig’e demediğini bırakmamıştı. O  zamanlar "Kısa, çirkin ve James Bond karizmasına sahip değil" diye eleştirilen  Craig, şimdi ise herkesin ayakta alkışladığı bir star... Rol aldığı iki Bond  macerasından 26 milyon dolar kazanan İngiliz aktör ile İngiltere'de görüştük.  Hem yeni filmi "Quantum of Solace"ı sorduk hem de Türkiye hakkındaki görüşlerini  öğrendik.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yıllarca pek çok ünlü aktör tarafından canlandırılmasına rağmen, artık  "James Bond denince akla ilk siz geliyorsunuz. Yönetmenler, sinema  eleştirmenleri, James Bond hayranları sizi tüm zamanların en iyi Bond’u olarak  görüyor. Bunu nasıl başardınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Öyle görüyorsanız çok teşekkür ederim. Ben gençliğimde hep Bond filmlerini  seyrederdim. Gerçekten James Bond hayranıydım. Benim favori Bond’um ise Sean  Connery’ydi... Onun ardından, onun bıraktığı elektrikle bu işe yakışır  &lt;table style="width: 205px; height: 294px;" width="205" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="/_np/8524/6768524.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;bir performans  sergilemek istedim, bunun için de çok çabaladım. "Casino Royal"in başarısının  ardından kendimi bırakmadım. "Quantum of Solace"in çekimleri başlamadan ben  fiziksel olarak hazırlanmaya başlamıştım bile. Hem beyin olarak hem de ruh  olarak kendimi yeni filme adapte ettim. Yönetmen Marc Foster ile sabahlara kadar  çalıştık. Film çekimleri sırasında da sete erkenden gidiyordum. Kısacası gerçek  bir disiplin içindeydim. Sanırım bu da başarıyı getirdi. Hiçbir şey tesadüf  değil.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- Siz çekimlerde dublör kullanmayı istemiyorsunuz. "Quantum of Solace" ise  öncekinden bile daha hızlı ve bol aksiyonlu bir Bond filmi. Peki kendinizi  fiziksel olarak "James Bond" karakterinin o hızlı yaşamına nasıl  hazırlıyorsunuz?&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;"Casino Royal" için neredeyse bir yıl boyunca her gün vücut geliştirme  çalışmıştım. O günlerin çok faydasını gördüm. Ama "Quantum of Solace"a da farklı  bir şekilde hazırlandım. Vücut geliştirmeden ziyade, bana hız ve çekimlerdeki  aksiyon sahneleri için gereken çevikliği kazandıracak bir spor rejimine girdim.  Filmlerde dublör kullanmamama gelince... Ben farklı bir Bond yaratmak istedim.  Bugüne kadar James Bond karakterini oynayan her aktör kendi tarzını yansıttı.  Benim istediğim de modern ve hızlı bir gizli ajan yaratmaktı. Eğer çekimlerde  bol bol dublör kullanırsam, sonra da hiçbir şey olamamış gibi bir yerlerden  çıkıp kameraya gülümsersem, bu ne kadar inandırıcı olur? Benim karakterimin  inandırı olabilmesi için önce kendimi James Bond gibi hissetmem gerek. Bu  sahneleri çekip, bir de yaralanınca, zaten inandırıcılık beraberinde  geliyor.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- Bu arada omzunuz askıya alınmış. Filmdeki aksiyon sahnelerinin azizliğine  mi uğradınız?&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;Aslında bu sorun "&lt;a href="http://business.blogcuzade.com/"&gt;&lt;/a&gt; of Solace"dan mı, yoksa "Casino Royal"den mi, pek  anlayamadık. Ama bildiğim bir tek şey var, bu iş kazasına dublör kullanmamam yol  açtı. Sekiz hafta önce omzumdan ameliyat oldum, şimdi biraz ağrım var. Dinlenmem  gerekiyor. Ancak filmin tanıtımları için dünya turuna çıkacağız. Nasıl  dinleneceğim, bilmiyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- Şimdiye kadar iki James Bond filminde oynadınız, bildiğimiz kadarıyla da  dört filmlik imza attınız. Böylesine fenomen haline gelmiş bir karakteri  başarıyla canlandırmak, hayatınızda ne gibi değişiklikler yarattı?&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;Evet, dört film için imza attım, ama sinema endüstrisi belli olmaz. İmzayı  bir kağıt parçası üzerine atıyorsunuz, yarın her şey değişebilir. İyimser olarak  bakarsak, Bond’u oymamak çok keyifli. İnanılmaz bir karakter. Bazen kendini  acayip durumlara sokabiliyor. Çok gülüyorum. Hayatımda Bond’dan sonra değişen en  önemli şey, gelecek güvencem oldu. Artık başımı sokacak güzel bir evim, arabam  ve bankada param var. "Bunlar önemsiz" diyecek kadar aptal değilim! Bu  karakterin bana kazandırdığı bir diğer şey de bol bol seyahat etme fırsatı...  James Bond sayesinde neredeyse &lt;img alt="/_np/8522/6768522.jpg" src="/_np/8522/6768522.jpg" align="right" /&gt;&lt;img alt="/_np/8522/6768522.jpg" src="_np/8522/6768522.jpg" align="right" /&gt;görmediğim yer kalmadı. Bunun dışında  ben hayatımı alabildiğince normal yaşamaya çalışıyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- "Atatürk" filmiyle ilgili bazı spekülasyonlar oldu. Sizin oynayacağınız  gibi haberler gündeme geldi. Bu konuda ne sonuca varıldı? Bir de aranızda  fiziksel benzerlik bulanlar çok...&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;Öyleymiş, bana da Atatürk'e benzediğimizi söylediler. Şaşırdım. Tabii ki  böyle bir teklifin sunulması beni çok onurlandırdı. Atatürk benim de kahramanım.  Ama söz konusu projede yer alacağım doğru değil.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- Daha önceki röportajımızda ünlü modacı Rıfat Özbek’in arkadaşınız  olduğundan ve sizi Türkiye’ye davet ettiğinden bahsetmiştiniz. Özellikle son  yıllarda Türkiye’nin güney kıyılarına gitmek oldukça popüler. Var mı sizin de bu  tip bir tatil planınız? &lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;Türkiye’yi çok beğeniyorum. Çok güzel bir ülke. Film çekimleri için birkaç  yıl önce &lt;a class="keywords" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/izmir/" target="_blank"&gt;İzmir&lt;/a&gt;’e gitmiştim. &lt;a class="keywords" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/" target="_blank"&gt;İstanbul&lt;/a&gt;’u  da kısa bir süreliğine de olsa gördüm. Ama ben Türkiye’ye tatil yapmak için  gelmek istiyorum. Hiç iş düşünmemeliyim. &lt;a href="http://business.blogcuzade.com/"&gt;İş&lt;/a&gt; için geldiğim zaman aynı olmuyor, o  keyfi alamıyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;- Son filme dönersek... Bu kez hayranları nasıl bir James Bond bulacaklar  karşılarında?&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 206px; height: 261px;" width="206" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="/_np/8526/6768526.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Öncelikle  Türkiye’deki James Bond hayranlarının filmi beğeneceklerini düşünüyorum. Casino  Royal’deki heyecanı devam ettirmeye çalıştık. Bu filmde Bond’u her yerde, her  köşede farklı bir tehlike bekliyor. Daha dikkatli olması gereken bir ajan var  karşımızda. CIA, MI5 ile birlikte çalışıyor. Bu arada Bond hiç beklemediği  insanlardan kazık yiyor. Artık daha olgun ve temkinli. Bununla birlikte sevdiği  kadını kaybeden James Bond hâlâ üzgün... Yürek acısı dinmemiş. Acısını belli  etmemeye çalışşa da zaman zaman küçücük detaylarda bunu yakalayabiliyoruz. Film  içinde tekrar insani yönleri ortaya çıkacak ama...&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;Benim favorim kendi sevgilim&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Son olarak size şunu sormak istiyorum. Bond kızları güzellikleriyle  ünlüdür. Her yeni Bond hikayesinde kimin Bond kızı olacağı merakla beklenir.  &lt;a href="http://www.blogcuzade.com/"&gt;Favori&lt;/a&gt; James Bond’dunuz Sean Connery, peki favori Bond kızınız kim?&lt;/p&gt;&lt;/b&gt; &lt;p&gt;Bond kızları birbirinden seksi ve hepsi farklı karakterler. "Quantum of  Solace"daki Camille, sanki biraz dişi James Bond havasında... Ailesi gözlerinin  önünde öldürüldüğü için intikam duygusuyla büyümüş ve çok korkusuz... Olayların  içine rahatça dalıyor, kendini ölüme atabiliyor. Ama bütün Bond kızları içinde,  benim favorim ise sevgilim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaynak:&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10309293.asp?gid=227"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7599721252802702286?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7599721252802702286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/bond-daniel-craigle-roprtaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7599721252802702286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7599721252802702286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/bond-daniel-craigle-roprtaj.html' title='Bond Daniel Craig’le Ropörtaj'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-1463773472811860927</id><published>2008-11-18T17:44:00.000-08:00</published><updated>2008-11-18T17:47:56.699-08:00</updated><title type='text'>Nurgül’ün yaptığı da klasik festival polemiği</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CFAD%C4%B0K%20SEV%C4%B0N%20ATASOY%5C0560406_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 366px; height: 550px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5CFAD%C4%B0K%20SEV%C4%B0N%20ATASOY%5C0560406_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table style="width: 657px; height: 175px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Nurgül’ün yaptığı da klasik festival polemiği&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Röportaj: Sinem VURAL&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9088/6709088.gif" alt="Nurgül’ün yaptığı da klasik festival polemiği" vspace="6" align="right" border="0" hspace="2" /&gt;&lt;b&gt; Fadik Sevin Atasoy, arkasında durmadığı kararlar verildiğini belirtti ve ekledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde jüri koltuğunda yer alan Fadik Sevin Atasoy, arkasında durmadığı kararlar verildiğini belirtti ve ekledi: "Ama konuşulan her şeyin de standart festival polemiği olduğunu bilecek kadar kafam çalışıyor. Nurgül'ün de yaptıkları klasik festival polemiği."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın Portakal nasıl geçti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Benim için çok iyi oldu. 16 filmi 8 günde 10’ar dakika arayla izledik. Jüri çok eğlenceliydi. İyi arkadaşlıklar kurdum. Beraber film izledik, yemek yedik... Sonrasında paket jüri olarak bizi diğer festivallere de gönderseler diye düşündük. Bizim için çok hararetli günlerdi. İlk günlerde jüri pikniği yapıp nar toplamaya gittik. Festival benim için keyifli oldu. Ödül töreninden sonra iki gün telefonumu kapatıp Antalya’da tatil yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a gelip telefonunuzu açtınız ve...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Açmak zorundaydım, bir açtım hiç susmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayanlar sadece gazeteciler miydi yoksa sonuçları değerlendirmek isteyen yönetmen ve oyuncular da var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hepsi, herkes vardı. Bir arkadaşımın doğum gününe gittim, kameralar yine yakaladı. Beni gören Altın Portakal soruyor ama festival de bitti, jürilik de... Seneye ben Sheraton’dayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hillside’daki gecelerde lobi yapmadı mı kimse? "Filmimizi nasıl buldun" diyen yönetmen ve oyuncular çıkmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hiç yapmadılar. Belki de beni bildikleri içindir. Sinema salonlarında jüri koltuğundan ayağa kalkıp millete öpücük yolladığım için (gülüyor). İşimi ahlakıyla yaptığımı düşünüyorum. Kendi fikirlerimi jüri toplantılarında da söyledim. Sonuçta tek kişiyim, herkesin fikirleri çok faklı. Ortak bir fikre varmak da zor. 9 ayrı göz, 9 ayrı bakış açısı vardı orada. Kendi ahlakımca savunduğum fikirleri koydum ortaya. Bunlar ne kadar oldu, ne kadar olmadı tartışılır. Arkasında durduğum kararlar var, arkasında durmadığım kararlar var. O masada konuşulanlardın hepsi sonsuza kadar orada kalacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçtan ötürü mutsuz olduğunuz oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sevindiklerim de üzüldüklerim de oldu. Ama ahlaken 9 jüri üyesi de tek masada oturup bu konuyu konuşmadan ben de konuşamam. Konuşulan her şeyin de standart festival polemiği olduğunu bilecek kadar kafam çalışıyor. Nurgül’ün de yaptıkları klasik festival polemiği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde dizi projesi pek durmuyor. Tam gözümüz alışmışken diziden bir şekilde ayrılıyorsunuz. Bunun nedeni nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Sonbahar" ve "Dudaktan Kalbe"den ben ayrıldım. Çünkü diziden para kazanıp hemen sinema filmine ya da Amerika’daki Türk tiyatrosuna yatırıyorum. Param bittiğinde gene diziye girip para kazanıp yine aynı şekilde parayı dağıtıyorum. Amerika’daki tiyatro kazanç güdülmeyen bir tiyatro olduğu için kazandığımı oraya yatırıyorum. Mesela "Zeynep’in Sekiz Günü"nde para almadan oynadım. Zeynep’in kıyafetlerini de ben satın aldım. Türk sinemasına bir şekilde katkı yapmak istediğim için ekmek param diziler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/_np/9084/6709084.gif Türk sanatının neferi mi olmak istiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Naçizane. Bir arkadaşınız hasta olsa onun için elinizden geleni yapmaz mısınız? Sinema da benim arkadaşım ve dostum. Elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLM İÇİN ALDIĞIM KİLOLARI VERİYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Usta"nın çekimleri bitti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daha iki sahnemiz kaldı. İstanbul’da onları çekeceğiz. Şubat gibi gösterime girmesi planlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Usta"daki karakteriniz için kilo aldığınızı söylemiştiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kara kuru Anadolu kadını olur mu? Etine, butuna dolgun olması lazım. Ben de kilo almıştım, şimdi hepsini veriyorum. Orada Orta Anadolu lehçesiyle konuşuyorum. Kocasına aşık, çocuğu olsun isteyen bir kadın. Kocası uçak yapmak hevesiyle karısını biraz ihmal ediyor. Aralarındaki aşk adam yüzünden bitmeye yüz tutarken kadın aşkını geri kazanmaya çalışıyor. Sonuçta aşk sana gelmiyorsa, sen aşka git oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye’de Türk karakter oynayamıyorum" diye bir serzenşiniz vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nihayet bir Anadolu kadını oynadım. Yeni bir teklif geldi, o da Rus. Kadrolu Rus oyuncusuyum. Tüm yabancı roller benden geçiyor (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;n Bu kadar yabancıyı oynarken, Avrupa’dan teklif gelmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bağlantılarım var ve geliyor. Ama benim isteğim benim senaristim, benim yönetmenim ve Türk oyuncularla burada bir iş yapıp oraya göndermek. Türkiye’den anlattığımız bir hikayeyi evrensel bir noktaya ulaştırmak. Yoksa ben de gider orada oynarım, bu bir marifet değil ki. Önemli olan kendi hikayeni anlatabilmen. Elini attığın her yerden bir hikaye çıkıyor. Bunu evrensel bir dille anlatmaya başlasak hepimiz birlikte yurtdışına açılacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kevin Spacey de Antalya’da Masterclass’ta bundan bahsediyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben bunu bir sene önce söyledim "Hollywood’a gitmem, Hollywood bana gelsin" diye. Herkes bana güldü. Tabii ki bana gelecek. Hikaye bende, manzara bende. Şehri daha keşfetmediler ve bakir. Ama sorsan New York’un bütün sokaklarını ezbere biliriz. Diye diye bu işi yapacağım herhalde. Kevin Spacey değilim ya kimse beni dinlemiyor. Nasıl tanındığın önemli. Ben ona niye hamburger pişireyim ki, onun alasını yapıyor. Ben bir yaprak sarması, bir mantı yapınca kıymetli olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro adına bu aralar neler yapıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Amerika’da kurduğumuz tiyatro 7 eyalette turne yapıyor şu anda. Geldim Harbiye Açıkhava’da Chicago müzikalinden bir bölüm oynadım. "Usta"yı bitirdik, Köln’e gidip dizi çektim. Geldim Antalya’da jüriydim. Filmin kalan sahneleri ve kısa film derken uçakta görenler yanıma oturmuyordu. 2 ayda 8 ayrı karakter oynadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Sineması’nın yetenekli isimlerinden biri olduğunuz söyleniyor. Peki hiç olumsuz bir şey duydunuz mu kendinizle ilgili?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm dürüstlüğümle söyleyebilirim ki: Duymaz olur muyum? Sektör küçük vallahi herkesi, her şeyi duyuyorum. Benim için ukala ve sivri dilli diyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sadece bacaklarımla oynayacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bir de kısa film projesinde yer alacakmışsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Artık sadece bacaklarımla oynayacağım (gülüyor). Cannes’a gidecek kısa bir film. İsmi Red 215. Fotoğrafta kırmızının kodu. Gerçekten sadece bacaklarım oynayacak. Kadın yönetmenlerin yaptığı her işte varım. Mutlaka destek veriyorum. Sinema sektörünü erkek egemenliğinden kurtarmak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table style="width: 657px; height: 175px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10175611.asp?gid=227"&gt;Röportaj: Sinem VURAL&lt;br /&gt;Hürriyet Kelebek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-1463773472811860927?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/1463773472811860927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/nurgln-yapt-da-klasik-festival-polemii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1463773472811860927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1463773472811860927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/nurgln-yapt-da-klasik-festival-polemii.html' title='Nurgül’ün yaptığı da klasik festival polemiği'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-3033195309867399521</id><published>2008-11-17T05:32:00.000-08:00</published><updated>2008-11-17T05:39:23.727-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gökhan Özen'/><title type='text'>Gökhan Özen’le Ropörtaj</title><content type='html'>&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;"İhanet midemi bulandırıyor"&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Melike BİRGÖLGE&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8393/6398393.jpg" alt="İhanet midemi bulandırıyor" vspace="6" align="right" border="0" hspace="2" /&gt;&lt;b&gt; Türk Pop Müziği’nin yakışıklı ve sevilen ismi Gökhan Özen’le; yeni single’ı, müzik, aşk ve hayatla ilgili her konuda konuştuk.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yeni albüm öncesi maxi single ile karşımızdasınız. Adı ‘Bize Aşk Lazım’ &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Evet yeni albüm öncesi maxi single ile sevenlerime ulaşmak istedim. Single piyasaya çıkmadan önce Dj arkadaşların fikirlerini almak istedim. Ben de profesyonel sanat kariyerimden önce yıllarını radyo stüdyolarında ve koridorlarında geçirmiş birisi olarak, radyocu arkadaşların fikirlerine çok güveniyorum. O gün paylaştığımız o güzel ortam, albümün aldığı olumlu tepkiler ve müziğim adına arkadaşlarımla yaptığım o değerli sohbet, bundan sonra yapacağım işler için bana yeni fikirler verdi. Güzel de bir motivasyon oldu diyebilirim.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Motivasyonlar sizi doğru yönlendiriyor gibi. Fazla kapılmadan, başarıya giden… &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, aynen… Bugüne kadar yapmış olduğum bütün albümlerde iddia ve motivasyonla başarıyı yakaladığımı düşünüyorum. Ama burada önemli olan söz konusu iddiayı yıpratıcı bir hırs haline dönüştürmeden yaşamaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Neler yaşandı da, bu maxi single ortaya çıktı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Repertuarına baktığımız zaman, içeriğinin yıllar öncesine dayandığını söyleyebilirim. 5 - 6 yıldır bilgisayarımda gün yüzüne çıkmaya bekleyen şarkıların yanı sıra yeni yaptığım besteler de bu maxi single’da yer alıyor. Bu maxi single’ı hazırlarken aşkı hiç olmadığı kadar gözler önüne serdik. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;“Bu single’da gizli anılar var” diyorsunuz bir de.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Albümlerimde olduğu gibi bu single’da da son birkaç yıldır yaşadıklarım, benimle birlikte yaşayanlar da var, bensiz yaşayanlar da…&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/4699b726/gokhan_ozen.JPG" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/4699b726/gokhan_ozen.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;‘Bensiz yaşayanlar’ ı biraz açar mısınız?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bensiz yaşayanlar demek bensiz yaşayanlar demek. Yani ilişki bitince bensiz kaldıkları için bensiz yaşayanlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Vah vah ilk klip şarkınız… Kliplerinizde yabancı mankenlerden vazgeçemiyorsunuz. Özellikle Brezilyalılar’dan… Kanınız kaynıyor onlara galiba! Ne dersiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İnanın klipteki mekanı ve cast’ı ben seçmiyorum. Klibin yönetmeni ve prodüksiyon ekibi belirliyor. Demek ki daha uygunlar. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;‘Bize Aşk Lazım’ diyorsunuz. Doğru diyorsunuz da… Gerçek aşkı bulamayanlar ne yapsın peki?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aşksız da duruyor insan ama bunun sonucu olarak hayatındaki birçok şeyin içinin boşalmasıyla, biraz anlamsız ve boş duruyor. Buna sırasını beklemek de denebilir. Ne de olsa her güzel şey, hayatta her an bizimle olmuyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Maxi single’ınızın adından yola çıkarak, “Bize ve size lazım olan aşk bu aralar kapınızı çaldı mı? Hayatınızda biri var mı” diye sorsam, yok dersiniz şimdi değil mi? (Gülmeler…)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar özel hayatımı ne gözler önüne serdim ne de bununla ilgili bir açıklama yaptım. Bu hem kendime hem de sevenlerime karşı göstermiş olduğum bir saygıdır bana göre. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Niye saklamak gereği duyuyorsunuz sizler, böyle bir şeyi, heyecanla yaşamak yerine? Hayran kaybetmek endişesiyle mi, yoksa başka sebeplerden mi?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Saklamak değil dediğim gibi adı üstünde özel hayat. Kişiye özel. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Nasıl bir aşıktır Gökhan Özen? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ben nasıl bir aşık olduğumu şarkılarımda anlatıyorum. Onları yaşanmışlıklarımla yapıyorum. Ben aşkı şarkılarımda yaşıyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şarkılara dökmek dışında aşkı tanımlamanız gerekirse…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunun çok ve farklı belirtileri vardır. Onu aramadan önce telefonu elime aldığımda düşündüklerimi, söyleyeceklerimi hesaplıyorsam, planlıyorsam ‘aşığım’ demektir. Ama telefonu elime alıp da öylesine arıyorsam ‘aşık değilim’ demektir. Bu, verdiğiniz değerle alakalı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“İLİŞKİMİ ARKADAŞ ORTAMINDA BİLE MEVZU YAPMAM!”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Değer deyince… Sizin için yıllardır özel olan ve değer verdiğiniz bir aşkınız varmış, zaman zaman içinizde yaşadığınız. Bununla ilgili olarak da “Değer verdiğim kişiyi paylaşmayı sevmiyorum” diyorsunuz. Hemen herkes yaşadığı ilişkiyi çevresindekilere anlatırken sizin böyle demeniz…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ben yaşadığım, değer verdiğim benim için özel olan bir ilişkiyi ve kişiyi bırakın 70 milyonla paylaşmayı arkadaş ortamında bile mevzu yapmam. Arkadaşlarımla bile tartışmam. Yani erkek erkeğe konuştuğumuz bir ortamda o kız ya da o insan hakkında bir soru sorulduğunda ya da konuşulduğu zaman konuyu kapatırım. Ben bunu insanlarla paylaşmayı doğru bulmuyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşk neden çok acıtıyor insanı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aşk acıtır tabii. Aşk ayrılıklarla acıtır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aslında burada şöyle bir durum var. Acı çekeceğimizi bile bile aşık oluyoruz.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;E öyle tabii. O acıdan zevk alınıyor aslında. Biraz öyle bir şey de var yani. O acıdan zevk alan çok insan var benim tanıdığım. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“AŞK ACISINDAN ZEVK ALIYORDUM!"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Peki ya siz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ben de eskiden o acıdan zevk alıyordum ama şu anda aşkı mutlulukla, keyifle yaşamaktan yanayım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Evet aşk mutlulukla yaşanmalı tabii ama bittikten sonraki hal…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bittikten sonra aynı mutlulukla karşılayamazsın, aynı mutlulukla yaşayamazsın tabii. Ne güzel ilişkim bitti diyen bir insan düşünülemez. O acı mutlaka yaşanacaktır. Güzellikleri yaşıyorsak ilerde onunla gelecek acıyı da kabullenmek gerekiyor. Bu acıyı atlatmanın tek yolu zamandır. Evde kalsınlar, bol bol ağlasınlar, yatsınlar, uyusunlar uyansınlar. Başka yolu yok. Geçer, güzel hatıraları kalır geriye.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşkta sizi neler üzer?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Belki de benim gösterdiklerimin, verdiklerimin karşısındaki vefayı görememek olabilir. Ya da ne bileyim karşındaki insan da o anlamda çok vefalıdır, iyidir, seni seviyordur, sen de onu çok seviyorsundur ama zaman doğru zaman değildir. Ben doğru insanı bulmuş da olsam, doğru zaman olmadıktan sonra demek ki taşlar yerine oturmuyor. Bir çok şey olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kıskanç mıdır Gökhan Özen ilişkilerinde?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;E  tabii ki... Olması gerektiği kadar kıskancımdır ama…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Maçoluk boyutuna vardırmıyorsunuzdur umarım.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yok. Öyle karşımdakini sıkıp, saçma sapan şeylerle zor durumda bırakan kıskançlıklarım yoktur. Ama seven insan kıskanıyor tabii.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Söylediğiniz bir cümle dikkatimi çekti. “Aşk, tövbelerle büyür ve devleşir.” Yani?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;E devleşir tabii… Çünkü o tövbeyi edene kadar geçen bir süreç var. İnsan o süreçte acı yaşıyor. Ne kadar çok acı yaşarsan içindeki o aşk büyüyor. Seni tövbe etmeye kadar götüren o süreç, içindeki o aşkı büyütüyor. Bu çok doğal.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaşananlar, çekilen acılar büyütüyor insanı…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tabii ki… Yaşadığımız iyi ve kötü şeyler bizi oluşturuyor sonuçta. Bu herkes için böyle. Senin için de, benim için de… Her insanın gelişiminde yaşadıklarının mutlaka bir payı, rolü var. İnsanı oluşturan yaşadıkları...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Nasıl biri sizi etkiler? Karşınızdakinin ne yapması lazım bu anlamda?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Özel olarak hiçbir şey yapmamak lazım. Özel olarak bir şey yapıldığı zaman çekici olmuyor benim için. Hayatın doğal akışında aşık olacaksam olurum zaten. Karşımdakinin bir şey yapmasına gerek yok.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Evliliğe sıcak bakıyor musunuz? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Evliliği şu an düşünmüyorum. İlişki yaşamak çok ayrı bir şey. Evlenip bütün hayatını bir insanla paylaşmak, aileyi kurmak, çocuk sahibi olmak, aile olarak bu şekilde hayata devam etmek… Bunlar başlayınca hayatına bir şeye nokta koymak ayrı bir şey. O yüzden şu an evliliğe konsantre olamam. Ne zaman ki iş hayatımdaki yoğunluk azalır (artık 30 - 35 imden 40’ımdan sonra mı bilmiyorum) Bunları hesaplamak da bize kalmış bir şey de değil ama ne zaman kendimi hazır hissedersem o zamanda hayatımda doğru insan varsa…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“İHANET MİDEMİ BULANDIRIYOR!”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İhanet neler düşündürür?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İhanet kelimesini duyduğum zaman bile midem bulanıyor!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;İhanete uğradığınızı düşündüğünüzde bunu  nasıl ödetirsiniz? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ödetmem. Kendimi çekerim, beni kaybetmiş olur. Bu kadar basit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şöhret boş bir yalan ve oyuncak mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aynen... Kendini fazla kaptırmadığın sürece keyifli bir şey. Bir enerjisi var. Şöhrete kendini kaptırdığın zaman vay haline! Her zaman başını yastığa koyduğun zaman eski günlerini düşüneceksin hatırlayacaksın. ‘Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım’ diyeceksin. Bunları düşünürken keyfini kaçırmadan şöhretin keyfini tadını yaşıyorum, bunun tadını çıkartıyorum. Çok sevdiğim bir işi yapıyorum. Ama onun dışında da bunun bomboş ve yalan bir şey olduğunu biliyorum. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt; “Şöhreti bırakır giderim ama karakterimi asla bırakmam” diyorsunuz.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tabii ki… Sahip olduğum her şeyi bırakır giderim ama karakterimi, kendime olan saygımı asla bırakmam.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Peki şöhrete alışmış, bunu yaşamış biri olarak bırakıp gitmek bu kadar kolay mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Valla benim için en değerli şey, kendime duyduğum saygı. Bir tercih yapmam gerekirse yaptığım her şeyi bırakabilirim ama kendime saygıyı bırakamam. Çünkü ben kendime saygı duymadan yaşayamam.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son günlerde magazin polemikleri çok fazlalaştı. Bu tür polemikleri yaratmanın sebebi olarak neleri görüyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yani bilmiyorum ki... Bu bir tercih meselesi. Demek ki öyle tercih ediyorlar. Demek ki tercih ettikleri yol bu doğrultuda ama bana yanlış geliyor. Bu, doğru bir politika olarak gelmiyor bana. İnsan konuşmak yerine yapacaklarına konsantre olup, işlerine baksa daha iyi, daha yaratıcı, daha huzurlu çalışacak, daha başarılı olacak diye düşünüyorum. Konuşa konuşa bir yere varılmıyor. Daha doğrusu boş laf konuşarak bir yere varılmıyor! &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“MELANKOLİĞİM!”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Magazinin içinde olmanız gerekirken magazinin dışında kalmanız… Bilinçli bir tercih belli.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bilinçli bir tercih tabii ki. Bu çok da zor bir şey değil. Benim keyif alarak yaşadığım hayat bana bunu getiriyor zaten. Evde biraz daha kendimle yaşamak, hatıralarımla… Biraz melankolik bir insanımdır. Çok fazla sağa sola bulaşmadan, çok fazla gereksiz tartışmalara girmeden yaşadığınız zaman zaten doğal olarak magazinin dışında bir hayat sürüyorsunuz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir çok kişi şöhret olmak için her şeyi yapmaya her şeyi göze almaya hazır. Nedir insanların gözünde şöhreti cazip kılan? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bilmiyorum. Şöhretin bana cazip gelen hiçbir yanı yoktu. Çünkü ben bu işi şöhret olmak için başlamadım. Ben içimdeki müzik aşkından dolayı bu işe başladım. Şöhret bundan sonra kendiliğinden gelen bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birkaç yıldır dizilerle de ekranlardasınız. Oyunculuğa neden başladığınızı sormak istiyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Oyunculuk yapmayı istiyordum. Ama doğru zamanda olmalı diye düşünüyordum. Doğru zamandı diye hissettiğimde de birçok senaryo içinden ilk rol aldığım dizi olan ‘Sevda Çiçeği’ni seçerek oyunculuğa ilk adımımı attım, bundan birkaç yıl önce. Devamı da geldi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“BUNDAN SONRA BENİ SİNEMALARDA İZLEYECEKSİNİZ!”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaz döneminde birçok albüm çıktı. Rakiplerinizin bir çoğu albüm çıkardı.  “Albümler çıksın ki, zirvede tek olmayayım” diyorsunuz. İddialı bir laf değil mi bu?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yani yaptığın işe güveniyorsan iddialı olacaksın! Ben böyle düşünüyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Oyunculuk anlamında daha yolun başındasınız ama oyunculuk adına neler yapmak istiyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bundan sonra beni sinemalarda izleyeceksiniz!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;O kadar iddialısınız yani.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Daha doğrusu şöyle düzelteyim; beni bundan sonra sinemalarda izleyeceksiniz!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;“RİSK ALMADAN OLMUYOR!”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Risk almaktan kaçınmayanlardansınız galiba.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://www.wallpaperst.net/2/view_image/9b3f7741/gokhan_ozen2.JPG" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.wallpaperst.net/2/view_thumb/9b3f7741/gokhan_ozen2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;Evet. Risk almaktan kaçmam ama mantıksız riskler de almam! Başarı ya da başarısızlığa giden bir yol risk. Risk almadan da bir yerlere gelinmiyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birçok sanatçı müzik sektörünün bittiği görüşünde. Bundan yola çıkarak albüm yapmayacaklarını, şarkılarını dijital ortamlarda insanlarla paylaşmak taraftarı. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunun gerçekçi olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta bir albümü elinize aldığınızda orda emeği olan sadece yorumcu değildir. Bu bencillik olur. Evet teknolojinin bu gelişimi bazı olumsuzluklar getiriyor. Ama ben yılmıyorum. Gökhan Özen albümleri devam edecek.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Korsan, internetten şarkı indirmek… Müzik sektörünün bu halinin önüne geçilebilecek mi sizce? &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunun bir yolu olacaktır eminim. Avrupa’da bunun önüne geçilebiliyor yüzde yüz olmasa da. Sabretmek lazım biraz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/9866652.asp?gid=227"&gt;Melike BİRGÖLGE, Gökhan Özen’le Ropörtaj, Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-3033195309867399521?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/3033195309867399521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/gkhan-zenle-roprtaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3033195309867399521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/3033195309867399521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/gkhan-zenle-roprtaj.html' title='Gökhan Özen’le Ropörtaj'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7286313341409861130</id><published>2008-11-14T14:22:00.000-08:00</published><updated>2008-11-14T14:23:47.988-08:00</updated><title type='text'>Can Dündar ile "Mustafa" filmi hakkında</title><content type='html'>&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Atatürk'ü anlatmakta Atatürk kadar cesur olamadık&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0890/6760890.gif" alt="Atatürk'ü anlatmakta Atatürk kadar cesur olamadık" vspace="6" align="right" border="0" hspace="2" /&gt;&lt;b&gt; Can Dündar, tartışmalar yaratan "Mustafa" filmi hakkında konuştu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Atatürk’ü anlatmakta onun kadar cesur olamadık&lt;br /&gt;Can Dündar, ölümünün 70’inci yılında, kimilerinin yüksek sadakatle gönülden bağlı olduğu, kimilerin ise inatla görmezden gelmeye çalıştığı bir lideri, Atatürk’ü sadece "Mustafa" olarak beyaz perdeye taşıdı. Ve o andan itibaren geniş bir kesimin eleştiri oklarına hedef oldu. Dündar, filmini ve kendi bakış açısını Eve dergisine anlattı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ölümünün 70. yılına geldik, onunla ilgili bir film yapamamış olmanın acısını çekiyordum. Bu eksikliği bir belgesel yapımcısı olarak kapatmak istedim. Hayatının belli dönemlerini zaten belgeselleştirmiştik, tüm o birikimi bir araya getiren bir proje oldu bu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kişisel arşivler, haklı bir güven ilişkisi sayesinde açıldı. Genelkurmay Arşivi de onlardan biri. Belgeselde arşivlerin boyutu gerçekten hissedilecektir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Atatürk’ün kişisel arşivleri de açıldı, biz de onları büyük bir özenle inceledik. Bu değerli arşiv, gençlik yıllarından başlıyor, Harbiye’deki öğrencilik dönemine dek uzanıyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;ESKİ DEFTERLERDE KALBİNİN İNİLTİSİ GİZLİ&lt;/p&gt; &lt;p&gt;O defterde hakikaten Mustafa ile karşılaşıyorsunuz. Bugün bile, yakın çevrenizden birinin ergenlik döneminde yazdıklarını bulmak özeldir, o kırılgan bir dönemdir çünkü. Kalbinin iniltilerini yazmış... &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Cebindeki parasının harcamalarına yetmediğinden yakınmış. Aldığı mektuplardan bazıları onu hüzünlendirmiş, kırmış, sinirlendirmiş... Tipik bir ergenlik dönemi aslında.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Atatürk’ün Karlsbad’da böbrek tedavisi görürken tuttuğu günlükler var bir de... Türkiye’deki kadın ve erkeklerin, ne zaman oradaki gibi birlikte dans edip çağdaş bir şekilde eğlenebileceklerini düşünmüş. Bunun hayalini kurmuş. Şam’a gitmiş, orada da defter tutmuş. Sarıkamış facialarının etkilerini de defterlerine yazmış. Hayatına tanık olan bu defterlerin beni olduğu kadar insanları da şaşırtacağını düşünüyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şu kadarını söyleyebilirim ki Atatürk’ü anlatmakta Atatürk kadar cesur olamadık. Bu ülkeyi olağanüstü koşullarda gün ışığına çıkarmış ve o dönem söylediği her söz kanun olmuş bir liderden bahsediyoruz. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Atatürk’ü 20’li ve 30’lu yıllarda değerlendirmekle bugün değerlendirmek arasında ciddi bir fark var. O yıllara ait arşivler önümüze serilince şunu gördük; ona en yakın duran insanlar bile onu doğru dürüst anlatmaya cesaret edememişler. Yalnızca zaafları değil, çok sert çıkışları da olmuş. Kürt meselesi ve İslam konusunda bazı ifadelerinden zarar görebileceği düşünülmüş belki de. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Önyargıyla yapılmış ertelemeler... Onları aşmak konusunda biz, bir nebze daha cesur olmaya çalıştık, ama yine de tedirginlik hissettim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;MACERAPERESTLİK VE CESARETİ KARIŞTIRMAMIŞ&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bandırma-Samsun yolculuğu, çok net bir şekilde Atatürk’ün hayatını ikiye ayırıyor. Müthiş hırsları olan, çağının en iyi &lt;img alt="/_np/0886/6760886.gif" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0886/6760886.gif" align="right" /&gt;eğitimini görmüş, kendi kuşağındakilere göre çok cesur bir adam. Fakat buna karşın Enver Paşa ve diğer İttihatçılar’a göre sınırlarını hep doğru bilmiş.       Maceraperest değil. Bu iki özelliğin ne kadar önemli olduğunu ben yeni yeni kavrıyorum. Bir insanın cesur olup maceraperest olmaması inanılmaz doğrusu. Hepimiz cesur olabiliriz ama Sarıkamış’a gidip binlerce askerin ölümüne yol açabiliriz. Ya da tamamen sineriz. Bu dengeyi bulmasının en büyük başarısı olduğunu keşfediyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;"Arkadaşlar, hayır. Olmayacaksa olmayacak" deyip çekilebilen, kendi doğduğu topraklardan vazgeçebilen bir yanı da var, vatanın toprağını korumak uğruna.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Atatürk müthiş sağlığı bozuk bir adammış. Müthiş ama! Hayatı boyunca sürekli bir sağlık sorunu yaşamış, sürekli bir sıkıntı çekmiş. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gözünden yaralanıyor, gözü kapanma noktasına geliyor. Böbrek sürekli arızalı. Sürekli sancılar içinde. Son 10 yılı zaten kalp krizi vesaire... Ve bu mektuplarında görülüyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;ISTIRAPLARI ONU DAHA SAYGIDEĞER YAPIYOR&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çocukluğunda bile bir uyku problemi var, böbrek tedavisi dolayısıyla sürekli sıcak su içmesi gerekiyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Herkes zannediyor ki bu zaafları ortaya koyarsak Atatürk gücünü kaybeder. Halbuki bende tam tersi bir etki yaratıyor. Tüm o ıstırapların içinden böyle bir eser çıkarması çok daha saygıdeğer bir şey değil mi? İzleyicide de böyle bir duygu yaratacağını tahmin ediyorum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10282462.asp?gid=227"&gt;Özel Röportaj&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7286313341409861130?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7286313341409861130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/can-dndar-ile-mustafa-filmi-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7286313341409861130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7286313341409861130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/can-dndar-ile-mustafa-filmi-hakknda.html' title='Can Dündar ile &quot;Mustafa&quot; filmi hakkında'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-6547126112869944904</id><published>2008-11-14T14:16:00.000-08:00</published><updated>2008-11-14T14:21:31.909-08:00</updated><title type='text'>Asena ile yeni kasedi hakkında</title><content type='html'>&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Kadın gibi kadın değil höt höt bir hatunum&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" width="130" align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10334541.asp?gid=222"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4283/6794283.jpg" alt="Kadın gibi kadın değil höt höt bir hatunum" vspace="6" align="right" border="0" hspace="2" /&gt;&lt;b&gt; Çok yakında albüm çıkaracak olan ünlü oryantal Asena, heyecanlı olduğunu söyledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Albümde özellikle "Esmer Sevda" adlı şarkıya güvendiğini söyleyen Asena, "Senin gibi hem dans edip hem şarkı söyleyen bir Nez var, bir de Tanyeli. Nasıl buluyorsun onları" sorusuna şu yanıtı verdi: "İkisini de hiç seyretmedim hayatımda. Bizim konseptimiz bambaşka. Yorum yapamayacağım."&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Öncelikle albümün hayırlı olsun diyelim ve soralım: Bu da ilki gibi mi? Çünkü önceki enstrümantal olmasına rağmen şarkılı türkülü gibi lanse edilmişti. Oryantal müziklerin yer aldığı, sözsüz bir albümdü...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, ilk albüm sözsüzdü ve oryantal parçalardan oluşuyordu. Mesleğimle ilgiliydi aslında. Sevdiğim parçaları tekrar çaldırmıştık ustalarımıza.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; İkinci albümle ilgili kararı nasıl verdin?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Üç tane şarkı var albümde. Emre Kaya diye bir arkadaşım var, kendisi hem besteci hem şarkıcı. Bir gün kahve içerken suratıma bakıp bakıp bir şeyler yazdı. Sonra "Ben sana, senin bu ruh haline şarkı yaptım" dedi. Hoşuma gitti,seslendirdim. Hayatımdaki en büyük amacım yurtdışında dans etmek olduğu için "Türkiye’de artık daha fazla ne yapabilirim?" diye düşündüm. Çünkü burada bir şeyler yapıp, yurtdışında sıfırdan başlamak istiyorum. O yüzden burada böyle bir albüm yapayım dedim. Hem ekstralara giderim, hem dans ederim, hem de şarkı söylerim diye düşündüm. Bu amaçla bu CD’yi yaptım. Dans olarak yurtdışını hedefliyorum. Hem şarkı hem dans olarak da Türkiye’de bir şeyler yapmak istiyorum. Çünkü insanların buna ihtiyacı var. O kadar çok yoruldular ki 100 bin dolarları solistlere ödemeye, her şeyi bir arada bulabilecekleri çok az sanatçı var. Belki bir Muazzez Abacı değilim ama en azından kulağı da rahatsız etmeyecek şekilde şarkı söylüyorum. Her telden şarkı söyleyen ve dans eden pek sanatçı görmedim ben. Biraz zaman alacak ama iyi olacağına inanıyorum. İnsanlar beni çok seviyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; En çok beğendiğin, tutacağına inandığın şarkılar hangileri?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Aslında "Esmer Sevda"... Ben biraz höt höt bir hatunum. Sertim yani. Çok sportif ve seksi olmayanlardan işte. Çok "kadın kadın" değilim. Bu şarkı da benim çok enteresan bir yönümü çıkardı ortaya. "Ben bu kadar duygusal mıyım?" diye düşündüm. "Dönüşü Yok" da, her şeye kafa kaldırdığım için biraz benimle ilgili bir şarkı. Hiçbir şeye dönüş yok yani!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Hatırası olan, mesaj veren şarkılar mı bu şarkılar?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Lise dönemimde çok spor yapıyordum, body’ci gibiydim. Hiç erkek arkadaşım yoktu. O zamanlar birisinden çok hoşlanıyordum. Okul dışından çok güzel bir kızla nişanlıydı. Bütün okulun kızları ona aşıktı. Baktım kimse benimle çıkmıyor, bizden üst sınıfta olan o çocuğa "Abi benimle bir kere tur atar mısın okulun etrafında? Herkes dalga geçiyor benimle, kimse bakmıyor" dedim. Çocuk anladı derdimi. İki tur attı benimle zil çalana kadar. Sonra herkes geldi yanıma "Ne konuştunuz?" demeye başladı. "Ne kadar güzel fiziğin var, spor mu yapıyorsun?" dediğini söyledim çocuğun. Oysa hiç alakası yok! O çocuk esmerdi. Hep içimde esmer sevdam kaldı. İşte o çocuğu hatırladım o şarkıda. Kim bilir şimdi ne durumdadır... Batu’ydu ismi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Sağlam gemi olduğu için yakamamışsın!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yakamadım gerçekten. Gemiye bile binemedim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Mehmet Ali Erbil’in yanında olunca onun esprileri de size geçiyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- O bana çok şey öğretiyor. Açık söyleyeyim, hiç kitap okumam ama onun yanında olduğumdan beri her şeye ilgi duyuyorum. Beni iyi yönde etkiliyor. Onunla tanıştığımdan beri kitap okuyorum. Espriler de geçiyor tabii.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; O sana "Çarkıfelek"te şarkı da söyletir artık...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img alt="/_np/4287/6794287.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4287/6794287.jpg" align="right" /&gt;&lt;/b&gt;- Çok destekliyor beni. Şarkıcılık konusunda da desteğini esirgemez benden biliyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; En büyük pişmanlığın nedir?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Saçlarımı zamanında kesmiştim. En büyük pişmanlığım o. Kaşımın bir yerine bir arkadaşım kalem yapmak istedi. Bir de o pişmanlığım var. Düzeltemiyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Ama bunlar gelir geçer...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Aklınıza tahminimce ilişkiler geliyor... Ama ilişkilerde pişmanlığım yok. Ben kadere inanırım. Allah’ın yazdıklarına pişmanlık demem. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;NEZ VE TANYELİ’Yİ HAYATIMDA İZLEMEDİM&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Sesine güveniyor musun,  aldığın dersler oldu mu?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hálá ders alıyorum. Sahnede olması lazım bir şeylerin. Gözü kara olmak lazım. Günay’da çıkacağız her cuma. 15 kişi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Oryantal yapacak mısın?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yapacağım. Sanıyorum Mehmet Ali Bey de ocak ayında başlayacak Günay’da... &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Senin gibi dans edip şarkı söyleyen Nez ve Tanyeli var.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- İkisini de seyretmedim hayatımda. Bizim konseptimiz bambaşka. Yorum yapamayacağım. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;SEVGİLİM OLSA KOLUMA TAKIP GÖSTERİRİM&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Kalbin boş mu dolu mu? Herkes bunu merak ediyor...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Her gün evlendiriyor beni Mehmet Ali Bey. Mesela bir ara Servet (Çetin) takıldı dillere. Servet’i tanıyorum, benim arkadaşımdır. Bazen buluşur kahve içeriz. Ortak arkadaşlarımız da var. Ama Servet benim değil. Ne benim o, ne de ben onun sevgili portresiyiz. Sevgilim olsa koluma takıp "Bu benim sevgilim" derim. Cesaretliyim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Biri var mı peki?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yedi ay önce Serhat’tan (Fafal) ayrıldım. Dört buçuk sene süren bir ilişkim oldu. İnanın kimseyle ciddi bir ilişki yaşamak istemiyorum. Yoruldum çünkü. Beraber olduğum zaman çok sahiplenirim ve o insana sadık kalırım. Bütün ilişkilerime ileride evlenecekmişim gibi bakarım. Ondan ona, ondan ona ilişkileri sevmiyorum. Çok aday var. Bakıyorum bakıyorum ama hiçbiri kalbimi çarptırmıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/10334541.asp?gid=222"&gt;Röportaj: Yüksel ŞENGÜL Fotoğraflar: Zeynel Abidin AĞGÜL&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-6547126112869944904?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/6547126112869944904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/kadn-gibi-kadn-deil-ht-ht-bir-hatunum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6547126112869944904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/6547126112869944904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/11/kadn-gibi-kadn-deil-ht-ht-bir-hatunum.html' title='Asena ile yeni kasedi hakkında'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-2569856405875757103</id><published>2008-02-19T05:52:00.000-08:00</published><updated>2008-02-19T05:57:56.839-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müjde Ar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehtap Ar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aysel Gürel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vasiyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Muhsin Ertuğrul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><title type='text'>Aysel Gürel'in, kızı Mehtap Ar'a açıkladığı vasiyet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/5012342.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/5012342.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Aysel Gürel, kızı Mehtap Ar'a açıkladığı vasiyetinde neler söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte herkesi güldüren Aysel Gürel sözlerinden bazıları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte vasiyeti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mehtap Ar, Aysel Gürel'in vasiyetini şöyle sundu, “Annemin vasiyeti şuydu, tüm kadınlara söyle; bilsinler ki ben 80 yaşıma kadar çalıştım ve dimdik ayaktayım. Çalışmak ve ayakta kalmak güç ama ben başardım, tüm kadınlar da başarabilir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel Gürel... Türkoloji mezunu, şair, tiyatro ve sinema sanatçısı, şarkı sözü yazarı... Çok dolu bir hayat hikayesi. Herkes adına yaşanmış yıllar, kağıtlara dökülmüş, çoğu hayat bulmuş, çoğu her hangi bir notada hayat bulamamış 20 bin şiir. Hepsi sığmış 79 yılın içine. Kimisi ucundan dokunur kimisi tam bizi anlatır. Daha yapacakları vardı, hasta yatağında yakınlarıyla paylaştığı. Ne sözleri uçtu ne yazıları, hepsi kaldı ondan hatıra. İşte o hayattan kalan 'komik' hatıralar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuklarına bu şiiri yazdı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Her anne gibiydi o da ve kızları hiç büyümüyordu sanki. Hasta olduğu halde yılbaşını evde geçirmek için doktorlardan izin aldığı gün, kızlarını ağlatacak bu şiiri yazdı onlara&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5Caysel%20gurel%5C0383990_4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CG%C3%BCzelim%5Caysel%20gurel%5C0383990_4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni yıkadılar&lt;br /&gt;Tertemiz giydirdiler&lt;br /&gt;Aşkın tertemiz damlalarında&lt;br /&gt;Kendilerine iki küçük kadın hazırladılar&lt;br /&gt;O küçük sandığım, o büyük iki kadın&lt;br /&gt;Beni onurlandırıp, beni efsanelere kattılar&lt;br /&gt;Bana hayatımın şiirini emzirdiler&lt;br /&gt;Çöp arabasına otostop yaptı&lt;br /&gt;Aysel Gürel, ilginç açıklamaları, yaptığı sıradışı hareketlerle uzun süre akıllardan silinmeyecek. Bir keresinde Beyoğlu'nda bir gece kulübüne eğlenmeye gidince sabah 5'te evine gitmek üzere dışarı çıktı. Çıkar çıkmaz karşısında çöp kamyonu ve temizlik işçilerini görünce hemen yanlarına gidip, 'Beni evime bırakır mısınız' ricasında bulundu. Taksim'den Nişantaşı istikametine giden işçiler, Aysel Gürel'in bu ricasını kırmayarak onu Teşvikiye'deki evine kadar bıraktı. Taksi yerine evine çöp kamyonuyla gitmenin kendisini çok heyecanlandırdığını söyleyen Gürel, "Sıradan olmak, sıradan şeyleri yapmak tarzım değil" demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Östrojen hormonum fazla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şu bir gerçek ki, ben henüz menopoza girmedim. Evet, regl olmuyorum, yumurtlamıyorum ama östrojen hormonum aynı şiddette vücudumda var. Böyle olduğu için, ben azgın, hala fıkır fıkır bir kadınım. Bunun için yaşlılık kompleksim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Muhsin Ertuğrul onu keşfetti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Akciğer kanseri tanısıyla iki aydır tedavi gören Aysel Gürel, bugün Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. 1929'da Denizli'de Aysel Gürel'in çocukluğu ve gençliği hakim olan babasının görevi nedeniyle Trabzon'da geçti. Trabzon Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra, 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'ne girdi. 1952'de üniversiteden mezun olan Gürel, aynı yıl Küçük Sahne'de Muhsin Ertuğrul'un keşfiyle tiyatro oyunculuğuna başladı. 25 yıl çeşitli tiyatrolarda oynayan Gürel, aynı zamanda çok sayıda sinema filminde de rol aldı. Çocukluğundan itibaren şiire merak salan Aysel Gürel, yazdığı şiirleri de kitap olarak yayımladı.&lt;br /&gt;İlk öpücük&lt;br /&gt;18 yaşındaydım. Trabzon'dan İstanbul'a geliyordum. Kamaram vardı tek kişilik. Kapı çalındı, "Buyurun, girin" dedim. Nihat girdi. Birdenbire saldırdı ve dudaklarımı emmeye başladı. Dudaklarım, böyle ateşe, kora değmiş gibi yanıyordu. Kurtuldum ve "Bu ne?" dedim. "Öpüş" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şu an sevişiyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Evini arayan gazetecilerden bunaldığı bir anda telefon eden kişiye "Şu anda yatakta sevişiyorum iki saat sonra arayın" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Otoseksüelim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cinsel kimliğiyle ilgili sorulara, "otoseksüelim" diye cevap verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nasıl evlendim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Alt kültürün tesiriyle oluşan, bekaret muhafazası diye bir şey vardı. Baskı vardı yani, tahsil hayatım uzun sürdüğü için bekaretimizi muhafaza ettik. Bazı günler, ortaokul arkadaşlarım beni ziyarete gelirdi, ben 22-23 yaşlarındayım. Yanlarında da yetişkin kız, erkek çocuklar... 'Aaa ben bunları hatırlamıyorum bunlar kardeşiniz mi' dediğimde onlar da, 'Ne kardeşi, bunlar bizim çocuğumuz' demeye başladılar. Ben de, 'Galiba üreme için geç kalıyorum' dedim. O sırada ben, Küçük Sahne'de oynuyordum, devamlı röportajlar oluyordu. Resimli mecmualara da kapak olarak çıkıyordum. O aralar fuayemize gazeteciler doluşuyordu. Çok güzeldim, kapak çekiyorlardı. O ara çok yakışıklı bir gazeteciye takıldım, Müjde'ye benziyor ama erkek düşün ki, bıyıklısı. O yıllarda Amerikan sinemasının meşhur aktörü Tyron Power vardı, ona benzeyen. Gece Postası'nda çalışıyordu o zaman, röportaj yapmıştı benimle. Bir gün Babıali'den geçerken gazeteye girdim, 'Vedat bey burada mı' dedim, 'Odasında' dediler ve odasına çıkardılar beni. Oturdum karşısına ve 'Benimle evlenir misin' dedim ona... Dört ay kadar sözlü kaldıktan sonra evlendik ama teklif benden geldi. Ben de artık geç kalmadan, ürünlerimi çıkartayım dedim. Ee yaş 25'lere gelmişti...&lt;br /&gt;Ben Türk kadının bilinçaltıyım&lt;br /&gt;'Her kadın en az bir kez, yanında kocası bile yatsa, rüyasında başka bir herifle yatmıştır. Bilinçaltının yarattığı bir durum bu. İlla ki tanıdığın biri olmasına da gerek yok. Hayır ben hiç yaşamadım diyen de yalan söylüyordur"&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8256374.asp?gid=229&amp;amp;sz=3200"&gt;Hürriyet&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-2569856405875757103?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/2569856405875757103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/aysel-grelin-kz-mehtap-ara-aklad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2569856405875757103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2569856405875757103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/aysel-grelin-kz-mehtap-ara-aklad.html' title='Aysel Gürel&apos;in, kızı Mehtap Ar&apos;a açıkladığı vasiyet'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-2728478609621008347</id><published>2008-02-13T04:51:00.000-08:00</published><updated>2008-02-13T04:54:47.491-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf sergisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deniz Akkaya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='City’s'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bayülgen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Okan Bayülgen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='falokrat'/><title type='text'>Okan Bayülgen'in Fotoğraf Sergisi</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Bayülgen’in güçlü kadınları&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4965008.jpg" alt="Bayülgen’in güçlü kadınları" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Okan Bayülgen'in, "Erkeklerin Saatlerini Takan Kadınlar" adını verdiği üçüncü fotoğraf sergisi, bugün City's'teki It's a Joke'da açılıyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;p&gt;Birbirinden ünlü 12 kadını, farklı konseptlerde erkek saatleriyle görüntüleyen Bayülgen, eski sevgilisi Deniz Akkaya'yı ise uzun erkek donuyla fotoğrafladı. Okan Bayülgen, "Erkeklerin Saatlerini Takan Kadınlar" adını verdiği üçüncü fotoğraf sergisini bugün City’s AVM’de bulunan It’s a Joke’da açıyor. Birbirinden ünlü 12 kadını erkek saatleriyle görüntüleyen Bayülgen, "Artık güçlü kadınlar, erkek kol saati takıyor. Bu, uzun zaman önce farkına vardığım ve fotoğraflamak istediğim bir şeydi" dedi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Bugüne kadar iki fotoğraf sergisi açtınız. Biri Zekai Demir ile birlikte Afrika’da çektiğiniz fotoğraflardan oluşan  "Baobab Yolu" sergisi, diğeri de tiyatrocuları çektiğiniz "Pudra-Zamanın Tozu" sergisi... Şimdi üçüncü serginizi &lt;/b&gt;&lt;table style="width: 205px; height: 285px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="205"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4965009.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt;açacaksınız. Adı da "Erkeklerin Saatlerini Takan Kadınlar"... Bu proje nasıl ortaya çıktı Okan Bey?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Erkek, kadına karşı bütün aksesuvarlarını kaybettiği gibi en değerli aksesuvarı olan saatini de kaybetti. Uzun zamandır çevremdeki kadınların para verip, iyi, mekanik saatler kullandıklarını görüyorum. Bu kadınlar, pilli saatten vazgeçmiş, her gün o saati kurmaya razı kadınlar. Yani güçlenmiş, erkeksileşmiş kadınlar bunlar. Benim ilgilendiğim taraf da bu gizli güç durumu. Yani kadının "Bir dakika, hep sen fantazi yapmayacaksın, şimdi de ben fantazi yapacağım, ben yöneteceğim" demesini seviyorum. Bunu çok seksi ve güçlü buluyorum. Artık güçlü kadınlar, erkek kol saati takıyor. Bu, uzun zaman önce farkına vardığım ve fotoğraflamak istediğim bir şeydi. Şimdi hayata geçirdim.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; "Güçlü kadınlar erkek kol saati takıyor" dediniz ya, peki kadın saati takanlar ne oluyor, güçsüz mü?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hayır, tabii ki değil. Sakın öyle algılanmasın. Kadın, bir aşktan dolayı da erkek saati takabilir. Ama benim asıl ilgilendiğim konu güç meselesi... Ayrıca ben, mekanik ustalığa verilen değeri de biraz ön plana çıkarmak istedim. Saatlere ne kadar çok taş takarsanız, fiyatı o kadar artmaz. Aslında dünyanın en pahalı saatleri, hiç taşsız saatlerdir. Kadın artık bu taşlı saatleri sevmiyor. İşte bu gizli güç durumu ve erkeksilik de bana çok seksi geliyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Peki kadının bu kadar erkeksileşmesi fena bir durum değil mi?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Mücevherle kandırılamayan bir kadın bu bence. Bu bir güç belirtisidir. Fena bir durum değil.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Siz bu kadınları seviyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4965012.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4965012.jpg" align="right" /&gt;&lt;/b&gt;- Evet, çok seviyorum. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Taşlı saatlerden kullanan kadını sevmiyorsunuz yani...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Dediğim gibi, o kadın mücevherle kandırılabiliyor. O yüzden taşlı saati seven kadınlar tercihim değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Öyleyse bu fotoğraf sergisinin amacı, erkeksileşen kadınlara bir övgü...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Benim aslında tamamlamak istediğim bir şeyler var. Örneğin; Zekai ile Madagaskar’da yaptığımız iş, serüvenci fotoğrafçıya bir saygıydı. Yani poposunu kaldırıp yollara düşen, internetten görüntü indirip fotoğrafın arkasına koymayan bir fotoğrafçıya övgüydü o iş... Bu çalışmanın arkasından yaptığım ikinci iş "Pudra", yüzdeki çizgilere övgüydü. Bu üçüncü iş ise erkeksi bakış açısına bir övgüdür, evet... Ama benim asıl amacım, güzel, iyi bir iş çıkarmaktı. Çıkardığım işi paylaşmaktı. Benim gibi düşünen insanları temsil etmek istiyorum. Delikanlılık da o kadar dijitalleşmedi ya!  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Serginin alt cümlesi de ilginç... Orada diyorsunuz ki, "Kadın, güç, lüks ve zaman meselelerine falokrat bir bakış..." Önce "falokrat"ı açıklayarak başlayalım mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Erkeksi bakış açısına övgüyü, Fransızlar’ın aşağılamak için kullandığı bir deyimle yani "falokrat"la ifade ediyorum. Türkçe-Fransızca sözlüğe baktığınız zaman "&lt;a href="http://www.falokrat.com"&gt;falokrat&lt;/a&gt;"ın karşılığında, "uzvuna tapan" yazar. Sergiye, bunu da koyacağım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Cidden, koyacak mısınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Koyacağım, çünkü öyle yazıyor. "Falokrat", falüsten gelen, kaba bir erkek bakış açısıdır. Yani "falokrat", kaba erkekliği temsil eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 203px; height: 280px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="203"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4965015.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt; Türkçe karşılığı maço erkek demek...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, ama ben maçoyu kullanmak istemiyorum, "falokrat"ı kullanmak istiyorum. Çünkü aslında bu erkeksilik, kabalık kendi falüsüne tapınma bakış açısını ifade eder. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Evet ama fotoğraflarda kadının üstünlüğü, gücü göze çarpıyor... &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- İşte ben bunu yapmak istedim. Aslında bu fotoğraflardaki "falokrat" bakış açısı, sadece benim kadının güzelliğine bakışımdır.  Ben kadını güçsüz olarak görmüyorum. Aksine ben kadını çok güçlü görüyorum. Benim fotoğraflarımda elinde tabancasıyla adama giden bir kadın da var, elinde kırbaç olan bir hemşire de... Fakat yine aynı fotoğraflarda kadın adamı aşağı bastırmıştır ve sımsıkı kucaklar. Yani ona annelik yapar, şefkat duyar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;ATA DEMİRER KAÇTI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ata Demirer’e kendi saat dilimimde program yapmamı, bazıları kurnazlık olarak değerlendirdi. Ne yazık ki bu kadar üstün bir kötülüğe sahip değilim. Ata’nın tek bir derdi vardı, konukları ağırlamak. Baştan itibaren konuk ağırlamak &lt;img alt="/_newsimages/4965013.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4965013.jpg" align="right" /&gt;istemiyordu. Bunun stresine girdiği için devam etmek istemedi ve kaçtı! Oysa devam etseydi, beni ve Beyaz’ı zorlayacak bir iş yapmış olacaktı. Sadece biraz zaman ve seyircinin Ata’yı tanıması gerekiyordu. Sabredemedi! O sebat etmeyince ben ne yapayım? Oysa ben, bütün egolarımı ayaklar altına alıp, elimde telsizle onun kulis kapısına dikilen bir adam bile oldum. Yani rahat etmesi için elimden geleni yaptım. Fakat istemedi ve kavgasız gürültüsüz ayrıldık. İşin içinde benim ya da Ata’nın bir başarısızlığı yoktur! Ata’nın programı kaldırılmamıştır. Kendisi kaçmıştır. Yoksa Ata’dan ne reyting istendi ne de başka bir şey. Çok lüks şartlarda çalıştı. Benim yerimi doldurması gerekmiyordu. Televizyon bir alışkanlıktır. Onu anlatmaya çalıştık. Yine de istemedi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8211243.asp?gid=222&amp;amp;sz=74563"&gt;Kaynak Hürriye Magazin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-2728478609621008347?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/2728478609621008347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/okan-baylgenin-fotoraf-sergisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2728478609621008347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/2728478609621008347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/okan-baylgenin-fotoraf-sergisi.html' title='Okan Bayülgen&apos;in Fotoğraf Sergisi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-4307248874286716640</id><published>2008-02-12T15:54:00.000-08:00</published><updated>2008-02-12T15:57:34.113-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='flört'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şov'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Davut Güloğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dans'/><title type='text'>Nez Dönüyor</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Herkese geçmiş olsun&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915211.jpg" alt="Herkese geçmiş olsun" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Üç yıldır sahnelerden uzak olan Nez, seksi kostümleri ve dans gösterileriyle şov dünyasına dönmeye hazır...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ünlü şarkıcı, “Kılık değiştirerek kulüplere, konserlere gidip insanların neler yaptığını izledim. Ama gördüm ki yerimi kimse dolduramıyor. Şimdi çok daha muhteşem bir şovla dönüyorum. Herkese geçmiş olsun” sözleriyle rakiplerine meydan okuyor. Üç yıldır sahnelerden uzak olan Nez, yine seksi kostümleri, İngilizce şarkıları ve dans gösterileriyle şov dünyasına dönüyor. Ara verdiği bu üç yıl içinde İngilizce çeviriler yaparak geçimini sağladığını belirten Nez, "Kılık değiştirerek kulüplere, konserlere gidip insanların neler yaptığını da izledim. Ama gördüm ki yerimi kimse dolduramıyor. Şimdi çok daha muhteşem bir şovla dönüyorum. Herkese geçmiş olsun" dedi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Kaç yıl oldu sahneleri bırakalı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 206px; height: 363px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="206"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915212.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;- Üç yıl oldu. Ama ben hiçbir zaman sahneleri bırakmadım, sadece ara verdim. Bazılarının işine öyle geldiği için bıraktığımı söylediler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Neden ara verdiniz peki?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Bana çok sataştılar, çok laf attılar. Kalbim kırıldı. Hem daha fazla üzülmek istemediğim için, hem de eski prodüktörüm ile anlaşmamın bitmesini beklemek için verdim bu arayı. Bir de o kadar çok taklitlerim çıktı ki, ortam keyifsizleşti. Çıkanlar laf söylemeye başladı falan... İyi ki ara vermişim. İlk ve son isim olarak kaldım. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Ben tehdit aldığınız için bıraktığınızı duymuştum.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, tehdit edildim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Kimler tehdit etti?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hiç ummadığınız isimlerden çok büyük tehditler aldım. Bu tehditler "Seni bu camiada var etmeyeceğiz" şeklindeydi. Tabii ki aleni bir şekilde, "Bacağına sıkarız, dans edemezsin" demediler ama ben onu demek istediklerini anlamıştım. Ya da şu oldu; inanılmaz güzel iş teklifleri alıyordum, fakat o teklifli verenler birden vazgeçiyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Bu tehditler kadınlardan mı, erkeklerden mi geliyordu?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Benim en büyük düşmanım kadınlardı. Dolayısıyla kadınlar üzerinden geliyordu bu tehditler. Bizim camiamızda kadın kadına olan savaş, çok çirkin boyutlardadır. Erkeklerin savaşından çok daha acımasız ve çirkindir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Ara vererek onların ekmeklerine yağ sürdünüz ama...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Başka şansım yoktu. Çünkü ben bu dünyada tek başımayım. Zekiyim, ama dediğim gibi onların savaşı çok farklı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ben onların savaş şeklinde yalnızdım. Arkamda, yanımda kimse yoktu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4915214.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915214.jpg" align="right" /&gt;&lt;b&gt; Şu an güçlü müsünüz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Şunu anladım; insanlar benim yeteneğimden çekiniyor. Dolayısıyla güçlüyüm. Benim yok olup biteceğimi düşündüler. Tam tersi oldu. Geri çekildim ama hiçbir şey kaybetmedim. Ara verdiğim bu üç yıl, çok güzel yaşadım, öğrendim, çok şey biriktirdim. Hem gidenler de gitti. Kimse kalmadı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Nasıl yaşadınız bu üç yıl boyunca, geçiminizi nasıl sağladınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- İngilizce’den Türkçe’ye çeviriler yaptım. Reklam filmleri seslendirdim. Bazılarına inat, dimdik ayakta durdum. Bu arada kılık değiştirerek gece kulüplerine, konserlere giderek insanların neler yaptığını izledim. Gördüm ki kimse yerimi dolduramamış. Bu yüzden uzun zamandır aklımdaydı geri dönmek...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Bu üç yıllık arada nişanlandınız, Davut Güloğlu ile aşk yaşadınız, sonra da evlendiniz. Bir şey soracağım, askerde olan nişanlınızı aldattınız mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hayır... Ama ne yazık ki olay böyle yansıtıldı. Bir şey yürümüyorsa, yürümüyordur. Nişanlımla da ilişkimiz yürümüyordu ve ayrıldık. Ayrıldıktan sonra başka birine aşık oldum. Aşk bu, ne zaman, nasıl kapınızı çalacağı belli olmuyor. Aşık oldum ve ilişkimi yaşadım. Bundan da pişman değilim. Neyi yaşadıysam, çok severek yaşadım. Hepsi de çok güzel şeyler kattı bana. Bitmesi gerekiyordu ve bittiler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Siz böyle çok çabuk mu aşık olursunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hayır, çok zor aşık olurum. O yüzden kıymetlidir aşk benim için ve ilişkilerim de uzun sürer. Bu camianın içinde yaşananları görmek, aşkı öldürüyor. Bir süre sonra panikliyorsun ve diyorsun ki; "Ben de aile istiyorum, ben de bir takım şeyleri yaşamak istiyorum. Evimde 50 ödül, 10 albüm olup yalnız yaşamak istemiyorum." Böyle olunca, bulduğum aşkların peşine düştüm. Mutlu olurum, yuva kurabilirim diye... Ama olmadı. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Neden olmadı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 205px; height: 311px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="205"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915215.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;- Ben, kaldırılması güç bir kadınım. Sonuçta bir Nez var, bir de evdeki Nezihe var. Bu anlaşılmadı. Anlaşılmayınca da yürümüyor. İlişki, saygının olmadığı bir hale bürünüyor. Ben de saygının olmadığı bir yerde asla durmam. Bir arkadaşım bana, "Sen aşık olunabilecek en güzel kadınsın" demişti. O zaman neden yürümüyordu? Gördüm ki bazen insanlara fazla gelebiliyorsunuz. Herkes Nez’in kendisine ait olmasını istiyor. Bu da çok normal.   &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Erkekte ne çeker sizi?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Zekası... Benimle tartışabilecek erkek olmalı. Ben onunla beyin jimnastiği yapabilmeliyim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Aşık oldunuz, sizi kaldırabilecek birisini bulduğunuza inandınız ve Berna Nuri Süer’le evlendiniz. Doğru mu?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet. Evlilik çok farklı bir şey. Gerçekten bu kurumda saygı çok önemli. Biz, birbirimize çok saygılıydık. Ama birbirimizi tanıdıkça aramızda farklılıklar olduğunu gördük. Ve ikimiz de birbirimize daha fazla acı çektirmek istemedik. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Ayrı dünyaların insanı olduğunuzu baştan anlayamadınız mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Flört edemedik ki... Bizim flört etme şansımız yok. Hemen saçma sapan şeyler yazılıyor. Evlendik, anlaşamadık ve ayrıldık. Şimdi neden ayrıldığımızı anlatamam. Bu benim çok özelimdir. Ben sadece şuna üzüldüm; ayrılacağımızı gazeteci arkadaşlarıyla paylaşmasına ve "Kirasını ödeyemiyordu" demesine... Bunlar çok çirkindi. Oysa oturduğumuz ev, benim evim. Ben yıllardır Cihangir’de yaşıyorum. Herkes bilir. Ben "Ona evimi, ailemi açtım" derken, hayatımı açtım anlamında söylemiştim. Ama sanırım sözlerimi yanlış algıladı. Bu yüzden de yanlış şeyler söyledi. Biz, her şeyimizi paylaştık. Benim ona, onun bana yardım ettiği günler oldu. Evlilik demek, paylaşmak demektir. Bir ilişki nasıl saygı çerçevesinde başlıyorsa, aynı şekilde bitmelidir. Biz de küçük tatsızlıklar olsa da öyle bitirdik. Kendisi her zaman dostum, arkadaşım olarak kalacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Şimdi yeniden sahnelere dönüyorsunuz değil mi?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet. 16 Şubat’ta Studio Live’da ilk canlı performansımı yapacağım. Buradan bana sponsor olan Absolut Events Lime Light’a teşekkür ederim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4915217.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915217.jpg" align="right" /&gt;&lt;b&gt; Eski şovlarınızla mı sahnede olacaksınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, o ilk dönemlerde yaptığım şovu geliştireceğim. Benim yeniden dönmeme çok üzülenler de var, sevinenler de var, kıskananlar da... Onlar adına çok üzgünüm. Nez, geri dönüyor. Müthiş sahne kostümleri, şarkılar, şovlar hazırladım. Zenci gırtlağıyla okuyabileceğim şarkılar seçtim ve onları etnik bir hale getirdim. Herkese geçmiş olsun. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Yine eskisi gibi seksi bir Nez mi izleyeceğiz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Şimdi biraz daha kontrollü olacağım. İlk çıktığımda da kontrollü olmak isterdim ama sonuçta bu iş stratejik bir oyun. Patron ne derse o oluyor. Sizin söz hakkınız olmuyor ki... Bu arada size bir şey söyleyeyim, şimdikilerin yanında ben yaptıklarımla melek gibi kalıyorum. Ayrıca bugüne kadar benim kliplerim hiç yasaklanmadı. Tahrik edici bulunsaydı, sansürlenirdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Peki, seyirci, sahnede işini yapan Nez’i yanlış algıladı mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Hayır, o dönem için doğru algıladı. Erkeklerin güzel kadın olduğumu söylemeleri bazen çok hoşuma gitti. Sonra bana "Türkiye’nin en seksi kadını" ödülü verilince, durup bir düşündüm, "Neden sanatıma değil de çok başka şeylere bakılıyor" diye. Ve gördüm ki, benden önce dişiliğiyle sahnede olan bir kadın yok. Dolayısıyla bu anlamda insanlara çok farklı geldim. Ben sahnelere dişilik ve kostüm getirdim. O yüzden de çok konuşuldum. Normal hayatımda Nezihe’yim ama sahnede Nez... Böyle bir değişim yaşıyorum. Bu değişim de beğenildi. Söyleyecek bir şey yok.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tacize uğramamak kadınların elinde&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;- Hiç taciz edildiniz mi peki?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Bugüne kadar hiç tacize uğramadım! Bu beyin gücüdür. Ben sahneye çıkarken "Dinleyin, seyredin ve buradan mutlu ayrılın" diyorum. Yaydığım enerji de sadece şuydu; "Bana ulaşamazsınız, ancak ben istersem size ulaşırım." Her şey kadının elindedir. Kadın ulaşılmaz olmak isterse, olur. Bu kadar basittir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt; &lt;table style="width: 159px; height: 200px;" align="left" border="2" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="159"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8162036.asp?m=1&amp;amp;gid=227&amp;amp;sz=52336&amp;amp;srid=4026&amp;amp;oid=1"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4525295.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Umudumu kaybetmedim yine evleneceğim&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;- Bu arada 3.5 aylık hamileyken bebeğinizi kaybettiniz. Şiddete mi maruz kaldınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Hayır. Her 10 kadından beşinin yaşadığı bir şeymiş bu. Tamamen o sebeple bebeğimi kaybettim. Hayatımın en acı dakikalarıdır benim için. Çok acı çektim, çok ağladım. Ama ben umudumu kaybetmedim. Yine aşık olacağım, yine evleneceğim ve evlat sahibi olacağım. Hayattaki tek arzum, isteğim bu.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-4307248874286716640?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/4307248874286716640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/herkese-gemi-olsun-fotoraflar-sinan.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4307248874286716640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4307248874286716640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/herkese-gemi-olsun-fotoraflar-sinan.html' title='Nez Dönüyor'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5474967603999721960</id><published>2008-02-09T15:57:00.000-08:00</published><updated>2008-02-09T16:00:32.529-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tuba Ünsal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Binbir Gece dizisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemin dizisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diziler'/><title type='text'>Tuba Ünsal Röportaj</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Beni örnek alırlarsa düzgün genç kız olurlar&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4910112.jpg" alt="Beni örnek alırlarsa düzgün genç kız olurlar" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Sakin ve dingin bir hayat sürmeye başlayan Tuba Ünsal'dan çarpıcı açıklamalar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;1,5 yıl önce yaşadığı fırtınalı günlerin ardından sakin ve dingin bir hayat sürmeye başlayan Tuba Ünsal, yaşadığı hiçbir şeyden pişmanlık duymadığını belirtti.Ünsal, “Kimin ne söylediği, ne düşündüğü umurumda bile değil. Yatağıma yattığım zaman vicdanım rahat. Çünkü ben her şeyi, en ahlaklı şekliyle yaşadım. O yüzden genç kızlar beni örnek alırsa, düzgün genç kız olurlar” diyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;- 1,5 yıl önce yaşadıklarınız, size "Gençlere kötü örnek oluyor" eleştirilerini getirdi. Zor günlerdi, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;İyi örnek olmak için kameralara yalan söylemek, kadın programlarında ağlamak mı gerekir? Ben hiçbir zaman içinde aşk olmayan hiçbir ilişkinin içinde olmadım. Kimse beni, yanıma yakışmayan biriyle görmedi. Sadece işimi yapıp, evime döndüm. O yüzden kime göre, neye göre örnek oluyorum? Gençler benim iyi tarafımı örnek alsın. Birilerine iyi örnek olacağım diye kendi hayatımı kısıtlayarak yaşayamam. Bu örnek alma mevzusunu da çok takmıyorum açıkçası. Ayrıca beni örnek alırlarsa da düzgün bir genç kız olurlar. Tabii ki eğleniyorum, erkek arkadaşlarım oluyor, geziyorum. Bu çok doğal bir şey. Ama her şeyi doğru düzgün yaşıyorum... Sapıtmıyorum, sapmıyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- “Eşini aldatan kadın" başlığı altında sürekli gündemindeydiniz...&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ben böyle bir şey yapmadım. Ben, aşık oldum ve evliliğimi bitirmeyi tercih ettim. Bu, hayatta herkesin başına gelebilecek bir şey. Benim yaptığım çok zordu. Bunu kimse takdir etmedi. Hata da yapabilirdim, çünkü karşımdaki insanı tanımıyordum. Ama yine de evliliğimi bitirdim, yani çekip gittim. Ortada bir yanlış yok. Ben o süreci en ahlaklı, en dürüst şekilde yaşadım. Kimin ne söylediği, ne düşündüğü umurumda bile değil. Yatağıma yattığım zaman vicdanım rahat.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Şimdi pişman mısınız, yani çekip gittiğinize?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bu soruya dürüstçe konuşamayacağım için yanıt vermek istemiyorum. &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Bütün bu kaos neler öğretti size?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Umudu kaybetmeden yaşamayı, dibe vurup ancak öyle yukarı çıkılabileceğini öğretti. &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Maddi açıdan da zor bir dönemdi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Çok sıkıntı yaşadım. Ama o altı ay bana çok güzel şeyler öğretti. En azından paramı tutmamı...&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Altı ay mı çalışamadınız?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Çalışamadım derken o altı ay sadece "Küçük Hanımefendi" filmlerini yaptım, o kadar. Ekstra bir şey yapamadım, ki benim bir günüm 35 işle geçerdi.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Maddi açıdan sıkıntı yaşadığınız o günlerde bir taksiye binmişsiniz, fakat paranız yetmediği için taksicinin parasını şarkı söylerek ödemişsiniz, doğru mu bu?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bu olay daha yeni, birkaç ay önce oldu. Ben nakit para tutmasını bilemiyorum. Bir gün 500 YTL para çektim ve arkadaşlarımla beraber bir gece kulübüne yemeğe gittik. Ben orada garsonlara parayı dağıttım. Meğer fazla dağıtmışım. Neyse taksiye bindim. Evime doğru giderken, paramın olmadığını fark ettim. Taksiciye dönüp "Çok özür dilerim, benim param bitmiş. Ben size bir şarkı söylesem, ödeşir miyiz?" dedim. Adam da kabul etti. Ben Maçka'dan Baltalimanı'na kadar şoföre şarkı söyledim. Çok tonton, çok tatlı biriydi. Sonrasında parayı kendisine gönderdim ama "Onun değil, benim ona borcum var. Bana özel program yaptı" diyerek kabul etmedi. Çok iyi birisiydi.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Hangi şarkıyı söylediniz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;"Yıldızların Altında." Yol boyunca bu şarkıyı söyledim. Taksi şoförü de bana eşlik etti. Çok komik ve eğlenceliydi. Sıkıştığım anlarda benim böyle yırtma durumlarım vardır. Şekerliğimi, sempatikliğimi anında nakite dönüştürüyorum. &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Peki... Şu an flörtünüz var mı?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Evet var. Hatta geçen gün bir gazetede resmimiz çıkmış. O resimdeki flörtümdür, erkek arkadaşımdır doğru, ama ismi Murat değil. Kim olduğunu da söylemek istemiyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Yok. "Evlilik" lafını duyduğum an ruhum daralıyor. Ben evlilik kadını değilim... Benim hayatta başka isteklerim var. Kocanın karısı olma durumu falan istemiyorum.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Ama evlilik için şartlarınız olduğunu duydum. Mesela gerektiği zaman ayrı evlerde yaşamak da bu şartlardan biriymiş.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ay yok böyle bir şey. Doğru değil tabii ki. Şartım olsa, böyle mi olur?&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Nasıl olur?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Söylüyorum... Evleneceğim adam çok iyi pilaki yapmalı, sarmısak yediğimde ağzımın kokmasına hiçbir şey söylememeli. Çünkü ben sarmısak çok yerim. Sarmısak vücuda çok faydalıdır. Geceleri sürdüğüm avokado maskemi görüp, “Çok kötü gözüküyorsun” dememeli ve benimle birlikte "Sex and the City"yi izlemeli. Şartlarım bunlar! Şimdi bunları da ciddiye alırlar. Espri yaptım. &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Siz bir erkeğe bir ömür boyu bağlı kalabilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Doğru aşkı, gerçek aşkı bulduğumda kalırım tabii, ki bunu yakaladığım da oldu ama yürümedi...&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yalın mıydı bu kişi?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Yorum yapmayacağım...&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- İlişki içinde mutsuzsanız...&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Mutsuz olduğum zaman benim için o ilişki hemen biter ve asla arkama dönüp bakmam. Hayatımda dönüp de arkama baktığım ilişkim hiç olmamıştır. Mutsuzsam, o gün benim için biter. Dürüstçe çıkıp giderim yani.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Peki, biraz da işten konuşalım...&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;“Yemin” adlı dizi çalışmam devam ediyor. Bu arada rol aldığım “Plajda” filmi bu ay vizyona girecek. Sarp Apak ve Gürgen Öz’le birlikte oynadım. İkisi müthiş seksi, iki kadın oldu. Çekimlerde çok eğlendik. Ben zaten Sarp ile Gürgen'e bayılıyorum. Çok yetenekli ve komikler. Ben filmde komik ve saftoloş bir kızı canlandırıyorum. Bence yılın komedi filmi olacak.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- &lt;a class="keywords" target="_blank" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/%C5%9Eahan_G%C3%B6kbakar/"&gt;Şahan Gökbakar&lt;/a&gt;’ın Recep İvedik’i rakibiniz olacak.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Recep İvedik, biz onları eledik.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yeni projeler var mı?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bu yaz Amerika'ya gitmek istiyorum. Los Angeles'ta kendimi geliştirme kurslarına başlayacağım. Kendimi eğitmek istiyorum. Çünkü kocaman kadın olduğumda bile kendimi genç kız rollerinde görmek istemiyorum. 10 yıl sonra 18 yaşında bir genç kızı canlandırmak istersem de aman beni durdurun yani.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Bir dakika, bu "durdurun beni" cümlesini Yalın da söylemişti. "Eğer ben 45 yaşıma geldiğinde hâlâ gençlere ulaşmak isteyen bir sanatçı olacaksam, beni durdurun" demişti...&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Evet, bu Yalın'ın lafıdır. Üzüm üzüme baka baka kararır durumu işte... &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Belki biliyorsunuzdur, Eylül ayında Yalın da Los Angeles’a gidiyor. Belki orada karşılaşır, sohbet edersiniz?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Ama ben &lt;a class="keywords" target="_blank" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/abd/"&gt;ABD&lt;/a&gt;’ye gitme kararını çok daha önce almıştım ve ondan önce gideceğim. Onun peşinden gittiğim falan sanılmasın sakın! &lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;REKLAM AŞKI YAŞAYANLARA SAYGI DUYMUYORUM&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yalın’la reklam aşkı mı yaşadınız? Nilay Dorsa bunu iddia etti de...&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Buna kimse inanmadı. Bazıları hayal kurarlar, kendi hayallerinin kahramanı olurlar. Bazıları da oturup o hayal kuranları izlerler. Ben, bir günü 20 saat çalışarak geçiren biriyim. Bazı boş gezen insanların uydurması bu işte... O yüzden cevap vermek, beni seven insanlara saygısızlık olur. İnsanlar böyle şeyler uydurmak yerine, kendilerini nasıl geliştirebileceklerini düşünsünler. Ayrıca bir şey daha söylemek isterim ki, böyle reklam aşkı yaşayanlara asla saygı duymuyorum. Bunun toplum içinde başka bir adı da vardır. Bu iş resmen ticarete girer. Neyse böyle konuşanlara, iftira atanlara evren ya da insanlar cezasını veriyor. O yüzden bana bunu söyleyen o kişiyi mahkemeye de vermedim. Böyle işlerle uğraşacak zamanım yok zaten.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;ZOR ZAMANLARIMDA EN BÜYÜK DESTEKÇİM YALIN'IN ANNESİYDİ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4525295.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4525295.jpg" align="right" /&gt;- Bu zor anlarda yanınızda size destek olan biri var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Eski erkek arkadaşımın annesi hep benim yanımdaydı.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;- Yalın’ın annesi mi?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Evet. Bana çok büyük destek verdi. Onun hakkını hiçbir zaman ödeyemem. Benim annem ile babam oldu. En kötü günümde ben ona sarılıp ağladım. İlişkimiz bittikten sonra da benim yanımda oldu. Onun desteği benim ayakta durmamı, hayata başka bakmamı, yeni kararlar almamı sağladı. Yalnız kaldığım gecelerde düşünüp, doğru yolu bulmamı sağladı. Ona buradan çok teşekkür ederim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8197861.asp?gid=222&amp;amp;sz=75460"&gt;Hürriyet Magazin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5474967603999721960?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5474967603999721960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/tuba-nsal-rportaj.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5474967603999721960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5474967603999721960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/tuba-nsal-rportaj.html' title='Tuba Ünsal Röportaj'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-9144033279644969120</id><published>2008-02-07T13:47:00.000-08:00</published><updated>2008-02-07T13:52:11.514-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komedyen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komedi Dükkanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa Yakası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sacit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanatcı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tolga Çevik'/><title type='text'>Tolga Çevik Röportaj</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Komedyen olmak tiyatro kökeni ve adap gerektirir&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Yeşim ÇOBANKENT Fotoğraflar: Boğaç DALKIRAN-Semih KANMAZ&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915240.jpg" alt="Komedyen olmak tiyatro kökeni ve adap gerektirir" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; "Komedi Dükkanı"nda Salih Kalyon ile beraber doğaçlama performans sunan Tolga Çevik, Elle dergisine konuştu.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Formatını kendi yarattığı "Komedi Dükkanı"nda Salih Kalyon ile beraber doğaçlama performans sunan Tolga Çevik, Elle dergisine konuştu.Kendilerini canlı olarak izlemek isteyenlerin sıraya girdiğini söyleyen Çevik, "13 bin kişi bizi izlemek için sırada bekliyor. Dubai’den gelenler, yurtdışından gelişini programa denk getirmeye çalışanlar da var" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Avrupa Yakası"nın Sacit’i Tolga Çevik, bir süredir de TV8’de yayınlanan "Komedi Dükkanı" ile gündemde... Formatını kendi yarattığı bu programda Salih Kalyon ile birinci sınıf doğaçlama bir performans sunan oyuncu, Elle dergisine verdiği röportajda "Şu an 13 bin kişi bizi izlemek için sırada bekliyor" dedi.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 205px; height: 311px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="205"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915244.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt; "Avrupa Yakası" ve "Komedi Dükkanı". İkisi bir arada nasıl yürüyor? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- "Komedi Dükkanı" benim bulduğum bir format olduğu için benim üzerime kurulu. Diğeri takım oyunu. Bir hamur olmak ve üsluba uymak zorundasınız. "Avrupa Yakası"nda antreman yapıyorum, "Komedi Dükkanı"nda kendi maçıma çıkıyorum. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; "Komedi Dükkanı"nda kendinizle çok fena dalga geçiyorsunuz. Bu yeni nesil Türk komiklerinin pek girmediği bir alan... &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Sahnede olmak için zeki bir insan olmalısınız. Zeki adam sahnede ne yapacağını bilir. Bulduğumuz formatta iki tane zeki adamı bir araya getirip sahnede gerizekalıyı oynatıyoruz. Seyirci seyrederken bizim gerizekalı olduğumuzu sanmasın diye de bir üçüncü kişi olarak yönetmenin dış sesine yer veriyoruz. İlk 12 bölümde seyirci, "Bu herifler ne kadar salak" diye düşünürken şimdi bizim arkamıza geçti.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Sizi tiyatro sahnesinde izleyen küçük grupla sıcak bir ilişkiniz var. İkinci grupsa bu programı evlerinde beyazcamdan izleyenler. Dengeyi nasıl kuruyorsunuz?    &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Sahnede dibimize gelen seyirciyle evdeki seyirci arasında bir bağ kuruyoruz. Oyuna gelen seyirciyi öyle bir çıldırtıyoruz ki, televizyon başındaki "Biz de gidelim şunları izlemeye" diyor. Bütün derdimiz o zaten, çünkü ben de seyirci görmek istiyorum. Tiyatro kökenli olduğum için sadece kameraya bakmak bana o kadar zevk vermiyor. Formatı denemek için piyasadaki arkadaşları seyirci olarak getirdik ve 64 kişilik bir salonda çektik ilk kez. Seyirciler ikinci programdan itibaren bilet almak istedi ve şu an 13 bin kişi sırada bekliyor. Dubai’den gelenler, yurtdışından gelişini programa denk getirmeye çalışanlar... Yakında dünya turnesine de çıkacağız. İnsanlar programı yabancı arkadaşlarına da seyrettiriyorlar ve anlamadıkları halde çok güldüklerini söyleyen yabancı lisanda mail’ler geliyor. Charlie Chaplin durumu yani.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4915254.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915254.jpg" align="right" /&gt;&lt;b&gt; Siz ne kadar eğleniyorsunuz program esnasında? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Çoook. Benim hayatım bu. 12 yıldır bu işteyim ve en çok inandığım şeyi yapıyorum. Türk sinemasında Ses Dergisi yarışmasında star olan birinden komedyen çıktı mı? Hayır. Komedyen olmak tiyatro kökeni ve adap gerektirir. Sadece kameraya bakarak oynayan insanlar burunları havada gezer, çünkü hiçbir zaman seyircinin gözüne bakmamışlardır. Oysa tiyatro adabınız varsa, seyircinin sizi sevişini, sevmeyişini yaşadıysanız, bu işin matematiğini çözersiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Oyunculuk skalanız epey geniş. Trajedi ve dram oynarken neden komediyi seçtiniz?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Programdan salondaki seyirciyi çıkarın, herkes halimize ağlar. Durumun komediyle hiç ilgisi yok, gerçekten çok acıklı iki insan var. Bir tanesi 65, diğeri 35 yaşında hiçbir şey olamamış iki zavallı. İnatla da bir şeyler yapmaya çalışan, "loser" iki insan... Ayrıca hayatımda çocuklarımın olduğu ve rahatlamak istediğim bir dönem. Benden komik şeyler görsünler ve içleri açılsın. Sonra ne yaptığımı anladıkları zaman belki tekrar drama dönerim. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Amerika’da tiyatro eğitimi almak sizi nasıl etkiledi?  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Burada konservatuvarı kazanamadım. Bizdeki sistem çok saçma, zaten iyi oynayabilecek adam niye gitsin ki okula? Amerika’daysa sizdeki hamuru görürler ve öğrenmeyi öğrenirsin. Türkiye’de oyuncular hocasından ayrılınca topal olur. Sahnede ya ağlar gibi yaparsın ya da gerçekten ağlarsın. Ben ağlamayı seçiyorum. Gibi yaparsanız, seyirci de sizi seviyormuş gibi yapar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 206px; height: 314px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="206"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4915257.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt; Komedyenler politik espriler yapardı. Bunun modası geçti mi artık?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Ben 1974 doğumluyum ve apolitik bir insanım. Tek politik görüşüm: "Herşey daha güzel ve insanca olmalı!" &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Peki "Komedi Dükkanı" size çok para kazandırdı mı? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Salak değilim tabii, para kazanmıyorsam niye yapayım? Yine de trilyonlar kazanacak hale gelmek için programın miyadının dolmasını beklemeyeceğim. Bir şey üretip üzerine yatarsanız bir gerizekalı gibi yaşarsınız. Bu tembelliktir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Başarının sırrı ailede yatar&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Genç yaşta iki çocuk sahibi olmuş mazbut bir aile babası olarak, şöhretli Türk erkeği tipolojisine uymuyorsunuz.  &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Şöhret çok şaka bir şeydir. Başarının sırrı ailede yatar. Aile olayını kuramamışsanız geçmiş olsun. Bizde öyle şeyler de aradılar; Beyoğlu’nda Engin Günaydın’ın evinden çıkıyorum, "Yengenin haberi var mı?" diye soruyorlar. Eşim ünlü bir aileden geliyor, ama umrunda bile değil, çünkü o taraklarda bezi yok. Onun işi benimle. Yaşıtları &lt;a class="keywords" target="_blank" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/Ba%C4%9Fdat/"&gt;Bağdat&lt;/a&gt; Caddesi’nde gezerken o 25 yaşında iki çocukla uğraşıyor. Oğlumuz (Tan) 2,5, kızımız (Tuna) 1,5 yaşında. Yanlış bir birliktelik hayatımı altüst edebilirdi ama benimki çok doğru bir birliktelik. Şu anki durumum onun müsamahası ve özverisinin bir sonucu çünkü biz bir takımız. Benim örneğim 50 senedir evli olan Gazanfer Özcan. Bizim aile yapılarımız da bunu gerektiriyor. Sanatçılık senin işin, sanatçı yaşam tarzı filan, bıraksınlar bu işleri. Biz bayramın birinci günü onun ailesinde, ikinci günü bizim taraftayız. Bunu seviyoruz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8162073.asp?gid=227&amp;amp;sz=90922"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/magazin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-9144033279644969120?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/9144033279644969120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/tolga-evik-rportaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/9144033279644969120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/9144033279644969120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/tolga-evik-rportaj.html' title='Tolga Çevik Röportaj'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5338841261020449942</id><published>2008-02-07T04:48:00.000-08:00</published><updated>2008-02-07T04:49:52.981-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tan Sağtürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romantizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Binbir Gece dizisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şehrazat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romantik dakikalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romantik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bergüzar Korel'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Romantik dakikalar&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4922375.jpg" alt="Romantik dakikalar" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; "Binbir Gece" dizisinin Şehrazat'ı Bergüzar Korel, sevgilisi Tan Sağtürk ile birlikte tavernadaydı.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;p&gt;"Binbir Gece" dizisinin Şehrazat'ı Bergüzar Korel, önceki akşam sevgilisi Tan Sağtürk ile birlikte Zorba Taverna'daydı... Grek müziğin ünlü sesi Fedon'un şarkıları eşliğinde geç saatlere kadar eğlenen çift, yaptıkları sirtaki şovla alkış aldı. Fedon'un romantik şarkılarında sarmaş dolaş olan Korel ve Sağtürk, hareketli parçalarda ise yerlerinden fırlayıp sirtaki yapmaya başladı. Ayrıca sahnede onlarca tabak kıran çift, sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenceye devam etti.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz cuma gecesi Zorba Taverna'da sahneye çıkan Fedon'u izlemeye giden Tan Sağtürk ve sevgilisi Bergüzar Korel, gönüllerince eğlendi. Fedon'un romantik şarkılarıyla kendilerinden geçen çift, gece boyunda sarmaş dolaş dans etti, Grek müziği eşliğinde tabak kırdı, sirtaki yaptı. Birbirlerine olan aşkları her hallerinden belli olan çift, gecenin geç saatlerine kadar mekanda kaldı. &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-5338841261020449942?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/5338841261020449942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/romantik-dakikalar-binbir-gece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5338841261020449942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/5338841261020449942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/romantik-dakikalar-binbir-gece.html' title=''/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7566885867994915372</id><published>2008-02-07T04:44:00.000-08:00</published><updated>2008-02-07T04:46:32.385-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='magazin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eskişehir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyazıt öztürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarkan beyaza çıksın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarkan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özlem Işık'/><title type='text'>Beyazıt Öztürk Röportaj</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Olayı yedim bitirdim artık oturaklıyım&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Yaşar ÇAKMAK&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4928499.jpg" alt="Olayı yedim bitirdim artık oturaklıyım" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Beyazıt Öztürk, Hafta Sonu dergisine verdiği röportajda, şimdiye kadar hiç gerçek bir aşk yaşamadığını söyledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Beyazıt Öztürk, "Hiç aşık olmadım, öyle büyük bir aşk yaşamadım. Zaten uzun vadeli bir ilişkim de olmadı. Bu arada Özlem Işık'la nişanlandığım haberleri asılsız. Bir tanışmamız, sohbetimiz oldu, ama oralara kadar uzamadı. O işi fazla abartıp, fazla ayyuka çıkardılar ve bir efsane haline geldi. Biriyle nişanlılık dönemine kadar gitseydim, söylerdim."&lt;br /&gt;Bir zamanlar sıkı bir çapkın olan Beyazıt Öztürk, Hafta Sonu dergisine verdiği röportajda, son zamanlardaki sükunetinin nedenini anlattı: "Artık 40’ına yaklaşan bir adamsan, hayatında bir oturaklılık olmak zorunda. Son zamanlarda dışarı çıkmıyorum. Olayı yedim, bitirdim. Gittim, yaşadım, bıraktım. Kaldı ki, beraber olduğun insanı da tehlikeye atıyor, lekeliyorsun. Kendi halinde birini ünlü yapıp hayatını mahvediyorsun!"&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 206px; height: 271px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="206"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4928501.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt; Eskişehir’den yeni geldiğin günleri arıyor musun?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Bunu bana beş sene önce sormuş olsaydın, "Evet" derdim. Çok arada, dönem dönem, bir yerde bir şarkı çalınca gidip geliyorum, gözüm dalıyor, ama artık hayat şekillendi hepimiz için. Mesleğim bu, etim bu, budum bu, çevrem bu ve yaşayacağım şeyler bunlar. Bu saatten sonra Eskişehir’e yerleşip bir şeyler yapmam çok zor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Sanatçılar arasından görüştüğün, "dostum" diyebileceğin kimse var mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Var. Kubat, Hüseyin Turan, Demet Akbağ, Yavuz Bingöl... Onun dışında çok fazla kişi yok.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Demet’le (Akalın) bir röportaj yapmıştım ve "Ben her programa çıkmıyorum" demişti. Ama sana hiç "Hayır" demiyor. Beyaz Show reytingi yüksek bir program. Sanatçılardan katılım için teklif geliyor mu hiç?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Demet’ten hiç gelmedi. Demet ne zaman istesek geldi programa ayrıca. Onunla yaptığımız programlar da hep keyifli geçti. Bazı sanatçılar "Daha önce gittim, çok keyifli geçti, bir kere daha gitsem zarar görmem" diyebiliyorlar. Ama para isteyen sanatçılar da oluyor. Bazen kostüm de yaptırabiliyoruz. Bunda bir yanlış görmüyorum. Geliyorsun, fikir satıyorsun. Kanal para kazanıyor, yapım kazanıyor, sen de bundan üç, beş bir şey kazanabilirsin. 12 senelik Beyaz Show tarihinde Türkler’den dört ya da beş kişiye bedel ödemişizdir. Yurt dışından gelenlere tabii ki ödüyorsunuz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Türkiye’de kimlere para ödediniz? İbrahim Tatlıses olabilir mi mesela?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- İbrahim Ağabey’den hiç böyle bir talep olmadı. Bir, iki kişiden oldu ama isim vermem.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; "Sezen Aksu gelsin" dedin, geldi...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Sezen (Aksu), böyle bir şey talep etmediği gibi yapılabilecek en güzel şeyi yaptı bana. Programdan iki gün önce yanına gitmiştim. Benim dört senelik talebimden sonra, "Tamam gelirim" demişti. Mini bir toplantı yaptık. Yaşar Gaga, ben ve Sezen Aksu. Ne konuşacağımızı sordum program akışında, "Ne istiyorsan konuşuruz Beyaz, bunları burada konuşmayalım" dedi. Zaten ben edebimle bu işi yapan bir adamım, girilecek girilmeyecek konuları biliyorum. Benimki de bir röportaj. Ondan dolayı ayarımı biliyorum ama karşı tarafın bu kadar açık ve net olması çok güzel bir şey. Programda da öyle söyledi. O rahatlık programı uçurdu. Öteki türlü kasıyorsun çünkü. Zülfü Ağabey’in (Livaneli) programı da güzeldi mesela.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Beyaz sıkı bir çapkındı. Buna rağmen genelde yakalanmamayı da beceriyorsun? Nasıl oluyor?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Bunun adını "çapkınlık" koymak istemiyorum. Siz koyabilirsiniz, istediğiniz ismi verebilirsiniz, ama beş sene önce hayatıma biraz çeki düzen vermem gerektiğine karar verdim. İşim yerinde, konumum yerinde, seviliyorum. Ama &lt;img alt="/_newsimages/4928685.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4928685.jpg" align="right" /&gt;devamlı çapkınlık, devamlı gezip tozmaya devam edince, "zıpır çocuk, çapkın çocuk" diyorlar. Artık 40 yaşına yaklaşan bir adamsan, hayatında bir oturaklılık olmak zorunda. O yüzden dışarı çıkmamaya başladım. Olayı yedim, bitirdim. Gittim, yaşadım, bıraktım. Şu saatte şu kapıda şunlar var, şu saatte şurada şu muhabbet var öğrendim. Uzun ilişkilerim, kısa ilişkilerim oldu. Hayatta herkes bir arayış içinde ama mesleğimden dolayı göz önünde yaşamamam gerektiğini öğrendim. Sadece benim için değil, beraber olduğum insanı da tehlikeye atıyor, onu da lekeliyorum. Karşındaki bir devlet memuruysa ya da bankacıysa, bilmem neyse, ardında ünlü biri bırakıp onun hayatını da mahvetmiş oluyorsun. Hayatın boyunca onun hayatına sahip çıkıyor musun, hayır! "Hoşçakal" diyorsun! Bunları anladım. Artık yaşım 39 oldu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Evlilik düşüncesi var mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Benim işim, evlilik kadar büyük bir sorumluluk. Evlendiğim anda o tarafa gitmem lazım. Yani kendimi geri çekmeliyim. Şu anda da aklımın ucuna gelmiyor açıkçası. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Zaman zaman "Şunu da yapsaydım" dediğin şeyler oldu mu?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Benim en büyük eksikliğim İngilizce. Dünyayı gezmek isterdim. Maddi imkanım var ama yurtdışına çok fazla çıkmıyorum. Az İngilizce bildiğim için çekiniyorum. &lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 207px; height: 331px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="207"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4928684.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;b&gt; Yıllar önce Tarkan talk show’lara katılmayacağını açıkladı, neden sence?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- O açıklamanın öyle olmadığını öğrendik biz. Bu sene de yeni bir kampanya başlattık "Tarkan gelsin" diye. Vallahi isterim canlı yayında konuğum olsun. İstediği her şeyi konuşabiliriz, konser verir, dilediği her şeyi yapabilir. Bir kere olsun ağırlamayı çok isterim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ben hiç aşık olmadım&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Aşık oldun mu hiç?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Olmadım ya! Öyle bir aşk yaşamadım. Zaten uzun vadeli bir ilişkim olmamıştı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; "Havaalanı" dizisinde oynayan Özlem Işık ile birlikte olduğun, hatta ilişkinin nişanlanmaya kadar ilerlediği kulağıma gelmişti...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Öyle bir yere kadar gitmedi. Bir tanışmamız, sohbetimiz oldu, ama oralara kadar uzamadı. O işi fazla abartıp, fazla ayyuka çıkardılar ve bir efsane haline geldi. Ama öyle bir durumumuz olmadı. Ona bakarsan Bursa’da öğretmen birisi de varmış. Yazılıp çiziliyor böyle şeyler. Ben birisiyle nişanlılık dönemine kadar gitseydim, söylerdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/8172696.asp?gid=222&amp;amp;sz=87435"&gt;hurriyet.com.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7566885867994915372?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7566885867994915372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/beyazt-ztrk-rportaj.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7566885867994915372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7566885867994915372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/02/beyazt-ztrk-rportaj.html' title='Beyazıt Öztürk Röportaj'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7670610757611439230</id><published>2008-01-23T15:20:00.000-08:00</published><updated>2008-01-23T15:21:52.743-08:00</updated><title type='text'>Mustafa Sandal ve Emina Türkcan'ın Valentino imzalı nikahı</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Valentino imzalı nikah&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4828200.jpg" alt="Valentino imzalı nikah" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; 14 Ocak'ta Hotel Les Ottomans'da evlenen Mustafa Sandal-Emina Türkcan çiftinin nikahtan ilk fotoğrafları ortaya çıktı.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=8589&amp;amp;rid=2369" target="_BLANK"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table style="width: 207px; height: 215px;" align="left" border="2" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="207"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4828755.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Valentino imzalı gelinlik ve damatlık giyen çiftin mutluluğu, gözlerinden okunuyor...&lt;br /&gt;MUSTAFA Sandal, 3.5 yıldır birlikte olduğu Saraybosna'lı Emina'yla 14 ocak'ta Kuruçeşme'deki Hotel Les Ottomans'da sessiz sedasız evlendi. Sadece 30 kişilik davetli topluluğunun bulunduğu nikahta Mustafa Sandal'ın nikah şahitliğini KVK şirketinin genel müdürü Bülent Çavuşoğlu, Emina Türkcan'ın şahitliğini ise Bizera isimli kız arkadaşı yaptı. Büyük bir gizlilik içinde yapılan ve Beşiktaş Belediyesi memurunun kıydığı nikahın bütün hazırlıkları Arnavutköy'deki Dolce kafenin sahibi Nilgün Ertuğ tarafından yapıldı. Nikah masası ve davetlilerin oturacağı masa ve sandalyeler Fransız dantel ve ipek organze kumaştan hazırlanırken, masaların üzerine İtalyan Massimo imzası taşıyan şamdanlar konuldu. Gelin ve damatlık moda dünyasının ünlü ismi Valentino imzalı... Emina Valentino'nun sade bir gelinliğini giyerken, Mustafa Sandal ise ünlü modacının papyonlu siyah bir takımını tercih etti. Gelinin gelin başı, elindeki buketi ve düğün pastası da yine Nilgün Ertuğ tarafından hazırlandı.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7670610757611439230?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7670610757611439230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/mustafa-sandal-ve-emina-trkcann.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7670610757611439230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7670610757611439230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/mustafa-sandal-ve-emina-trkcann.html' title='Mustafa Sandal ve Emina Türkcan&apos;ın Valentino imzalı nikahı'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-7022795584466438978</id><published>2008-01-23T15:19:00.000-08:00</published><updated>2008-01-23T15:20:20.242-08:00</updated><title type='text'>Dilek Hanif defilesi</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Paris’te Dilek Hanif defilesi&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;Erhun GEYİSİ/PARİS, (DHA)&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4834894.jpg" alt="Paris’te Dilek Hanif defilesi" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Dünyaca ünlü Türk moda tasarımcısı Dilek Hanif’in son kreasyonu, Haute Couture Haftası çerçevesinde modanın başkenti Paris’te sergiledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dünyaca ünlü Türk moda tasarımcısı Dilek Hanif’in son kreasyonu, Haute Couture Haftası çerçevesinde modanın başkenti Paris’te sergiledi.&lt;br /&gt;Paris’in en seçkin kültür ve sanat merkezlerinden birisi olarak gösterilen ‘Palais de Tokyo’da (Tokyo Sarayı) gerçekleştirilen defilede Dilek Hanif, seçkin bir davetli topluluğu önünde 2008 yaz koleksiyonunu sergiledi. Dilek Hanif'in, 20'nci yüzyıl başlarında Osmanlı kültüründen esinlenerek hazırladığı giysilerle, yeni bir dönem başlatan Fransız tasarımcı Paul Poiret’den esinlenerek hazırladığı defilede, turkuaz, mercan, gece mavisi, bakır ve dore gibi renkler ön plana çıktı. Modern ve geleneksel çizgilerin bir arada kullanıldığı kıyafetler, ağır işlemeler ve Osmanlı motifleriyle dikkat çekti.&lt;br /&gt;20 kişilik manken kadrosu tarafından sergilenen kıyafetler büyük ilgi görürken, oturacak yer bulamayan birçok katılımcı, defileyi ayakta da olsa izledi.&lt;br /&gt;Serginin ardından alkış tufanı içinde gözyaşlarına boğulan Dilek Hanif, “Kızım, ‘Anne lütfen bu sefer ağlama’ dedi ama, maalesef kontrol edebildiğim bir şey değil. Çünkü bunun için gerçekten çok fazla emek veriyoruz. Ben ve ekibim, kalpten, gönülden çalışıyoruz. Onun için de böyle duygusal oluyorum” dedi.&lt;br /&gt;Hanif, çalışmalarını yaklaşık 6 aydır sürdürdükleri defilenin, 2004 yılında yine aynı hafta çerçevesinde Paris’te gerçekleştirdiği defileden çok daha büyük bir ilgi gördüğünü ifade ederek, “Çok güzel bir kalabalık vardı. Basından ve Fransa’nın dışından bile gelen çok üst düzey misafir grubu vardı. Onlar tarafından beğenilmesi, alkışlanması, çok doğru yerde, doğru bir şekilde koleksiyonumuzu başarıyla sunduğumuzu gösteriyor” diye konuştu. Hanif, sözlerini, ‘Haute Couture’de Paris bir zirvedir ve bu zirveye geldik. Zannediyorum yüzümüzün akıyla gidiyoruz” diye tamamladı.&lt;br /&gt;Dilek Hanif’in defilesinde Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Osman Korutürk’ün yanısıra Erkan Özerman, Tuba Peksayar, Ender Mermerci gibi isimler de katılımcı olarak yer aldı.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-7022795584466438978?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/7022795584466438978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/dilek-hanif-defilesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7022795584466438978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/7022795584466438978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/dilek-hanif-defilesi.html' title='Dilek Hanif defilesi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-4129536769552860591</id><published>2008-01-23T15:17:00.000-08:00</published><updated>2008-01-23T15:19:22.963-08:00</updated><title type='text'>Lezbiyenler Ece Gürsel 'in Peşinde</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Lezbiyenler peşimde&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4704411.jpg" alt="Lezbiyenler peşimde" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Ece Gürsel, erkeklerden çok kadınların peşinde olduğunu söyledi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaşadığı aşklar ve iddialı açıklamalarıyla gündemden düşmeyen manken Ece Gürsel, erkeklerden çok kadınların peşinde olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Gürsel, "Aldığım tekliflere inanamıyorum. Gençlik nereye gidiyor anlamıyorum. Kadınlar, 'Gel benimle birlikte ol' diyerek adeta bana yalvarıyor" dedi. İnternetle arasının iyi olmasına rağmen bilgisayarın başına geçmeye cesaret edemediğini söyleyen Gürsel, "İnternet sitemi kadınlar kilitledi. Beni taciz ediyorlar" diye konuştu.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-4129536769552860591?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/4129536769552860591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/lezbiyenler-ece-grsel-in-peinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4129536769552860591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/4129536769552860591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/lezbiyenler-ece-grsel-in-peinde.html' title='Lezbiyenler Ece Gürsel &apos;in Peşinde'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-1957496283186913653</id><published>2008-01-23T11:57:00.000-08:00</published><updated>2008-01-23T12:03:13.881-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taç mahal'/><title type='text'>Taç Mahal</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c8/Taj_Mahal_in_March_2004.jpg/728px-Taj_Mahal_in_March_2004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c8/Taj_Mahal_in_March_2004.jpg/728px-Taj_Mahal_in_March_2004.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The Taj Mahal (Devanagari: , Nastaliq: ), Hindistan'ın Agra şehrinde bulunan anıt mezar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tac_Mahal"&gt;Taç Mahal&lt;/a&gt;, Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan -Şah-ı Cihan (Dünyanın şahı)-(1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan'in Agra şehrinde, Jumna (Yamuna) Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. (Babür Şah'ın kurduğu Hint-Türk İmparatorluğu, Hindistan'da 332 yıl (1526-1858) egemen oldu.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Arcümend Banu'nun, (Mümtaz Banu Begüm) doğum sırasında ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapının mimarları; Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazılari yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapimi için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. 1630'da inşaasına başlanan eser, 22 yil sonra 1652'de tamamlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taç Mahal'in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmistır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat İsmail Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşaatta çok sayıda ustanın da yanısıra, günde 20 bin işçinin çalışmasıyla türbe 1643'te, çevresindeki avlu ve yapılar 1649'da bitirildi. Tac Mahal, 22 yılda 1653'te bütünüyle tamamlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agra ilinin dışında Yamuna Irmağı'nın kıyısında, 305x580 metre ölçülerinde dikdörtgen avluda yer alan Tac Mahal, dört cephesinin ortalarında 33 metre yüksekliğindeki taç kapılarıyla 75 metre yüksekliğindeki anıt kubbeyi çevreliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç mekanı örten 30 metre yüksekliğindeki alt kubbeyle üst kubbe arasında türbe mekanı kadar ölü hacim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mümtaz Mahal ve Şah Cihan'in sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbede insan ağzından çıkan her ses 7 kez yankılanacak şekilde bir akustiğe sahiptir. Şah'ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taç Mahal'in yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romantik görünüşü ile herkesi büyüleyen, Doğulu Batılı birçok ünlü yazar ve şaire ilham kaynağı olan Taç Mahal, mehtaplı gecelerde bile aydan daha parlak görünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EFSANELERİNDEN BİRİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur'a giden Şah Cihan'a, dokuz aylık hamile olmasına rağmen her zamanki gibi eşi Mümtaz Mahal de eşlik etmişti. Mümtaz Mahal, 14. çocuklarını doğururken öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1631) Şah Cihan, eşinin ölümünden sonra 2 yıl yas tuttu. Artık devlet işlerine ilgisini kaybeden hükümdar, teselliyi sanat ve mimaride buldu. Eşinin ölümünden 6 ay sonra Taç Mahal'in temeli atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneye göre kubbeyi desteklemek için yapılan iskele, kubbeden daha fazla masraf ve iş gücü gerektirmişti. İnşaatın bitimine yakın Şah Cihan'a iskeleti sökmenin 5 yıl alacağı bilgisi verilmesi üzerine Şah Cihan, herkesin söktüğü tuğlanın kendisine kalacağı şeklinde bir emir yayınlamış ve iskele bir gecede sökülmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tac Mahal, 1983’ten bu yana UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın yeni yedi harikası 'ndan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı, dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek için başlattığı yarışmaya 21 finalist eser katıldı. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve YENİ 7 HARİKA[1] adlı internet sitesinde 6 yıl boyunca oy kullanarak dünyanın yeni 7 harikasını seçti. Cep telefonu ve internet oylarıyla belirlenen dünyanın yeni 7 harikası, Portekiz'in başkenti Lizbon'da ilan edildi. Dünyanın yeni 7 harikası; Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan'daki Tac Mahal anıtmezarı şeklinde sıralandı.&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;  &lt;a href="http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/03/16/dunya/dunya10.html"&gt;Müslümanlar: Tac Mahal bizimdir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hindistan'da bir Müslüman vakfı, Tac Mahal'in kendilerine ait olduğunu ileri sürerek mahkemeye başvurdu. Müslüman mezarlıklarını ve camilerini idare eden Sünni Vakıf İdaresi, Allahabad Yüksek Mahkemesi'ne verdiği dilekçede 'Tac Mahal bir külliye. Burada türbenin yanı sıra mezarlar ile bir mescit de var. Bu da buranın bize ait olduğunu gösteriyor' dedi. Mahkeme, kararını 19 Nisan'da verecek. (AA)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9070023790646467368-1957496283186913653?l=editorya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://editorya.blogspot.com/feeds/1957496283186913653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/ta-mahal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1957496283186913653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9070023790646467368/posts/default/1957496283186913653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://editorya.blogspot.com/2008/01/ta-mahal.html' title='Taç Mahal'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9070023790646467368.post-5537474860319300433</id><published>2008-01-03T07:29:00.000-08:00</published><updated>2008-01-03T07:30:41.069-08:00</updated><title type='text'>Yağmur Atacan - Pınar Altuğ</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="6" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 class="HabDetHeader"&gt;Yağmur'a jigolo muamelesi yapıldı&lt;/h1&gt;&lt;/td&gt; &lt;td class="HabDetDate" align="right" width="130"&gt;  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt; &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="y_editor_info" style="color: rgb(68, 68, 68);" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td height="10"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td class="yHabDetText"&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4701197.jpg" alt="Yağmur'a jigolo muamelesi yapıldı" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /&gt;&lt;b&gt; Yağmur Atacan'la yaşadığı ilişki yüzünden sürekli eleştirilen Pınar Altuğ, içini döktü.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;p&gt;"Annesi Yağmur'u benim için doğurmuş. Biz hayatımızı, 'Millet ne der' diye yaşamıyoruz. Sonra millet bana giden günlerimi geri verebilecek mi? Hayır, o zaman bu yaş mevzusundan kime ne? Yahu kimin tavuğuna kış demişiz? Yağmur'a jigolo muamelesi yaptılar bana da bilmem ne muamelesi?"&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Yağmur Atacan’la yaşadığı ilişki yüzünden sürekli eleştirilen Pınar Altuğ, içini Kelebek’e döktü. "Annesi  &lt;table style="width: 206px; height: 308px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="206"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4701196.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Yağmur’u benim için doğurmuş" diyen Altuğ’un en sert açıklaması ise şu oldu: "Biz hayatımızı, ’Millet ne der?’ diye mi yaşıyoruz? Sonra millet bana giden günlerimi geri verebilecek mi? Yağmur’a jigolo muamelesi yaptılar bana da bilmem ne muamelesi. Bu ne demektir ya!" &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Kışı şortlarla geçiriyorsunuz. Üşümüyor musunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yok, üşümüyorum. Ben kışın çorap bile giymem, alışkanlık işte. Çocukken de böyle dolaşırdım. Bugüne kadar, Allah’a şükür, sağlık açısından da bir sorun yaşamadım. Vallahi benim çocuğum da böyle büyüyecek. Çünkü Yağmur da benim gibi. O benden de çıplak gezer.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Nişanlınız Yağmur Atacan, gazetecilerin kendisine "Bey" diye hitap etmesini istemiş. Bu doğru mu? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Bir gün televizyon muhabirleriyle röportaj yaparken yanıma Yağmur geldi. Gelince muhabirlerden biri laubali bir şekilde, "Yağmur, abi naber ya" dedi... Yağmur da öylece kalakaldı. Ben de onun üzerine, "Naber abi tavrınızdan rahatsız bence Yağmur Bey" dedim. Söylediğim bu. Bunun üzerine, "Bana hanım diyorsanız, Yağmur’a da beyefendi diyeceksiniz" diye bir haber çıktı. Bu beni üzüyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;İyi de "Yağmur bazı gazetecileri düzeltecek" demişsiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yok böyle bir şey. Seray’la (Sever) Oktay’ın (Kaynarca) programına gittim. Orada yaşanan bu tartışmayı sordular, ben de "Yağmur’un cevabı biraz serttir. Ben araya girip durumu düzelttim" dedim. Bunun üzerine Seray da, "Ne yani Yağmur’un düzeltmesi senin gibi olmaz mıydı?" dedi, "Olmazdı" dedim, gülüştük. "Yağmur düzeltir" meselesi de buradan. Yoksa birine el kaldırmak anlamında falan bir şey söylemedim. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Neden Yağmur Atacan adına hep siz konuşuyorsunuz? Sevgiliniz de kendisini ifade edebilir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Gazeteciler genelde soruları bana soruyor. Çünkü Yağmur’un cevapları pek onların işine yaramıyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Çünkü siz nabza göre şerbet vermeyi biliyorsunuz. Magazin konusunda tecrübelisiniz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4701193.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4701193.jpg" align="right" /&gt;&lt;/b&gt;- Uzun yıllar oldu... Aslında Yağmur ile mesleğe başlama tarihimiz hemen hemen aynı. Fakat ben daha fazla göz önünde olduğum için magazin tarafından bilinen biriyim. Dolayısıyla da basınla savaşmayı daha iyi biliyorum. Bu anlamda "Bizim ailenin sözcüsü benim" gibi bir durum var açıkçası.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;KÜÇÜCÜK FIÇICIK İÇİ DOLU TURŞUCUK&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Peki, evde durum nedir?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evde baskın olan Yağmur’dur. Ben sadece işimi yaparken çok otoriter ve dominantımdır. Bu anlamda hakikaten dediğim dedik, çaldığım düdüktür. Prensiplerimden asla ödün vermem. Ama evde asla öyle değilim. Kedi gibiyim. Yapı olarak dominantım ama Yağmur evde buna müsaade etmez. Ancak insanlar bunun tam tersini görmek, duymak istiyor. Medya da böyle yansıtmayı seviyor; "Fazla uzun sürmez, biz demiştik" demek için ayrılmamızı dört gözle bekliyorlar. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Yok canım, o kadar da değil...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Var, var... Çok mutluyuz, huzurluyuz ama dünyada her şey bizim için. Bir gün o da olabilir, ayrılabiliriz. O zaman ne yapacaklar, "Biz demiştik" diyecekler. Yürüdüğüne inandırabilmemiz için ne kadar zaman aşılmalı? Ben hep Yağmur’u ve kendimi, ilişkimizi anlatmalı mıyım? &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;  Yağmur Atacan’ı bir de sizden dinleyelim o zaman. &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Ben Yağmur’un her şeyini çok seviyorum. Ona, "Küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk" diyorum. Çok kuvvetli bir adam. Taşınmayacak şeyi taşır. Ve çok özel bir insan. Annesi benim için doğurmuş. "Millet ne der?" yok onda mesela. Ayrıca çok sağlam birisi. O zor günlerimde, evde avaz avaz ağladığım zamanlarda beni ayakta tutan hep Yağmur’du. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Dolayısıyla da "Yaşını sormaya hiç gerek duymadım" diyorsunuz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, öyle... Birini beğendiğinde, ona karşı bir şey hissettiğinde önce yaşını mı sorarsın? Ya da adamı beğendin, çok aşık oldun, "Seninle beraber olamam sen benden küçüksün" mü dersin? Olabilir mi böyle bir şey? Biz hayatımızı, "Millet ne der?" diye mi yaşıyoruz. Sonra millet bana giden günlerimi geri verebilecek mi? Hayır! O zaman bu yaş mevzusundan kime ne? Yahu kimin tavuğuna kışt demişiz? Birinin adamına mı sarkmışız, adamın parası için mi evlenmişim, ne yapmışım? Yağmur’a jigolo muamelesi yaptılar bana da bilmem ne muamelesi... Bu ne demektir ya! &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Eşiniz ya da sevgilinizle sorunlu olduğunuz günlerde başkasına aşık oldunuz mu?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;table style="width: 207px; height: 319px;" align="left" border="0" cellpadding="1" cellspacing="2" cols="1" width="207"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4701192.jpg" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;- Aşk biterse, seni bağlayan şey ne? Hele nikáhlı da değilsen... Başka ne var seni bağlayan? O zaman biri olur ya da olmaz. Benim Yağmur’dan önceki ilişkim, son beş aydır sallanan bir ilişkiydi. Hanginizin haberi oldu? Hiç kimsenin... Evimden bir hafta gittim, hanginiz bildiniz? Neden gittiğimi bilseydiniz ayrılık konusunda haklı mı olacaktım? Saçmalık! &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Neden evden gittiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Denemek için. "Biz ayrı oluyor muyuz, bir bakalım" dedik ve ben evden ayrıldım. Baktık ki ayrı olabiliyoruz,  ilişkimizi noktaladık. Sonra da Yağmur hayatıma girdi. O da kız arkadaşından ayrılmıştı. Aynı dertten muzdariptik. Konuşacak çok şeyimiz vardı. Bir ayrılık, hayattaki çok önemli birisiyle tanışmamı sağladı. Her şerde bir hayır vardır... Yağmur için canımı veririm onun için. O kadar kıymetlimdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Onların yaptığı sunuculuğu &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;dedem de yapar&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Biraz Kanal 1’de sunacağınız programdan bahseder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Kanal 1’de "Mucizeler Gecesi" adlı bir şov programı sunacağım. "Mucizeler Gecesi", Kanal 1’in en pahalı prodüksiyonlarından biri. Yabancı format... Dünyanın her yerinden doğa üstü yetenekleri olan insanları Türkiye’ye getireceğiz ve onlara canlı yayında şovlarını yaptıracağız.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Jüri üyeliği teklifi aldınız mı hiç?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Yok. Benim işim sunuculuk. Arada bir televizyonu açıp yarışma programlarını izlemeye çalışıyorum, durum fena. Her şey birbirine girmiş,  kimin ne dediği bile belli değil.  Yaptığı  sunuculuk değil ki... Onların yaptığını sunuculuğu dedem de yapar. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;12 Nisan’da evleniyoruz&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Hiç aldatmadığınızı söylüyorsunuz. Peki, siz hiç aldatıldınız mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet... Hem evliliğimde hem de Yağmur’dan önce yaşadığım ilişkimde böyle şeyler olmuş. Ben sonradan öğrendim. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; Yağmur Bey’e güveniyor musunuz peki?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Güveniyorum tabii ki... Güvenmezsem hayat nasıl geçecek? Hayatımın hiçbir döneminde karşımdakinden şüphe duymadım. Başıma ne geldiyse de o yüzden geldi zaten. O da ayrı bir konu... &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt; O zaman bu ilişkinizde o kadar da rahat değilsiniz...&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Evet, eskiden partnerimi daha rahat bırakırdım. Şimdi "Tek başına gezmezsen iyi olur" diyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img alt="/_newsimages/4701195.jpg" src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4701195.jpg" align="right" /&gt;&lt;b&gt; Peki...  Şu an Yağmur Atacan’la nişanlısınız.  Ne zaman evleniyorsunuz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- 12 Nisan 2008’de...  Çok e
